kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Başkaldırı Hikayeleri

Kadın! (son) (rind/zahid)

Kadın! (son) (rind/zahid)
1 / 6 / 2008  Pazar tarihinde Necla Alptekin tarafından eklendi, 569 kez okundu...

“Rind,“ Bir kadını seven bir erkek, koynunda düşman besleyen akılsızın biridir. Çünkü her kadın kocasının ölmesini, kendisinin hayatta kalmasını ister” Fuzuli (Rind ile Zahid)Gün kara yazmasını büründüğünde cehalet yağar ya karanlıktan. Gece tan yeri sancılarıyla güneşi doğurunca, vefakâr ana gibi sarar gök kubbeyi bulutlar… Pe...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Necla Alptekin

Necla Alptekin







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kadın! (son) (rind/zahid)


Rind,
“ Bir kadını seven bir erkek, koynunda düşman besleyen akılsızın biridir. Çünkü her kadın kocasının ölmesini, kendisinin hayatta kalmasını ister” Fuzuli (Rind ile Zahid)


Gün kara yazmasını büründüğünde cehalet yağar ya karanlıktan. Gece tan yeri sancılarıyla güneşi doğurunca, vefakâr ana gibi sarar gök kubbeyi bulutlar… Peşi sıra devinimler… Karanlık aydınlığı, ışık karanlığı kovalar; okumuştan cahil, cahilden okumuş türemesi gibi… Ne yılların, ne yolların, ne eskimiş geleneklerin, ne de yozlaşan kültürün…

Sadece insan olmak!

Levent,
Ispartalıgillerden Reşat Paşanın torunuydu. Amerika’da eğitim görmüş olsa da özünü, neslini unutmamıştı. Çocukluğunda bıkmadan Paşazade dedesi hakkında anlatılanları dinlerdi. Yanından ayırmadığı paşa dede ile anneannenin çerçeveli fotoğrafı, aidiyetlik duygularını kamçılardı. “Dünyada hiçbir şey sabit değil, hiçbir şey olduğu yerde durmuyor. Hayat için de pusula ya da harita olsa; bir anda nerede olduğumuzu ve nereye gitmekte olduğumuzu saptasak… Pusulasız, haritasız keşif yapmaya çıkarsak kendimizi ya uçurumun başında ya da bataklıkta buluruz.” diye düşünürdü. Paşa dedesi diyalektik materyalizm savının derinliklerinde boğulduğunu görse; Adab-ı muaşeret hakkında nutuk atardı belki de. Gülümsedi kendi kendine…

Hardal rengi kanepeye oturunca, karşı duvarda asılı fotoğrafa takılırdı gözleri. Dalar giderdi nur yüzlü anneannenin yüzüne; Paşa dedenin asaletli duruşu ve elini omzuna koyuşu… Anneannenin, koca bir ömrü mutlu geçirdiği okunurdu hareli mavi gözlerinden. Kahkaha atınca koca yalının çınladığı, yürüdüğünde narin ayaklarından çıt çıkmadığı söylenirdi. Paşa dedenin ona “Sultanım” diye hitap ettiğini duymuştu. O günlerin saygı, sevgi ve nezaket çerçevesinde devam eden yaşam tarzına duyduğu cazibe…

Yabani otların musallat olduğu naif yüzümüzü, nobran fikirlerin çürüttüğü geleceğimizi yavaş yavaş kaybettikçe; yalnızlığın acı tadı fışkırırdı dudaklarından; sözcükler “Türkçe” olmasa bile… Vatan hasretini uyuturdu yüreğinin başköşesinde.

Yurda dönmesine yakın annesi aramıştı. Özlem dolu konuşmaların arasına sıkıştırılan cümleler geleceğini şekillendiriyordu. Mahallenin sümüklü kızı Pınar’ın büyüyüp serpildiğini, esmer güzeli bir kız olup çıktığını fısıldamıştı Yasemin Hanım. Hem de tıp eğitimini tamamlayıp mesleğini eline almış, psikiyatr olmuştu Pınar. Sanki müstehcen bir konuymuş gibi sarf edilen üstü kapalı sözcüklerden, Pınar’ın gelin adayı seçildiği muhtemeldi. Annesini incitmeden, döndüğünde görüp tanımak istediğini belirtmişti.

“Aşk olsun sevgilim! Aradan on yıl geçtikten sonra mı anlatılır bunlar!” dedi Pınar. Karısının yorgunluktan ağrıyan ayaklarını ovarken: “Daha bitmedi… Paşa dedem de anneannenin ayaklarını okşar, öpermiş… Anneanne yaşlanıncaya kadar bunlardan hiç söz etmemiş. Daha sonra da tüm gizlerini anlattıkça anlatmış… Bu durum kalıtımsal olabilir mi ne dersin? ‘Otu çek; köküne bak!’ demişler biliyor musun? ” dedi Levent.

Pınar kahkaha ve çığlık atarak tepindi, şımardı “İnanmıyorum ya! Bunları anlatmalıydın bana!” dedi. Mutlu anlarında kendini çocuk gibi hisseder, dışa vuruşları da kocasının çok hoşuna giderdi.

—Sus! Yavaş ol… Hişt! Çocuklar uyanacak şimdi… Vallahi yeni sıra geldi. Uzunca bir süre sen kendini anlattın, ben kendimi… Birbirimizi ‘İkimiz!’ olacak kadar tanıdık. Sorunlarımız oldu paylaştık, çözümler aradık… Yalan mı?

—Haklısın sevgilim! Seni öyle çok seviyorum ki…

Önce boynuna sarılıp daha sonra başını göğsüne koydu Pınar. “İyi ki sen varsın hayatımda, sensiz ne yapardım, nasıl bomboş olurdu hayat!” diye geçirdi yüreğinden.

Kocası saçlarını okşarken o; depresyon, panikatak, şizofreni, paranoya ve pek çok psikolojik hastalıkların pençesinde olan hemcinslerini düşündü. Üstelik bu kadınlar “Doktora düşmek” diyorlardı adına ve deli olduklarını düşünüyorlardı. Onlara yardım edebilmek için esas olan şeyin, sorundan uzaklaşmak olduğunu bilmesine rağmen ilaç ve psikoterapilerle kaderlerine razı etmeye mi çalışıyordu? Birkaç gün sonra katılacağı konferansta yine ahkâmlar kesilecek, sorunlara muhtemel çözümler aranacaktı. Hepsi de o salonda kalmaya mahkûm çözümler… Derinlere dalmıştı Pınar; Levent’in sesiyle kendine geldi.

—Hayatım nerelere gittin yine?

—Ne düşünüyorum biliyor musun? Bazen hastalarıma neştersiz lobotomi yaptığımı ve…

—O da ne demek? Fikrimi söyleyebilmem için anlamını bilmem lazım.

—Lobotomi: Beynin frontal dediğimiz alın bölgesi lobundaki sinir liflerinin ameliyatla alınması demek. Genelde kanser gibi üzen ve düşünsel acı veren hastalıklarda son çare olarak yapılır. Ben aynı şeyi konuşarak ve ilaçlar vererek yapıyorum; düşünmelerini, acı çekmelerini engelliyorum sanki…

—Bundan dolayı da kendini suçlu hissediyorsun değil mi?

—Evet! Hem de çok… Levent, bazen ne istiyorum biliyor musun? Yeniden Nuh tufanı kopsun ve bütün kadınları alsın götürsün. Sadece erkekler ve kertenkeleler kalsın… Nasıl olur acaba? Kadınsız bir dünya…

—Çok acımasızsın! Ben de seninle gelmek isterim.

“Canım benim!” diyerek yeniden boynuna sarıldı Levent’in. “Konferansa az kaldı ve ben daha hazırlık yapmadım. Üstelik ne konuşacağımı da bilmiyorum.”dedi.

—Evet anlaşıldı! Demek ki önce benim konferans vermem gerekecek!

Sabaha kadar konuşup tartıştılar. Levent’i insan olarak çok seviyordu. İlk kez kocasından duyduğu sözlerin derinliklerinde yatan gerçek kişiliği görüyor; sevgisi daha da perçinleniyordu.

Konferans günü gelip çatmıştı. Konuşmacılar birer birer kürsüye çıkıyor, teorik olarak çözüm önerileri sunuyorlardı. Pınar protokolde oturan kocasından aldığı cesaretle ve hayatın içinden örneklerle ortalığa verip veriştirmişti. Son konuşmacı olduğu için kürsüden inerken adeta basın mensuplarının saldırısına uğramıştı. Evli bir kadının feminist tavırları oldukça şaşırtmıştı onları. Önüne geçen bir gazeteci “Pınar Hanım, erkeklere düşman gibisiniz; ama evlisiniz… Eşiniz kılıbık mıdır?” diye sordu.

—Bakınız! ‘Eş’ dediniz. Evet! O benim eşim. Ben de onun eşiyim. Siz önce ‘Eş’ sözcüğünü iyi kavrayın… Kimi zaman o kılıbık, kimi zaman da ben kılıbık olurum. Çünkü biz hayatı paylaşıyoruz. Dünyaya bir kez daha gelecek olsam, onu seçerdim ve onunla bir ömür daha geçirmek isterdim… Sorunuzun yanıtını alabildiniz mi?”

Zahid,
“… Karısı olmayan insan güçsüz insandır. Sanat özveriden doğar. Bir kadın sahibi olan erkek tüm sanatlarda ustadır.
(…)

Ey Rind! Bütün ömrüm seninle konuşmakla geçti. Ömür bitti söz sona ulaşmadı…” Fuzuli (Rind ile Zahid)





Telif Hakkı Uyarısı Kadın! (son) (rind/zahid) isimli yazı, Necla Alptekin tarafından 01.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Muzaffer Akçay yazıyı tebrik etti...
tebrik Lutuf Veli yazıyı tebrik etti...
tebrik Gülçin Karakaya yazıyı tebrik etti...
tebrik Ersin Başeğmez yazıyı tebrik etti...
tebrik Derya Sesigüzel yazıyı tebrik etti...
tebrik Mozan Aras yazıyı tebrik etti...
tebrik Aygül Karacan yazıyı tebrik etti...
tebrik Çiğdem Bekar Abilov yazıyı tebrik etti...
tebrik Gülgün Öztürk yazıyı tebrik etti...
tebrik Şeref (usta) Öztürk yazıyı tebrik etti...
tebrik Cemal Çelik yazıyı tebrik etti...
tebrik Mesut Gül yazıyı tebrik etti...
Şeref (usta) Öztürk yazıyı favori listesine aldı...
Dürdane Koç
Dürdane Koç / 18.06.2008
yahu kafam allak bullak oldu:( hani erkekler göründükleri kadar ii değildi?peki levent ne?istisna mı:) valla kafam karıştı:) ama tebrikler hocam.ne söyleyeceğimi bilemediğim sayılı anlardan birini yaşıorum...kaleminize sağlık...

Aleyna  Nur Efiloğlu
Aleyna Nur Efiloğlu / 17.06.2008
yüreğinize sağlık

Fatma Aydın
Fatma Aydın / 17.06.2008
tebrikler cok güzeldi emeğinize yüreğinize sağlık

Cüneyt Elbasan
Cüneyt Elbasan / 15.06.2008
Çok güzeldi teşekkürler... Abla msj la belirtmek istedim fakat gönderemiyorum BEtül İnce`nin son yazısını okurmusunuz saygılar

Mehmetşah Yiğit
Mehmetşah Yiğit / 13.06.2008
Okumaktan keyif aldım,tebrikler,saygılar.

Yusuf Bilgiç
Yusuf Bilgiç / 12.06.2008
Vallaha Bu yazınıza bende klasik bi iltifatta bulunacam süperr olmuş gerçektenn ... belki bu yorumları çok kez okudunuz ama gerçekten süperr olmuş .. sizin yorumlarınız zevkle takip edecem

Cemal Çelik
Cemal Çelik / 12.06.2008
" Gün kara yazmasını büründüğünde cehalet yağar ya karanlıktan. Gece tan yeri sancılarıyla güneşi doğurunca, vefakâr ana gibi sarar gök kubbeyi bulutlar… Peşi sıra devinimler… Karanlık aydınlığı, ışık karanlığı kovalar; okumuştan cahil, cahilden okumuş türemesi gibi… Ne yılların, ne yolların, ne eskimiş geleneklerin, ne de yozlaşan kültürün… Sadece insan olmak!" toplumsal gerçeklerin kalemini...Yürekten kutlarım. Aramıza hoş geldiniz, gerçeklerin yıldızına saygılarımla.

Şeref (usta) Öztürk
Şeref (usta) Öztürk / 07.06.2008
Çok eğitici ve öğretici. İlşkileri sulandırmadan yada çelik`e iki defa su verip sertleştirmeden yaşamı paylaşmak yani eş olmayı bilebilmek sanattır ."Sahiplenmek " biraz sert bir tanım ve itici gibi .“… Karısı olmayan insan güçsüz insandır. Sanat özveriden doğar. Bir kadın sahibi olan erkek tüm sanatlarda ustadır. (…)Burada sahiplikten çok onunla paylaşımın anlaşılması gerekli.Kültürel uçurumlar bile bazen çok eğitimli iki kişinin yakalayamadığı dengeyi sağlamakta ve paylaşımcı ruhun baskın olması halinde vaziyeti kurtarabildiği görülmüştür .(Belki bir gün anlatırım) 43 yıldır hayatı paylaşıyoruz uçurumun en ucundan topladığımız çiçeklerle.Ben çok güzel bir yazı okudum ve yararlandım Kaleminizin ışığı sönmesin .Bizi aydınlatmaya devam etmeniz dileğimle.Saygılar. Şeref Usta

Seher Yildiz
Seher Yildiz / 07.06.2008
Son ama inanilmaz guzel bir sondu..:) umudun hala oldugunu anlatan, karsilikli sevgi ve saygiya dayanan her iliski mutlu bir sonla biter insallah. Hayranligim gittikce artiyor:) Yazilarinda cok basarilisin, ornek alacagim yazarlardan birisin benim icin. Sevgiler...

Sinem Akgün
Sinem Akgün / 05.06.2008
kıymet bilmek gerekir hayatta.semek,sevilmek,mutlu olmak.hep mutlu olursunuz umarım tebrikler.

Ayten Dirier
Ayten Dirier / 04.06.2008
Kurgu, anlatım ve mesaj çok güzeldi. Öyle bir sonuç bekliyordum, çünkü toplum tamamen bozulmamış daha ve öyle mutluluklara -başkaları yaşasa bile- ihtiyacımız var. Kalemin hep ışıldasın dostum.

Adem Efiloğlu
Adem Efiloğlu / 02.06.2008
EMEĞİNİZE SAĞLIK TEBRİKLER

Çiğdem Bekar Abilov
Çiğdem Bekar Abilov / 02.06.2008
Bitişin sürece ve başlangıca cevabı bu kadar yerinde olabilir ancak.Hayranlık uyandıracak ve akıllarda kalacak bir son bölümdü.Alkışları da duyurabilseydik keşke

Kenan Ocak
Kenan Ocak / 02.06.2008
Dün bu hikayeyi okuduğumda finali belki beş altı kere okudum diyebilirim... Oldukça etkileyici bir bitiş olmuş... Ve beklemiyordumda böyle bir bitiş... Yorumlardan birine gözüm iliştiğin de acıyla karışık bir tebessümde bulaştu yüz ifademe... Yorum yapmadan çıkıp gittim sığınağıma... Niyetim, biraz nefeslenip yorumumu düşünüp öyle yazmaktı... Gece geçti, Sabah oldu, ben geldim bu hikayeyi tekrar okudum... Finali tekrar tekrar... O yoruma tekrar göz attım... Halaa olduğu yerde duruyor deyip acı bir gülümseyişi tekrar kondurdum yüz ifademe... Sevgili neclaa usta kaleminle ders niteliğinde öyle bir serii çıkardın ki... Okuyanda yorumlayanda alması gereken dersi alsa sorun çözülecek sanırım... Yüreğini tebrik ediyorum alabildiğine...

Ersin Başeğmez
Ersin Başeğmez / 01.06.2008
sonuçta mutlu son. Önceki üç hihayeden sonra bu hikayede kavuşulan hayallere uzanan gerçekler. Toplumun istediği son buydu. Geçişler, anlatım, kurgu ne kadar da güzel ahenk sağlanmış hikayede.Lütuf hocanın dediği gibi yenilerini bekliyoruz şiir dili hikaye sultanı. Saygılarımla

Aygül Karacan
Aygül Karacan / 01.06.2008
"Eş" olmak ne kadar önemli. Eskiler hep yanlış anlatılıyor. Demek ki bir insan yetiştiği aile ne ise o. "Otu çek köküne bak" sözüne bayıldım ablacığım. Hakkaten Nut tufanı kopsa ve kadın kalmasa nr yaparki bu erkekler. Mükemmel bir hikaye sergilediniz hiç sıkılmadan okudum. Sevgi ve saygılarımla

Derya Sesigüzel
Derya Sesigüzel / 01.06.2008
Bu kadar karamsarlıktan sonra mutlu son:) Çok güzeldi ablacım. Tebrikler saygılarımla...

Derya Sesigüzel
Derya Sesigüzel / 01.06.2008
Oh be sonunda mutlu son:)Bunca karamsar beraberliklerden sonra, serinin böyle tutkulu bir sevgiyle bitmesine çok sevindim:)Saygılarımla...

Melek Öztürk
Melek Öztürk / 01.06.2008
Elbette böylesine güzel birliktelikler de vardır. Ama herkes bu kadar şanslı olmayabiliyor...Ve yazındaki şu paragraf "“… Karısı olmayan insan güçsüz insandır. Sanat özveriden doğar. Bir kadın sahibi olan erkek tüm sanatlarda ustadır." umarım herkes bunun bilincindedir...Emeğine sağlık ablacım...:))

Erturan Elmas
Erturan Elmas / 01.06.2008
Harika bir tasvirden sonra toplumda az da olsa görülen ideal bir aile tipi çizerek öykü-denemenizi sonuçlandırmışsınız. Ayrıca Rind`in rahatsız edici sözünden Zahid`in rahatlatıcı ve gerçekleri vurgulayan sözüne çok başarılı bir geçiş uapmışsınız. Biçim, kurgu, dil, anlatım ve mesaj olarak harikulade bir yazı çıkarmışsınız ortaya. Tebrikler ve teşekkürler.

Erdoğan Vural
Erdoğan Vural / 01.06.2008
...‘Otu çek; köküne bak!’...Duygulamış benzetimi ve bitimi.. İnsan olana yeter öz anlatımlı ve akıcı dili yormayan eğitici bir öykü.Başarılarınızın devamını diliyorum. Erdoğan Vural

Selcan Aktaş
Selcan Aktaş / 01.06.2008
daha önce Fuzuli okumayı hep denedim ama ağır geldiğini düşünürdüm bu sriden sonra merakım daha bir arttı. Serinin son kısmı mutlu bitmiş bunu sevdim... Ellerinize sağlık.

Özcan Yıldırım
Özcan Yıldırım / 01.06.2008
Sosyal konularda hem duyarlı bir yürek hem de başarılı bir kalem. Efendim yazının sonu mükemmel olmuş. Çıkartılacak ders fazlasıyla yansıtılmış. Fuzuli`ye nazire yapmak ve altından başarı ile kalkmak cesaret gerektiriyor.hanımefendi sizi tebrik ediyorum. Saygılarımla efendim

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 01.06.2008
ohhh be! İçim açıldı canım yahu. Mutlu sonlara ihtiyacımız var şu deli hayatta değil mi? Yüreğin dert görmesin, hep mutlu ol.Sana şir yazmak yakışıyor ama hikaye yazmak daha bi yakışıyor bence. Aslında uzun yazıları okumayı sevmiyorum ama senin hikayelerini severek okuyorum. Sevgiler...

Gülçin Karakaya
Gülçin Karakaya / 01.06.2008
Bu kadar kötü örnekten sonra ideal eş dostlar başına... Evleneceklere duyurulur, Levent gibi bir aday olmasına dikkat etsinler...Harikaydı..teşekkürler

Çiğdem Ercan
Çiğdem Ercan / 01.06.2008
Son oldukça hoş olmuş.

Lutuf Veli
Lutuf Veli / 01.06.2008
beklemiyordum şahsen bunca kötü örnekten sonra böyle bir sonu...ama ohh dedim sonunda neydi o diğer bölümlerdeki kötü tipler ...burda da sanki olması gereken tipleme yapılmış,ideal olan mı desem...güzel ve hoş bir nazireydi...tebrikler ...yenilerini bekleriz şiir dilli hikaye sultanı...

Muzaffer Akçay
Muzaffer Akçay / 01.06.2008
Güzel bir sonla bitirişiniz çok hoş olmuş...


Ağustos
22
Babaoğul ve Kutsal Ruh Nerede
Kubilay KoçakBaşkaldırı Hikayeleri • 68 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
20
Ülkem
İlhan BaranBaşkaldırı Hikayeleri • 62 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
14
Karmaşık Düşünceler Sağanağı
Mozan ArasBaşkaldırı Hikayeleri • 169 kez okundu. • 17 kez yorumlandı.
Temmuz
31
Öldürmek mi?
Faruk TotoBaşkaldırı Hikayeleri • 181 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
20
Eylül
5
Vazgeçmeli!
Necla AlptekinKaralama Şiirler • 15 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Eylül
3
Dingin Değilim Yine!
Necla AlptekinBaşkaldırı Şiirleri • 116 kez okundu. • 23 kez yorumlandı.
Ağustos
22
Kayıp Yazar (bölüm 4)
Necla AlptekinYaşamdan Hikayeler • 113 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Ağustos
20
Kayıp Yazar (bölüm 2)
Necla AlptekinYaşamdan Hikayeler • 96 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
12
Sen De Aşık Mısın?
Necla AlptekinHayata Dair Denemeler • 149 kez okundu. • 19 kez yorumlandı.
Ocak
29
Adı Belemir!
Necla Alptekinİronik Hikayeler • 1014 kez okundu. • 18 kez yorumlandı.
Mart
2
Bulutlar Aşk Ağladı
Necla AlptekinAşk Hikayeleri • 680 kez okundu. • 24 kez yorumlandı.
Şubat
3
Mor Hüzünler
Necla AlptekinMektup Hikayeleri • 640 kez okundu. • 26 kez yorumlandı.
Ekim
12
Sıkı Tut!
Necla AlptekinHayata Dair Denemeler • 583 kez okundu. • 27 kez yorumlandı.
Haziran
1
Kadın! (son) (rind/zahid)
Necla AlptekinBaşkaldırı Hikayeleri • 570 kez okundu. • 28 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Kadın! (son) (rind/zahid), Kadın! (son) (rind/zahid) hikayesi, Kadın! (son) (rind/zahid) hikaye, Kadın! (son) (rind/zahid) nedir?, Kadın! (son) (rind/zahid) hakkında bilgi, Kadın! (son) (rind/zahid) hikayeleri, Necla Alptekin hikayeleri, Kadın! nedir, Kadın! hikayesi, Kadın! hikayeleri, (son) nedir, (son) hikayesi, (son) hikayeleri, (rind/zahid) nedir, (rind/zahid) hikayesi, (rind/zahid) hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Hapınızı Yuttunuz Mu?
Erol Sunat
Geldi!

Sezer Nişancı
Coğrafyam Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Hotel Las Vegas | Loans | Wills | Western Union Money Order | Mortgages | Video | Arkadaş | Saat