kayit
Google Özel Arama
Sezer Nişancı Canlı Yayında!
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Kaç Paralık Çocuksun


Kaç Paralık Çocuksun

Apartmanın giriş kapısının boşluğundan minik bir emzik sallanarak çıktı dışarıya, sonra o emziğin geçirildiği minik bir baş göründü duvarın araksından. Dört beş yaşlarındaki minik çocuk başını iki yana çevirerek sokağı kontrol etti.

Daha sonra hızla sokağa çıkıp elindeki topu hızlı hızlı yere vurarak zıplatmaya başladı. Ansızın sokağın başından çıkan arabanın sesini duyan çocuk yine aynı ürkek ceylan çabukluğuyla apartmanın girişine saklandı. İçerisinde gençlerin olduğu araç sokaktan oynak bir müzik eşliğinde geçmesiyle, minik çocuk yine aynı korkak davranışla önce başını çıkardı sonra yine hızla sokağa çıkıp topunu hızlı hızlı yere vururken yine bir araç sesiyle beraber saklandı.

Çocuk birkaç saniye, ya da en uzun birkaç dakika sokakta çocuk olmaya çalışıyordu. Topunu hızlı hızlı yere vurup o kısa zamanın tadını çıkarmak istiyordu. Sokağı ansızın bir kadının çığlıkla bağırışı yankılandırdı. “Alican! Oğlum nerdesin?” Çocuk başını üzgün ve ağlamaklı bir mimikle yukarıya cama kaldırdı. Annesi bağırdı “Çabuk yukarı gel!” Çocuk dört beş yaşında olmasına rağmen boğazında asılı olan emzik çok sempatik duruyordu. “Herhalde annesi hala onu emzikten ayıramıyordu”

Alican annesine bağırdı aşağıdan “Ya! Ben top oynayacağım” bunu duyan anne daha hiddetli “Şimdi elime terliği alıp ineceğim yanına, çabuk dedim” diye bağırınca. Küçük çocuk göz yaşları içinde apartmanın girişine koyduğu küçük ayısını bir eline topuda koltuğunun altına alarak ağlayarak içeriye girip, apartmanın demir kapısını bir mahkumun üstünden zindan kapısını çeker gibi kapattı.

Çocuğun bu çocukluğunu yaşayamaz durumu karşısında en az o çocuk kadar bende isyan etmiştim çocukluk duyguları adına.
Çocuk şimdi sallana sallana somurtarak çıkıyordu merdivenleri. Birkaç saniye topu yere vurmanın doyumsuz tadı damağında ve kader mahkumu acımış minik yüreğinin kenarında bir yara.

Yürüyerek geçtim o sokaktan ve başımın içinde derin düşünceler o minik mahkum adına. Yakınlarda bir çay bahçesine oturdum. Demli bir çay söyleyip kendime etrafa bakındım. Çay bahçesine bitişik yan tarafta halı sahada top oynayanların sesleri geliyordu kulağıma. Sesleri duyan da sanacak, şampiyonlar ligi finali oynanıyor içeride.

Ben çayımı karıştırırken birden Tombulbahçe, Tombulsaray, Tombultaş, ne derseniz deyin bir minik çocuk gurubu geldi halı sahaya. Halı sahayı işleten adamı sordular minik dudaklarını büze büze.

Halı sahanın işletmecisi çocuklara bakarak “buyurun çocuklar ne var dı?” diye sordu. Çocuklardan sözcü olan en öndeydi. Elinde top vardı. Sözcü çocuk sanki uzun hava çekecekmiş gibi heyecanla derin bir nefes çekip “Amca kaç para halı saha” dedi.

İşletmeci gayet laubali “hanimiş hanimiş” der gibi. “50 Ytl. Ne oldu?” diye cevap verdi çocuklara. Çocuklardan sözcü olan birden eliyle başını kaşıdı yüzünü kırıştırıp “hım! Kaçpara düşüyor kişi başına” dedi. Adam “kaç kişisiniz” diye tekrar sordu çocuklara. Çocuklardan sözcü olan hemen saydı “bir iki… dokuz” dedi.

İşletmeci gülümseyerek “Ee! O zaman beş beşyüz yapar da, siz beşer lira verin bakalım” dedi. Çocuklar birden birbirlerinin yüzlerine bakmaya ve fısıldaşmaya başladılar. Ve sözcü adama dönüp “bizim otuz liramız var” dedi. Adam kaşlarını kaldırarak konuşma zahmetinde bile bulunmadan çocuklara hayatın gerçek yüzüyle baş başa kalmaları gerektiği mesajıyla hayır dedi.

Çocuklar o heyecanlı titrek geldikleri halı sahada belki de başlarına geleceği biliyorlardı. Onlar için çocuk olmanın bile çocukça maliyetleri vardı. Topa her tekme vurduklarında ya da o topa ulaşmak için koştukları her saniye de maddi bir bedel ödemek zorundaydılar.

Çocukların başları yere düşmüş yüzlerinde acı bir ifade oluşmuştu. Hepside tombul tombul çocuklardı. Aralarında hiç zayıf bir çocuk yoktu. Belki de onlar tombul olmak istemiyorlardı ama hayat ve seçeme şanslarının olmadığı büyüdüğü caddeler onları tombulluğa itiyordu. Naylon bir topun arkasından tellerle çevrilmiş bir halının üstünde koşmak bile onlar için para demekti. Minik tombul yüzler acıyla önce bir birlerine baktılar sonra sözcünün elindeki topa bakarak arkalarını dönüp ilerlemeye başladılar.

Yüreğim ezilmişti bu durum karşısında. Aklıma çocukluğum gelmişti. Meğer ne şanslıymışım dedim kendi kendime. Sonsuz çayırlarda patlak bir topla ya da iç içe geçirilmiş çorap eskileriyle yorgunluktan yıkılıncaya kadar top oynadığımız geldi aklıma. Şişkin futbol topumuz yoktu belki bu çocuklar gibi ama. Patlak bile olsa hatta top olmasa bile çorap eskileriyle ya da bir pet şişeyle doya doya koşabileceğimiz boş arsalar, çayırlar, çimenler vardı yaşadığımız köhne ama bir o kadar da zengin sokaklarımızda.

Bizler çocuktuk hem de gerçek çocuk gibi çocuktuk. Yırtık ayakkabılarımız, kirli yüzümüzde güneş lekeleri, ellerimizde çatlaklarla, sökülmüş pantolona aldırmadan yırtılırcasına doyasıya özgürce oyunlar oynayan ve yorgunluktan saatte 9 diye bir rakam olduğunu bilmeden akşam yemeğini yedik mi uyurduk sekizde.

Çünkü ertesi güne kalmış yetiştiremediğimiz daha oynanacak birçok oyunumuz kalmış olurdu. Erkenden yığılırdık yer yatağına çünkü yine erkenden kaldığımız yerden devam etmeliydik çocukluğumuza. Kızlar bezden bebeklerini sarıp sırtına, taşlardan evler yapıp evcilik oynamalıydı. Erkekler lastik yuvarlayıp, patlak top peşinde koşmalıydı. Ertesi günü yine aynı yoğunlukla acele acele oynamalıydık oyunlarımızı.

Çünkü zamanımız çok azdı. Büyümeden oyunların tadı kaçmadan hepsini oynamalıydık ve yetiştiremeden birçok oyunu geçiverecekti çocukluğumuz. Paranın ne olduğunu bilmeden hesap yapmadan bir topa vurmak kaç lira bilmeden oynayacaktık oyunlarımızı.

Çayım bir yudum bile almadan soğumuştu. Çocuklar sallana sallana köşeye yaklaşmıştı. Birden fırladım yerimden bağırdım. “Çocuklar gelin buraya” çocuklar kendilerine seslenen bir yabancıya garip garip baktılar ilk önce. Sonra sözcü sert bir ifadeyle “Ne var? Ne oldu abi?” dedi. Bende “gelin top oynayacak sızınız” dedim. Çocukların o asık yüzleri birden gülüverdi. Neşe içinde koşarak yanıma geldiler. “Abi gerçekten değil mi? Şaka yapmıyorsun değil mi?” diye hayal kırıklığı yaşamak için beni sorgularken ben seslendim görevliye.

“Baksana kardeş. Al sana iki saatlik ücret. Bu çocuklar yorgunluktan yıkılıncaya kadar, saat doluncaya kadar, sahanın ortasında yatıp kalıncaya kadar” bu çocuklar iki saatliğine özgüce çocuklar. Ve hepsine maç bitince meyve suyu vereceksin. Al bu da onun ücreti” deyip verip çocukluğun bedelini ayrıldım çay bahçesinden çayımı içmeden. Çocuklar, çocukça bana şımarıklıklar yapıp minnet duygularını ifade etmeye çalışırlarken utanmıştım onlardan. Çünkü benim yaşadığım çocukluk onların hayal bile edemeyeceği ya da paralarının yetmeyeceği kadar güzel ve doyumsuzdu…


Şimdi yine çocuk karanlık çökesiye oyun oynarda eve giderken oynayamadığı yetiştiremediği birçok oyunu ertesi güne kalır… Çünkü parası yetmez…


Kaç Paralık Çocuksun
Yazı Sahibi
Bekir Sepet
Bekir Sepet tarafından 26.7.2008 tarihinde eklendi 272 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Kaç Paralık Çocuksun isimli yazı, Bekir Sepet tarafından 26.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Müslime Uğuz Öngeli yazıyı favori listesine aldı...
Anlatım bozuklukları olabilir. Bu hikaye içimde yazamadığım için ağlayan bir çocuktu. Ve yoğun iş temposu nedeniyle bir türlü fırsat bulamıyordum. Bir saatlik çalışmayla yazıyı yazıp hemen içimde ağlayan çocuğu susturmak adına yazıyı kontrol bile etmeden gönderdim. O yüzden haklısınız bazı yerde anlatım bozukluğu olabilir. Yaptığım yanlış, iyice kontrol etmeliydim. Ama bir an önce çıksın şu yazı içimden dedim ve acele ettim. Teşekkürler...


29.07.2008 tarihinde yorumlandı.

Sımsıcak bir hikaye... Yüreğim ısındı...


28.07.2008 tarihinde yorumlandı.

güzel bir yöküydü teşekkürler...Evet biizm çocukluğumuz çok pahalıydı geri alınamayacak kadar pahalı...Onlarınki de bir gün çok değerlenecek gün geldiğinde anlayacaklar...


28.07.2008 tarihinde yorumlandı.

Bazı yerlerde yazım yanlışlarından kopukluklar olsada güzel bir yazıydı. Yüreğinize sağlık.


28.07.2008 tarihinde yorumlandı.

oldukça etkileyici ve bir o kadar gerçek... son cümleyi daha vurgulu ifade etseydiniz. yani paranın satın aldığı mutlulukları ve alamadıklarını tabii. nacizane fikrim. tebrik ederim.


27.07.2008 tarihinde yorumlandı.

Güzeldi gerçekten konu ve anlatım güzeldi. Başarılar.


26.07.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
2
Aydın Abla
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Bu Gün O Gündür
Rasim CanbolatYaşamdan Hikayeler • 29 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 18 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aysel/64
Abdurrahman TümerYaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Deve Dikeni
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 70 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Kasım
28
İnternet Geldi Gali
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 70 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
30
Antidepresan
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 159 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
11
Ataya İntizar
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 179 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
26
Kaç Paralık Çocuksun
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 273 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Temmuz
5
İyilik Kötülük
Bekir SepetKlasik Şiirler • 275 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Kadınlar ve Erkekler
Bekir SepetKomik Hikayeler • 1013 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Temmuz
8
Dört Yaşındaki Seri Katil
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 910 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Şubat
26
Ölüm Ötesi
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 703 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
16
Ne Demek?
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 620 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Şubat
20
Mütevazi Değilim
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 552 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Kaç Paralık Çocuksun, Kaç Paralık Çocuksun hikayesi, Kaç Paralık Çocuksun hikaye, Kaç Paralık Çocuksun nedir?, Kaç Paralık Çocuksun hakkında bilgi, Kaç Paralık Çocuksun hikayeleri, Bekir Sepet hikayeleri, Kaç nedir, Kaç hikayesi, Kaç hikayeleri, Paralık nedir, Paralık hikayesi, Paralık hikayeleri, Çocuksun nedir, Çocuksun hikayesi, Çocuksun hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Canlı Yayında )
Sezer Nişancı İstek Paneli
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Loans | Credit Card | Credit Cards | Credit Check | Loan | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul