kayit
Google Özel Arama
Sezer Nişancı Canlı Yayında!
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Aşk Hikayeleri

Kalp Yetmezliği


Kalp Yetmezliği

Daha on dokuz yaşındaydı Alp.  Hayata meydan okuyan yüreği ve insanlarla olan diyalogu herkesin dikkatini çekmişti. Küçüklük yıllarında görmüştü hayattın acımasız yanını.  On dokuz yaşında olmasına rağmen hayatı çok iyi tanıyordu ve hayat onu.

Her şeye inat gülmeyi iyi biliyordu, mutluydu çünkü gözünü bile kırpmadan hayatını feda edebileceği bir aşkı vardı. Kim sevdiği kadar sevilirdi ki. Adı Elif’ti adına şarkılar yazılan. Alp, Elif’le Bodrumda  yazlıklarında tanışmıştı, karşı yazlığa bir aile taşınmıştı tek çocuklu bir aile. Hikayenin geri kalanı Alp’in günlüğünden alınmıştır.

 

İsmail amcalar yazlıklarını sattıklarında acaba kim alacak bu evi diye hep merak ederdim. Yeni ev sahipleri tek çocuklu bir aileydi. Bir kız çocuğu, benim yaşlarımda biri. Onu ilk gördüğümde yıldızlardan dilediğim dileğim geldi aklıma; bana benim gibi seven birini göster..! derdim her kayan yıldızın ardından..! dileğim gerçek mi oluyordu, dedim kendime, ya bu oysa diye donup kaldım güzelliğine, attığı her adımda rüzgarla dans eden saçları ve yüzünde insana huzur veren tebessümü, belki de bir melek bu kadar güzeldi, ona bakıp dalmıştım, ta ki annemin bana bakıp gülümsemesine dek.

Elif’le tanışmam o kadar da zor olmadı, nede olsa yeni komşularımızdı ve hoş geldiniz denmesi lazımdı. Onunla tanışıp arkadaş oldum sonra ve bu arkadaşlığımız günden güne büyüdü, şiirlere ve hikayelerle arası çok iyiydi.  Ona, yazdığım şiirleri hikayeleri verdim ve hepsini büyük bir zevkle okumuştu ve bana “ senin yüreğin çok büyük, her şeye yeter” diye bir not sıkıştırmıştı sayfaların arasına..! Neden böyle söylemişti ki yazdığım yazılardan mı esinlendi yoksa.

Yüreğimde kıvılcımlar alev almış ve ateşe dönüşmüştü, onu düşündükçe yüzümde hafif bir tebessüm beliriyor ve bazen de midem bulanıyordu, garip bir duyguydu daha önce tatmadığım bir şey.

Ablamı aradı gözlerim, evlenip İstanbul’a yerleştikten sonra dertleşecek kimsem de kalmamıştı. Hemen telefona sarılıp ablamı aradım karşıma yeğenim Kerem çıkmıştı o minicik sesi ile dayıcım ne zaman gelecekiniz demişti. Yaklaşık altı aydır da görmüyordum onu hala sesi kulağımda bana özlem dolu sesi. Olanları ablama anlattım ve çok hoşuna gitmişti, bana gülümseyen sesi ile “peki neden konuşmuyorsun, neden açılmıyorsun” demişti. Haklıydı aslında ve ablam kadınların çiçekleri çok sevdiğini tekrarlamıştı bana.Artık konuşmam lazımdı çünkü geçen her gün tatilin bitmesi idi.

Artık onunla konuşmaya karar vermiştim. Ama nasıl? Dilim tutulmuştu ilk defa, ama imdadıma onun doğum gününün 3 gün sonra olduğunu öğrendim annemden. Tarih 7 temmuz saat 03:45, ablamın dedikleri geldi aklıma “kadınlar çiçekleri çok sever” evet güneş doğmadan kapısına güller sermeliyim dedim ve bir sürü gül aldım ve bir gül yağmış misali bahçeleri hep güllerle donatmıştım. Ve beklemeye başladım sonra, aslında onu arayıp çık dışarı demek istiyordum ama kıyamıyordum onu uyandırmaya. Kapının açılmasını bekliyordum ve güneşin bir an önce doğmasını.

Bir an kapı açıldı sonra dışarıya babası çıktı ve kapının önündeki gülleri görünce “bu ne hal” deyip ayaklarıyla gülleri savurdu.. Ezilen güllere bakıp ağlamaya başladım sonra güller kanıyordu umutlarım çekip gitmişti sanki, ezilen gülleri toplamaya başladım bir, bir ellerim kanlar içinde kalmıştı dikeni acıtmıştı canımı ama haberim yoktu, birden kapı açıldı tekrar karşımda o vardı   bu kez, dudaklarım bükük bir vaziyette iç çekişlerimi hakim olmaya çabalarken ve yanağımdan süzülen göz yaşlarımın dudaklarıma ulaşmaya çabaladığı anda, koşup sarıldı bana. Bütün acılarımı almıştı sanki gülü seven dikenine katlanır misali güllerin kan ağladığı anda başlamıştı aşkımız.

Alp ile Elif’in aşkı efsanelere konu olacak şekilde büyüyordu. Yaz tatili bitmiş artık ayrılık anı gelip çatmıştı ama ikisi de İzmirliydiler ve bu ayrılık, ayrılık olmayacaktı bir bakıma. Aradan aylar geçmesine rağmen tek bir gün bile tartışmamışlardı ve Alp yıldızların ardında saklanan mutluluğu bulduğuna çok seviniyordu.

Bir gün telefonuma mesaj gelmişti mesaj aşkımdandı. “aşkım öyle bir yüreğe sahipsin ki, istesem de of diyemiyorum, saraylardan köşklerden öte beni büyüttüğün yer ve sende ki yürek her şeye yeter. Seni çok seviyorum”  Çok hoşuma gitmişti yazdıkları ve bu büyünün bozulmaması için dua ediyordum ger gece.

Ama hayat onları en zamansız zamanda hiç olmadık yerde hiç ummadıkları bir şekilde yüzünü gösterecekti. Aşkları tam birinci yıllarında Alp’in İstanbul’da yaşayan ablasının ölüm haberi geldi, bu haber Alp’i adeta yıkmıştı inanmak yaşamak kadar güç gelecekti o an ona.  Ne sözler çare olacaktı olanlara nede ölüm her zamanki gibi zamanlı..!

Kalbinde bir acı hissetti bir an, bıçak saplanırmışçasına bir acı, olduğu yere yığıldı sonra, kalbi yetmiyordu sanki bu acıya..! gözlerini açtığında bir hastanede olduğunu fark etti makineye bağlanmış bir beden. Hastanenin penceresinden baktı yakın olan uzaklara ablasının gidişini kabullenemiyordu bir türlü o her şeye yeten yüreği ama buna yetmiyordu işte.

Gözleri Elif’i aradı bir an sevdiği yanı başındaydı, ellerini sıkıca tutup “o gitti” dedi titreyen sesi ile gözünde zamansız yağmurlar vardı. Bütün acılarını alırmışçasına sarıldı aşkı ona, tam on üç gün bir hastane odasında kabullenme savaşı verdi bir makine yardımıyla.

Ama bu kadarıyla bitmeyecekti her şey hayat acımasız dan öte bir şeydi sanki ablasının ölümüne dayanamayan eniştesi 2 hafta sonra intihar etti ve yeğeni keremi bir başına kaldığını gördüğünde yine kalbi yetmeyecekti bunlara ve hayat beni daha tanımıyorsun der gibi acı olaylar yaşatıyordu her şeye yeten Alp’in yüreğine..! olanlara inanmak ve kabullenmek o kadar güçtü ki tek çare zaman diye bir ses yankılandı kalabalıklarda tek çare zaman.

Artık Alp’in zamana ihtiyacı vardı bir türlü geçmek bilmeyen zamana, her şey tokat gibi duruyordu aile resminde kalan gülümseyen gözlerde...! Elif çaresizlik içinde Alp’in günden güne erimesine tahammül edemiyordu ve her zaman yanı başındaydı.artık  zaman yavaş, yavaş alıştırmaya başladı acıları, kabullenmişti yüreği öLüMü..!

Aradan aylar geçti tatil yapmak adına da olsa gitmek istiyordu İzmir’den anılılardan kaçmak pahasına..! bodrumdaki yazlıklarında aşkı ile unutmak istiyordu tamamen her şeyi biraz daha kabullenmek adına..! ve Alp yazlığa gitti ailesi ile birlikte ama Elif’in babasının işlerinden dolayı gidememe durumu vardı. Ama aşkı onun yanında olmak istiyordu ve aşkını dört gözle bekleyen Alp’e bir gün telefon geldi arayan aşkıydı ve babasını ikna ettiğini bizi yazlığa bırakıp babasının  geri döneceğini söyledi. Alp çok sevinmişti. Aşkı gelecekti o bütün acılarını alan aşkı.

 

 

Ve bir Pazar sabahı saat 8’de  yola çıktılar, İzmir bodrum arası 3,5 saat sürüyordu ve Alp beklemeye başladı ve bu bekleyiş öyle sürdü ki yüreğinde bir sıkıntıya dönüştü sonra, saat 11 olmuştu ve beklemek yerine Alp arabaya atlayıp İzmir yoluna gitmeye başladı ama kimseler yoktu ortalıkta taaki bafa gölünün oraya varana kadar, önünde bir kalabalık gördü jandarmalar, itfaiye ve ambulans yüreğindeki sıkıntı boğazında düğümlendi bir an ve arabadan inip kalabalığa koştu sonra, bir araç şeranpolden yuvarlanmıştı o bafanın acımasız yollunda, içindeki korkuyla yüz yüze gelmemek içi dua ediyordu yaratana ama arabayı gördüğünde anlayacaktı yüreğindeki sıkıntının nedenini.

Zorda olsa araçtan çıkarılan yaralılar arsında Elif ve babası yaşıyordu ama annesi olay yerinde can vermişti. Alp büyük bir telaşın içinde saklanan korkuyla sevdiğinin kanlı yüzünü gördüğünde çığlıkları yankılandı herkesin kulaklarında ve korkuya karışmış sesi ile “ne olur onu alma benden” diye dua etmeye başladı ve yaralıları ambulansa bindirdiler ama hastaneye yetişmeden can verecekti sevdiği kolları arsında.

Alp’in göğsüne bir bıçak saplanırmışçasına yere yığıldı, her şeye yeten kalbi yetmiyordu artık olanlara, yetemiyordu. Tam on yedi gün kaldı yoğun bakımda, uyandığında bir hastane akşamının sessizliğinde gerçekler duracaktı karşısında kabullenmek adına bir makineye bağlı bir yürek  olanlara yetmeye çabalamakta. Artık aşkı da yoktu yanında, gözlerinde zamansız yağmurlar…  Anne ve babası Alp’in bu durumunu biliyorlardı. Doktorlar “bu çocuğun bu acılara bir gün dayanamayıp ölebilir” demişti. Ve bir ay hastane odasında kabullenme savaşı verdi bir makine yardımıyla ama artık kabul etmiyordu olanları.

Dayanamıyordu artık , Alp taburcu olmuştu ama yüreği ne kadar yetecekti ki bu acıya. Ve bu acıyı günlüğüne aynen şöyle yazmış; “ dayanamıyorum artık, bu iğrenç gözyaşlarından ve bir türlü tutamadığım hıçkırıklarımdan bıktım. Aşkım kızma bana ne olur, yanına gelmeye an kaldı. Yüreğim sen varken büyüktü ve her şeye yetendi beklide ama şimdi seni gömdüğüm o toprağın altında sen bensizsin, çok üşüyorum ve bu yüreğin teklemeye başladı yine. İlaçlarımı almam lazım ama sen yoksun…

Aradan aylar geçti Alp bu acıya karşı dayanacak güç aramıyordu artık. Taaki günlüğüne yazdığı son yazısıyla hayata gözlerini kapadı.

“yüreğim bugün ikinci yılımız ellerimde yine güller var, yine ellerimi kanattım bilmeden. Sensizlik o kadar büyüdü ki artık yetmiyor kalbim, odamda kokun var hala duyabiliyorum. Kerem uyumadan beni öpmeye geldi ve bana dedi biliyor musun: “dayı Elif abla gelecek yarın üzülme artık olur mu? Hıçkırıklarım çığlıklar atıyor ve bu gözyaşlarını hiç sevmiyorum. Ne olur gel artık ve al beni…

Alp yatağına uzandı, ellerinde güller vardı ilk günkü gibi yine kanatmıştı ellerini güller kanıyordu ve o geceden sonra bir daha açamadı gözlerini. Alp kalp yetmezliği sonucu ölmüştü…

 

 

 

 

 

                                                                                             

 

 



Kalp Yetmezliği
Yazı Sahibi
Reşit  Turan
Reşit Turan tarafından 29.4.2006 tarihinde eklendi 1222 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Kalp Yetmezliği isimli yazı, Reşit Turan tarafından 29.04.2006 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Natali Maral yazıyı favori listesine aldı...
bu kadar duygusal bir hıkaye olamaz...inanılmaz bı sey bu ne kadar agladıgımı tahmın bıle edemssınız...okurken bu kadar uzuluosak yasaaydık nadıl katlanılırdı bua cıya...


