Kadınlara Oy Hakkı
29 / 4 / 2008 Salı tarihinde Zeynep Akıllı tarafından eklendi, 152 kez okundu...
“kadınlara oy hakkı tanınması için yapılan mücadeleler, ancak I.dünya savaşından sonra başarıya ulaşacaktı.londra daki hyde park ta 21 haziran 1908 de yapılan bir gösteri XIX. yüzyılın son çeyreğinde ingiltere ve diğer sanayileşmiş ülkelerde başlmamış bulunan "suffragettes" ya da "kadınlara oy hakkı" hareketinin gösterdiği büyük gelişmenin bir ka...” Okuyucu Puanı ;
Kadınlara Oy Hakkıkadınlara oy hakkı tanınması için yapılan mücadeleler, ancak I.dünya savaşından sonra başarıya ulaşacaktı. londra daki hyde park ta 21 haziran 1908 de yapılan bir gösteri XIX. yüzyılın son çeyreğinde ingiltere ve diğer sanayileşmiş ülkelerde başlmamış bulunan "suffragettes" ya da "kadınlara oy hakkı" hareketinin gösterdiği büyük gelişmenin bir kanıtı olmuş ve bu tarihten başlayarak ingiltere deki mücadele sert bir biçim almıştır. gösteri "Women s social and political union" (wspu) tarafından düzenlenmiş ve the times gazetesinin bildirdiğine göre 250.000 kişi katılmıştır. gösteriyi düzenleyen wspu 1903 yılında manchester de emmeline pankhurst ve kızları christabel ve sylvia pankhurst tarafından kurulmuştu. daha önce kurulan kadın hakları örgütleri yasal yolları kullanarak parlamento üyelerini etkilemeye çalışmışlardı. pankhurstler ise amaçlarını gerçekleştirebilmek için bu çerçevenin dışına çıkarak kamuoyunu harekete geçirecek taktikler kullanmaya başladılar: vergi ödememek, gösteriler düzenlemek, polisle çatışmak, kabine üyelerine saldırmak, mağazaların camlarını kırmak, kundakçılık ve tutuklandıklarında açlık grevi yapmak, bunlar arasında sayılabilir. bu taktikler her ne kadar tepkiye yol açmışsa da aynı zamanda kamuoyunun ilgisini çekmiş, parlamento ve hükümet üyeleri üzerinde dolaylı bir baskı oluşturmuştur. wspu 1906 yılında londra ya taşındıktan sonra etkinliklerini arttırmış ve ingiltere deki kadın örgütlerinin en güçlüsü haline gelmiştir. kadınların da erkeklere tanınan siyasal haklardan yararlanması ilk kez fransız devrimi ile gündeme gelmişti. 1790 da condorcet mal mülk sahibi kadınlara seçme hakkı tanınması gerektiğini savunuyordu. 1791 de olympe de gouge yayımladığı bir kadın hakları beyannamesiyle tüm kadınlara oy hakkı tanınmasını ve erkeklerin sahip olduğu insan haklarının kadınlara da tanınması gerektiğini savunuyordu. ancak devrim yönetimi bu hakları tanımadığı gibi 1793 yılında ülkede var olan kadın kulüplerinin tümünü kapattı. kadınlara oy hakkı tanınması bundan sonra 1848 devrimi sırasında gündeme gelmiş, ancak bu konuda verilen bir yasa önerisi meclis te tartışmaya bile açılmamıştır. ingiltere de kadınların oy hakkı mücadelesi 1867 de john stuart mill in avam kamarasında kadınlara oy hakkı verilmesini savunan bir yasa değişikliği önerisi sunmasıyla başlamış ve bundan sonra "suffragettes" diye adlandırılan kadın örgütleri oluşmuştur. başlangıçta anayasal ve yasal çerçevenin içinde kalarak parlamenterleri etkilemek yoluyla oy hakkı tanınmasını sağlamaya çalışan "anayasal suffragettes" hareketi ortaya çıkmıştır. wspu ise kuruluşundan itibaren etkisiz olduğunu ileri sürerek bu yöntemleri reddetmiş ve parlamento dış ımücadele yöntemleri kullanmıştır. liberal parti nin iktidara gelmesine yol açan 1906 seçimlerinden sonra londra ya taşınan bu örgütün ilk eylemi başbakanlık konutuna kadar bir yürüyüş düzenlemek ve başbakan sir henry campbell-bannerman la görüşmek oldu. bundan sonra kadınlara oy hakkı tanınmasına karşı olan maliye bakanı asquith e karşı mücadele açan wspu, 1908 de asquith in başbakan olmasından sonra hükümetle giderek sertleşen bir mücadele içine girecekti. hyde park taki büyük gösteriden birkaç hafta sonra yapılan bir gösterideki kışkırtıcı davranışlarından dolayı örgütün liderlerinden bir kısmı hapse atıldı. bundan sonra sık sık hapse giren kadınların açlık grevi yapmaları kamuoyunu etkilerken hükümeti de zor durumda bırakacaktı. bu ortamda, hem liberal hem de muhafazakar parti den kadınlara oy hakkı verilmesine taraftar olan parlamenterlerin girişimiyle bir yasa tasarısı hazırlandı, ancak bu tasarı 1911 yılında avam kamarasında reddedildi. aynı yıl başbakan tüm yetişkinlere oy hakkı tanıyan bir yasa çıkarılacağını ve kadınlara oy hakkı verilmesiyle ilgili yasa açıklayınca wspu yalnızca kadınları kapsayan bir yasa çıkarılması gerektiğini ileri sürerek tepki gösterdi. bundan sonra örgütün şiddet eylemleri artmaya başladı. 1912 martında piccadilly çevresindeki vitrinlerin kırılmasından sonra adeta bir terör örgütü haline gelen wspu 1913 ten başlayarak kundakçılık, evlere bomba koymak vb. gibi eylemler düzenledi. bu olaylar can ve mal kaybına yol açarken o zamana kadar kadın haklarına sempati duymuş olan erkekleri de ürkütüyordu. wspu, bu tarihlerden başlayarak siyasal çizgisini de değiştirmeye başladı. birlik kurulduğu zaman keir hardie nin işçi partisine yakındı ve ondan destek görüyordu. bundan sonra ise giderek muhafazakar parti ye yaklaştığı ve savaş sonrasında birlik liderlerinin muhafazakar parti den seçimlerde aday oldukları görülür. christabel pankhurst, 1918 de sağ koalisyonun, anne pankhurst ise 1926 yılında muhafazakar parti nin adayı olarak seçimlere katıldılar. ancak her ikisi de milletvekili seçilemediler. pankhurst lerden sadece sylvia sonuna kadar sosyalistliğini sürdürdü. doğu londra kadın hakları federasyonu başkanı olarak çeşitli etkinlikler gösterdi. işçi ve yoksul kadınlardan oluşan bu örgüt wspu ya oranla daha küçük çaplı eylemlerde bulunuyordu. savaşın başlamasıyla birlikte yıllardır hükümete karşı bayrak açmış olan wspu, tutumunu değiştirerek savaş hükümetini destekleme kararı aldı ve eylemlerine son verdi. örgüt liderleri bu şekilde hareket ederek savaştan sonra oy hakkını kazanacaklarını umuyorlardı. bu umut boş çıkmadı ve savaş ertesinde sınırlı da olsa kadınlara oy hakkı tanıyan bir yasa çıktı. XX. yüzyılın başları abd de de "suffragettes" hareketinin geliştiği ve etkinliğini arttırdığı yıllardır. burada 1869 da kadınlara oy hakkı tanınması için mücadele verecek olan iki büyük örgüt kurulmuştu. bunlardan elizabeth cady stanton un başkanı olduğu national woman suffrage association (nawsa) yalnızca kadınlara açıktı ve ulusal düzeyde çalışmalara ağırlık veriyordu. lucy stone un başkanı olduğu american woman suffrage association (awsa) kadınların yanında erkekleri de kapsıyor ve eyalet düzeyinde etkinlik gösteriyordu. bu örgütler ingiltere de olduğu gibi orta sınıf ve anglo-sakson kadınlardan oluşuyordu. yüzyılın başında abd nin bazı batı eyaletlerinde kadınlara oy hakkı tanınmış durumdaydı. 1910 lara gelindiğinde doğudaki sanayileşmiş eyaletlerde örgütlenmiş bulunan kadınlar, oy hakkı kazanmak için etkinliklerini arttırmışlardı. 1912 yılı içinde newyork ve diğer büyük kentlerde yapılan yürüyüşler ve gösteriler kamuoyunun dikkatini çekecek nitelikteydi. ancak bu gösterilerin ingiltere dekiler gibi şiddet olaylarını içermediğini belirtmek gerekir. 1913 martında washington da wilson un başkanlık yemini ettiği gün yapılan yürüyüşü kadın haklarına karşı olan bir grup durdurduğunda polisin, izni alınmış olan bu gösterinin sürdürülebilmesi için herhangi bir şey yapmaması tepkiye yol açtı. kadınların davasını destekleyenlerin sayısının bu olaydan sonra belirli bir artış gösterdiği görülmüştür. bu arada ingiltere de çok sert bir biçimde sürdürülen hareket abd deki kadın örgütlerini de etkiledi ve nawsa içinde bölünmeye yol açtı. ingiltere deki "suffragette"lerle birlikte çalışmış olan alice paul ve lucy burns ülkelerine döndüklerinde ingiltere deki taktiklerin abd de de uygulanabileceğini savunmuşlar ancak abd de saygınlığını korumanın çok önemli olduğunu savunan nawsa yı ikna edememişlerdi. sonunda bu iki kadın, üyesi oldukları nawsa dan uzaklaştırıldılar ve kongre birliğini (congressional union) kurdular. bu birlik daha sonra kadın partisi (women s party) adını aldı ve tüm ülkede örgütlenmeye başladı. kadın partisi büyük gösteri yürüyüşleri, polisle çatışma ve kendilerini beyaz saray ın parmaklıklarına zincirleme gibi ingiltere de wspu nun kullandığı taktikleri uyguluyordu. yine de abd deki hareket ingiltere deki kadar sert olmamıştır. XX. yüzyılın başlarında kadınlara oy hakkı hareketleri fransa ve almanya gibi sanayileşmiş ülkelerde de önemli bir gelişme göstermiştir. 1901 yılında fransa da mlle. brunswick tarafından kurulan "union française pour le suffrage des femmes" in tek amacı kadınlara oy hakkı sağlamaktı. katolik, protestan ve sosyalist kadınlardan oluşan bu geniş tabanlı birlik kısa sürede önemli bir gelişme göstermişti. öyle ki 1914 yılında 45 ilde örgütlenmiş durumdaydı ve 9000 kadar üyesi vardı. fransa daki hareket ingiltere dekinden farklı olarak şiddet yöntemleri kullanmamakla birlikte, oldukça aktif bir mücadele yürütmüştür. ancak, katolik bir ülke olan fransa da "suffragette"ler kendilerini destekleyecek başka güçler bulamadılar. sağ partiler, kadınlara oy hakkı verilmesinin ailenin ve kocalık otoritesinin çöküşüne yol açacağını ileri sürerek bu talebe karşı çıkıyorlardı. sol ise kadınların kilise nin etkisi altında kalacağını söyleyerek onlara oy hakkı tanınmasına karşı idi. sendikaların da bu sorun karşısında ilgisiz kaldıkları fransa da sosyalist parti başkanı jean jaures ve bazı sosyalistlerden başka kadınlara oy hakkı verilmesini savunan yoktu. nitekim jaures in 1912 de bu konuda parlamentoya sunduğu bir öneri reddedilmiştir. fransa da sağ ve solun bu tutumu nedeniyle kadınlara oy hakkı verilmesi için uzun bir süre geçmiş ve ancak II. dünya savaşı ertesinde bu gerçekleşmiştir. XIX. yüzyılın sonlarından itibaren güçlü bir kadın hareketinin var olduğu almanya da, kadınlara oy hakkı için mücadele 1902 de başlamıştır. bu mücadeleyi yürüten örgüt anita augspurg tarafından kurulan "deutscher verband für frauenstimmrecht" (kadınlara oy hakkı için alman birliği) 1902 den 1908 e kadar sol liberallerle işbirliği yapmış ve bu yolla parlamentoyu etkilemeye çalışmıştı. 1907-1908 de sol liberallerin imparatorluk hükümetini desteklemek için sağla koalisyon yapması üzerine bu birlik siyasal partilerden bağımsız olarak hareket etmeye karar verdi. 1908 den başlayarak almanya daki hareket önemli ölçüde ingiliz "suffragette"lerinin etkisi altında kalmıştır. 21 haziran 1908 de hyde park ta yapılan gösteriye birliğin başkanı anita augspurg ve 50 alman kadını da katılmış ve bundan sonra iki ülkenin "kadınlara oy hakkı" savunucuları arasında yakın ilişkiler başlamıştır. ancak almanya da şiddet hiçbir zaman kullanılmamış, hatta 1912 ye kadar sokak gösterisi bile yapılmamıştır. sokak gösterilerinin yapılmamasının en önemli nedeni, kendilerini spd den (sosyal demokrat parti) ayırmaya özellikle dikkat eden "suffragette"lerin spd nin sık sık kullandığı ve zaman zaman "devrim provası" diye adlandırılan bu taktiği uygulamayı istememeleridir. bu nedenle alman "suffragette"leri daha çok halka açık toplantılar düzenlemeyi tercih etmişlerdir. 1914 te savaşın başlaması başka ülkelerde olduğu gibi almanya da da "suffragette" hareketinin sonu olmuştur.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ağustos
25
Ağustos
24
Bir Gencin Yaşamını Değiştirebilirsiniz
• Nesrin Göçtürk Kaya • Toplumsal Makaleler • 97 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
18
Ağustos
17
Filika Sahiplerine Öneri
• Ertuğrul Erdoğan • Toplumsal Makaleler • 145 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ağustos
12
Teröre Lanet Şehitlere Rahmet
• Murat Akdeniz • Toplumsal Makaleler • 120 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Eylül
1
Eylül
1
Ağustos
28
Ağustos
28
Ağustos
28
Şubat
11
Aralık
12
Haziran
1
Sakızcı Makbule Teyzem ve İsmail Amcam
• Zeynep Akıllı • Yaşamdan Hikayeler • 6595 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
10
Temmuz
10
Caminin Önündeki Teyze
• Zeynep Kocaköse • Toplumsal Hikayeler • 2739 kez okundu. • 11 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||