kayit
Google Özel Arama
Sezer Nişancı Canlı Yayında!
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Kabirde İlk Gece (16)


Kabirde İlk Gece (16)

Üçüncü kapının eşiğine gelmişlerdi. Yedi kapısı ve her kapıda farklı bir duygu, düşünce ve eylemin taraftarları bulunmaktaydı. Ama hepsinin ortak özelliği Allah’a karşı nankörlükte bulunmalarıydı. Verilen eşsiz ve na mütenahi nimetlere karşı istenilen iyi bir insan ve kul olmaktan başka bir şey değildi.
Ancak insan sahip olduğu daha doğrusu sahiplendirildiği nimetleri bazen kendi bilgisinden, bazen, saltanatından bazen, gücünden sanarak nimetleri lütfedene karşı ukalalık yaparak isyanda bulunur. Bir de bunların yanı sıra kendisine verilen ilmi, Kur’an-i gerçekliği gizleyerek veya başkalarına anlattığı hakikatleri kendi nefsi için uygulamayarak da küfranı nimette bulunanlar oluyordu. İşte bunlar için Rabbimiz şöyle buyuruyordu;
“Allah`ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip onu az bir paha ile değişenler yok mu, işte onların yeyip de karınlarına doldurdukları, ateşten başka bir şey değildir. Kıyamet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır.” (Bakara/174)
İşte yeni kapının üzerinde “Din Bezirgânları” yazıyordu. Din üzerinden rant elde ederek onu menfaatlerine alet eden elit zümrenin kapısına gelinmişti. Bu zümreden bazıları da kendileri günahları fütursuzca işlerken insanlara günahtan uzak durmalarını tavsiye ediyordu.
Kapı yavaşça açıldı. İçinde ateş çukurlarının kaynadığı bir volkana benziyordu. Buradaki manzara ise diğerlerinden daha farklıydı. Cehennemin diğer kapılarından sanki birer pencere açılmış gibi burası seyrediliyordu. Her pencereden ayrı ayrı ses yükseliyordu.
Ancak ilk önce burada azap görenlerin durumu dikkatini çekti. Bir fil büyüklüğünde insanlar vardı. Aynı filin karınları gibi kocaman karınlıydılar. Başları ise küçücüktü. Çok garabet bir görüntü oluşturuyorlardı. Ama asıl gariplik ise karınlarından dışarıya sarkan bağırsaklarının görünümüdür. Fil göbekli, kuş başlı bu garabet kişi bağırsaklarının dökülmesiyle büyük bir acıya maruz kalır. Acının verdiği ıstırapla eğilip bükülmeye, sağa sola dönmeye başlar. Bu sefer de karnından sarkan bağırsaklarına dolanır. Bir merkebin değirmenin etrafında döndüğü gibi dönüp durur. Bu sırada bağırsaklarından dökülen paralar, altınlar tutuşturulmuş olan ateşin içine kayarak onu daha da alevlendirir. Böylece azabı bir kat daha artar.
Cehennemin diğer odalarından bu manzarayı gören ateş ehli şaşkınlıktan patlak gözlerle adama bakarlar. Şaşkınlığı geçenler ise tek tek sormaya başlar; “hey sen dünyadayken bize iyiliği tavsiye edipte, kötülükten men etmiyor muydun?” derler.
Acıyla küçük başındaki çelimsiz yüzünü buruşturarak; “Evet evet ben sizlere dini nasihatlerde bulunan birisiydim. Dini itibar kazanmak için aranızda dindar birisi olarak görünürdüm. Fakat sizlerden uzaklaşıp şeytanlarımla baş başa kalınca size söylediklerimin aksini yapardım. Sizleri kötülükten men ederken onu kendim yapar, iyiliği tavsiye ederken de ondan uzak dururdum. İşte bu halde dini bir nevi oyun eğlence ve kariyer basamağı yapmıştım. Şimdi ise yaptığım kötülüklerin karşılığını tek tek görüyorum.
Şu gördüğünüz sarkan bağırsaklarımdan çıkan altınlar, paralar oluşturduğum servetler şimdi ateşimin odunu oldu. Ah etmek fayda vermiyor. Keşke dünyadaki din bezirgânları da bundan haberdar olsalar. Artık pişmanlığım bana fayda vermiyor” dedi.
“Yazıklar olsun sana!” diye sesler yükseldi cehennem odalarının pencerelerinden. Dindarlık samimiyetten yoksunlaşınca cennet yelkenleri deliniyor ve cehennem çukurlarına doğru yol alıyordu.
Bu din tacirlerinin kapatıldığı odada bir grup daha vardı. Onların azabı ise daha farklıydı. Kuş başlı, fil göbekli bu insanların dili öylesine garip bir şekilde sarkıyordu ki dilleri, bedenlerinden daha uzun oluyordu. Bir köpeğin dilini, sarkıtıp soluması gibi upuzun dilini çıkarmış ayaklarının altındaki ateşe doğru sarkıtmıştı. Dilinde ise zakkum ağacının şeytan başlı dikenleri doluydu. Bu kuş baştan böyle bir dilin çıkması onu da garabet bir hale döndürüyordu.
Şeytan başlı dikenlerin arasından çil çil altınlar, mücevherler kayıyor ve doğruca ayaklarının altındaki ateşe düşüyordu. Onlar ateşe düştükçe alevler daha da kızgınlaşıyordu. Bu sırada dili tutuşuyor yavaş yavaş yanmaya başlıyordu. Feryatlar kalın ateşten duvarlara çarpıp tekrar kulakları sağır edercesine içerde yankılanıyordu. Dilinin yanmasına mı, ayaklarının altından kızıllaşmış aleve mi, yoksa yankılanan seslerin verdiği acıya mı yanacağını bilmiyordu. Debelenmeye başlıyordu. Bu sefer diline dolanıyor yerde yuvarlanıyordu.
Zebaniler ise başlarının üstünde dimdik duruyor sert sert bakıyordu. Ellerindeki kamçılar ise çelikten işlevini yapmaya devam ediyordu. Bu vuruşların sonucunda ateş deresine yuvarlanıyor ve içinde kayboluyorlardı. Bu şekilde kurtulduklarını sanırken birden ateşin içinde yüzen bir canavar koca demir dişleriyle onları kıskıvrak yakalayıp ağızlarında öğütmeye başlıyordu. Fil göbeği eriyip bir çamur parçasına dönüşüyordu. Canavarın ağzından dışarıya atıldıktan sonra tekrar eski haline dönüyor ve yeniden başlıyordu macera. Ancak bu sefer yeni kostümleriyle sahneye çıkıyorlardı.
Ahmet dindar olmanın yeterli olmadığını anlamıştı. Asıl önemli olan dindarlıkta samimiyetti. Samimiyeti kaybederek dini bencil ihtiraslarına kurban edenlerin sonu hiçte iyi görünmüyordu.
Ateş şelalelerinin kaynadığı bu bölümü de geride bırakarak yeni bir kapıya doğru ilerlediler.



