Kanayan Yara
Nehirler, içinden geçtikleri bölgelere adeta can vermiştir. Yemyeşil şehirler inşa edilip üzerine görkemli köprüler yapılmıştır. Büyük parklar gibi kusursuz ve huzur verici bir yapısı vardır. Macaristan’a gidenler bilir. Tuna Nehri`nin Buda ve Peşte diye ikiye böldüğü, iki yakasını birbirine bağlayan 8 köprü ile muhteşem şehir Budapeşte.
Arnavutlukta Berat’a girdiğinizde Osumi nehri karşılar sizi. Osumi nehri, şehri ikiye bölmekle kalmamış ülkedeki dini hoşgörünün zıddı bir görev üstlenmiş durumda. Bir ailede anne Hıristiyan, baba Müslüman olabilirken, Osumi nehri, şehri Müslüman ve Hıristiyan mahallelerine ayırmış. Nehrin bir yakasında bulunan Osmanlı evlerinde Hıristiyanlar oturuyor. Diğer taraf ise Müslüman Mahallesi olarak adlandırılıyor.
Hindistan`da kutsal bir kent: Varanasi. Ganj Nehri`nin böldüğü kentte, hayat nehir kıyısında şekilleniyor. Dünyanın en eski kentlerinden biri olan Varanasi`nin tarih boyu bölgede önemli bir dini ve ticari merkez olduğu bilinir.
Beyrut, karlı tepelere ve güzel kumsallara sahip bir şehir. Şehri ortadan ikiye bölen bir nehir. Doğu yakası Hıristiyanlara ait.Batı yakası ise Müslümanlara ait ve Sünni, Şii, Dürzî olmak üzere üç gruba ayrılıyor.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Karabağ, Azeri Türklerinin binlerce yıl önce yurt edindikleri bir bölgenin adıdır. Buranın diğer saydığım şehirlerle ortak yanı ise bir milletin ikiye ayrıldığı bölgenin adı olmasıdır. Tek farkı işgal altında olmasıdır. Nehir adı değildir. Hatırlatmamda fayda var unutmuş olabilirsiniz(!)
Hocalı Katliamı 26 Şubat günü Türk dünyası ve Azerbaycan için en acılı günlerden biri olmanın yanı sıra aynı zamanda insanlık tarihi için de kelimenin tam anlamıyla kara bir sayfadır. 26 Şubat 1992`de Azerbaycan`ın Hocalı kentinde masum halka karsı Ermeniler tam anlamıyla bir katliam yapmışlardır. 1988 yılından başlatılan ilan edilmemiş savaşın tek amacı Karabağ’ı Ermenistan toprakları içine almaktır. Ermeni Kopuntularının (diasporası) ‘Büyük Ermenistan(!) ’ hayali çerçevesinde belli aralıklarla devam eden bu savaş bitmemiştir. 1994 de Ateşkes imzalanmış, konu uluslararası platformlara taşınmıştır. Barış yoluyla çözüm yolları denenmektedir. Ermeniler ütopyalarından vazgeçmedikçe bu savaş bitmeyecektir. Mesele bu bağlamda ele alınmalı, Ermenistan terörist devlet ilan edilmelidir ve uluslararası camia gerekeni yapmalıdır. Nahçıvan ile Azerbaycan arasında işgal altında kalan Karabağ, bir ülkenin ikiye bölünmesidir. Türk Milletinin ikiye bölünmesidir.
İşgal edilmiş topraklarından dolayı bir ülkeyi ortadan ikiye bölünmesi tarihte eşine az rastlanır bir hadisedir. Sömürgecilikten beslenen demokratik(!), hukuk(!) devletlerini saymazsak. Kurdukları kolonilerle dünyanın dört bir yanında savunmasız insanları sömüren, kendilerini demokrasi elçisi diye lanse eden insanlık fukaraları, ülkelerinde mantık dışı her şeyi protesto ederken, sözüm ona demokratik toplum abidesi olan vatandaşları, her ne hikmetse toplumsal olaylara gösterdikleri sivil tepkilerini, sömürdükleri ülkelerin halkları için göstermemektedirler. Adını yazmakla bitiremeyeceğimiz sivil toplum kuruluşları seslerini duyurmak için denenmemiş protesto taktikleri bırakmazken, söz konusu Türkler olunca bilinçaltlarındaki haçlı zihniyetleri zuhur etmektedir.
Kendilerine hukuk, insan hakları, demokrasi ve barış isteyenlerin Karabağ’da sessiz kalmalarının hikmeti(!) acaba buradaki zengin uranyum ve altın madenleri(mi)dir?