kayit
Google Özel Arama
Sezer Nişancı Canlı Yayında!
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

İstanbul`un Renkleri


İstanbul`un Renkleri

Sonunda İstanbul`u da kaplamıştı bahar tüm güzelliğiyle.Yeşilin hakim olduğu kır bahçesini andıran bir parkta nisan ayının büyüleyici ışığını içime çekiyorum.Elimdeki bir ot parçası rüzgarın çağrısıyla dans ediyor,bazen de durgunlaşıyordu.Aslında şu İstanbul ne güzel şehirdir,kirletilmemiş yüzüyle baktığında insanlara.Siz bilmezsiniz;uzaklardan buraya gelenlero kadar çok etkilenirdi ki buraya mavi gözlü kız derlerdi.Öyleydi de zaten...
Gökyüzü alabildiğine mavi,bulutlar şimdiki gibi yorulmuş,tükenmiş,kararmış değilde güneşle beslenip beyaz beyaz ışıldıyordu.Hele güneş...Yazları tam tepede tüm ihtişamı ile duruyordu.Bazı insanlar
bu ışıltıyı çok abartıp güneşin güldüğünü bile söylerlerdi.Ben de aralar eskisi kadar olmasa da bu yeşilin hakim olduğu parklara gelir,çimlerin üzerinde uzanıp güzel havaların keyfini çıkarıyorum.Şu çimlere uzandım mı ,tüm sıkıntılarımı unutuveriyorum.Neden bilmem en rahat,en yuımuşak yataklarda bile kendimi bu kadar huzurlu ve memnun bulmazdım.Dahası da var:)Uzanmakla kalmaz,bir öğle uyukusuna çıkardım ben:)Rüzgarın tatlı tatlı esişi,yüzümde adeta yürüyüşü...Bunu bilmek,hissetmek ne hoş gelirdi bana.
Biraz kestirdikten sonra en güzeli de yemeğimin önüme,ayağıma kadar gelmesiydi.:)Hemen biraz geçince birkaç simitçi beni bulur,zoraki olarakta olsa bir,iki tane simit satmaya çalışırdı.Yüzü buruşmuş,üzerinde eski,paçavrayı andıran bir kıyafetle uzanmış olarak etrafındakilere yorgun gözlerle bakan bir adamın neresi,neyi ilgi çekerdi bilmem illede;
"Abi birkaç tane de benden al.Ne olacak?_Al,al bir tane daha al."derdi simitçilerin arasından biri.
Ben de alırdım bir,iki tane susamlı olan herşeyi severim.Başında da simit gelirdi.Ağzıma bir lokmakoyduğum anda yavaş yavaş ağzımda parçalanırdı.Tadını ala ala yerdim sıcak simidi.Hadi bir tanesi böyle bitti ama ya ikincisi_?
Böyle kuru kuru gitmiyor ki!Ağzımda düğümleniyor wallahi.En iyisi şu yakınlardaki kahvehaneye girmekti.Çay gelir simidin hakkandan.Simit ile cayın münasebetini bilmeyen yoktur.Ne de güzel giderler yan yana öyle değil mi?_
Kahvehaneye doğru yürüyorum.İçi haylaz delikanlılarla,çakı sallayan külhan beyler ile dolu ara sokaklardan ter içinde de olsa geçebildiğim için şanslıydım.Şu İstanbul`da itilip kakılmayan,soyulmayan kim kaldı ki?_Halime şükredeyim,sadece gözdağı verip benden geçtikleri için.Mecalim olsa başka bir muhitten,daha zararsız bir geçerdim elbet ama ne yürüyecek takatim ne de bir cebimin yarısını dahi dolduracak kadar param var.Sonunda girdim kahvehanenin kapısından.İçerisi hamam kadar sıcak,bir yandan da aniden bastıran rüzgar içeri girmek için zorluyordu hem beni hem kapıyı.Sıkıca ve hızlıca kapıyı kapattım.Tenimin o ani soğukluğu başıma vurmuş olmali ki,içeri girip kahvehanenin sıcaklığını tenimde hissedince çocuklar gibi sevindim.Bu bahar günün birden bire kim rüzgarı sinirlendirmişti?Böyle acımamasızca esmesine başka bir mani olamazdı.İçeride oturan insanlar garip garip küçüm-
sercesine tüm bakışlarını benim üzerime dikmiş,canlarını sıkacağım anı bekliyorlardı.Bekliyorlar ki,bir güzel sopa cekip def edebilsinler beni buradan.İçeriye birden cüssesiyle oldukça dikkat çekici,kır saçlı,kısa fakat güçlü,kuvvetli,iri yarı bir adam girdi.Külhan bey diyeceğim ama bundan olsa olsa külhan dayı olurdu.Yaşı oldukça var ama diğerlerine göre pek bir kuvvetli.Taşı sıksa suyunu çıkaracak cinsten...Oturanlardan bir tanesini zorla kaldırıp tam da karşıma geçip oturdu.Bunun bir açıdan gözdağı vermek olduğunu düşündüğüm için oradan ayrıldım.Doğrusu o insanların yersiz,kötü bakışları,iğneleyici tavırları kafamda öyle yer edinmişti ki;dayak yemek korkusu öyle bir germişti ki beynimi tabanlara kuvvet diyerek kahvehanenin olduğu yerden epeyce uzaklaştım.
Evlerin iç içe olduğu,baharı müjdeleyen çiçeklerin evlerin cam kenarlarında,kapı önlerinde serpiştiği küçük bir sokağa girdim.Güneş,ışıklarıyla yakıyordu her yeri.Ancak burada ayrı bir sıcaklık daha vardı.Bu sıcaklığın kaynağı buradaki insanlar daha çok çocuklardı.Çocuklar her zamanki gibi ellerinde tuttukları şekeri yalayıp diğer bir taraftan da dikkatlerini aralarında dört dönen topa dikmişlerdi.Yine Hatice Hanımlar,Fatma Teyzeler Ailleri,Ayşeleri azarlıyıp eve çağırıyorlardı.Çocuklar ise tatlı tatlı inatlaşıp bu teklifi reddediyorlardı.Hem biten şekerlerinin
yerine birşeyler almak hem de azarlanmaktan kurtulmak için bakkala sığınıyorlardı.Evet hepsi güzeldi...Hatta her mahallede,her sokakta bulunan huysuz ve yalnızlığa mahküm olan,çocuklara çılgınca bağıran,onları acımasızca söven,o yaşlı,çekilmez kadın bile vardı.Daha fazlası da vardı.
Karşılıklı olan iki evden birinin taş merdivenlerine oturdum.Merdivenler güneşin saçtığı ışıklarla epey bir ısınmıştı.Merdivenler sıcak...Ben sıcak...Elimdeki su sıcak...İçsemde bir faydası yok suyun içmesem de.
Birden karşıkı evden patır kütür inen,bağırıp,çağıran bir adam indi.Aklıma kahvehanedeki irice adam geldi.Hemencecik unutmak,çıkarma istedim aklımdan.Neden diye sormayın(!)Adamın elinde
kalın bir soba camdaki kadına karşı sallıyor.Küfrederken de hiç utanıp,sıkılmıyor aksine selam verir gibi rahat davranıyordu.Zahir,böyle adamlardan başka ne bekleyebilirsin ki?
Başımı çevirdim bu kötü manzaradan.Anladığım kadarıyla kadını dövmüş,şimdi de evin dışından pervasızca bağırıyordu.Sonrasında böbürlüne böbürlene yürüyüp gitti.Karşımda bu kadarına da olmaz dedirtecek bir hayat senaryosundan çalınmış bir sahne oynamıştı.Daha doğrusu umutsuz bir tobloydu.Ah elimde olsaydı da bu tabloyu ve diğer tüm umutsuz tobloları değiştirebilseydim...
Tüm koyulukların tüm siyahların üstüne rengarenk,güneş kadar ,bir lale kadar parlak sarI...
Sonrasında uçsuz buçaksız bir mavi...En sonunda ise saf,tertemiz ve yalansız bir beyaz ekleyebilsem...Ah keşke...güldüm.Ben daha kendi hayatımdaki siyahları kovamamışken ne zamn başka hayatlara yardım etmeye kalktım ki?Yüzümdeki buruk bir tebesüüm ifadesiyle merdivenlerin üstünden kalktım.Yürüyorum ama nereye?Gideceğim yeri bilmeden yürüyorum tıpki uçarcasına...Yürüyorum...
Hem güneşin batmasına daha çok var.

__-SON--__


İstanbul`un Renkleri
Yazı Sahibi
Kübra Erkoyuncu
Kübra Erkoyuncu tarafından 14.8.2007 tarihinde eklendi 187 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Aralık
2
Aydın Abla
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Bu Gün O Gündür
Rasim CanbolatYaşamdan Hikayeler • 29 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 19 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aysel/64
Abdurrahman TümerYaşamdan Hikayeler • 24 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Deve Dikeni
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 70 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Ağustos
14
İstanbul`un Renkleri
Kübra ErkoyuncuYaşamdan Hikayeler • 188 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
14
Yıldız Kümelerini Keşfe Çıkan Adam
Kübra ErkoyuncuYaşamdan Hikayeler • 279 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
8
Acı Bir Başlangıçtan Ne Beklenebilir ki?
Kübra ErkoyuncuYaşamdan Hikayeler • 209 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
8
Rum Kızı
Kübra ErkoyuncuYaşamdan Hikayeler • 1147 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
8
Rum Kızı
Kübra ErkoyuncuYaşamdan Hikayeler • 1147 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
14
Yıldız Kümelerini Keşfe Çıkan Adam
Kübra ErkoyuncuYaşamdan Hikayeler • 279 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
8
Acı Bir Başlangıçtan Ne Beklenebilir ki?
Kübra ErkoyuncuYaşamdan Hikayeler • 209 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
14
İstanbul`un Renkleri
Kübra ErkoyuncuYaşamdan Hikayeler • 188 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler İstanbul`un Renkleri, İstanbul`un Renkleri hikayesi, İstanbul`un Renkleri hikaye, İstanbul`un Renkleri nedir?, İstanbul`un Renkleri hakkında bilgi, İstanbul`un Renkleri hikayeleri, Kübra Erkoyuncu hikayeleri, İstanbul`un nedir, İstanbul`un hikayesi, İstanbul`un hikayeleri, Renkleri nedir, Renkleri hikayesi, Renkleri hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Canlı Yayında )
Sezer Nişancı İstek Paneli
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Car Accident Attorney Los Angeles | Loans | Per Insurance | Paper Mario Music | Credit Cards UK | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul