Kara Taş
Uyanıyorum geceye.
Üşümümüyüm?Olabilir.Üşümüş olabilirim.Örtünüyorum,güzelce.Uyumalıyım daha.Ama hayır.Almışım uykumu.Çişim falan var mı?
Yok.Uyumalıyım daha.Uyumalıyım.Uyumalıyım.Uyumalı
Uyuyabilecekmiyim?.....
Anlaşıldı;yine,uzun bir gece yaşayacağım.
Son zamanlarda iyice çoğaldı bu uzun gecelerim.
İyi değil aslında.
Kalksam mı?
Hayır,hayır.Hem kalksam ne yapacağım ki?Uyusam
biraz daha.Uyusam iyi olacak.Uyumalıyım.
Eskilerden bir gurbet türküsü gelip oturuyor
gece gece düşüncelerimin orta yerine.
"Şu uzun gecenin gecesi olsaaamm.
Sılada bir evin bacası olsam aman.
Aman amannn."
Demekki gurbetteymiş,türkünün sözlerini yazan.
Sehpadaki vazoda Hüsnüyusufları var kızımın.
Onların dibindeki küçük tabakta da akşamdan
kalmış yenilmemiş Muşmulalar.Onlardan bir kaç tane atıyorum ağzıma.Ekşiii.Buruyor ağzımı.
Karım uyuyor.Aman uyusun.Çocuklar gibi çekmiş kafasının yarısına kadar battaniyesini.Sarmış
sarmalamış iyice kendini.Öylesine dalgın,
öylesine rahat,öylesine içten uyuyor ki.Öksürüyor çekyatta uyuyan yedi yaşındaki torunum Işıl.Genelde sırtı üşümüsse öksürür kısık kısık. Uzun bir gece olacak belli.Kalkıyorum yatağımdan sessizce sırtını örtüyorum Işıl`ın.Saate takılıyor gözüm.Ohoooooo
Daha çok erken ama.Üç saat olmuş olmamış yatalı.
Onbirde yattık Bilal`ler gittikten sonra.Saat şimdi ikiye on var.Ne yapacağım ben şimdi. Neden böyle çabucak alıyorum son zamanlar da uykumu?
Yediklerimmi rahatsız etti?İçtiğim çay felan?..Hayır öyle abur cubur şeyler de yemedim.Çaydan, sudan da etkilenmem kolay kolay.Peki ne?İhtiyarlık herhalde.Yeteri kadar enerji üretemediğimi bildiğimi düşünüyorum yine.Ağrım yok,sızım yok hiç olmazsa.Buna da şükürler olsun diye dua ediyorum.Ağrım, sızım yok gerçekten.İyiyim bu sıralar.Yediklerimin eski tadı yok biliyorum.Artık eskisi kadar çabukta doymuyorum.Sular bile değişti sanki.Sular değişir mi?Allah`ın suları değişir mi hiç?İhtiyarlık işte.
Küçük torunum ağlıyor kızımın odasında. Usulca kalkıyorum.Kapısını açıyorum salonun ve dinliyorum kızımın kapısın.Ağlıyor torunum.Uyuyor yine kızım.Yoruluyor yavrum.Usulca açıyorum kapısını tamamen açılmış Ecem.Ece küçük torunum üç yaşında.Kızım Esin uyuyor tatlı tatlı.Haberi yok kızının ağladığından.Biberonunu veriyorum Eceme ve örtüyorum battaniyesini.Bekliyorum biraz sütünü hemen emmeye başlıyor biberonundan.Şimdi bir şıpırtı ve burundan derin derin soluklanmalardan başka ses yok odada.Çıkıyorum yavaşça.Kızım boşandı eşinden.Dert etmiyorum fazla.Çalışıyor kızım.Onun hayatı.Karımla ben bakıyoruz torunlarımıza.Oyalanıyor onlarla karım.Yoruluyor da.Böyle dalgın dalgın uyumasının sebebi biraz da o.Bir bakıma iyide oluyor. Yoksa oda uyanıyordu vakitli vakitsiz benim gibi.Uzadıkça uzuyor gece daha şimdiden.Saat ikiyi on üç -on dört geçiyor daha.Üç olacak,Dört olacak, Beş olacak,Altı olacak daaaaa sabah olacak.
Oğlumun yattığı oda da kitaplar.Girsem mi ki?Antrenin ışığı yanıyor.Gece lambası gibi bütün odaları biraz biraz aydınlatıyor.Uyanır mı acaba oğlum?Tepinip açılıyor yine Işıl`ım.Kalkıp örtüyorum sessizce.Birşeyler mırıldanıyor Işıl.Hafiften açarak gözlerini.Uyku sersemi konuşuyor kendi kendine işte.Örtüp yeterince gelip oturuyorum.Kalkıp oturuyor Işıl`ımda.Bana bakıyor sessizce.Bakışıyoruz öyle biraz.Dede su istemiştim diyor neden sonra.Fırlıyorum hemen.Taburenin üzerinde ki sürahiden dolduruyorum bardağı.Veriyorum eline içiyor.Yanmış yüreciği kızımın.Sonra bardağı uazatıyor bana.Güzelce örtünüp yatıyor.Kapatıyor gözlerini.Uyuyor hemen.Ne kadar güzel. Kala kalıyorum öylece biraz.Ne güzel yatar yatmaz uyuyabilmeleri çocukların.
Ses çıkarmamaya dikkat ederek usulca koyuyorum bardağı sürahinin yanına.
Tabureyi sehpa gibi kullanıyor kızım.Hüsnüyusufların yanındaki muşmulalara tekrar uzanıyor elim.Ağzıma atarken kalkıyorum yine.Hedef mutfak.Buzdolabının kapısını açıyorum.Bana yarar?Bana yarar?Sütlaç kasesini çekip alıyorum dikkatlice.Ses çıkarmamaya dikkat ederek kaşık alıyorum.Kaşık konulan çekmecesinden mutfağın.Oturuyorum masaya bir suçlu gibi dikkatli ve sessiz yiyorum sütlaçımı.Akşamdan kalma iki üç bardak,iki üç tabak duruyor evyenin içinde.Sıcak suyu açıyorum.
Yıkıyorum.Benim sütlaç tabağımdan başlıyarak bütün bulaşıkları.Yooo ,kimse bir şey demez,
Allahları var.
Dikkatle gözlerimle ve kulaklarımla tarıyorum çevreyi.Hem evin içini,hem dışarıyı diliyorum.Yok
bir şey.İyi.Ne olacaksa sanki.Güzel olmuş sütlaç.
Güzel yaparlar karım da kızım da yemekleri.Yeni
yaprak sarması.Hadi yeme bakalım.Yeniden buzdolabı.Hangi tenredeydi acaba.İlk deneme de buluyorum.Bir iki üç döt beş altı yedi.Çok yememem lazım.Bu sondan iki önce .Bu bir bu son.Hadiii biricik daha.İşte bu gerçekten soon..
Şiddetli bakıma ihtiyacım var benim.Yeteri kadar
enerji üretemiyor vücudum ne yapalım.Yoksa bu da
ihtiyarlığın belirtisimi? Karanlık da yedim sütlaç va dolmaları.Mutfaktan çıkarken yakıyorum
Mutfağın ışığını.Hedef oğlumun odası.
Ohooooo tamamen açılmış oğlum.Hasta sözde.Grip.Atlatamıyor bir türlü.Eeee böyle yatılırsa.
Örtüyorum.Sonra kitaplar.
Bu değil.Bu kalın bir kitap.Diriliş galiba.Bu ya
da bu.Alıyorum her ikisini de.Çıkıyorum Oğlumun
odasından.Geçiyorum Mutfağa.Yürürken bakıyorum
kitaplara.Tamam bu sağ elimdeki kitap.Nedim
Gürsel`in Allahın kızları kitabı.Ortalarındayım kitabın.İlginç bir kitap.Kabedeki Putları anlatıyor.Müslümanlıktan önceki.Put kızları Lat,
Uzza,Manat`anlatırken bir yandan da Hz.Muhammed`in hayatından bahsediyor parça parça.
Başardık.Bu geceyi de kolayladık demektir kitaba başlayıca.İki üç saarma daha hıı.Sadece iki tane ama.Söz.İhtiyar bir adam sözü.Ve buzdolabının kapısı.Va sarma.İki tanecik.
Kitabın arasına koyduğum işaret kağıdının olduğu
yerden başlıyorum okumağa.Okumak da olmasa çok daha çekilmez olacak bu geceler.
Nerden takıldı şu eski zaman türküsüde aklıma.
"Dediler ki nazlı canım pek hastaaa..."Yeni bir bölüm başlıyor şimdi kitapta.Uzza.On onbeş sayfa
okudum bile.Okumam iyi Allahtan.Bir de yazmasını
becerebilseydim.
Hem okuyup hem de düşünüyorum bu arada.
Ne çok şeyler geliyor okuken isanın aklına.
Gofretler olacaktı bir yerlerde.Tahta dolaba bir baksam?Üç dört tanecik ama değil mi.Fazla yemek yok.Hani hem sakız çiğneyip hem de hamur yoğuruyormuş ya kadının biri.Bir iki üç işi bir arada yapıyormuş ya.Gecenin gecesi nasıl oluyorsa Hacerilesvet adlı karataşı anlatıyor şimdi kitap.Saati üçbuçuğa geliyor bu arada.Bu iyi.Unutuyorum gecenin gecesini.Yeni okuduğun bir şiirden taşlı birşeyler takılıyor aklıma bu kez."Taş olan illa da taş basmazki bağrına" ne güzel yakalıyor gençler.Ne güzel söyleyişler buluyorlar.Karataşın gökten düşmüş bir gök taşı olabileceğini daha önce o taşın bembeyaz olduğunu yazıyor yazar.Hayır siyah.Simsiyah.Hz. İbrahim,Kabe,Taş,Hacerilesvet,Kara,Beyaz,Taş,Siyah.....
Donmuşsun burada diyor karım.
Uyumuş kalmışsın mutfakta.
Gel yerine yat.
Kalkıyorum karımın peşinden.
Salona yürüyorum kitapları orada bırakıp.Yatıyorum yatağıma.
Uykum dağılıyor yine.