Hepimiz musiki notaları gibi birbirimizden farklı olsak bile yine birbirimiz için değilmiyiz. J.J. Rousseeau
Insan sosyal varlık olması yönüyle medeniyetler ve kültürler bazında birbirine muhtaç olduğu gibi,toplumları oluşturan kadın ve erkeğin de birbirine ihtiyaçı ve birbirleri üzerinde bir takım hakları vardır.
Kadın Hakkı, bilgi çağına girdiğimiz bu asırda olduğu kadar hiç bir dönem de gündeme gelmemiş ve bu kadar su-istimal edilmemiştir. Bu konuyu geçmişten günümüze irdelersek Insanlık tarihi hep güç merkezli olmuş, asırlardır güçlü olanın zayıfı ezdiği görülmüştür. Mısır ve Roma gibi medeniyetler hep güçle yönetilmişlerdir. Antik Yunan`daki pagan kültürde de karşımıza farklı bir manzara çıkmamaktadır. Güç merkezli kültürlerde baskın olan fiziksel yapısı greği erkek egemen kültürdür.Eski kültürlerde (erkek egemen) erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu, fakat kadınların erkekler üzerinde hiç bir hakkı olmadığı yönündeydi.
Hatta Musevilik ve Hıristiyanlıktada durum çok farklı değildir.Bir noktada Feminizm siyasi ve ekonomik çıkarların ötesinde Orta Çağ Kilise`sinin aşırı baskısı neticesinde meydana çıkmıştır. Batı toplumu o dönemde kadının insan mı yoksa hayvan mı olduğunu tartışmaktaydı. Hıristiyanlıkta da Museviklikte oldugu gibi „kadının kötülüğü temsil ettiği yada erkeği baştan çıkardığı “ düşüncesi vardır.Orta çağ`da bir çok kadın bu sebepten dolayı “Cadı“ ilan edilerek diri diri yakılmıştır.Kadın, - Hz. Havva`nın Hz, Adem`e yasak meyveyi yemesine sebep olması hasebiyle- günahkardır, suçludur.
Islamiyet`te ise,Hz. Havva (r.a) kadar Hz. Adem (r.a) de hataya ortaktır. Insanlık tarihi incelendiğinde kız çocuklarının diri diri gömüldüğü, kadınların hiçbir değerinin olmadığı ve erkelerin sınırsız evlilik yaptığı bir dönemde islamiyet bunu dörde indirmiş, fakat ideal olanın tek eş olduğunu vurgulamıştır.Kadın erkekle birlikte savaşlara katılmış, öğretmenlik yapmış, kısacası sosyal hayatın her yerinde görev almıştır.Cinselliğinin ötesinde kişiliğiyle Sosyal kimlik kazanmıştır. Hz. Muhammed (s.a.v) Veda Hutbe`sinde kadın istirmarına mani olmak için „kadınların erkekler, erkeklerınde kadınlar üzerinde hakları olduğunu belirtmiştir.“
Günümüz de ise toplumlar bu cizgiden uzaklaşmışlardır. Darwinizm ve Freud`tan etkilenen modernizm cinsel dürtülerin serbest bırakılması gerektiği tezini hararetle savunmaktadır. Modernite zevkleri peşinde koşan, yalnızca hoşlandığı şeyleri yapan ve anlık zevkleri peşinde koşan egoist nesiller yetiştirmektedir.Ona göre „Kutsal olan ruh ve kişilik(karakter) değil, beden ve güzelliktir“. Bunun neticesi olarak çıkarcı, bencil ve yalnızlığa mahkum olmuş huzuru olmayan, cinnetin sınırlarında gezen mutsuz insanlardan oluşan toplumlar meydana gelmiştir. Modernitenin „dürtüleri serbest bırak“ yada „cinselliği özgürce yaşa“ öğretisinin sosyolojik sonuçları insanlık için ağır olmuştur. Bunun neticelerini şu an farketmeye başlayan ve bunun için ağır bedeller ödeyen gelişmiş batı toplumları ve diğer dünya ülkeleri çözüm yolları aramaktadır.
Sonuç olarak bugün insanlık kaybetmiş olduğu değerleri yeniden kazanmak için Efendimiz`in (s.a.v) altın ikliminde yetişmiş, onun nefesinden neşet etmiş olan hukuğa ve sisteme Su kadar muhtaçtır.Bu sayede çağımızda insanlık ve kadın hakları yeniden özüne, Islam`ın kaynağındakı saflığa dönme yolunda ilerleyecektir. Ömercan, 24 Nisan 08
Yazı Sahibi
Ömer Ersoy tarafından 28.4.2008 tarihinde eklendi 223 kez okundu.
Telif Hakkı Uyarısı
Kadın Hakkı isimli yazı, Ömer Ersoy tarafından 28.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Güzel bir yazı, yerinde tesbitlerle... Ne yazık ki çağdaşlaşma yolunda Batılı, değil Batıcı oldu toplumumuz. Benzeme, benzet! diyenlerin çabalarıyla rezillikler, kepazelikler boyalı magazin sayesinde toplumu sarıverdi.... Ve bugün birçok alanda, özellikle Kadın Haklarında büyük uçurumlar toplumu germektedir. Gerçek hakların kazandırılması dileğiyle...
yazınızın altına baştan sona imzamı koyuyorum.yalnız ne idüğü belirsiz, beyin fonksiyonlarının eksik çalıştığı aleni olan ziyaretçi yorumuna cevap yazmanızı size hiç yakıştıramadım.özürlülerle dalga geçmek size yakışmadı gerçekten de :)
tebrik ederim makaleniz için..
Sayın Ersoy,
Şu tesbitlerinize bayıldım : Modernite zevkleri peşinde koşan, yalnızca hoşlandığı şeyleri yapan ve anlık zevkleri peşinde koşan egoist nesiller yetiştirmektedir.Ona göre “Kutsal olan ruh ve kişilik(karakter) değil, beden ve güzelliktir”. Bunun neticesi olarak çıkarcı, bencil ve yalnızlığa mahkum olmuş huzuru olmayan, cinnetin sınırlarında gezen mutsuz insanlardan oluşan toplumlar meydana gelmiştir.
Sonuç olarak, bence, insanları kadın erkek diye ayırmadan, sadece Allah’ın yarattığı can olarak değerlendirmeliyiz, demek isterdim. İnanıyorum ki, araya cinsiyet farkını karıştırdığımızda düşünceler hemen bedeni keyife kayıyor. Asırlardır içinden çıkılamayan nokta bence burada. BEDENİ KEYİFE ESİR OLMAK !!! Böyle olunca insandan uzaklaşılıyor. O zaman da ne hak, ne hukuk, hiç birisi kalmıyor…
Yazınızı beğendim...
Ömer bey diğer ziyaretçi yorumu beni çok rahatsız etti.Yazınız bir erkek olarak benim bile hoşuma gitti.Lütfen sadece dış görünüşe aldanıp,işin inceliklerinden habersiz olan insanın yorumunu silin.Böyleleri sadece ortalık karıştırırlar.Fikri kendine kalsın.Bu güzel yazıya gölge düşürüyor.Teşekkür ederim.Saygılar.
ikinci kez cevap mahiyetinde yaptığınız yorum için tebrik ederim..
kendisinin kim olduğu bellidir ve yazdıklarına bakmayın..zararsız biridir...bırakın kendi kafasında kurduğu dünyasında gönlünce yaşasın.beklemenize de hiç lüzum yok :)
saygılar...
Entellektüel,cagdas, olaylari bulundugu cagin üstünde okuyabilen, arastirmaci (!)
tanimadigi bir insana cahil diyebilecek kadar terbiyesiz, ayetlerin belli kisimlarini alip yorumlamaktan aciz olan, seriat deyip ve seriatteki el kesme olayina takilan ve tarih boyunca kac el kesildiginden bi haber olan rengi digerleinden farkli olmayan ve hasedinden gözü dönmüs hayata at gözlükleriyle bakan ziyaretciye...
su üc günlük dünyada yazilalarini kendinize dert edinmeyin,kendinizi avuttugunuz dünyanizda yasamaya devam edin.Bir gün gelecek tahtali ata bineceksiniz.Rüya`dan uyanacaksiniz.
Sizi uyandiginiz yerde dinlemek icin bekliyor olacagim...
Size okumuş cahiller adlı yazımı okumanızı tavsiye ederim.Yazdıklarınızın gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok.Hala 14 asır öncesinde keramet arayıp bugünün koşullarını ve geldiğimiz noktayı tahlil edemeyecek kadar dünya görüşünüz kıt vaziyette.Bu durumda size susmak düşer ancak ne hikmetse milleti keriz yerine koyar gibi yazı yazıyor ve güya yol gösteriyorsunuz.Nisa suresi 34.ayette belli koşullarda kadının dövülmesine izin verilmiştir. 25.ayette hür kadınları nikahlamaya gücü yetmeyenlere(nikah parasından dolayı) ellerinin altındaki cariyelerden almaları tavsiye edilmiştir.Cariyeler evlendikten sonra fuhuş yapacak olurlarsa onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısı verilir.Gene Nisa Suresinde 3.ayette dörde kadar kadınla evlenmeye izin verilmiştir.Gerek dayağa ve gerekse dört kadınla evlenmeye izin verilmesi insan onuruna aykırılık teşkil eder.Ayrıca veda hutbesinde de gene belli durumlarda fazla hırpalamadan kadının dövülmesine izin verilmiştir.Kadının yarı miras hakkına sahip olması,iki kadının tanıklığının bir erkeğin yerine geçmesi de kadını 2.sınıf kılan ayetlerdendir.Boşanma konusundaki vaziyet de tamamen erkeğin çıkarlarına göre düzenlenmiştir.Hele hele kadın iki kez boşandıktan sonra,erkek üçüncü kez karısını tekrar boşanmaya kalkarsa karısıyla yeniden evlenmesi başka bir erkeğin koynuna girmesine yani başka erkekle evlenmesine bağlıdır.Bu metod güya kadınların keyfi, ikiden fazla boşannıp mağdur edilmemesi için getirilmiş bir kuraldır.Ancak,kullanılan yöntem ahlaktan ve erdemden yoksun,çağdışı bir yöntemdir.Efendinizin hayatına gelince ; Bir ara karılarının sayısı 13`ü bulmuş,en güvenilir hadislere ve karısı Ayşe`nin beyanına göre 9 yaşında iken Ayşe ile gerdeğe girmiştir.Kölesi ve evlatlığı Zeyd`in karısı Zeynep ile yani geliniyle(evlatlığı Zeyd boşandıktan sonra) nikah kıyanda,onu kendine karı yapan da efendinizdir.Tüm bu gerçeklere rağmen ve şeriatın olduğu her yerde kadın 2.sınıf ,aşağılanan durumda olmasına rağmen sanki şeriat hükümleri kadına eşi benzeri olmayan bir paye vermiş gibi yazı yazmak; ya kötü niyet,ya cehalet yada gerçekleri ayırt edemeyecek kadar beynin uyuşması neticesinde olabilir.O bahsettiğiniz hukuktaki sopa ve el kesme cezaları da binlerce yıldan beri ilkel toplumların uyguladığı ceza anlayışını ve ilkel ceza hukukunu yansıtmaktadır.O hukukta ,hür- köle ayrımı tescil edilmiştir.Kısas vardır ve kısas hür-köle ve kadın -erkek ayrımıyla uygulanır.Cinsellik konusuna gelince,cinsellik insanın yemek yemek,su içmek kadar doğal bir ihtiyacıdır.Karşılıklı rıza ve belli sınırlar içinde tatminkar biçimde yaşanmalıdır.Ancak şeriat kafası bu konuyu tabu haline getirdiği ve aşırı baskı uyguladığı için orgazmın ne olduğunu bilmeyen,cinselliğin renk ve heyecanını yaşayamayan çok sayıda kadın ve erkek vardır.bu da toplumun sağlığını bozmaktadır.Cinsellik sağlıklı yaşanamadığı için Türkiye`de insan ve hayvanlara tecavüzler,tacizler had safhadadır.O yüzden bugünlerde sıkça rastlandığı üzere etraf dini bütün gözüken sapıklardan geçilmemektedir.
kadın `hakkı` olamaz; `hakkı` erkek ismidir diyenlerin tükendiği,herkesin birbirlerinin farklılıklarına ve isteklerine saygı duyduğu,hoşgörünün ve dostluğun egemen olduğu,bölücülerden,fitnecilerden,ulusalcılardan uzak bir toplum olabilmemiz temennilerimle...anlamlı satırlar için teşekkür ederim...