İstanbul Yürüyüşüİstanbul YürüyüşüMerhabalar. Nasılsınız? İyisinizdir inşallah. Dışarıda çok güzel birhava var. Haydi, hep birlikte dışarı çıkalım. İstanbul’un sabahı da akşamı da güzel. Bakın şu köşede dondurmacı var. Hava sıcak, dondurma alıp da serinleyelim. Dondurmalarımızı aldık. Gezimize sahilden başlayalım. Muhteşem deniz manzarası, karşımızda kız kulesi, martılar, insanlar. Hayat ne kadar da acımasız değil mi? bir kadın karşımızda durup insanlardan yardım eli bekliyor, bir beyefendi ile hanımefendi kız kulesinde yemek yiyor. Biri bir lira için dilenirken, biri keyfince yiyip içiyor. Haydi, şu kadına yiyecek parası verelim de yolumuza devam edelim. Ne mutlu bize. Üzgün bir yüzü güldürdük. Ama mutlu edilmesi gereken o kadar canlı var ki. Görüyorsunuz işte bir tarafta insanların işkencesine maruz kalmış bir köpek, bir tarafta sahibinin yürüyüşe çıkardığı süslenmiş, temiz köpek. Ama görüyoruz ki o süslü köpek de bir gün sokağa bırakılıyor. Ah bu insanlar ah. Doğru ya insana yardım etmeyen biri köpeğe yardım eder mi. moraller bozuluyor. En iyisi şuradaki parka gidelim. Parklar. Çocukların simgesi parklar. Küçükken gelip bir daha ayrılmak istemediğimiz parklar, terlediğimiz, kirlendiğimiz, sonra da annemizden azar işittiğimiz parklar. Ne kadar güzel çocuklar değil mi? Hepsi kıpır kıpır, pırıl pırıl. Geleceğimiz onlar bizim. Nasıl bir gelecek istersiniz? Peki, böyle bir gelecek için neler yapabiliriz? Evet, çocuklarımızı iyi yetiştirmeliyiz. Vatan sevgisini, bayrak sevgisini, sevgiyi, sevmeyi, adaleti öğretmeliyiz. Onlar bu günün küçükleri, yarının büyükleridir. Bunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Haydi, şurada çay evi var oraya gidelim. Şimdi diyeceksiniz ki oranın adı “cafe” diye geçiyor, sen niye “çay evi” dedin? Soruyorum o zaman; biz hangi ülkede yaşıyoruz? Cevap basit, Türkiye. Peki biz hangi dili kullanıyoruz? Türkçe. Biz sömürge bir ülke miyiz? Sözde sömürge değiliz, ama dilimiz sömürülüyor. Haksız mıyım? İşyerleri, iş merkezleri, ürünler hep İngilizce. Bir de eğitimde zorunlu İngilizce dersi. Yabancı dil öğrenmek, konuşmak çok güzel ama bunun yerini, zamanını iyi ayarlamamız gerekir. Aşırıya gidilmesi ülkemiz açımızdan, dilimiz açısından tehlikeli. Buranın ismi İngilizce ya, sahibine soralım buranın ismi niye İngilizce? — Beyefendi buranın sahibi siz misiniz? — Evet, benim. Bir sorun mu var? — Bir sorun yok da size bir sorum var. — Buyurun. — Buranın isminin İngilizce olmasının nedenini öğrenebilir miyim? - … Cevap yok. Ama ben cevabını biliyorum. Birincisi İngilizce moda oldu. İkincisi de modaya uymazsalar havaları bozulur. Daha birçok boş nedeni var. Yalansa yalan deyin. Aman siz böyle yapmayın. Siz Türkiye’de yaşıyorsunuz. O zaman Türklüğe de sahip çıkacaksınız. Diliyle, diniyle, kültürüyle… Haydi, bir de şu caddeye gidelim. Ne kadar da kalabalık. Kimi işine koşuyor, kimi şişini yapıyor, kimi de keyfince dolaşıyor. Şurada muhabirler var. Haydi, yalarına gidelim, bakalım yine neyin peşindeler. — Merhabalar. Ne çekimi yapıyorsunuz? — AB ile ilgili insanların düşüncelerini soruyoruz. — Tam adamına rastladınız. İzin verirseniz ben de düşüncelerimi paylaşayım. — Buyurun, ne demek. — İnsanlar AB deyip deyip duruyor. Maalesef AB’nin getirdiklerini görüyorlar. Götürdüklerini hesaba katmıyorlar. Bir de ülkemizi yiyip bitirmeden bizi AB’ye almazlar. Her şey ortada; dilimiz yozlaşıyor, dinimiz gidiyor, kültürümüzü kaybediyoruz. Yerlerine de kendi dillerini, dinlerini, kültürlerini getirmeye çalışıyorlar. Biz de buna izin veriyoruz. — Düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz. Görüyorsunuz işte, gerçeklerden kaçıyorlar. Daha ne diyeyim. Her şey ortada. Bu arada güneş de batıyor. Gün batımını kaçırmayalım. Şu tepeye çıkalım. Ne eşsiz manzara değil mi? hani demiştim ya İstanbul’u sabahı da akşamı da bir başka. Görüyorsunuz işte. Ama görülmesi gereken daha neler var. Gerçekler gibi. Sizden ricam her söylenene kulak asmayın. Gerçeği öğrenmek istiyorsanız etrafınızı gözlemleyin. Göreceksiniz, cennet ülkemiz daha da güzel olacak. 7 Temmuz 2007
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
20
Kasım
13
Kasım
5
Kasım
1
Ekim
18
Temmuz
28
Temmuz
28
Haziran
14
Haziran
14
Haziran
14
Dünyanın Sonu Yaklaşıyor mu Ne?
• Cüneyt Rıza Çelik • Klasik Şiirler • 102 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
14
Haziran
12
Haziran
14
Haziran
14
Haziran
12 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||