“18- 1071’den sonra önemli bir tehdit oluşturan Normanlara karşı, Venedik, Ceneviz ve Pisa’lı tüccarlara ticari ayrıcalıklar vererek, kendini kurtaran Doğu Roma, aslında göbeğinden onlara bağlanmış oldu.19- 1204 : İslâm Dünyasının başına bela ettiği Haçlıların balyozu, bu kez Bizans’ın başında patladı. Öncülerin ardından yapılan...”
18- 1071’den sonra önemli bir tehdit oluşturan Normanlara karşı, Venedik, Ceneviz ve Pisa’lı tüccarlara ticari ayrıcalıklar vererek, kendini kurtaran Doğu Roma, aslında göbeğinden onlara bağlanmış oldu.
19- 1204 : İslâm Dünyasının başına bela ettiği Haçlıların balyozu, bu kez Bizans’ın başında patladı. Öncülerin ardından yapılan ilk üç seferde umdukları zenginliğe kavuşamayan Latinler, 12 Nisan’da D.Roma’nın başkentini ele geçirerek; her tarafı yağmalayıp, yakıp yıktılar ve Latin İmparatorluğu’nu kurdular. Şehirde estirilen şiddet ve yağma hareketi uzun süre hafızalardan silinmedi. Katoliklere duyulan nefret, halkın diline pelesenk olan özdeyiş, şehir İstanbul adını alana dek sürdü: “Kardinal külâhı görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederiz…” Bu durum karşısında imparatorluk ailesi Anadolu’ya göçerek, İznik Rum İmparatorluğunu, bir kolları da Trabzon’a giderek Trabzon Rum İmp.luğunu kurdular.
20- 1261 : 57 yıl Latinlerin zulmünde inleyen şehri, İznik Rum İmparatoru VI.Mihail Paleologos, A.Selçukluları’nın yardımıyla geri alarak, yeniden merkez yaptı.
21- 1302 : Bir Venedik donanması şehri kuşattı. Bir şey elde edemeyince geri döndü.
22- 1348 : Galata’da bulunan Cenevizliler şehre saldırdılar, ama yenilerek geri çekildiler.
23- 1437 : Cenevizliler ikinci kez saldırıya geçtilerse de, gene başaramayıp geri çekildiler.
İSTANBUL’UN TÜRKLER TARAFINDAN KUŞATILMASI
1- 442 : Avrupa Hun İmparatorluğu’nun başına ağbeyi Bleda birlikte geçen Attilâ, önce Doğu Roma İmparatoru ile anlaşıp, kuzey ve doğudan rahatsız eden istilacıları püskürttü. İmparatorun ödediği baçı(vergi) kesmesi üzerine, Tuna kıyısındaki kaleler ile Balkanlardaki stratejik şehirleri tek tek ele geçirip, imparatorluğun ana güçlerini yendikten sonra, başkentin kuzey ve güneyinden denize ulaştı. Şehri kuşatan surlar karşısında, okçularının yetersizliğini anlayarak Gelibolu’ya yöneldi ve oraya sığınmış bulunan kılıç artığı kuvvetleri yok etti. Murgus Andlaşmasıyla yıllık baç ve altın ödentisini üç katına yükseltip geri döndü. 2-447 : Tek başına yönetimi ele geçirip, gene Doğu Roma üzerine yürüyen Attilâ, Balkanları çiğneyerek Yunanistan’a indi. Üç yıl boyunca İmparator Theodosios II ile arasında elçiler gidip geldi. 449’da Tarihçi Priskos’un (Historia adlı eserinde Attilâ hakkında ayrıntılı bilgi verir.) heyeti ile imzalanan barış antlaşması, öncekine göre çok ağır şartlar taşımaktaydı.
Attilâ Doğu Roma’yı değil, Batı Roma’yı istiyordu. Çünkü Doğu Roma’nın tüm topraklarını ele geçirse bile; surlar, Grejuva(Rum ateşi) ve yerleşik bir imparatorluk olması nedeniyle başkentini ele geçiremeyeceğini biliyordu. Bu nedenle Doğu Roma’yı iyice hırpalayıp, güçten düşürerek bir tehdit olmaktan çıkardıktan sonra, batıya yöneldi. Doğu Roma, Avrupalıların “Tanrının kırbacı” dediği Attilâ’dan kurtulmak için birkaç kez suikast düzenledi.
3- 626 : Avarlar, Perslerle ve daha sonra tek başlarına şehri kuşattılarsa da ele geçiremediler.
4-Karadeniz’in kuzeyinden göç eden Türk boylarının hemen hemen tümü ya kendi başlarına veya başka kuvvetlerle şehri kuşattılar, ama yukarıda saydığımız nedenlerle ele geçiremediler.
5-1092 : İzmir Beyi Çaka, 1078-1081 yılları arasında tutsak olarak yaşadığı Doğu Roma başkentinin içten içe çürümüş olduğunu, kara ve denizden yapılacak kuşatmayla rahatlıkla ele geçirilebileceğini görmüştü. İzmir’de ilk Türk Derya Beyliği’ni kurup, kızını Anadolu Selçuklu Sultanı I.Kılıç Arslan ile evlendirerek, kafasında tasarladığu Üçlü Kıskac’ın ikinci ayağını oluşturdu. Trakya’daki Peçenek Türkleri ile anlaşarak üçüncü ayağı oluşturdu. Güçlü bir donanma ile Çanakkale Boğazı’na gireceği günleri hayal derken acı haberi aldı. Bir şeyi unutmuştu; İmparator Aleksi Komnenos’un entrikacılığı ve Doğu Roma’nın ünlü diplomasisini …
Aleksi, altınlarla satın aldığı Türk Kumanları, Peçeneklere saldırtarak tümünü kılıçtan geçirtti. Çaka Beyi bekleyen Peçenekler, ne olduğunu tam kavramadan tarihten silindi.
Çanakkale Boğazı’ndaki Abidos kalesinde Kılıç Arslan ile buluşan çaka bey, şerefine verilen şölende, bizzat damadı tarafından hançerlenerek öldürüldü. Aleksi, düzmece mektuplarla Çaka Bey’in asıl amacının Anadolu Selçuklu Sultanlığı olduğunu toy damada kanıtlamıştı… I.Kılıç Arslan hatasını bir yıl sonra, çekirge sürüsü gibi dağı taşı dolduran Haçlı Öncülerini görünce anlamış, ama iş işten geçmişti. Hazineleri, karısı ve başkenti İznik’i kaptırarak, İç Anadolu’ya çekilmek zorunda kaldı.
Bu durum Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna dek sürdü.
Necla Alptekin / 06.06.2008Haçlı Seferleri; İstanbul için iki yüz ellibin, İznik`e gelinceye kadar birleşerek yedi yüz elli bin kişiden oluşmuş bir ordu. Haklısınız karınca sürüsü betimi çok uymuş. Tarihin entrikalarla dolu asla unutmamalıyız. Kutluyorum Ayten Hanım.
Ayten Dirier / 06.06.2008Moğol Fırtınası ise Türk Memlük Sultanı Baybars tarafında durdurulurken A.Selçuklu Devleti dağılmaya başladı.
Ayten Dirier / 06.06.2008Sevgili Çiğdem, I.Kılıç Arslan, Çaka Beyi öldürdüğünde, çok toydu ve Bizans tezgahlarını bilmiyordu.Aleksios`un jestiyle karısına kavuştu, ama Batı Anadolu`yu kaybetti.Haçlı Seferleriyle Anadolu yakılıp yıkıldı, Türk ilerleyişi durdu ve D.Roma 358 yıl daha yaşadı. Kösedağ ise kaçınılmazdı, çünkü Moğollar bütün devletlere diz çökerttiler. O savaşın da bir yararı oldu; Batı Anadolu yeniden fethedilip Türkleşti... Başarılar!
Çiğdem Bekar Abilov / 06.06.2008Bizans`ın oyununu fark edemeyen I.Kılıçarslan için bu hatanın bedeli gerçekten de büyük oldu,en az kendisi kadar!Toparlanmak hiç de kolay değildi Haçlı darbesi üstüne.Babaeski ya da Kösedağ olur muydu bu hata olmasaydı?Bu sorunun cevabı da yine, tarihçilerin işi sanırım.
Cemal Çelik / 02.06.2008Gözbebeğimiz İstanbul`un tarihi hakkında yeniden bilgilendirdiğiniz için çok çok teşekkür ediyorum. Ayrıca Attilâ`ın büyük bir Türk hükümdarı ve bilgi yönünden araştırılması gereken en büyük sahsiyetlerden biri olan büyük bir lider olduğunu biliyorum. Saygılar ve selamlar sunuyorum. Sağlıcakla kalınız diliyorum.
Recep Köroğlu / 02.06.2008Çok faydalı bir çalışma olmuş.TEBRİKLER!
Aygül Karacan / 01.06.2008Ayten ablacığım keşke tarih öğretmenim sizin gibi olsaydı. Okulda anlayamadığım belki de sıkıldığım konuları sizin kaleminizden okumak ne güzel. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum ablacığım
Adem Efiloğlu / 31.05.2008emeğinize sağlık tebriklerimle
Mehmetşah Yiğit / 31.05.2008İstanbul hakkında okuduğum en güzel makalelerden biriydi,tebrikler,saygılar
Ziyaretçi Yorumu / 31.05.2008Dünyanın GÖZ BEBEĞİ, evliyaların ve şehitlerimizin ebedi uykularında dahi nöbet beklediği güzel şehrimizin tarihçesini, sizin değerli kaleminizden okumak ne güzel bir duygudur!..Fatih Sultan Mehmet`in, fethiyle bize miras bıraktığı güzel şehrimizi keşke koruyabilsek...555.yılı hayırlı olsun tüm "Ne Mutlu Türküm!" diyenlere...Teşekkürler Ayten Hanım...Sevgi ve saygılarımla
Ersin Başeğmez / 31.05.2008sahiden de istanbul o kadar şiiri, romanı, namı hak ediyor. Teşekkürler Ayten Hanım. Çok güzel gidiyor. Tablet gibi bilgiler
Abdurrahman Tümer / 31.05.2008Çok ordular geldi..asırlar boyu..çok toplar savurdular bu surlara..bir gedik bile açamadılar...Fatih sultan Mehmet Handan başka..o genç padişahtan başka..İstanbul Fethinin 555.yılı Türk ve İslam alemine hayırlı olsun..Kutlarım sizi gündeme aldığınız için.