“Rind,“ Bir kadını seven bir erkek, koynunda düşman besleyen akılsızın biridir. Çünkü her kadın kocasının ölmesini, kendisinin hayatta kalmasını ister” Fuzuli (Rind ile Zahid)Leyla, Yirmi yıllık evliliğinde denizi resimlerde, yeşili tarlada gördü. Kimimize göre doğanın koynundaki özenilen hayat, onun için yaşam mücadelesi demekti. &...”
Rind, “ Bir kadını seven bir erkek, koynunda düşman besleyen akılsızın biridir. Çünkü her kadın kocasının ölmesini, kendisinin hayatta kalmasını ister” Fuzuli (Rind ile Zahid)
Leyla, Yirmi yıllık evliliğinde denizi resimlerde, yeşili tarlada gördü. Kimimize göre doğanın koynundaki özenilen hayat, onun için yaşam mücadelesi demekti. “Karı milletinin sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin!” zihniyetinin baskısıyla on üç çocuk dünyaya getirmiş, sekizi hayata tutunabilmişti. …
Andızın ateşi ile güneşin kavurucu sıcağı birleşince nefesi daralır, alnında oluşan tomurcukları yaşmağı ile silerken, gözlerinin önünden anlık kareler geçerdi. Sağa sola hiçbir şeyi kaçırmamacasına bakar, tüm nesne ve öğelere dağarcığındaki anılardan kondururdu. Şu ağacın altında yeşermişti ilk sevdası. Köyün en alımlı kırmızı yanaklı, zeytin gözlü kızıydı. Az mı peşinden koşmuştu delikanlılar. Kara gözleri Hasan’dan başkasını görmemiş "Ona varacam" diye tutturmuştu. Hatta “Vermezseniz kaçarım!” bile demişti.
Ya şimdi! Eskiden tarlada, orda burda peşinden ayrılmayan Hasan, köy kahvesinden çıkmıyor, yardıma gelmiyordu. Televizyon alınmıştı kahvehaneye. Baldırı çıplak, tırnakları uzun, saçları ahenkle dans eden şehir kızlarından alamıyordu gözlerini belki de. Kendine baktığında “Ne hale geldim…” diye hayıflanıyor, lanetler yağdırıyordu acımasız kaderine.
Akşama kadar eteğinden tutunan çocukları ile birlikte tarlada çalışır, hava kararınca evin yolunu tutar, ahıra girer hayvanların yem ve su ihtiyaçlarını karşılar, mayıs kürüdükten sonra eve çıkardı. Yemek, bulaşık, çamaşır ve temizliğin ardından çocuklar uykuya dalınca ayakuçlarına kıvrılıp, uyuyakalırdı.
Kurtların dağdan indiği vakitlerde, Hasan da evine teşrif ediyordu. Gıcırdayan dış kapı sesinden sonra duyulan homurtuları… “Bu eve televizyon şart yahu! Kumandanıyla istediğin kanalı çevireceksin… Kör Mahmut’un eline düştük…” Odaya girdiğinde sedirde hazırlanmış yatağın üzerine oturdu. Üzerindekileri çıkarırken “Leyla, kız! Kocan geldi duymuyon mu? Gözlerin kıpraşıyo gel hele buraya” dedi. Uyur numarası sökmemişti. “Yok, gelmem” dedi Leyla. “Hani ilçeye götürecektin beni, yine gebe kalmak istemiyom ben!”
“ Ne demek yahu! Şimdi sen kocana yok mu diyon? Başlatma beni kendine…”
Kafasına aniden yediği yumrukla beyninde karıncalanma, gözlerinde yıldızlar… Ah! Yıldızlar hem bu kadar yakın, hem ne kadar uzak… Kaçmak istiyordu, kaçmak ve kurtulmak; kimsenin bulamayacağı kirlenmemiş yerlere… Bu ilk değildi, son olacağı da belli değildi… “Bunun adı kader mi? Kaderse eğer ne kadar ikiyüzlü. Bana hep öteki yüzünü gösterdi, gülen yüzünü hiç göstermedi…” diye düşündü. Hıçkırarak ağlarken boğuluyor, sessizce içinden:
“ Töremeyesice! Toprak başına! Boynun altında kalsın! Karaltın kalksın emi!” diyordu.
Dürdane Koç / 18.06.2008okumuşum be 2yi:) bidaha okumuş oldum:)
Zamira Candan / 05.06.2008Bir çoğumuza yabancı olana bir dünyadan kısa bir kesitti kadınımın yaşadığı,ama ne yazıkki gerçek.Teşekkürler güzel hikayelerle bizleri buluşturan yüreğe,saygılar.
Lutuf Veli / 01.06.2008mayıs ;hayvan pisliğiydi sanırım yöresel bir sözcük...valla daha önce okumadığıma hayıflandım...mükemmel tipler ve kısa ama etkili örneklerle devam ediyor vhikaye...hepsinde de sanırım fuzulinin o sözünü haklı çıkarır ve böyle erkeklerin elbette ölmesini ister bir anlasyış var ki işte o birazcık tehlikeli...şaka şaka ölsün böyleleri de...güzel gidiyor...
Abdullah Karaman / 24.05.2008"Tüylerim diken diken oldu" deyiminin en çok yakıştığı dizeler... devamına zıplıyorum :)
Aygül Karacan / 22.05.2008Ne söyleyeceğimi şaşırdım. gerçekten de köy kadınlarımızın içler acısı halini nasılda gözler önüne sermişsin ablacığım. güzel yüreğinden öpüyorum seni... Sevgi ve saygılarımla
Selcan Aktaş / 21.05.2008her hikayede farklı görünse de kesişen noktalarda buluşuyor yollar...Tebrikler..
Aykut Karagülmez / 21.05.2008Çok güzel bir toplumsal yaraya değinmişsiniz. Fakat bunu okuyan kadınların feminen duyguları kabarıp, herkesi aynı kefeye koyabilirler. Unutmamalıki her erkek evladı, bir annenin çocuğu. Onları bu hale getiren ve yetiştiren Annelere lafım
Muzaffer Akçay / 19.05.2008Hayatın hayatı nedir? Bu sualin cevabını düşünüyorum.Yazılarınız benim dünyamda sorular oluşturuyor.Ve hayata değişik pencerelerden bakmama vesile oluyor...Çok teşekkürler...
Hamdi Oruç / 19.05.2008Rind,
“ Bir kadını seven bir erkek, koynunda düşman besleyen akılsızın biridir. Çünkü her kadın kocasının ölmesini, kendisinin hayatta kalmasını ister” Fuzuli (Rind ile Zahid)
Güzel bir hikaye
Anıl Baran / 19.05.2008okuyucularınız mutlu ettiğinizi görmek sizi daha da tetikliyor ve hep iyi hep güzele doyuruyorsunuz,keyifle okuyor ve sürprizlerin sonunu bekliyorum...kalem sesiniz hiç susmasın!
Sabahattin Çağatay / 19.05.2008Hocam her zaman olduğu gibi yine harikasınız. Yazılarınızı okumaya doyamıyorum.Yüreğinize sağlık. Saygılar...
Ziyaretçi Yorumu / 18.05.2008Off ki offf, ne off, hemde!..Yürek dayanır mı bu cahiliye insanının ettiğine?..Rahmetli babam nurlarda yatsın!..İyi ki, bizi dedeme kızıp köyden kaçırmış...Beş çocuğundan 3 kızı okula göndermemiş, cahil dedem her gün ninemi ve çocuklarını dövermiş...Rahmet bile okumuyorum...Gerçek hikayeler okuyorum bu sitede...İçim sızım sızım sızlanarak...Paylaşımınız için teşekkürler...Sevgi ve saygılar sunarım...
Seher Yildiz / 18.05.2008Cok etkileyici bir devam, ve sonu bir beddua ile biten gecenin ardinda neler olacak bundan sonra, cok merak ettim acikcasi..Inanirmisin gozlerim doldu okurken,yasanan haksizliga..:(
Remziye Uludağ / 17.05.2008Çok güzel anlatmışsınız,sürüklendim adeta.Tebrikler
Fatma Çetin Kabadayı / 17.05.2008Yine harika bir anlatım ve yine bir edebi ziyafet... Kaleminiz hiç susmasın üstadım.
Çiğdem Ercan / 17.05.2008Hikaye çok güzel devam etmekte.Gerçi Leyla için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama...Zavallı kadın!Kimbilir dile gelmemiş kaç Leyla`mız var?Kaleminize sağlık.
Ziyaretçi Yorumu / 17.05.2008Ne de güzel işlenmiş,devamını merak ediyorum..Tebrikler
Gülçin Karakaya / 17.05.2008Bu sadece sizin tarzınız...Okudukça kulağa hitap eden,bir şeyler öğreten ve daha neler neler...Sonunda da mutlaka merak uyandırıyorsunuz...Harikasınız...
Ayten Dirier / 17.05.2008İlginç beddualar, dilimizin zenginliğini gösteriyor. Nerde olursa olsun kadın, kadındır.Son örnek modern biri olacak sanırım, böylece sacayak tamamlanacak.Çeken kadın güç kullanamayınca manevi silaha başvurur. Necla Hanım çok güzel dile getirmişsiniz, tebrikler.
Kenan Ocak / 16.05.2008Tam bir anadolu gelenek ve şivesiyle diziliyor kelimeler hikayede... O bölgeleri yaşamışçasına yapılan betimlemeler çok doyurucu... Mayıs kürümek ve töremeyesice... insanı deyimler ve atasözleri sözlüğü karıştırmaya iten başlıca deyişler... Bu da işte edebiyatın okuyuca başka bir yönden kazanımları... Sabırsızca bekliyorum hikayenin devamını... Çünkü biliyorum ki karakter bir şeyleri değiştirmek için çıkmıştır yola... Ya da değiştiremedikleri içinde yok olmak için... Hep olduğu gibi... Sevgimle...
Erturan Elmas / 16.05.2008Ben olsaydım bu yazı dizisine "Memleketimden Kadın Manzaraları" başlığını koyardım. Ama anlattıklarınızın Rind ve Zahid`in diyalogları ile mutlaka bir ilgisi olmalı ki bu başlığı koyup Rind`in bize ters gelen fikirlerini başa aldınız. Hepimizin yüzlerce defa tanık olduğu ezilmiş kadın tiplerini bu derece güzel bir üslupla,özlü olarak ve ilgi çekecek şekilde anlatmanız dikkate şayan... Sondaki ilenmeler ise Türkçenin ne derece zengin bir dil olduğunu ispat eden örnekler. Yeni tiplemelerinizi merakla bekliyorum.
Çiğdem Bekar Abilov / 16.05.2008"Töremeyesice..."İlk kez rastlıyorum;ama haklı tabii,beddua dediğin bir yandan da edenin işine yaramalı.Kutlarım,bu bölüm de dolu doluydu.
Derya Sesigüzel / 16.05.2008Çok güzeldi gerçekten çok başarılı..Ellerinize sağlık...Saygılar
Seyfettin Anmac / 16.05.2008Sadece tebrik edebilirim bu yazıyı.Gerisine gücüm yetmez.Teşekkürler.
Ersin Başeğmez / 16.05.2008sanırım bu yazıyı almalı ve kırpıp gökyüzüne doğru fırlatmalı. kim bilir onlar düşerken gökyüzünden bir ikisi lham perisi olarak sağ arkamda yelerini alırlar. bazen yorumlamanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. sen kalk şimdisait faik/ömer seyfettin hamdi koç gibi usta bir hikayeciyi yorumla . saygılarımla