9/13/2007 tarihinde yorumlandı.

tebrikler...


3/28/2007 tarihinde yorumlandı.

Çok etkileyici bir hikaye,yüreğinize sağlık.


3/19/2007 tarihinde yorumlandı.

is yerimde olmasam bir anda saliverirdim göz yaslarimi bogazim aciyor su an ellerinize yüreginize saglik.


19.10.2006 tarihinde yorumlandı.

bi inssan bole aglatilirmi yaawww harika


21.09.2006 tarihinde yorumlandı.

aglamamak için kendimi zor tuttum günümüzde keske böle asklar olsa diyorum içimden


01.08.2006 tarihinde yorumlandı.

baba yüregine saglik...inanin çok agladim..


12.07.2006 tarihinde yorumlandı.

ilk okudugumda inanamamistim ama sonra dedinki bana geride kaldi üzülme sen die evet çok üzülüdm çok agladim öle böle degil kendime yerine koymak istedim denedim dayanamadim.. düsündüm durdum ve dedimki.. benim yasadigimda aci mi kalp dayanir mi daynamaz mi bilemem ama senin ki daynamisya ben en çok ona sükrediomm tebrikler chee


07.05.2006 tarihinde yorumlandı.

Bazen sevgiye kendimizi okadar yakin hissederiz ki dokunsak yani basimizdadir. Ellerimizle tutup avuclarmizin icine almayiisteriz. Ne olursa olsun sarip birakmamak.. Sevdiklerimizi gözümüzden, yüregimizden sakinirken yarali bir güvercin misali ucup gitmesini kabullenmek ne mümkün. acilar hep bizde kalir, bazilari okadar büyük olurki silinmez hafizamizdan ve bizde hep yasar. Yasanan hatiralar bile güzel gelir o varsa yasadigimiz saniyelerde.. sevdiklermizin nefesimiz kadar yakin olmasi dileklerimle.. sevgilerle Zerrin Dizdar


01.05.2006 tarihinde yorumlandı.

Insanlari aglatabiliyorsun, etkili çok etkili...


01.05.2006 tarihinde yorumlandı.

Çok guzel... Biliyosun ben edebiyati sevmem ama seninle sevmeye basladim ama sensiz devam edecegim...


01.01.2007 tarihinde yorumlandı.


Aralık
2
Nesr(i) Şiir (son) (kadir Bıyıklı)
Necla Güney AlptekinAşk Hikayeleri • 36 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi
Berna BaşabaşAşk Hikayeleri • 33 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
1
Olmayan Sevgiliye
Doğukan İçilAşk Hikayeleri • 50 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
1
Nesr(i) Şiir 2 (kadir Bıyıklı)
Necla Güney AlptekinAşk Hikayeleri • 89 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Kasım
30
Kadın ve Adam ( Kadın Öldü)
Hilmi NevruzpulAşk Hikayeleri • 68 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
12
Gözlerimde ki Perdeler
Reşit  TuranAşk Şiirleri • 120 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Gözlerime Rimeller Sürüyorum
Reşit  TuranÖyküsel Şiirler • 136 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Temmuz
21
Gün Aydınlandı
Reşit  TuranAşk Şiirleri • 87 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
17
Küçük Salıncaklar
Reşit  TuranAyrılık Şiirleri • 122 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Haziran
29
Sen mi Geldin ?
Reşit  TuranHasret Şiirleri • 139 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ekim
7
Cinayet..!
Reşit TuranDüş Hikayeleri • 2964 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Nisan
25
Anne Duy Sesimi
Reşit TuranAşk Hikayeleri • 1432 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Seni Sevdiğim Kadar
Reşit TuranSevgi ve Aşk Şiirleri • 1299 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Nisan
29
Kalp Yetmezliği
Reşit TuranAşk Hikayeleri • 1223 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Olur Ya..!
Reşit TuranSevgi ve Aşk Şiirleri • 1195 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Kalp Yetmezliği, Kalp Yetmezliği hikayesi, Kalp Yetmezliği hikaye, Kalp Yetmezliği nedir?, Kalp Yetmezliği hakkında bilgi, Kalp Yetmezliği hikayeleri, Reşit Turan hikayeleri, Kalp nedir, Kalp hikayesi, Kalp hikayeleri, Yetmezliği nedir, Yetmezliği hikayesi, Yetmezliği hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Canlı Yayında )
Sezer Nişancı İstek Paneli
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Child Trust Funds | Share Prices | Credit Cards | Loans | Credit Cards | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul