kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Hayata Dair Makaleler

Karar Vermeliyiz!


Karar Vermeliyiz!





Biz insanlar için her aldığımız nefes, her başladığımız gün, aslında bizlere kapalı kutular içinde sunulmuş hediyeler gibidirler. Hediyenin kapalı oluşu hangi sürprizlerle karşı karşıya kalacağımızın bilinmemesine neden olmaktadır. Bu nedenle de genelde bilineni değil, bilmediğimizi kendi isteklerimiz doğrultusun da sürdürmeyi düşünürüz. Önceden açılmış hediyeleri tahmin ederek sürprizlere hazırlıklı olmaya çalışır ve ona göre de tedbirler almaya gayret gösteririz.. Kimimize paketten bir gül çıkabildiği gibi, kimimize de yaylı yumruklar çıkabilmektedir. Bu sevdiğimizin bize bir lütfu gereğidir. Normalde sevgiliden gelene rızalık göstersek te, bazılarımız esprideki inceliği anlayamayıp alarıp bozarız. Buraya kadar her şey normaldir. Bize sevenle sevilen arasına girmek düşmez. Her şey zamanı geldiğin de ikisi arasında çözülecektir.



Asıl normal olmayan ise kötü zihniyetli düşüncelerin, sevenle sevilen arasına girmek istemelerinden kaynaklanmaktadır. Fitneci bir zihniyetin arada laf taşımacılığı yaparcasına sevenle sevilen arasına girip, o seni sevmiyor beni seviyor demesi gibi bir davranış sergilemelerindendir. Hal bu ki sevmenin ölçüsü belirlenmiş olup, onun nasıl yaşanılacağının çizgisi de açık ve net olarak da bildirilmiştir. Yaratıcımız olan ALLAH (c.c.) bunu iman çerçevesine almıştır. Gönderdiği dinler ve de peygamberler ile bunu bizlere bir bir anlatarak bildirilmesini sağlamıştır.



İşte bazılarımız bu çizgiyi zorlamakta yada bu çizginin dışına çıkmayı istemektedirler. Bir takım doğallığı bozup oraya kendince çizgiler çizip, sınırlar getirmeyi arzulamaktadırlar. Adeta kendini yaratıcı gibi görüp, yeni çizgiler oluşturmaya kafaların da planlarlar. Buda tüm dengelerin bozulmasına neden olup, ortalıkta kaosların oluşmasına vesile olmaktadır. En önde olabilmek, en güçlü olabilmek arzusu insanımızı şeytanlaştırıp çılgına çevirmektedir. Bu çılgınlık öyle safhalara gelmektedir ki kişi artık ne yaptığını bilemez duruma gelip, kendini haklı görebilmektedir. Bir kez adraneli yükselenin gözü artık çizgi mizgi görmez olmaktadır. O artık sınır tanımaz, hoyratça sağa sola saldıran fıtrat olmaktan kendini alamayan, zalim biri olmaya doğru sürüklendiğini görememektedir. Ne yazık ki bu tür kişiler günümüzde bir hayli var olmakla birlikte, sayıları da her geçen gün hızla çoğalmaktadırlar. Güç insan oğlunun eline geçtikçe, ortam içinden çıkılamaz haller almaktadır.



Hal bu ki işin başında niyetler hiç de böyle değildir. Tüm maksat ortaya çıkan zalimlere karşı koymak için bir takım güçlerin oluşturulması ve yeni silahlar üretilmeye başlamasıyla oluşturulmuştur. Bu silahlarla gücü elde edenler, kendini düzen koruyucu olduğu iddiasıyla zalimden de zalim olarak enlerine enler katıp benciliğini oluşturmuştur.

Ne yazık ki hırs ve tanrı olma isteği tüm dünya için kaoslar oluşturmuştur. Maalesef kimse tanrı olmayı başaramamış ve de başara mı ya çaktır da. Çünkü ALLAH’IN adaletinin yerine adaletsizlikler getirmişlerdir. Bu da bir kez daha gösterir ki tek suçlunun biz insanların olmasıdır. Benlik sevdası artık moda olup, bizi insanlığımızdan çıkarmıştır.



Bu nedenle de dikkat ederseniz etrafımızda bulunan çoğunluk hep ben demektedir. Benim doğrularım, ben bilirim, ben şöyle yaparım, benim kimseye ihtiyacım yok, Sen benim kim olduğumu biliyor musun gibi cümleleri sıklıkla kullanırlar. İşte adına ben dediğimiz ve beslendiği kaynağın nefis olduğunu bildiğimiz bu hastalıktan kurtulamadığımız takdir de inanın ne kendi işlerimiz, ne ülke işlerimiz nede dünya işlerinin düzlüğe çıkacağını kimseler beklemesin. Etrafın dan az buçuk haberdar olan kişiler bunun derdini yüreklerinde tüm çıplaklığı ile acısını hissederler. Sayısı çok az olan bu topluluğun, maalesef bunun önüne geçmede çok zorlanacağı aşikardır. Yani gün gibi ortadadır.



Efendim; bizler birey olarak hayata bakış açımızı değiştirmediğimiz sürece, aman Allah’ım !...diye şaşkınlıklarımızı gizleyemediğimiz savaşlar, toplu katliamlar, intiharlar, uyuşturucu, hırsızlık, fuhuş ve alkolik olma oranı hep yükselerek tavan yapacaktır. Maalesef ki çocuklarımızı sokaklarda dolaşırken şu an acaba ne yapıyor sorusunu kafamızdan atamayacağız. Onlara asla güzel günler bırakamayacağız. Bizler onlara güzel örnekler oluşturamadığımız için onlarda bizim bıraktığımız zalimliklerin üzerine bir miktar daha ekleyerek zulmü kendilerine yakın göreceklerdir.



Hal bu ki sözde çocukları çiçekler gibi gören bizler sadece onları sulamamız gerektiğini düşünerek onların güneşe de ihtiyacı olduğunu akıl edemeyiz. Ha bire sular dururuz. Onların suyunu yani her türlü ihtiyaçlarını hatta onlardan doğacakların dahi ihtiyaçlarını karşılamak isterken, önümüze geleni deviren birer vahşi canavarlar haline geliriz.

Aza kanaat etmektense, çoklukla övünür; sanki rızk tayin edici bizmişiz gibi davranıp ilahlığımızı ortaya koyduğumuzun farkına varamayız. Haşa san ki, onlar bizim gibi sonradan ilah olmasınlar, onlar birer ilah doğsunlar isteriz..



Böyle düşünmekle, kendi hayatımızı maf ettiğimiz yetmiyormuş gibi, onların hayatlarının da maf olmasına sebep olmaktayız. Onları ahlak abidesi gibi yetiştirme yerine, şeytanlaşmış düşünce olan benlik abidesi olarak yetiştiririz. Hep bir pompalama ile en iyiyi, en güzeli yakala koçum deyip utanmadan da arkalarından dualar ederiz. Hatta bu yetmiyormuş gibi ....Kardeşlerim bu gidişat iyi değil, onların güneşe de ihtiyacı var diyenleri, dar ağaçların da sallandırma zevklerimizi doyasıya yaşamaktayız. Aslında ahlak ve erdemin bir gölge olduğunu ve de bunun ise güneşin ortaya çıkmasıyla mümkün olabileceğini hemencecik unutuveririz. Hep güneşin önüne bulutlar getirmeye gayretler gösteririz. Sonra da cıyak cıyak cıyaklarız. Bu niye böyle oldu deyip isyanlar ederiz. Bizim gibi insanların çoluk çocuk demeden canlar katletmelerine seyirci kalıveririz. Senede bir milyon bebeğin ölmesini aklımıza dahi getiremeyiz. Çünkü o akıl artık bizlerde yok gibidir. Çünkü o aklı biz gezmeye gönderip ve onun yerine güç denilen hırs ve istekleri koymuşuzdur. Hem de hiç düşünmeden DAHİ İNSAN dediklerimizin aracılığı ile. Zaten dahi dediğimiz bu şarlatanların bir kısmı da kendinde bir şeyler gördükleri için yaratılmışlıklarını unutup, yaratana dahi yok deme cüreti gösterebilen zavallı varlıklar oluvermişler. Çokları ben en akıllıyım düşüncesini ön planda tuttuğu için ALLAH (c.c.) rızasını hiç akıllarına dahi getirmemişler. Bu nedenle de yaptıkları nefsi icatlar, fayda vereceği düşünülürken şeytanı da bize dost etmiştirler. Kendilerinin mükafatını bu dünya da isimlerini zirveye yazdırarak aldıklarını görsek de, ahrette her şeyin daha açık seçik anlaşılacağı aşikardır.

Efendim bunun düzelmesi için çare nedir derseniz, deriz ki; Hemen acilen KARAR VERMELİYİZ ve:

· Benlik (ilahlık) iddiasından vazgeçilmeli.

· Güneşin önüne bulutlar getirmemeye özen gösterilmeli.

· Silah ve güç hastalığına iki mezar açıp onları toprağa gömmeli.

· Tutuklatıp hapsettiğimiz maneviyat artık serbest bırakılmalı.

· Gezmeye gönderdiğimiz aklı geri çağırıp, aklı selim olarak hareket edilmeli.

· Hepsinden de önemlisi bizim bir yaratıcımız olduğunu ve ölümlü zavallı birer varlıktan ibaret olduğumuzu asla unutmamalıyız.

· Rabbimizin emir ve yasaklarına uymada kesinlikle maksimum gayret göstermeliyiz.

İnanın artık inançlı kesimi dahi etkileyen global dünya sisteminin içine düşmüş olduğu hastalık, başka türlü tedavi edile bilinecek gibi değildir. Küreselleşmenin getirdiği ve insanları her geçen gün içine çeken kaos dolu bu ortamdan, ancak yaşadığımız sürprizler dolu hayatın, yarını da var inancını taşımamızla gerçekleşebilir. Çocuklarımıza güzel gelecekler bırakma ümidiyle, sağlıcakla kalınız.



Sevgi ve saygılarımla...


Karar Vermeliyiz!
Yazı Sahibi
Hayrettin Apaydın
Hayrettin Apaydın tarafından 16.3.2007 tarihinde eklendi 419 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Karar Vermeliyiz! isimli yazı, Hayrettin Apaydın tarafından 3/16/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Mehmet Beyazıt yazıyı favori listesine aldı...
tbr güzelmiş.


30.04.2008 tarihinde yorumlandı.

NOT= Bundan tam bir yıl önce tamda bu günlere denk gelen yazımızda bizde bunların olacağı uyarısını yapmaya başlamışız. Bazıları eleştirilerimizi kabul etmemişti. Ama görüyoruz ki bir yıl bile geçmeden aradan şimdi SORMAYA BAŞLADIK NE OLUYOR GENÇLERİMİZE DİYE.....BUYURUN. Ne oluyor bu gençlere? 27 Mart 2008 Perşembe 08:02 İki kız, annelerini aynı şekilde, boğazlarını keserek öldürdü. İki olayda da ortak yönler var.. Önce İstanbul`da sonra Konya`da iki kız, annelerini aynı şekilde, boğazlarını keserek öldürdü. İki olayın ortak yönü sadece cinayetlerin işleniş şekli değil elbette. İki aile de boşanmıştı. İki anne de kızlarıyla yaşıyordu. Ve iki genç kız da psikolojik tedavi görüyor ve anti-depresan ilaç kullanıyordu. Yetişen gençliğin içinde bulunduğu dünyayı anlamlandıramadığını belirten psikiyatrist Doç. Dr. Kemal Sayar, çocuklara manevi değerlerin verilmesi gerektiğini savunuyor. Psikiyatrist, haz eksenli yaşayan gençlerin zamanla bencilleştiğine dikkat çekiyor.


27.03.2008 tarihinde yorumlandı.

Yazımızı beğenen vede düşüncemize katılan tüm yorum yazan SİZ DEĞERLİ kardeşlerimi saygı ve şükranlarla SELAMLARIM. TEŞEKKÜRLER-SAĞOLASINIZ.


6/16/2007 tarihinde yorumlandı.

Sevgili Hayrettin Apaydın; iyi ki köşe yazıma yorum yazmışsın. Teşekkür ederim. Uyarını mutlaka göz önünde bfulunduracağımdan emin olabilirsin, elimden geldiğince, becerebildiğimce... Ancak iyi ki dedim çünkü böylece senin yazılarındal da tanışmış oldum. Çok güzel... Tebrik ederim... Yazının muhtevasına tamimiyle katıldığım gibi kaleme alış biçiminizi de çok beğendim... Başarılarınızın daim olmasını dilerim, canım efendim.


5/26/2007 tarihinde yorumlandı.

" normal olmayan ise kötü zihniyetli düşüncelerin, sevenle sevilen arasına girmek istemelerinden kaynaklanmaktadır. Fitneci bir zihniyetin arada laf taşımacılığı yaparcasına sevenle sevilen arasına girip, o seni sevmiyor beni seviyor demesi gibi bir davranış sergilemelerindendir. Hal bu ki sevmenin ölçüsü belirlenmiş olup, onun nasıl yaşanılacağının çizgisi de açık ve net olarak da bildirilmiştir. Yaratıcımız olan ALLAH (c.c.) bunu iman çerçevesine almıştır. Gönderdiği dinler ve de peygamberler ile bunu bizlere bir bir anlatarak bildirilmesini sağlamıştır" * maneviyata önem veren yazar kutlanır.


5/15/2007 tarihinde yorumlandı.

İnsanlara güzel, mesaj içerikli yazınız için tebrikler. kaleminiz daim olsun. Menekşe Gülay


3/18/2007 tarihinde yorumlandı.


Kasım
24
Algı Dünyamız
Bayram ÖzbekHayata Dair Makaleler • 91 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
13
Şişşt Baksana!
Rasim CanbolatHayata Dair Makaleler • 174 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
9
Koç Burcu Kadını ve Erkeği
Zeynep AkıllıHayata Dair Makaleler • 163 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Neden Bu Kadar Yorgunum?
Zeynep AkıllıHayata Dair Makaleler • 203 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
4
Seni Seviyorum Önemli Bir Sözdür
Zeynep AkıllıHayata Dair Makaleler • 267 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
8
Gelip Çatacakdır
Hayrettin ApaydınKlasik Şiirler • 30 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
31
Çöp Canavarı
Hayrettin ApaydınYaşamdan Hikayeler • 49 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
7
Heryeregon !
Hayrettin ApaydınToplumsal Makaleler • 131 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
12
Kahrolasıca İçki !
Hayrettin ApaydınAyrılık Hikayeleri • 266 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
10
Ben Annemi Ararım
Hayrettin ApaydınAnne Şiirleri • 215 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ocak
12
Mezardan Çıkan Mektup!
Hayrettin ApaydınYaşamdan Hikayeler • 977 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ocak
9
Açlık ve Çığlık
Hayrettin ApaydınYaşamdan Hikayeler • 703 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Şubat
3
Çınar İle Pınar
Hayrettin ApaydınYaşamdan Hikayeler • 646 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Nisan
10
Bilim İle Din Bağdaşmaz Diyenlere
Hayrettin ApaydınEğitim Makaleleri • 621 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mart
16
Karar Vermeliyiz!
Hayrettin ApaydınHayata Dair Makaleler • 420 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Karar Vermeliyiz!, Karar Vermeliyiz! makalesi, Karar Vermeliyiz! makale, Karar Vermeliyiz! nedir?, Karar Vermeliyiz! hakkında bilgi, Karar Vermeliyiz! makaleleri, Hayrettin Apaydın makaleleri, Karar nedir, Karar makalesi, Karar makaleleri, Vermeliyiz! nedir, Vermeliyiz! makalesi, Vermeliyiz! makaleleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Credit Cards | Loans | Asia Travel Forum | Mobile Phone | Per Insurance | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul