İşin Özü Bu İşte
Sana ağız dolusu küfürüm var; ama söylemeyeceğim. Küfrümü kurşun yapıp buz tutmaya çalışan yönlerime sıkacağım. Öyle bir kurşun olacak ki kan akıtmayacak sadece şeffaf bir sıvıyı çırılçıplak kalmış bir insan gibi utanan gözlerimden toprağa akıtacağım. Üç ses çıkacak bir kurşundan. Biri “Çaresizim!” diye yankılanacak. Diğeri “Senden yana olduğum için pişmanım!” diye parlayacak. Üçüncüsü de “ Sana bir yalan borcum var.” diye gökyüzüne kavuşacak. Canımı alacak o kurşun; ama ben ölmeyeceğim.
Hallerimdeki yapaylık sen olacaksın. Mavi olacak rengi bu kurşunun; bana özgürlüğü, aşkı simgeleyecek sana; tutuklanmayı. Alacak benden söyleyemediklerimi içimde ısınmakta olanlar; ama olmayacak senden yaşanmışlıklarım.
Sana ağız dolusu küfürüm var; senin o kadar güzel küfürlere layık olmadığını bilerekten. Eskiyecek zamanla o küfürler ve ben yerine yenilerini koyacağım; ama hiçbir zaman kendimi kaybetmişken bu gözlerimden düşmüş kentte sana yollamayacağım. Kendimi toparlarım belki ben; ama sen küfürlerimi toplayamazsın ki…
Küfürlerimi yırtık olmayan, dışarı dökülmeyecekleri bir çuvala koyacağım. İçinden her saniye bir tanesini çekeceğim; ama bu çekiş bende sana karşı bir duvar, sende ise duymamanın vereceği bir rahatlığı yaratacak. Sonra bir tane daha çekeceğim; duvar iki kat olacak ama senin içine kuşku düşecek. O bir zamanlar güzel kullandığım kelimelerin neden yorgun düştüğünü anlamamaktan dolayı yollara düşeceksin o küfürler i arayacaksın sana ulaşmamasından tedirgin bir durumda.
Ben yıllarca o torbadan sana karşı küfürler çekeceğim; ama sen bilmeyeceksin. İşte o yüzden ben rahat sen kanayarak uyuyacaksın. Öyle bir an gelecek ki ben kanayarak sen rahat uyuyacaksın