Karar Vermeliyiz!Karar Vermeliyiz!Biz insanlar için her aldığımız nefes, her başladığımız gün, aslında bizlere kapalı kutular içinde sunulmuş hediyeler gibidirler. Hediyenin kapalı oluşu hangi sürprizlerle karşı karşıya kalacağımızın bilinmemesine neden olmaktadır. Bu nedenle de genelde bilineni değil, bilmediğimizi kendi isteklerimiz doğrultusun da sürdürmeyi düşünürüz. Önceden açılmış hediyeleri tahmin ederek sürprizlere hazırlıklı olmaya çalışır ve ona göre de tedbirler almaya gayret gösteririz.. Kimimize paketten bir gül çıkabildiği gibi, kimimize de yaylı yumruklar çıkabilmektedir. Bu sevdiğimizin bize bir lütfu gereğidir. Normalde sevgiliden gelene rızalık göstersek te, bazılarımız esprideki inceliği anlayamayıp alarıp bozarız. Buraya kadar her şey normaldir. Bize sevenle sevilen arasına girmek düşmez. Her şey zamanı geldiğin de ikisi arasında çözülecektir. Asıl normal olmayan ise kötü zihniyetli düşüncelerin, sevenle sevilen arasına girmek istemelerinden kaynaklanmaktadır. Fitneci bir zihniyetin arada laf taşımacılığı yaparcasına sevenle sevilen arasına girip, o seni sevmiyor beni seviyor demesi gibi bir davranış sergilemelerindendir. Hal bu ki sevmenin ölçüsü belirlenmiş olup, onun nasıl yaşanılacağının çizgisi de açık ve net olarak da bildirilmiştir. Yaratıcımız olan ALLAH (c.c.) bunu iman çerçevesine almıştır. Gönderdiği dinler ve de peygamberler ile bunu bizlere bir bir anlatarak bildirilmesini sağlamıştır. İşte bazılarımız bu çizgiyi zorlamakta yada bu çizginin dışına çıkmayı istemektedirler. Bir takım doğallığı bozup oraya kendince çizgiler çizip, sınırlar getirmeyi arzulamaktadırlar. Adeta kendini yaratıcı gibi görüp, yeni çizgiler oluşturmaya kafaların da planlarlar. Buda tüm dengelerin bozulmasına neden olup, ortalıkta kaosların oluşmasına vesile olmaktadır. En önde olabilmek, en güçlü olabilmek arzusu insanımızı şeytanlaştırıp çılgına çevirmektedir. Bu çılgınlık öyle safhalara gelmektedir ki kişi artık ne yaptığını bilemez duruma gelip, kendini haklı görebilmektedir. Bir kez adraneli yükselenin gözü artık çizgi mizgi görmez olmaktadır. O artık sınır tanımaz, hoyratça sağa sola saldıran fıtrat olmaktan kendini alamayan, zalim biri olmaya doğru sürüklendiğini görememektedir. Ne yazık ki bu tür kişiler günümüzde bir hayli var olmakla birlikte, sayıları da her geçen gün hızla çoğalmaktadırlar. Güç insan oğlunun eline geçtikçe, ortam içinden çıkılamaz haller almaktadır. Hal bu ki işin başında niyetler hiç de böyle değildir. Tüm maksat ortaya çıkan zalimlere karşı koymak için bir takım güçlerin oluşturulması ve yeni silahlar üretilmeye başlamasıyla oluşturulmuştur. Bu silahlarla gücü elde edenler, kendini düzen koruyucu olduğu iddiasıyla zalimden de zalim olarak enlerine enler katıp benciliğini oluşturmuştur. Ne yazık ki hırs ve tanrı olma isteği tüm dünya için kaoslar oluşturmuştur. Maalesef kimse tanrı olmayı başaramamış ve de başara mı ya çaktır da. Çünkü ALLAH’IN adaletinin yerine adaletsizlikler getirmişlerdir. Bu da bir kez daha gösterir ki tek suçlunun biz insanların olmasıdır. Benlik sevdası artık moda olup, bizi insanlığımızdan çıkarmıştır. Bu nedenle de dikkat ederseniz etrafımızda bulunan çoğunluk hep ben demektedir. Benim doğrularım, ben bilirim, ben şöyle yaparım, benim kimseye ihtiyacım yok, Sen benim kim olduğumu biliyor musun gibi cümleleri sıklıkla kullanırlar. İşte adına ben dediğimiz ve beslendiği kaynağın nefis olduğunu bildiğimiz bu hastalıktan kurtulamadığımız takdir de inanın ne kendi işlerimiz, ne ülke işlerimiz nede dünya işlerinin düzlüğe çıkacağını kimseler beklemesin. Etrafın dan az buçuk haberdar olan kişiler bunun derdini yüreklerinde tüm çıplaklığı ile acısını hissederler. Sayısı çok az olan bu topluluğun, maalesef bunun önüne geçmede çok zorlanacağı aşikardır. Yani gün gibi ortadadır. Efendim; bizler birey olarak hayata bakış açımızı değiştirmediğimiz sürece, aman Allah’ım !...diye şaşkınlıklarımızı gizleyemediğimiz savaşlar, toplu katliamlar, intiharlar, uyuşturucu, hırsızlık, fuhuş ve alkolik olma oranı hep yükselerek tavan yapacaktır. Maalesef ki çocuklarımızı sokaklarda dolaşırken şu an acaba ne yapıyor sorusunu kafamızdan atamayacağız. Onlara asla güzel günler bırakamayacağız. Bizler onlara güzel örnekler oluşturamadığımız için onlarda bizim bıraktığımız zalimliklerin üzerine bir miktar daha ekleyerek zulmü kendilerine yakın göreceklerdir. Hal bu ki sözde çocukları çiçekler gibi gören bizler sadece onları sulamamız gerektiğini düşünerek onların güneşe de ihtiyacı olduğunu akıl edemeyiz. Ha bire sular dururuz. Onların suyunu yani her türlü ihtiyaçlarını hatta onlardan doğacakların dahi ihtiyaçlarını karşılamak isterken, önümüze geleni deviren birer vahşi canavarlar haline geliriz. Aza kanaat etmektense, çoklukla övünür; sanki rızk tayin edici bizmişiz gibi davranıp ilahlığımızı ortaya koyduğumuzun farkına varamayız. Haşa san ki, onlar bizim gibi sonradan ilah olmasınlar, onlar birer ilah doğsunlar isteriz.. Böyle düşünmekle, kendi hayatımızı maf ettiğimiz yetmiyormuş gibi, onların hayatlarının da maf olmasına sebep olmaktayız. Onları ahlak abidesi gibi yetiştirme yerine, şeytanlaşmış düşünce olan benlik abidesi olarak yetiştiririz. Hep bir pompalama ile en iyiyi, en güzeli yakala koçum deyip utanmadan da arkalarından dualar ederiz. Hatta bu yetmiyormuş gibi ....Kardeşlerim bu gidişat iyi değil, onların güneşe de ihtiyacı var diyenleri, dar ağaçların da sallandırma zevklerimizi doyasıya yaşamaktayız. Aslında ahlak ve erdemin bir gölge olduğunu ve de bunun ise güneşin ortaya çıkmasıyla mümkün olabileceğini hemencecik unutuveririz. Hep güneşin önüne bulutlar getirmeye gayretler gösteririz. Sonra da cıyak cıyak cıyaklarız. Bu niye böyle oldu deyip isyanlar ederiz. Bizim gibi insanların çoluk çocuk demeden canlar katletmelerine seyirci kalıveririz. Senede bir milyon bebeğin ölmesini aklımıza dahi getiremeyiz. Çünkü o akıl artık bizlerde yok gibidir. Çünkü o aklı biz gezmeye gönderip ve onun yerine güç denilen hırs ve istekleri koymuşuzdur. Hem de hiç düşünmeden DAHİ İNSAN dediklerimizin aracılığı ile. Zaten dahi dediğimiz bu şarlatanların bir kısmı da kendinde bir şeyler gördükleri için yaratılmışlıklarını unutup, yaratana dahi yok deme cüreti gösterebilen zavallı varlıklar oluvermişler. Çokları ben en akıllıyım düşüncesini ön planda tuttuğu için ALLAH (c.c.) rızasını hiç akıllarına dahi getirmemişler. Bu nedenle de yaptıkları nefsi icatlar, fayda vereceği düşünülürken şeytanı da bize dost etmiştirler. Kendilerinin mükafatını bu dünya da isimlerini zirveye yazdırarak aldıklarını görsek de, ahrette her şeyin daha açık seçik anlaşılacağı aşikardır. Efendim bunun düzelmesi için çare nedir derseniz, deriz ki; Hemen acilen KARAR VERMELİYİZ ve: · Benlik (ilahlık) iddiasından vazgeçilmeli. · Güneşin önüne bulutlar getirmemeye özen gösterilmeli. · Silah ve güç hastalığına iki mezar açıp onları toprağa gömmeli. · Tutuklatıp hapsettiğimiz maneviyat artık serbest bırakılmalı. · Gezmeye gönderdiğimiz aklı geri çağırıp, aklı selim olarak hareket edilmeli. · Hepsinden de önemlisi bizim bir yaratıcımız olduğunu ve ölümlü zavallı birer varlıktan ibaret olduğumuzu asla unutmamalıyız. · Rabbimizin emir ve yasaklarına uymada kesinlikle maksimum gayret göstermeliyiz. İnanın artık inançlı kesimi dahi etkileyen global dünya sisteminin içine düşmüş olduğu hastalık, başka türlü tedavi edile bilinecek gibi değildir. Küreselleşmenin getirdiği ve insanları her geçen gün içine çeken kaos dolu bu ortamdan, ancak yaşadığımız sürprizler dolu hayatın, yarını da var inancını taşımamızla gerçekleşebilir. Çocuklarımıza güzel gelecekler bırakma ümidiyle, sağlıcakla kalınız. Sevgi ve saygılarımla...
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Karar Vermeliyiz! isimli yazı, Hayrettin Apaydın tarafından 3/16/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Mehmet Beyazıt yazıyı favori listesine aldı...
Kasım
24
Kasım
13
Kasım
9
Koç Burcu Kadını ve Erkeği
• Zeynep Akıllı • Hayata Dair Makaleler • 163 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Neden Bu Kadar Yorgunum?
• Zeynep Akıllı • Hayata Dair Makaleler • 203 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
4
Seni Seviyorum Önemli Bir Sözdür
• Zeynep Akıllı • Hayata Dair Makaleler • 267 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
8
Ekim
31
Temmuz
7
Mayıs
12
Mayıs
10
Ocak
12
Mezardan Çıkan Mektup!
• Hayrettin Apaydın • Yaşamdan Hikayeler • 977 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ocak
9
Şubat
3
Nisan
10
Bilim İle Din Bağdaşmaz Diyenlere
• Hayrettin Apaydın • Eğitim Makaleleri • 621 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mart
16 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||