kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Kanadım Kırık


Kanadım Kırık

Gözleri kahveydi ve bakışlarında derinlik vardı. Kızıma her bakışımda onu hatırlarım. Özlem duyarım sıcaklığına… Yanımda olsa omuzlarına başımı yaslasam ve sabahlara kadar konuşsak isterim. Benim asabi ve soğuk duruşumdan eser yoktur onda… Yumuşak bir yüreği vardır. Herkes tarafından sevilir. Çok çabuk öfkelense de benimki kadar uzun sürmez.. Onun masallardaki iyi yürekli prenslere benzetmişimdir… Onu çok seviyorum. Canım benim…

Her gün resimlerine bakıp iç geçiririm. Bugün de kitabımın arasına sıkıştırdığım birlikte çekindiğimiz resme baktım. Sonra da kızıma sarıldım. Kızım “Çok mu özledin” dedi. Konuşamıyordum boynumu büktüm. Gözlerim dolu dolu oldu. Küçük güvercinim “Ağlama…Ben varım yanında” dedi. Kendimi toparladım ve onu öptüm. Kendimi bir şeylere vermeliydim. En iyisi temizlik yapmaktı. Vaz geçtim. Eskisi kadar kararlarımda tutarlı değilim… Bana gönderdiği mektubun köşesini yakmıştı sigarasıyla…
“Seni çok özledim. Kavgalarımız tartışmalarımız gurbette kalınca güzel görünüyor gözümde” yazmıştı.
Apansız çekip gitmesine anlam veremiyorum. Dönmez biliyorum. Bana kırgınlığı resimlerinden anlaşılıyor. Onun canını yakmak istediğimi söylesem gelir mi? Söylesem beni duymaz, bilirim. Ahmet onun tırnağı bile olamaz. Onun kadar ince ruha sahip değil ki… O sadece sömürü ve onun gölgesinde parazit yaşamak…Suratında meymenet yok gafilin…Sen onu bırak, insanları birbirine düşürsün, bundan da büyük zevk alsın. Tembelliği, vurdumduymazlığı cabası… Ne olacak! Miskin şeytan. Ağır hareketleri iki büklüm yürüyüşü ve kendini yükseklerde gören havası yok mu? İnsanı deli ediyor habire. Yalancılığı da cabası… İş için Ankara’ya gittiğini söyler, kendisine bir saat sonra kafede rastlayabilirsin. Dolandırırcı mahlûk… Ahmet’den kurtuluşuma sevinmeliyim. Geçen gün telefon açmış. Beni ne olur affet bir daha seni üzmeyeceğim diyor. Bu kaçıncı af dileyiş… Çok özür dileyen insandan uzak duracaksın… Neyse gel konuşalım dedim. Burnu kaf dağında, ama beyni epeyce küçülmüş bir vaziyette geldi. Evde yalnızdım, kızım parka gitmişti dedesiyle. Karşımdaki koltuğa bacaklarını açarak oturdu. Konuşurken ağzında otuz iki diş olsa görülecek vaziyette konuşmaya başladı. Kara bir boşluk duruyordu ağzında… Kendisi gibi karaydı dişleri… Mide bulantısı ve tiksinti duydum. Ayağa kalktı ve bana doğru yaklaştı. “Dur orada” dedim. Sehpanın üzerinde duran kitabın içindeki resmi çıkarıp;
“ Sen onun saçının teli bile olamazsın” dedim.
Adımını geri atıp tekrar koltuğa oturdu. Kendince türkü mırıldanmaya başladı. Sözlerini ondan dinlediğim için tekrar etmek gereksinimi bile duymuyorum. Ahmet diline dolağı her şeyi kirleten bir pisliktir. Pislik herif bağırdı.
“ Sen beni ezemezsin. Kendini ne sanıyorsun. Senin kültürün görgün neymiş” dedi. Gülümsedim, hala koltukta oturuyordu. Koltuğu kirletmiş olabileceği aklıma geldi.
“Benim evime pisliğini bulaştırma” dedim.
“Ben seni seviyorum” dedi. Ona diktim gözlerimi;
“ Ben seni sevmiyorum” dedim..
Bir fırladı durup dururken yanıma geldi. Boğazıma sarılıp,
“seninle hesaplaşacağız.” dedi. Korktum. Sonra merak ettim, ne oldu buna diye. Gidip baktım arkasından. Odalara girip, göz gezdiriyordu. Anneme söyleyeceğim, geldiğini. Görür gününü. Kapıdan çıkarken,
“Görürsün sen… Buraya elini kolunu sallayarak gelemeyeceksin” dedim.
“Elinden geleni ardına koyma…Sen hayallerle yaşa…” dedi.
Merdivenlerden inişi ayıların yuvarlanışından beterdi. Ansızın bir gürültü oldu. Babama yakalanmıştı. Babamın attığı tokat suratının ortasına yerleşmişti.
Oh olsun! Gözleri şişmiştir…Kızımsa bu manzaraya seyirci oldu. Tek üzüntüm onun gözlerinin önünde gerçekleşmesi. Ah babacığım… Torunun yokken verseydin ya cezayı… Babam çok merhametli ama onun da sinirleri gerildi.. Eve geldiğinde bana; “Bu serseri bir daha buraya gelmeyecek” dedi. Kızım eteklerime yapıştı. Korktuğu gözlerinden belliydi. Onunla masal okumaya çekildik. Bu dakikalarda babamdan kaçmam en doğru davranıştı. Annemin sesini bir süre sonra duydum. Yanıma geldi. Kızım uyumuştu. Babam olayı anlatmıştı. Sandalyeye oturdu ve bana baktı. Gizli gizli ağlamak istemiyordu.
On gündür huzurumuz yerinde. Keyfimizi kaçıracak olgular yok. Ben resme bakıp iç geçirmeye devam ettim.

Annem dün dedi ki: "Ahmet’den kurtulmamız kolay olmayacak. Onu bizden uzaklaştırmanın bir yolu olsa canımı veririm."dedi. Dik gözlerle ona baktım."Nasıl konuşuyorsun sen? Sen bu evin direğisin" dedim. Gülümsedi.
“Yok kızım. O serseri bir daha buraya gelsin. Bu direk dediğin karşısına dikilecek.” Dedi.
Kadına hak vermemek mümkün mü? Benden daha fazla zarar gördüler. Hayalleri umutlarını bağladıkları adam en büyük kazığı atmıştı. Ellerinde ne varsa kaybetmişlerdi. Uzun bir sessizliğin ardından, kalktı ve odadan çıktı. Ben yine resmime sarılıp, ağlamaya başladım. Kızımın göz kapaklarına bakıp resimle karşılaştırıyordum. Sonra da o gözlerden öptüm. Tenimden ruhuma sokulan sıcaklık kalbimin yanı başına oturmuştu. İçimin bunaltısı hafiflemişti. Kızımın yanına doğru uzandım. Bir süre uyumuşum. Uyandığımda komşumuz Zehra hanımın sesleri geliyordu içeriden…
Zehra Hanım diyor ki: "Bu kız evlenmeden rahat edemezsiniz."
Babam “Daha yeni çıktı depresyondan… Ne evliliği” dedi. Annemin sözleri komşumuzu onaylıyordu.
“Haklı. Domuz gibi adam. Kızımın peşini bırakmaz. En iyisi evlenmesi. Bu sayede yaşadıklarını unutur.” Diyordu.
Annem de tuhaf ama. Beni başından atmak için her fırsatı değerlendirecek. İyi mi kötü mü bakmadan atacak şeytan kucağına…
Sonra bir gün kapıdan dinledim. Babam anneme: "Bir daha evlilikten bahsetme. Ben kızımı sokakta bulmadım", diyordu.
Annem de: "A! Olur mu öyle şey. Yalnızlık Allah’a mahsusdur. Bize bir şey olduğunda bu kız çocuğuyla ortada mı kalacak", diyordu.
Sonra babam asabi bir ses tonuyla: "Her şeyin zamanı var. Biz ölsek açıkta mı kalıyor. Evi de var. Geçinecek geliri de" dedi.
Şaşkındım. Annem neden böyle konuşuyor? Kaç kere anneme sorayım dedim, ardından vazgeçtim. Onları kapıdan dinlediğimi öğrenmelerini istemedim. Koskoca kadın anne ve babasının odasını dinliyor. Zaten annemden ödüm kopar. Halende çocukluğumdan kalma korkularla onun gözlerine bakamam. Bazen aynı etkiyi kızım üzerinde kurmaya çalıştığını görmek beni mutsuz ediyor. Bu yaşamı ben seçmedim. Kader mi ne derseniz deyin… O biçim bir yol benimkisi… Resim yüreğimin içinde… Geceleri daha çok seviyorum. O gecelerde onunla konuşmak zevklerin en güzeli…
Kızım iki gündür hasta… Göz bebekleri küçüldü. Ateşi yükseldi. Doktora götürdük. Önemli bir şeyi yokmuş. Hafif soğuk algınlığı.. Kızımı kaybetmekten korktum. Onun gözlerinin kapanıp bir daha açılmama ihtimaliyle evin içinde dolanıyorum. Sakin olma telkinlerini kulak arkasına itmişim. Sadece korkularıma kapıları açtım.
Telefonum çaldı. Arayan numara görünmüyor. İnsanların numaralarını gizlemesine oldum olası kızmışımdır.
“Alo” dedim. Karşıdan gelen ses sinirimi iyice gerdi. Arayan Ahmet’di. Halen kendince hesaplar içerisindeydi. Yok seviyormuş, geri dönecekmişim. Aksi taktirde süründürecekmiş beni… Elinden geleni ardına koyma diyerek telefonu kapadım. Annem yanıma geldi.
“Kimdi o?” dedi.
“Offf anne…Kim olabilir?” dedim.
“Bir daha o telefona sen çıkmayacaksın. Kendine başka bir hat al. O numarayı bana ver” dedi.
Söylediği yapılmayacak şey değildi. Ama arkadaşlarıma ve çevreme yeni numaramı vermek zaman alır. Bu düşünceyle;
“Boş ver anne…Arar durur.” Dedim.
“Bir daha onun telefonuna cevap verme” dedi.
“Anne numara çıkmadı. O yüzden açtım” dedim.
“Arkadaşlarına söyle gizli numaradan aramasın. Cevap verme numara çıkmayan aramaları” dedi.
Ona başımla tamam dedikten sonra balkonda aldım soluğu. Ne göreyim? Ahmet karşı kaldırımda bekliyor. Evi göz hapsine almış. Elini beline götürdü. O dakika korkuya kapıldım. Silah çıkarıp ateşleyebilme ihtimalinden çekindim ve içeri girdim. Babama sakın dışarı çıkma dedim. Babam hışımla merdivenlerden indi. Yetişemedim. Adamın hızı benden fazlaydı. Apar topar terlikleri ayağıma geçirip aşağıya indim.

Neyse ki Ahmet yoktu. İçim ferahladı. Babamın koluna girip, apartman kapısına kadar birlikte yürüdük. Babam eve girince tansiyon ilacını istedi. Hemen koşturup getirdim. İlacı attıktan sonra uzandı…

Annem bu gün ağlıyordu. Biliyorum onun ağlamalarını… Çünkü onun ağladıkları benim yüreğimde sızı… Yüreğimde kim mi var? Resmine sarılıp, özlemini gideremediğim… Anneme kızımı emanet edip babamla evden çıktık. Bugün bizim için büyük gündü. Dava sonuçlanacaktı. Kitabımı ve içindeki resmi yanıma aldım.
Arabaya doğru yürüdüğümüz sırada bir el ateş sesi duydum. Babam yanı başımda süzülerek yere düştü. Kitap kaydı elimden. İçindeki resim babamın kanlı elindeydi. Arkama döndüm. Ahmet kaçıyordu. Mahalle sakinleri üzerine abanmış ve elindeki silahı almışlar. Pataklamaya başlamışlardı. Ben babama döndüm. Babam,
“Sıyırdı kızım. Omzumdan geçti. Ama bu resim ve içindekinin yüreğimde açtığı yara hala tazeliğini koruyor.” Dedi.
“Baba o benim kardeşimdi. Hayattaki yegane dayanağım. Kanadım kırıldı” dedim.
Babam bayılmıştı. Uzaktan ambulans sesi geliyor.
“Kurtulacaksın baba”



Kanadım Kırık
Yazı Sahibi
Havva Gülbeyaz
Havva Gülbeyaz tarafından 10.4.2008 tarihinde eklendi 189 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Kanadım Kırık isimli yazı, Havva Gülbeyaz tarafından 10.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Sevil Nizamoğulları yazıyı tebrik etti...
tebrik Mustafa Cilasun yazıyı tebrik etti...
BU YAZINIZA VE DİGER OKUDUGUM YAZINIZA TOPTAN Bİ TBR YOLLUYORUM ÇOK GÜZEL OLMUŞLAR YAZAN ELLERİNE BAKAN GÖZLERİNİZE DÜŞÜNEN AKLINIZA HELAL OLSUN HAYIRLI GÜNLER DİLERİM.


05.05.2008 tarihinde yorumlandı.

çok duygusal,çok derin,çok manidar..biraz akıcılıktan yoksun olduğu görüşündeyim acizane.imgelerle süslü bir anlatımla daha akıcı ve her yarışmada dereceye girecek bir öykü olur kesinlikle.teşekkürler bu lezzet için..saygılar..


18.04.2008 tarihinde yorumlandı.

biraz uzun ama güzel.. Tebrik ederim...


10.04.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
2
Deve Dikeni
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 63 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi 3
Berna BaşabaşYaşamdan Hikayeler • 38 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi 2
Berna BaşabaşYaşamdan Hikayeler • 14 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Adak (7 Bölüm)
Aylin BaşdemirYaşamdan Hikayeler • 19 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
1
Çelişkifinal
Gülhan TekeYaşamdan Hikayeler • 40 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
5
Siyahi Gecenin İçinde
Havva GülbeyazToplumsal Şiirler • 231 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Temmuz
22
İstanbul`da Özlem
Havva GülbeyazHayata Dair Denemeler • 177 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
13
Sen Varlığa Geçişin Kapısısın
Havva GülbeyazHayata Dair Denemeler • 167 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
13
Devrim Ateşi
Havva GülbeyazKlasik Şiirler • 233 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Temmuz
13
Seni Sensizliğinde Yaşarım
Havva GülbeyazKlasik Şiirler • 148 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
28
Teşhirci Kadın
Havva GülbeyazEleştiri Makaleleri • 1711 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Eylül
15
Aldatmak ve Aldatılmak Üzerine
Havva GülbeyazYaşamdan Hikayeler • 1485 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Eylül
20
Sinop Tarihi Cezaevi ve Nazım Hikmet
Havva GülbeyazEleştiri Makaleleri • 1216 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Eylül
15
Köy Enstitüleri
Havva GülbeyazHayata Dair Makaleler • 1072 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Eylül
14
Bu Kadar Zor mu Seni Seviyorum Demek
Havva GülbeyazSevgi ve Aşk Şiirleri • 975 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Kanadım Kırık, Kanadım Kırık hikayesi, Kanadım Kırık hikaye, Kanadım Kırık nedir?, Kanadım Kırık hakkında bilgi, Kanadım Kırık hikayeleri, Havva Gülbeyaz hikayeleri, Kanadım nedir, Kanadım hikayesi, Kanadım hikayeleri, Kırık nedir, Kırık hikayesi, Kırık hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Online Image Resizer | Mortgage Calculator | Child Trust Funds | Credit Card | Per Insurance | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul