9 / 5 / 2008 Cuma tarihinde
Seyfettin Anmac tarafından eklendi,
84 kez okundu...
“10.BÖLÜM Bilge bunları söyledikten sonra kitabı aldı ve içinden bir bölüm okumaya başladı:- “...günlerden bir gün dünyadaki bütün kuşlar toplanırlar. Toplanan kuşların arasında hüthüt,üveyik,şahin,kumru,kırlangıç, keklik, bülbül,hüma,kaz ve diğerleride vardır. Toplanmalarının amacı;tüm ülkelerin padişahı olduğu için kendilerine de bir padişah ...”
Okuyucu Puanı ;
Kardeşlik Çeşmesi 10
10.BÖLÜM
Bilge bunları söyledikten sonra kitabı aldı ve içinden bir bölüm okumaya başladı:
- “...günlerden bir gün dünyadaki bütün kuşlar toplanırlar. Toplanan kuşların arasında hüthüt,üveyik,şahin,kumru,kırlangıç, keklik, bülbül,hüma,kaz ve diğerleride vardır. Toplanmalarının amacı;tüm ülkelerin padişahı olduğu için kendilerine de bir padişah seçmektir.
Hüthüt söze başlar ve Süleyman peygamberin elçisi olduğunu belirttikten sonra;kuşların Simurg adında bir padişahları olduğunu söyler. Bundan kimsenin haberinin olmadığını ama Simurg’un bundan hep haberdar olduğunu söyler.Sonrada ‘bize bizden yakın,bizimse kendisine uzak’ olduklarını anlatır.Simurg’u arayıp bulmaları için kendilerine kılavuzluk yapacağını ekler;kuşların hepsi hüthütün peşine takılıp onu bulmak için yollara düşerler.
Ama yol uzun,varacakları yer uzak olduğu için kuşlar yorulurlar.Hepside Simurg’u görmek istemelerine rağmen,hüthütün yanına vardıklarında kendilerine göre geçerli mazeretler söylemeye başlarlar.Bülbül gülü özlediğini,dudu kuşu abıhayatı arzuladığını,kaz suya varmak istediğini,doğanın sevdası makamını ve iktidarını istediğini dile getirir.Diğer bir çok kuşta çeşitli mazeretler sunarlar.Bu mazeretleri dinleyen hüthüt hepsine ayrı ayrı ikna edici cevaplar verir.Simurg’un olağanüstü özelliklerini ve güzelliklerini anlatır.Hüthüt şöyle devam eder sözlerine: Simurg apaçık meydanda olmasaydı hiç gölgesi olurmuyduSimurg gizli olsaydı hiç aleme gölgesi vururmuydu?
Hüthüt ün bu söylediklerine ikna olan kuşlar,yine onun rehberliğinde Simurg’u aramak için yola koyulurlar.Ama yol yine uzun ve zahmetlidir.Yolda hastalananlar veya yorulanlar yine çeşitli bahaneler sürerler.Hüthüt hepsine tekrar cevaplar verir ve yolun bitmesi için yedi vadi kaldığını söyler.Kuşlar gayrete gelip tekrar harekete geçerler.Ama pek çoğu ya yem isteği ile bir yerlere dalıp kaybolur,ya aç susuz can verir,ya yollarda kaybolur,ya denizlerde boğulur,ya dağların zirvelerinde can verir,ya vahşi hayvanlara yem olur ,ya kendini bir eğlenceye kaptırıp kafileden ayrılır.Sonunda bu meşakkatli yolu otuz kuş geçer.Bitkin ve yorgun halde vardıkları yerde Simurg’u sorarlar.
Simurg tarafından bir görevli gelir.Görevli otuz kuşun ayrı ayrı hepsine birer yazı verip okumalarını ister.Yazılarda otuz kuşun yolculuk sırasında birer birer başlarına gelenler ve bütün yaptıkları yazılıdır.Bu sırada Simurg tecelli eder.
Fakat otuz kuş tecelli edenin bizzat kendileri olduğunu, Simurg’un mana bakımından otuz kuştan ibaret olduklarını görüp şaşırırlar.Çünkü,kendilerini Simurg olarak görmüşlerdir.Kuşlar Simurg,Simurg da kuşlardır.Bu sırada Simurg dan ses gelir:
-Siz buraya otuz kuş geldiniz,otuz kuş göründünüz.Daha fazla veya daha az gelseydiniz o kadar görünürdünüz.Çünkü burası bir aynadır.
Otuz kuş Simurg’un kendileri olduğunu anlayınca artık ortada ne yolcu kalır,ne yol nede kılavuz.Artık hepsi TEK’tir.
Aradan zaman geçer, ‘fenada kaybolan kuşlar yeniden bekaya dönüp’...”
Kitabın tam burasında durur,bu bölümün altını çizmiştir Bilge Kafkas.Sonra Musa efendiye dönerek derki:
“-işte Musa efendi! Görünen o ki Nişaburlu Muhammet kitabında bize bu sırrı anlatmakta ancak sırrı koruması gerektiğinden semboller kullanmaktadır. Anlattığına göre ve benimde bildiğim kadarıyla Nişaburlunun Simurg diye tasvir ettiği bu kuş,kanatlılar arasından seçilmiş otuz kuşun tüm üstün özelliklerini ve renklerini taşır.Bu sayede en yükseklerden uçabilir,en hassas tuzakları sezebilir,en bedbaht fırtınalardan zarar görmez,en uzaktaki böceği bile görebilir .Yani bu kuşa zarar vermek oldukça zordur.Ancak bilgeler buna mukabil bu sırrın ihlaline neden olabilecek en ufak bir ihtimalin varlığına canlarını feda ettiler.”
Musa efendi Bilge Kafkas`ı dinledikçe hayreti,şaşkınlığı büsbütün artıyor,bir kaç ay önce tecelli eden mucizenin anlamı karşısında adeta yıkılıyor,harap oluyor,Tanrı`nın bu hediyesi karşısında ne yapacağını bilemez halde kıvranıyordu.
“- kitapta ‘fenada kaybolan kuşlar yeniden bekaya dönüp’ cümlesinin devamı niteliğindeki son sayfa yok. Nişaburlunun bu sayfada kuşun yaşadığımız dünyaya gönderilişiyle ve bu dünyadaki yaşamıyla ilgili ipucları verdiğini tahmin ediyoruz,ancak bu sırrın peşine düşebilecek kötü emellere sahip insanlar olabileceği kabilinden Nişaburlu kitabının son sayfasını ya sakladı,ya diğer eserlerinin içine gizledi ya da yırtıp attı. ”
DEVAM EDECEK