İsrail Golan Tepelerini Suriye’ye Mi Bırakıyorİsrail Golan Tepelerini Suriye’ye Mi BırakıyorMedyada yer alan haberlere göre İsrail, Başbakan Erdoğan’a Suriye’nin barış anlaşması imzalaması halinde 1967 savaşından beri işgali altında tuttuğu Golan Tepelerinden çekileceğini bildirmiş o da Beşşar Esat’ı telefonla arayıp haber vermiş. İlk önce Körfez medyası Suriye Lideri Esat’a atfen bu haberi dünya kamuoyuna duyurdu. Başbakan Erdoğan da Suriye gezisine çıkarken yaptığı basın toplantısında olayı doğruladı.İsrail’e yakın bazı köşe yazarları olayın abartıldığını İsrail’in Golan’dan ayrılmasının mümkün olamayacağını yazdılar. Golan tepelerinin zengin su kaynaklarının İsrail için vazgeçilmezliğinden söz ettiler. Başbakan Erdoğan da İsrail adına temkinli bir dil kullanarak konuya ilişkin peşinen bir sorumluluk yüklenmek istemediği, gelişmelere göre tutumunu belirleyeceği izlenimini verdi. Ancak Başbakan’ın Beşşar Esat hakkında bir tereddüt göstermediği, Suriye için teminat olmada yüksünmediği ve sadece İsrail konusunda rezervi olduğu izlenimi verdiği gözlemlendi. Suriye de İsrail ile barış yapma konusunda Türkiye’ye tam bir güven duyduğunu tutumu ile gayet net belli ediyor. İsrail’i esas tedirgin eden de bu husustur. Türkiye’nin arabuluculuğunda Suriye’yi kazıklayamayacağını, tongaya düşüremeyeceğini düşünüyor. Ayrıca işine gelmediği anda benden bu kadar deyip görüşmeleri yüzüstü bırakması halinde de Türkiye’nin sert eleştirilerinden kurtulamayacağını gayet iyi biliyor. Çünkü Hamas konusunda, Lübnan sorununda Türkiye’nin ne kadar sağlam durduğunu, asla ham tahtaya ayak basmadığını ve olumsuz tutumları karşısında İsrail’e sözünü de esirgemediğini çok iyi gözlememiş durumda. Ne var ki Türkiye aynı şekilde İsrail konusunda da sağlam duruyor, güven sarsıcı hiçbir tutum ve davranışta bulunmuyor. İsrail ise hiçbir zaman barış görüşmelerinde samimi davranmaz. Bu yüzden de dürüst bir arabulucuyu gücü yetse asla kabul etmez. İsrail’in istediği arabulucu tipi, ABD’nin yaptığı gibi karşı tarafa teminat verip sonra İsrail beni dinlemiyor deyip tornistan edecek kaypak bir tip. Böyle durumlarda İsrail’den daha çok arabulucu karşı taraftan tepki alır. İsrail Türkiye’nin böyle işbirlikçi muvazaalı bir rol üstlenmeyeceğini biliyor. Kaldı ki Türkiye’nin İsrail-Suriye, İsrail-Filistin ve Hamas, İsrail-Lübnan arasındaki arabulucu rolü pasif bir rol değil, aksine baskın bir aktif roldür. Çünkü Türkiye savaştan olumsuz etkilenen bir bölge ülkesi olarak İsrail’i barışa zorlayıcı bir arabulucu rol oynuyor. Bu rolünü içtenlikle oynarken hangi tarafın yamukluk yaptığını ve barıştan kaçtığını tespit edip düzeltmede ve aksi durumda tepki vermede gözünü daldan budaktan sakınmıyor. Bu ise İsrail için hiç de katlanılması kolay bir şey değil. Türkiye bu dürüst ve içtenlikli rolünü bütün bölge ülkeleri, hatta ABD ve AB için de sergiliyor. Daha önce Afganistan Devlet Başkanı Karzai ile Pakistan Devlet Başkanı Müşerref de Türkiye’de bir araya gelerek sorunlarını dost bir ülkenin samimi katkıları ile masaya yatırıp müzakere ettiler. Türkiye’de yine bir araya gelecekleri ifade ediliyor. Irak’ta yönetim dışında kalan Sünni Araplar da Türkiye’nin samimi arabuluculuğunda katılıp görev almayı kabul ettiler. Çünkü Türkiye her iki tarafın da haklarının titizlikle korunmasını dürüstçe gözetti ve kefil olduğu kesimin mağduriyetine izin vermedi. Açıkçası İsrail Golan tepeleri konusunda çok fazla direnme gücüne sahip değil. Çünkü barışa yanaşmadığı takdirde nasıl daha büyük sıkıntılara, tehlikelere ve kayıplara muhatap olacağını görebilecek bir noktaya gelmiş durumdadır. İsrailli yöneticiler Hamas’ı yenilgiye uğratmanın mümkün gözükmediğini itiraf ediyorlar. Tek çarelerinin barış olduğunu dile getirmekten -zaaf belirtisi olarak değerlendirilmesine karşın- çekinmiyorlar. Lübnan’da da Hizbullah’a yenildiler. Çünkü Hizbullah önemli ölçüde Suriye etkisine girmiş bulunuyor. Oysa Hizbullah’ın üst düzey yöneticilerinin İsrail işbirlikçileri oldukları biliniyor. İsrail Irak’ta da zor durumdadır. Çünkü büyük umutlar verdiği ve yönlendirdiği bölgesel Kürt yönetimi üst üste hayal kırıklıkları yaşayarak güvendiği dağlara kar yağdığını açıkça gördü. Dolayısıyla Türkiye ile sağlam ilişkiler kurma gereğini bütün varlığıyla hissetmeye başladı. Türkiye de hissettirdiği bu gücünün fark edilmesiyle birlikte barış için her türlü yolu açmak için elinden geleni yapıyor. Bütün bunlar Türkiye’nin bölge ülkelerinde ve toplumlarında büyük bir güven oluşturduğu, bunun da ister istemez ABD yönetimine de yansıdığı gerçeğini gözler önüne seriyor. İsrail bu gelişmeler karşısında ne zor kullanabilecek ne de hile yapıp entrika çevirebilecek imkânlara sahiptir. Eğer Türkiye de zaman zaman karşılıklı güvene zarar verici tutumlar sergileseydi İsrail için de bir manevra alanı açılmış olurdu. Ama Türkiye dürüst ve samimi bir yaklaşımla barış istiyor. Bölge ülkeleri ve toplumları da buna inanıp güven duyuyorlar. Bu yüzden İsrail’in çok yapabileceği bir şey yok. Oysa İsrail’in en temel prensiplerinden biri yaptığı her barış anlaşmasını yeni bir savaş hamlesi için güç, imkân ve fırsat kollamaya vesile yapmaktır. Bu yüzden yayılmacı politikalarını bir yana bırakıp samimi bir barış yapmayı hiçbir komşu ülke için düşünmesi söz konusu değildir. Arzı Mevut gibi ideallerini uzak ve biraz da uçuk bir hayal olarak bir yana bıraksa bile İsrail devletinin güvenliği için yeterli sınırlara henüz sahip olmaktan da çok uzak durumda olduğunu yadsıyamaz. Bu yüzden İsrail ne etrafındaki ülkelere güvenip de barış yapabilir ne de kendini güvende hissedecek yeterli sınırlara hiçbir şekilde ulaşabilir. Terörist bir devlet olarak İslam ve Arap dünyasının ortasında bir çıban gibi ortaya çıktığı günden beri ne kendi huzur bulabildi ve ne de etraf ülkelerine ve toplumlarına rahat verdi. Bu kaos ve çaresizlik ortamında Suriye’ye Golan Tepelerini bırakmamak için sonuna kadar direnmesi asla kolay olmayacak. Çünkü Türkiye-Suriye ilişkileri her iki ülkenin de hızlı gelişmesine ve artan şekilde güçlenmesine büyük katkılar yapıyor. Suriye’nin Türkiye ile ilişkilerinin iyi olması tüm Arap ülkelerinin ilişkilerinin Türkiye ile iyi olması anlamına gelir. Arapların Mısır olmadan savaş Suriye olmadan barış mümkün değil sözü bu bakımdan çok manidardır. Bunun doğruluğu ortaya çıkan etkileri ile görülüyor zaten. Türkiye’ye lider olarak bölge ülkelerinde ağabey gözüyle bakılıyor. Türkiye’nin asıl riski içerideki işbirlikçi azınlıkçı Sabetayist Toplum oligarşisi kalıntılarının huzur, güven ve istikrarı bozucu çabalarıdır. Darbe girişimleri, çete ve mafya örgütleri, siyasi ve ekonomik istikrarı bozucu diğer her türlü çaba Türkiye’nin lider ülke olma yoluna döşenen mayınlar gibidir. Ancak Türkiye bu tür yasadışı örgüt yapılanmalarını önemli ölçüde ve geri dönüşü mümkün olmayacak noktalara doğru getirmiş bulunuyor. Türkiye kamuoyu da artık olup bitenleri tam kavrayamasa bile hissedip farkına varıyor. Türkiye hiçbir şekilde eski karanlık dönemine geri döndürülemeyecek bir olumlu gelişme gösterip bir hayli mesafe almış bulunuyor. Artık sermaye ve medya tekeli kırılan, siyasette tamamen tükenen azınlıkçı Sabetayist Toplum yapılanması da eski günlerine geri dönüşün mümkün olamayacağına kesin olarak inanmış durumdadır. Uzlaşma çağrıları ve çabaları bunun en net göstergesidir. En küçük umutları kalsa uzlaşma çağrısında bulunmazlar. Çünkü uzlaşma ile ellerine geçecek bir şey yoktur. Sadece daha kötü durumlara kontrolsüz sürüklenmemek için önlem olarak uzlaşmanın bir anlamı olabilir kendileri için. Tarihi misyonu Türkiye’yi lider ülke ve süper güç olmaya zorluyor, başka türlü yaşama şansı tanımıyor.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ekim
6
Ekim
3
Ekim
2
Eylül
24
Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül
• Şahin Cahit Yanık • Siyasi Makaleler • 264 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
10
2008 Güney Osetya Savaşı
• Sezer Çalışkanoğ • Siyasi Makaleler • 398 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
5
Yıl 2020 Kızım 18 Ben 47 Yaşındayım
• Şiari Genç • Toplumsal Makaleler • 295 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
5
Adım Adım Armegedon26 Temmuz 2006 Çarşamba
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 151 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
5
Mayıs
3
Amerika Can Çekişirken Asya`nın Dirilişi
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 115 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
3
Köksal Toptan Akpnin Yeni Genel Başkanı mi Oluyor???
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 124 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
1
Milli Güç Oluşturmak ve Onu Maharetle Kullanmak
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 911 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
21
Kirli Derin Devlet Sabataist Cunta ve Mason Localarıdır!
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 693 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
1
Türkiyede 2007 Nin En Önemli 2 Olayı
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 616 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
1
Allaha Tevekkül Etmenin ve Teslim Olmanın Kolaylığı
• Şiari Genç • Toplumsal Makaleler • 495 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
1
Yeni Hedef Bilim Adamları Öldürülüyorlar mi?
• Şiari Genç • Bilimsel Makaleler • 480 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||