İslam’da İşçiye Verilen Önemİslam’da İşçiye Verilen Önemİslam’da İşçiye verilen ÖnemYüce Allah mukaddes kitabında: “Artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların haklarını ve ücretlerini eksiltmeyin, halka haksızlık etmeyin!” (A’raf,7/78) buyurarak işçinin hakkının gözetilmesini emretmiştir. Hz. Peygamber de: “ Çalıştırdığınız kimsenin ücretini henüz teri kurumadan veriniz!”(Heysemi, Mecmau’z-zevaid IV/97) buyurarak emeğin karşılığının geçiktirilmeden hemen verilmesini emretmiştir. Başka bir ayet-i kerimede ise: “İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez”( Necm, 53/39) buyurarak çalışmanın, ter dökmenin önemini vurgulayarak insanları çalışmaya teşvik etmiştir. Hz.Peygamber’de: “Hiç kimse kendi elinin emeğinden daha temiz bir kazanç elde edemez” buyurarak işçinin emeğinin kutsal olduğunu, çalışmanın bir ibadet olduğunu ümmetine müjdelemiştir. Başta kendisi olmak üzere Hz.Peygamber ve seçkin ashabı bizzat kendileri çalışarak bu hususta güzel bir örnek teşkil etmişlerdir. Bir gün Hz. Peygamber arkadaşlarından Hz.Muaz b.Cebel ile musafaha yapınca buyurur ki:” Muaz, ellerin nasırlaşmış!”. Hz.Muaz: “Evet, ey Allah’ın Resulu, elimde kazma toprakla meşgul oluyor ve bu sayede çocuklarımın nafakasını temin ediyorum.” Hz. Peygamber Hz. Muaz’ı öperek: “Bu eli Cehennem yakmaz” demiştir. Dinimiz çalışmanın önemini vurgulamakla kalmaz işçi hakkının gözetilmesini emreder. “ Allah, çalıştırdığı işçiden azami verim aldığı halde, onun ücretini tam ödemeyenin ahirette hasmı olacaktır”(Buhari, İcare,10) buyuran Hz.Peygamber, bir kudsi hadiste de Yüve Allah’ın şöyle dedeğini haber verir: “ Üç kimse, kıyamet gününde Beni karşısında bulacaktır: Benim adımı kullanarak haksızlık eden; hür bir insanı satıp parasını yiyen; bir işçiyi çalıştırıp da ona ücretini vermeyen” (Buhari, İcare,12,15) “Büyük sermaye sahiplerinin ve kabile büyüklerinin kibir, açgözlülük ve hırsla işçileri ve köleleri sömürdükleri cahiliye döneminde onların zulme dayalı düzenlerini alt üst ederek yeryüzünde Allah’ın emirleriyle şekillenen bir sosyal adalet sistemi oluşturan İslam, zenginliği, fakirliği bir imtihan olarak kabul etmiş, işçilerin sömürülmesini önlemiş ve bir manada sınıfsız bir toplum anlayışı geliştirmiştir. Bu itibarla da, Müslümanlar arasında işverenler, içtimai hayatta işçilerden daha aziz ve değerli değildir; işçiler de işverenlere nazaran kıymetsiz ve değersiz kabul edilmemektedir. Çünkü, İslam’da üstünlük takva iledir; ilim ve amel bakımından ileri bulunan ve Allah’a karşı saygı hisleriyle dopdolu olan bir kimse daha üstündür. İslam fıkıhçıları, fertler çalışacak iş bulamazlarsa, devletin onlara iş bulmak ve geçimlerini sağlayabilecekleri imkanlar hazırlamak zorunda olduğunu belirtirler. Devlet, bir taraftan dilenmeyi, rüşveti, faizi ve kumarı yasaklayıp bunlara mani olmalı; diğer yandan da çalışmayı emrederken herkese uygun iş sahaları açmalıdır. Hastaların, yaşlıların, kimsesizlerin ve yoksulların geçimini garanti altına almak da devletin vazifeleri arasındadır.” (İslam’da İşçi Hakları ve İşçi-İşveren Münasebetleri isimli makale) İşçilere sağlanması gereken hayat seviyesine ise Hz. Peygamberin: “Şayet, bir kimse bizim işçimiz olarak vazifelendirilirse, barınacak yeri yoksa kendisine bir ev edinsin; bekarsa evlensin; hizmetçiye ihtiyacı varsa o iş için birini tutsun ve eğer biniti yoksa bir binit edinsin. Kim, bunlarla yetinmez de daha fazlasını isterse, o, ya emanete hıyanit edecek veya hırsızlığa düşebilecek birisidir.”