Kalsar`lı Torak 2
Her zaman yaptığı gibi dükkânını açık bırakarak gitmişti. Torak Kalsar�da hırsızlık olmadığına kendini inandırmış bir insandı. Sartum içeri girerek Torak�ı beklemeye başladı. Aradan saatler geçmesine rağmen ortalıkta kimse yoktu. Güneş Kalsar üzerinde etkisini kaybetmeye başladı. Sartum kralın haber beklediğini ve haberin eğlencelerden sonraki vakte kadar gelmezse askerleri cezalandıracağını bildiğinden bir türlü Torak gelmeden dönemiyordu.
Güneş çoktan batmış ve Sartumun tahminine göre kral eğlencelere başlamıştı. Kral II. Louis eğlenceye düşkün bir insandı. Her ne kadar ülkesi savaşa da gidiyor olsa, o her zaman yaptığı şeylerden taviz vermez çünkü ona göre eğlence olmadan ne ülke yönetilir ne savaş kazanılırdı.
Aradan tahmini iki saat daha geçmişti, Sartum demir ocağının yanındaki hasırda uyuya kalmıştı. Torak sırtında bir geyik ölüsüyle dükkânının kapısına geldi. Hisleri kuvvetli bir adamdı, etrafta oldukça ses olmasına rağmen içeride birinin nefes aldığını duyabiliyor, duymasa bile bir şeyler ona haber veriyor gibiydi�
Sırtındaki geyiği ağır ve sessiz hareketlerle dükkânın önünde bulunan çarıkta asılı olan kancaya taktı. Geyik yeni ölmüştü, bu yere akan sıvı kanın çıkardığı buhardan belli oluyordu. Belli ki Torak geyik avlamaya gitmiş ve vurduğu geyik Kalsar�ın girişine kadar sırtında can çekişerek gelmişti.
Hayvanı astıktan sonra yavaşça kapıya doğru yürüyen Torak elini sessizce belindeki bıçağına götürdü, yine ağır ve dikkatli bir hareketle kapıyı aralayıp içeri ilk adımını attığında bıçağını kınından çıkardı. Üzerinde hala kan lekeleri vardı bıçağın, üç adım attıktan sonra hamağının yanında durdu ve gözleriyle dükkânın içerisinde göz gezdirdi. Acaba içeride hissedilen nefesin sahibi hangi köşeye saklanmıştı. Ocağın yanına doğru kafasını çevirdiğinde sırtı dönük yatan bir adam gördü. Yatan adam heybetli biriydi eğer uyanırsa bu orta boy av bıçağı işe yaramayabilirdi. Sol eli ile tavanda asılı duran mızrak�ı aldı, sağ eliyle bir yandan da bıçağını kınına koydu.
Mızrağı uzantısının orta kısmından sıkıca kavradı. Omuz hizasına kadar kaldırdı ve ağır adımlarla ocağa doğru yürümeye başladı. Kendine hakim olmak istiyordu, çünkü yatan adam tanıdığı bir yakını da olabilirdi. Birden kendini kaptırıp adamı öldürmek istemiyordu. Yatanın arkasına gelmişti. Kafasını ileriye doğru uzatıp yüzünü görmeye çalışıyordu, fakat adam neredeyse kolu ile yüzünü kapar bir şekilde uyuyordu.
Torak bir an duraksadı ve düşündü, hırsızlık için gelmiş olsa içeride uyumaz, uyusa bile en azından bir yerleri karıştırmış olurdu. Fakat dükkânda her şey yerli yerinde duruyordu. Mızrağı hızlıca tam arkasında bulunan duvarda asılı olan kalkanına doğru fırlattı, bunun iyi bir ses çıkaracağını ve yatanı uyandıracağını biliyordu. Tahmin ettiği de oldu.
Sesin verdiği heyecan ve korku ile Sartum elini bıçağına attı ve çekmesiyle ayağa kalkıp Torak�ın boynuna bıçağı dayaması bir oldu. Torak�ta hiç heyecan yoktu. Çünkü Kalsar�da böyle bir heybete rağmen bu kadarcık sesten korkup saldırıya geçebilecek tek adam vardı. O�da Sartum idi�
Uykunun rehavetini üzerinden atan Sartum hemen bıçağını indirdi;� Senmiydin sadık dostum? Beklerken uyuya kalmışım, ne zaman geldin?� diye sordu. Torak cevap vermedi, hafif bir gülümseme ile arkasını döndü ve beni takip et der gibi başını sallayarak kapıda asılı olan geyiğin yanına doğru yürüdü.
Sartum kapıda ki geyiği görünce duraksadı.
�Torak, sakın bana savaşa katılacağını söyleme!� dedi. �Hayır!� dedi Torak.�Gördüğün gibi bu geyiğin boynuzları biraz küçük yani bana olmaz, bu senin için�� dedi. Sartum bugüne kadar hiçbir savaşa katılmamış bir soylu idi. Şaşırarak ve korkarak hayır, saçmalıyorsun der gibi geri adım attı ve sırtını duvara vurana kadar buna devam etti.
Fakat Torak kararlı gözüküyordu. �Bak dostum; bugüne kadar seninle oldukça iyi vakit geçirdik. Biliyorsun ki seninle vakit geçirmeyi seviyorum ama sen savaşlara katılmıyorsun. Sarayda sonucu bekliyorsun. Söyler misin ben senin ülkeni korumak için ölmeye gidiyorsam, sen neden keyif çatacaksın ki, ya bu kez benimle gelir savaşırsın ya da ben seni burada öldürür ve o önünde uyuduğun ocakta yakarım�� dedi ve kınından çıkardığı bıçağı Sartum2un boğazına dayadı.
Torak�ın amacı Sartum�a zarar vermek değildi. Sadece her Kalsarlı gibi onunda erkekliğini göstermesini istiyordu. Kalsarda eskiden gelen bir gelenekti savaşa giderken miğferin üzerine geyik boynuzu takmak. Boynuzun her çıkıntısı savaşçının ne kadar savaşa katıldığının simgesiydi. Bu sebeple Torak�ın getirdiği geyik cılız ve boynuzları fazla gelişmemiş bir geyikti. Sartum daha hiçbir savaşa katılmadığından bu geyiği ona layık görmüştü.
NOT: İlk hikayeyi okumadan ikincisini okursanız pek birşey anlaşılmaz.İlk hikayeyi okumanızı tavsiye ederim.
Devamı Gelecek...