Kalem Aşkı YazdıKalem Aşkı YazdıKALEM AŞKI YAZDI……..Yalnızlıkta boğuluyordu Mehmet. Yüzlerce dostunun , yüzlerce arkadaşının; nasıl olduysa hepsinin bir işi çıkmıştı. Sıcak bir sohbet için , dumanı üstünde güzel bir kahve içmek için, bu güneşli güzel havada yürümek için hangi arkadaşını çağırdıysa hepsi bir bahane bulmuştu. Hepsinin işi vardı. Hiçbiri gelmeyecekti. O gün Mehmet’in tek yareni yalnızlıktı… Yalnızlıkta boğulan Mehmet geriye baktı. Bir yıl bitmişti. Diğer yirmi yıl gibi. Acısıyla tatlısıyla yirmi bir yılı geride bırakmıştı. Geçen yirmi bir yılın her anını hatırladı. İlk oyuncağını, ilk arkadaşını, ilk aşkını, ilk yediği dayağı, ilk okuduğu satırları, ilk yazdığı sayfaları ve daha bir çok ilklerin hepsini tek tek hatırladı. İlkler ne kadar güzeldi. İlklerin tadı hiç birinde yoktu. Hatırladığı ilkler şimdi ki sonlara götürdü Mehmet’i. Son okuduğu sayfalara, son yazdığı satırlara ve son aşkına. Sonlar ilkler kadar güzel değildi. İlklerde hiç yüreği acımamıştı. Sonlarda yüreğini acıtan bir şeyler vardı. Son okuduğu satırlarda sevgilisi dönmemek üzere veda ediyordu. Son yazdığı satırlarda giden sevgiliye kal demiyordu, diyemiyordu. Son aşkı da bitiyordu Mehmet sesini çıkarmıyordu. Biten hiçbir aşka bitmesin, giden hiçbir sevgiliye gitmesin dememişti Mehmet. Bitenler bitmiş, gidenler gitmişti. Mehmet her acıyı yüreğinde sessizce yaşadı herkesten habersiz. Ondandı bu yalnızlığı , ondandı sonların acıtması. Acıtan sonlar çoğalmıştı. Artık bunları taşıyacak pek gücü yoktu Mehmet’in. Bu acıtan sonlardan biraz kurtulmak için çıktı evden. Belki bir tanıdık gördüğünde acılarından bahsedip onların birazından kurtulmak istedi. Yıllardır sakladığı acılarını ilk defa paylaşmak istiyordu. Artık taşıyamacağı kadar çoktu acıları. Artık yorulmuştu. Gün boyu acılarını emanet bırakacak bir yaren aradı. Bir gün kalsın, bir gün nefes alıyım o bana yeter; ertesi gün yine alırım diye düşünüyordu. Acılarını emanet bırakacak tek bir yaren bulamamıştı. O gün tek yareni yalnızlıktı. O yarende acılarına ortak olmuyor, acılarına acı katıyordu. En büyük dostu kitaplara koştu Mehmet. Hiç yalnız bırakmayan dostlarına koştu. Acılarına onlar ortak olurdu, yıllardır olduğu gibi. Mehmet artık kendini yalnız hissetmiyordu. Daha kitapçıdan içeri girerken acılarının azaldığını hissetti. Baktığı, dokunduğu, biraz olsun okuduğu her kitap Mehmet’in acısından bir parça almış, Mehmet’in acılarından eser kalmamıştı. Acılarını emanet vermemiş tamamen bırakmıştı. O fedakar dostlardan bir ya da bir kaçını alıp kendine ömür boyu yaren etmek istedi. Saatlerce her kitabı incelese de o gün ilgisini çeken hiçbir kitap bulamadı. Eve ,evden çıktığı gibi yalnız dönecekti. Yalnızlık biraz canını sıkar gibi olduğunda yine imdadına bir kitap yetişti. En alt rafta boynu bükük duran kitabı alırken , “kesin benden bahsediyor” diye geçiriyordu kalbinden. O kitapta kendi gibi yalnızdı. Mehmet, “ YAZARMISINIZ” olan kitabın isminde kendini bulamasa da içerde her sayfada kendini bulmuştu. Hiç durmadan çevirdiği sayfalarda kendi vardı. Boş sayfalar sanki hece hece Mehmet’i anlatıyordu, Mehmet’i yazıyordu. En azından bundan sonra Mehmet’i anlatacak , Mehmet’i yazacaktı. Kitabın sayfaları Mehmet’in acılarını dinlemek için boş kalmıştı. Mehmet yazacaktı, kitap dinleyecekti. Bu gün okumak vakti değil, bu gün yazmak vaktiydi… Boş sayfalara uzun uzun yazabilmek için, içindeki sıkıntıyı atabilmek için, yalnızlığına ortak bulabilmek için, acılarını bitirebilmek için o kitabı alıp eve geldi. Eve gelmişti Mehmet. Odasına çekildi, telefonunu kapattı. Sabah bin bir bahane uyduran arkadaşları aradığında artık Mehmet’in de bir bahanesi vardı. Yazacakları bitmeden kimseyle görüşmeyecekti. Yazacakları bitmeden eline aldığı kalemi bırakmayacaktı. Artık yazmak vaktiydi… Yazmalıydı Mehmet, acıları bitene kadar, yalnızlığı son bulana kadar. Yazmalıydı ama ne yazacağına bir türlü karar veremiyordu. Geçen yirmi bir yılımı yoksa önünde bekleyen yıllarımı yazmalıydı. Yaşadıklarını mı yoksa yaşayacaklarını mı yazmalıydı. Gerçekleri mi yoksa hayallerini mi yazmalıydı. İlkleri mi yoksa sonları mı yazmalıydı. Belki de hepsini yazmalı diye düşündü ama ne yazacağına bir türlü karar veremiyordu. Mehmet, en sonunda kararı kaleme bıraktı. VE KALEM AŞKI YAZDI!...
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Son Bir Nefes Hakkım Var Sende
• Asude Kökbek • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 8 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
İçimizden Bir Yıldız Kaydı
• Selahattin Yetgin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 20 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Yalnız Kalmak Karanlık Gecede
• Sadi Saçak • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 16 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Ekim
21
Ekim
14
Ekim
14
Ekim
14
Ekim
10
Ağustos
15
Bitti (isimsiz Mektupların Son Öyküsü)
• Mehmet Acar • Mektup Hikayeleri • 644 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
13
Mektup (isimsiz Mektupların İlk Öyküsü)
• Mehmet Acar • Mektup Hikayeleri • 586 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Sana Geldim (isimsiz Mektupların İkinci Öyküsü)
• Mehmet Acar • Mektup Hikayeleri • 380 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Ekim
1 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||