(Ahmet b. Hanbel, Müsned, lV, 299) hadisi ile dikkat çektiği görülmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere bir işçi; - Ev sahibi olabilmeli, - Evlenebilmeli, - Hizmetçi tutabilmeli, - Araç alabilmelidir. İslam, adeta işçinin hayat seviyesi ile ilgili standartı belirlemiş, bunun ötesinde insanın aç gözlü ve her şeye sahip olabilme düşüncesini doğru bulmamıştır. Bu hayat standartını islamdan başka sağlayan ya da teklif eden hiçbir sistemin olmadığını görmekteyiz. Ücret konusuna gelince; “Cenab-ı Hak, insanları ayrı ayrı istidat ve kabiliyette yaratmıştır. Kabiliyetlerdeki bu ayrılığın, görülen işe aksetmesi ne derece normal ise, yapılan işlerdeki ayrılığın da ücrete aynı şekilde aksetmesi o derece tabiidir. Bütün iş ve meslekler eşit emek, eşit yetenek gerektirmediği gibi iş riskleri de farklı farklıdır; dolayısıyla bu unsurlar göz önünde bulundurulduğunda işçilerin eşit ücret almasının gerekmediği anlaşılır. Mesela; bir inşaat işçisi özel bir eğitim ve yeteneğe gerek olmaksızın çalışabilir. Fakat aynı inşaatın mühendisi, fayans, mermer veya parke döşeyicisi ise ancak özel eğitim ve beceri ile işini yapabilir. Dünya, insan için duygu ve kabiliyetlerini inkişaf ettirme yeridir. Onun için de İslam’da, duygu ve kabiliyetlerin inkişaf ettirilmesine göre mükafat verme prensibi vardır. Kur’an-ı Kerim’in, “İnsana sa’yinin semeresinden başka bir şey yoktur”(Necm 53/39) mealindeki ayeti fevkalade istidat ve kabiliyetin, fevkalade muameleyi gerektirdiğine de işaret etmektedir ki, bu, İslam’ın ücret ve mükafat mevzuunda değişmeyen bir prensibidir. Evet, bu ilahi sistem, beyin gücüyle çalışana da, beden ameliyesinde bulunana da emekleri nispetinde karşılık verme ölçüsünü getirmiştir.Dolayısıyla omuzları üzerinde Hazreti Ömer’in kafasını taşıyana verilecek olan mükafat ile, hiçbir fikir cehdinde bulunmadan sadece bedeni bir iş yapana verilecek mükafat her halde aynı olmayacaktır ve olmamalıdır da. Gece-gündüz durmadan işini düşünen ve adeta yirmidört saat mesai yapan bir insanla, birkaç saatlik çalışmadan sonra yan gelip yatan insanı birlikte değerlendirmek elbette adilane değildir. Onun için, eşit ücret teorisi dünyanın büyük bölümünde, uzun zaman tamamen beşerin tabiatına, fıtratına ters bir istikamette işlemiş ve asla her zaman kabul edilebilir bir tatbikat olma özelliği gösterememiştir. Öyle ise istidat ve kabiliyetler, kamet-i kıymetlerine göre ücret almalıdır. Ancak, en aşağı seviyedeki insana verilen ücret de, mutlaka onun insanca yaşamasına yetecek ölçüde olmalı; fazlalıklar ise, insanların o mevzudaki maharet ve tecrübelerine göre tespit edilmelidir.”(a.g.m.) Devam Edecek…
Telif Hakkı Uyarısı İslam’da İşçiye Verilen Önem isimli yazı, Bayram Özbek tarafından 20.02.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
21
Vicdanda Çözülecek Sorun Vicdan Varsa Çözülür
• İbrahim Faik Bayav • Toplumsal Makaleler • 23 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
17
Kasım
16
Aldananlardan Olmayın !
• Ertuğrul Erdoğan • Toplumsal Makaleler • 178 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Kasım
14
Baz İstasyonlarına " H A Y İ R "
• Hatice Engin • Toplumsal Makaleler • 51 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
10
Ağustos
19
Dursun Öldü Yaşasın Temel Yaşasın İdrüs!
• Bayram Özbek • Eleştiri Makaleleri • 178 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
12
Ağustos
4
Müzakere Stratejileri ve Arabuluculuk
• Bayram Özbek • Bilimsel Makaleler • 255 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
26
Mayıs
21
Şubat
20
Şubat
20
Ocak
21
Mart
2
Şubat
22 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||