Kabirde İlk Gece (16)
Yazı Sahibi
Seyit Uzun
Seyit Uzun tarafından 3.9.2008 tarihinde eklendi 218 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Kabirde İlk Gece (16) isimli yazı, Seyit Uzun tarafından 03.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
DANTE dolasiyor yine...


03.09.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
2
Aydın Abla
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 22 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Bu Gün O Gündür
Rasim CanbolatYaşamdan Hikayeler • 29 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 18 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aysel/64
Abdurrahman TümerYaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Deve Dikeni
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 70 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Kasım
25
Ey Ölümsüzlüğün Zifaf Gecesinin Gülü
Seyit UzunHayata Dair Şiirler • 35 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
25
Kabirde İlk Gece (32)
Seyit UzunYaşamdan Hikayeler • 64 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
18
Kabirde İlk Gece (31)
Seyit UzunYaşamdan Hikayeler • 135 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
18
Annemin Beyaz Örtüsü
Seyit UzunAnne Şiirleri • 146 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
17
Kabirde İlk Gece (30)
Seyit UzunYaşamdan Hikayeler • 192 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
23
Arkadaşlık Nedir?
Seyit UzunHayata Dair Denemeler • 14402 kez okundu. • 40 kez yorumlandı.
Temmuz
17
Çocuk Hakları
Seyit UzunHayata Dair Şiirler • 13609 kez okundu. • 26 kez yorumlandı.
Aralık
7
Çirkin Kız Melisa
Seyit UzunYaşamdan Hikayeler • 4369 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.
Ağustos
21
Dul Olmak Kadının İkinci Ele Dönüşümü Müdür?
Seyit UzunEleştiri Makaleleri • 4230 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ocak
12
İmdat! Babam Sigara İçiyor
Seyit UzunYaşamdan Hikayeler • 2829 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Kabirde İlk Gece (16), Kabirde İlk Gece (16) hikayesi, Kabirde İlk Gece (16) hikaye, Kabirde İlk Gece (16) nedir?, Kabirde İlk Gece (16) hakkında bilgi, Kabirde İlk Gece (16) hikayeleri, Seyit Uzun hikayeleri, Kabirde nedir, Kabirde hikayesi, Kabirde hikayeleri, İlk nedir, İlk hikayesi, İlk hikayeleri, Gece nedir, Gece hikayesi, Gece hikayeleri, (16) nedir, (16) hikayesi, (16) hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Canlı Yayında )
Sezer Nişancı İstek Paneli
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Credit Card | Personal Loans | Loans | Loans | The eBay Song | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul