İz
Birinci sınıfa gidiyordum.Yaş itibarıyla yerimde duramadığım, kabıma sığamadığım zamanlardı. Tenefüste sıramdan kalkıp dışarı çıkacakken ayağım sırama takıldı ve sağımdaki sıranın ucuna düştüm.Sağ gözümün altında bir yarılma oldu. Öğretmenim babamı çağırdı apar topar gittik hastaneye.Dikiş atıldı yüzüme.O kadar canım acıdı ki hemşireye dönüp:
-Bir daha buraya asla gelmiyeceğim.
dedim.Tabi hemşire hanım da bana
-İnşallah gelmezsin
dedi.
Sonra yine yerinde duramayan ben yüzümdeki dikişle oynadığım için yüzümün sağında elmacık kemiklerinin göründüğü kısımda bir (+) artı işareti oldu.Yani pozitif işareti.`Ömür boyu pozitif ol diye kalmış` dediler o zamanlar.
Yıllar geçti.Büyüdük.Genç olduk.Sevdik umarsızca ve sevildiğimizi sandık hesapsızca.Gün geldi üstümüzde fırtınalar esti.Hırçınlaştık,estik gürledik.Lakin kaybettik yenildik aşk kavgasında. Kaybettiğimde yüreğimde bir yara açıldı yüzümdeki gibi ama aksine bu sefer işaret eksi(-)işaretiydi; yüreğim soldan sağa yarılmış içindekiler kara toprağa gömülmüştü. Umutlarımı,sevinçlerimi çalmışlardı hatta umuda dair kelimelerimi cümlelerimi.Kalbimden alındığı için bir daha dökülmedi kağıda umut ve arkadaşaları.
`Bir daha gelmiyeceğim buraya` diye bağırmıştım yüzümdeki yara için hemşireye.Oysa şimdi susuyorum yüreğimdeki yara için kendime...