Kamçılı HayaletKamçılı HayaletYaşlı ressamın başı münasebetsiz bir hayaletle dertteydi. İki aydır uykularına musallat olmuş, rahat yüzü göstermemişti ona. Yaşlı ressam ilk birkaç gün bunun geçici bir durum olduğunu düşünerek dişini sıktı. Bir parça da gurur duydu bu durumdan. Uzun bir süredir iyi bir fiyata tek bir tablo satamamış da olsa nihayet hayaletin birini uyandırabilmişti. Bir hayaletin boşuna gelmeyeceğini düşünüyordu. Bir sebebi olmalı, diyordu. Geldiğine göre bir sebebi olmalı. Yaşlı ve fakir bir ressamdan bir dilim peynirli çörek dilenemeyeceğine göre, bir başka sebeple gelmiş olmalı. Bunun uğurlu bir yanı var.Yaşlı ressam uzun süre kafa yormasına rağmen hayaletle ilgili mantıklı bir neticeye ulaşamadı. Sonunda düşünmekten de yoruldu ve bir akşam, kendisi gibi parasız sanatkârların doluştuğu caddedeki isli apartmanın merdivenlerini tırmanırken karar verdi. Fakirliğin tamtakır köşelerinde hüzünlü hüzünlü dolaştığı iki odalı dairesine girdiğinde derin bir nefes aldı. Bu gece kâbus yoktu. Bu gece ne hayalet ne de yılandilli kamçısı vardı. Artık hayalete ve diğer tüm saçmalıklara veda etme vakti gelmişti. Ressam kareli şapkasını ve zamanın en tabi yollarla aşındırdığı iri düğmeli paltosunu, üst üste, duvardaki çivilerden birine astı. Dışarısı serindi. İçerisi ise dışarıdan daha sıcak değildi. Kış adım adım yaklaşıyordu ama o parasını denkleştirip de yirmi torba kömür alamamıştı. Buna neden şaşırmıyordu? Hangi öyküde fakir ressam satamadığı tabloların parasıyla ısınabilmiştir? Oysa o bir öykü kahramanı değildi ve yaşlı ciğerlerinin sıcak havaya ihtiyacı vardı. Üstelik eğer gözleri onu yanıltmıyorsa, apartmanın tuğla bacasından isli göğe doğru süzülen, için için yanan ikinci sınıf kömürden yayılan sıcak dumandı. Gözleri iri kalorifer peteklerine takıldı. Eski model, dökme demirden boyaları dökülmüş dilimlere hüzünle baktı. Aynı gözlerle, yaşlı ressam, bu iri peteklerin buz gibi olduklarını gördü. Mendebur -ev sahibi- dışarıdan vanayı kapatmış olmalıydı. Yine de kendini iyi hissetmeye çalıştı. Bir bardak sıcak çay için tüpü yoktu ama masanın üzerinde zeytin ve bir parça pastırma vardı. Yaşlı ressam bir tarafında demir yatağın, bir tarafında çarpık bacaklı tahta masanın bulunduğu oda boyunca yürüyerek önce bir duvarı, sonra da diğerini yokladı. Bu ikincisi sıcaktı ve buna şaşırmadı. İnsanda şans olmalı, dedi. Bu dairedeki genç ressamın sanat evlerinden birinde eski bir ahbabı var. Ancak böylesi bir kuvvet soğuk bir gecede insanın kemiklerini sıcak tutacak kadar kömür bulabilir. Şansım var ki dairem ikisinin ortasında. Yaşlı ressam duvar dibindeki su bardağına uzandı, sonra ağır adımlarla dışarı çıktı. Döndüğünde elinde sıcaklığını bütün vücudunda duyumsayabildiği bir bardak çay vardı. Yaşlı ressam yatağına oturdu ve masanın üzerindeki yiyeceklere dokunmadan çayı içti. Ertesi güne yönelik iyimser beklentileri vardı. Ressam yatağa girmeden önce onu sıcak duvardan tarafa çekti. Ne var ki hayalet yine tam zamanında geldi. Yaşlı ressam ter içinde uyandı ve saatin gece yarısını gösterdiğini gördü. Artık uyku tutmazdı. Doğrulduğu yerde teri soğuyan ressam dişleri birbirine vurmaya başlayınca kendine geldi ve yeniden iki kat battaniyenin altına girip hayaleti düşündü. Artık onu tanıyordu. Belki yeterince iyi tarif edemezdi ama ayrıntılı bir resmini çizebilirdi. Hatırlamaya çalıştı. Uçsuz bucaksız bir kum denizinin ortasında duruyordu. Havada boğucu bir sessizlik ve ağırlık vardı. Çıplak ayaklarının altında ve parmaklarının arasında kumu hissedebiliyordu. Tam bu sessizlikten korkmaya başlarken çığlığı andıran bir şaklama donuk mavi gökyüzünü yalıyor, kızıl bir kamçının çatallı ucu dosdoğru üzerine geliyordu. Hemen peşinden hayaletin kendisini görüyordu. Bir çeşit siyah duman hayaletin bütün vücudunu örtüyordu ama gözler hala açıktaydılar ve ressam onlardaki yakıcı parıltıyı bin mil uzaktan bile görebileceğini biliyordu. Sonra kaçış başlıyordu; aptalca, herhangi bir yere götürmeyen bir kaçış. Üstelik kumun üzerinde yeterince hızlı koşamıyordu. Kamçılı hayaletin kâbusunu her gece görüyordu ve buna bir anlam veremiyordu. Aslında artık bir anlam da aramıyordu. Tek istediği bu beladan yakasını kurtarabilmekti. Hayatı bir zindana dönmüştü ve direncini de yitiriyordu. Sağlığı iyice bozulmuştu. Bir sabah kendini yataktan kalkamayacak kadar güçsüz buldu. Yaşlı ressamın tüm vücudu ağrıyordu. Öylece beklerken giriş kapısının açıldığını duydu. Kim olduğunu biliyordu. “Gel,” diye inledi. “O kadar fena öksürüyorsun ki bu tüm binayı rahatsız ediyor,” diye çıkıştı ev sahibi. Gözleri oda boyunca gezindi ve gördüklerinden memnun olmadı. “Sanırım soğuk aldım.” “Ben de bunu için geldim ya,” dedi ev sahibi. “Kiranı yine ödemedin. Bahse girerim kömür için de paran yok.” “Bir atölye ile görüşüyorum. Çok yakında…” “Artık bekleyemem. Sana bir hafta mühlet veriyorum. Kömür satın almak sana kalmış ama kiranı gene ödemezsen kendini tablolarınla birlikte sokakta bulursun.” “Buranın sokaktan farkı ne,” diye sinirlendi Ressam. “Beğenmiyorsan çıkarsın yaşlı bunak,” dedi ev sahibi kaba bir sesle. “Burası için sırada kaç kişi var biliyor musun?” “Evet. Bütün lağım fareleri.” “Ben son sözümü söyledim.” Ev sahibi çıkmak üzereyken arkasından seslendi. “İyileşmem lazım. Kalorifer vanalarını aç. Bu şekilde çalışamam; ısınmalıyım.” “Kömür paran olmadan ısınamazsın. Bu imkânsız, biliyorsun. Burada herkes kendi parasını öder ve kimse bir başkasının kendi payından ısınmasına izin vermez.” Yaşlı ressam ev sahibinin arkasından baktı. Kamçılı hayalet, diye düşündü. Amacın beni zatürreeden öldürmekti, değil mi? Belki de yardım etmek istedin. Daha çabuk ölmem için geldin. Yaşlı ressam bütün gün yataktan çıkmadı. Nihayet bir karara vardığında akşamın donuk ışıkları caddeyi sarmaya başlamıştı. Ressam yenilenmiş bir ümit ve enerjiyle doğruldu, verdiği kararın ağırlığını duymamaya çalışarak ev sahibinin dairesine çıktı. Az sonra birlikte geri döndüler. Şimdi ev sahibine küçük atölyesindeki yağlı boya tabloları gösteriyordu. Ev sahibi fazla düşünmedi. El sıkıştılar. Yaşlı ressam ev sahibiyle birlikte yirmiye yakın tabloyu da kapıya uğurladı ve beklemeye başladı. Yarım saat sonra küçük dairesi artık bu dünyadaki diğer tüm daireler kadar sıcak ve sevecendi. Yaşlı ressam yere çömeldi, sırtını kalorifere dayadı. Bir gecelik sıcaklık için pahalı bir anlaşma sayılırdı ama Ressamın göğsünde şiddetli bir ağrı, kafasında parlak bir fikir vardı. O gece hiç uyumadı. Ne kamçılı hayalet ne de soğuk onu durduramadı. Yaşlı ressam elindeki son tuvali sehpaya yerleştirerek çalışmaya koyuldu. Gün doğup da anlaşmanın süresi bittiğinde o hala resim üzerinde çalışıyordu. Sıcak su, boruları ve dilim dilim petekleri terk edince evin yeniden buz gibi soğuması fazla zaman almadı. Fakat Yaşlı ressam bütün dikkatini ince parmaklarına ve ateşli hayal gücüne vermişti. Resmi bitirip de onu bir adım geriden izlemek için geri çekildiğinde saat akşamın altısı olmuştu. Ancak o zaman Yaşlı ressam ne kadar üşüdüğünü ve hasta olduğunu fark etti. İnsanlar Yaşlı ressamı o akşamüzeri kentin en büyük sanat merkezine girerken gördüler. Koltuğunun altında rulo haline getirip üzerine gazete kâğıdı sardığı tablosu vardı. Dairesine döndüğünde hastalığı iyice ilerlemişti. Yaşlı ressam iri düğmeli paltosunu çıkarmadan kendini yatağa bıraktı. Ev sahibi bütün gece devam eden öksürüklerden şikâyetçi olan kiracıları, sabahleyin ilk işinin ressamın dairesine uğramak olacağını söyleyerek sakinleştirmeye çalıştı. Ev sahibi söz verdiği gibi sabahleyin erkenden Yaşlı ressamın dairesine uğradı ve orada onun cesediyle karşılaştı. Hemen belediyeye haber verdi. Ekipler geldiğinde yaşlı adamla ilgili hiçbir özel bilgiye sahip olmadığını söyleyerek resmi işlemlerin çabucak bitirilmesini sağladı. Yaşlı ressamı öldüğü günün ikindi üzeri kimsesizler mezarlığına gömdüler. Bir hafta sonra Yaşlı ressamın dairesine özel postayla bir mektup geldi. Ev sahibi alıcının ölmüş olduğunu söyleyince mektup “alıcı adreste bulunamadı” damgasıyla geldiği yere gönderildi. Hala yaşıyor olsaydı Yaşlı ressam mektupta şunların yazılı olduğunu görecekti: “Kamçılı hayalet isimli yağlı boya tablonuz düzenlemiş olduğumuz açık artırmada yüksek bir bedelle alıcı bulmuştur. Sözleşmede belirtildiği şekilde, gerekli vergiler düşüldükten sonra kalan değerin yüzde kırkı ilişikteki çektedir.” Yaşlı adam ünlü bir ressam olabilirdi. Ama o rüyalarındaki hayaleti anlayamadı. Belki de sanatçı ruhu bunu düşünemeyecek kadar üşüyordu. O bundan bir ders çıkaramayacak artık. Ama sizin elinizde böyle bir fırsat var. İçinizdeki sese ve rüyalarınıza kulak verin. Sizi nelerin beklediğinden asla emin olamazsınız. Yaşlı ressam öldü ama kamçılı hayalet hala yaşıyor.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Kamçılı Hayalet isimli yazı, Şerafettin Yılmaz tarafından 8/21/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 9 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Kasım
30
Yolda Olmak 2 (kedinin Yakin Dostu)
• Şerafettin Yılmaz • Hayvanlara Ait Hikayeler • 47 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
26
Kasım
23
Savaştan Sonra Yenilgi
• Şerafettin Yılmaz • Yaşamdan Hikayeler • 68 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
21
Kasım
20
Yolda Olmak 1 [kedi Karar Verince]
• Şerafettin Yılmaz • Hayvanlara Ait Hikayeler • 166 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
23
Yolun Karşı Tarafı
• Şerafettin Yılmaz • Hayvanlara Ait Hikayeler • 1076 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Aralık
27
Kasım
20
Ağustos
21
Ağustos
21 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||