kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Aşk Hikayeleri







Okudunuz Mu?
MehmetPektaş
Mehmet Pektaş


Kaşkol ( Yeniden)

20 / 7 / 2008  Pazar tarihinde Kenan Ocak tarafından eklendi, 267 kez okundu...

“-"Ben gidiyorum” dedi arkasını döner dönmez. "Sen gelmesen de olur." Lafını kapının dışına çıktığında bitirmişti. Kapıyı kapatmamıştı bile. Asansörün kapısının kapandığını duyduğunda hala gözlerinin önüne düşmüş uzun kıvır kıvır saçlarının bir tutamıyla oynuyordu, iki parmağının arasında. "Gitti" dedi içinden. “Benim neden gelmek ist...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Kenan Ocak

Kenan Ocak







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kaşkol ( Yeniden)


-"Ben gidiyorum” dedi arkasını döner dönmez. "Sen gelmesen de olur." Lafını kapının dışına çıktığında bitirmişti. Kapıyı kapatmamıştı bile. Asansörün kapısının kapandığını duyduğunda hala gözlerinin önüne düşmüş uzun kıvır kıvır saçlarının bir tutamıyla oynuyordu, iki parmağının arasında. "Gitti" dedi içinden. “Benim neden gelmek istemediğimi sorma zahmetine bile girmeden gitti. Umursamadı yaaa" dedi son kez içinden ve hışımlı bir şekilde kalkıp yerinden, alabildiğine haykırmaya başladı.
-"Ruhsuz hayvan. Allah belanı versin. Neden o gün oradaydım ben yaa. Ne işin vardı senin gibi bir hayvanın benim hayatımda."

Kapıyı çarpıp tekrar dönerken salonun ortasına yerde gözüne ilişen pufidik yastığa bir tekme savurdu.

-"Lanet herif"

Sağ tarafında kalan odanın kapısını açıp içeri girdi ve berjer koltuğun kol yerindeki battaniyeyi alıp geri döndü. Az önce kalktığı kanepenin üzerine fırlatıp yönünü mutfağa çevirdi. Mutfak dolabından bir bardak çıkarıp sertçe tezgahın üzerine bıraktığında kolu buzdolabının kapağına uzandı. Oradan da bir bira alıp Bardağa boşaltırken elleri hala titriyordu. Hiç sevmezdi biranın köpürmesini, bardağa boşaltırken ama şu an umurunda dahi değildi. Gözlerinin önünde biranın köpürüşü değil, az önce çıkıp giden adamın kapıda kaybolan sırtından çekilmiş görüntüsü vardı. Bardağın taşmasını bile umursamamıştı. Elinde bardakla salona geri dönerken bardağın altından damlayan damlalar onu ilgilendirmiyordu o an için. Acayip sarhoş olmak istiyordu, da onu sarhoş edecek kadar içki evde mevcut değildi. Bunu fark ettiğinde:

- "olsun" dedi. "Bu şişeyi bitirir çıkar alırım. Temiz hava iyi gelir belki"

Kanepeye oturduğunda bira bardağını bir dikişte bitirip koltuğun uç tarafına getirdi kendini. Bacaklarını normalden daha geniş bir açıyla açarak iki kolunu dirseklerinden dizlerine dayadı.

-"Ulan ne adammışsın? Sana da adam denirse."

Kalkıp mutfağa giderken boşalan bardağı doldurmak için kendi kendine hayıflanıyordu bu sefer.

-"Demin şişeyi niye getirmedim ki yanımda?"

Bu sefer şişeyle beraber geri dönüp kanepeye uzandı. Sırtını yasladığı yere kırlentle destek verip kaykıldı hafiften. Battaniyeyi de açıp beline kadar örttü.

-"Allah kahretsin" dedi bu sefer gene kendi kendine kızarak.

Canı sigara çekmişti oda kapı girişindeki dresuar’ın üstündeydi çakmakla beraber. Üşense de gidip aldı ve az önceki pozisyonunu alıp birde sigara yaktı. Biradan bir yudum çekti. Dudaklarında bıraktığı ıslaklığı diliyle yalayıp elinde olmaksızın başını yana çevirdi gayrı ihtiyari. Gözü yerde duran atkıya takıldı, ikili kanepenin hemen önünde yerde. Az önce tartışırlarken adam boynundan çıkarıp ikiye katlayarak dizinin üstüne koymuştu.

-"O sinirle kalkınca tabi fark etmedi düştüğünü" "Yoksa" diye aklından olumsuz bir düşünce daha geçti. "Bilerek mi bıraktı acaba?"

Atkıyı kendisi almıştı soğuk bir kış günü gezerlerken; ve her seferinde söylerdi “bu atkı sana çok yakışıyor” diye.

-"Yok canım bu olamaz. Bir atkıdan hınç alacak kadar cahil kafalı da değildir her halde." "Çocuk gibi" deyip gülümsedi belli belirsiz, başını iki yana sallayarak.

Ne hesaplarla çağırmıştı onu bu akşam. Mükellef bir yemeğin ardından romantik bir gece geçirebileceğini düşünmüştü. Slow bir cd. çalacaktı mesela sesi kısık yemek yerken. Beyaz şarap içeceklerdi. Saatlerce dans etmeyi de planlıyordu. Ve daha neler neler, gecenin sonuna dair. Final müthiş olmalıydı mesela. Yorgunluktan çıkıp gidememeliydi. Sızıp kalmasına bile razıydı. O derece yani. Ama olmadı işte.

Çekip gitti.

Bu geceye dair hesaplarım var bile diyemedi sormadığı için.

Ve çekip gitti.

Gelmesini zaten istemiyormuş gibi.

Çekip gitti.

Israr etmeyi bile denemedi yani.

Çekip gitti.

Ardına bile bakmadı,Kapıyı bile kapamadı.

Çekip gitti.

Bir yudum daha çekti biradan. Durmadı bir yudum daha çekti. Bu seferki ağzının içini daha bir doldururcasına. Dudaklarındaki ıslaklığı kolunun yeniyle silerken ağlamak üzere olduğunu fark edip, vazgeçti aklındaki bu düşüncelerden. Onu böylesine umarsızca bırakıp giden biri yüzünden ağlamaya değmez diye düşündüğü anda başladı hıçkıra hıçkıra ağlamaya.

Beş dakika kadar böyle devam edip sakinleşmeye başlayınca bir yudum daha çekip şişeyi bitirdi.

-"Hızlı içtim" dedi "Bira etkisini göstermeden çıkıp bir kaç şişe daha alayım. Yoksa gitmek zor gelecek. Ve ben deli gibi sarhoş olmak istiyorum. Ve unutmak."

Hemen kalktı yerinden askılıktaki montunu sırtına geçirip tam kapıdan çıkacakken geri dönüp salona girdi tekrar. Yerdeki atkıyı alıp boynuna geçirdi. At kuyruğu saçlarını atkının altından kurtarıp tokayı çıkardı ve başını sallayarak dağıttı saçlarını omuzları üstüne. İki eli montunun ceplerinde sakin sıradan ve düşünceli yürüyordu bir alt sokaktaki tekel bayiine doğru. Yolun karşı kaldırımında aksi yönde gelen adamın onu dikkatli seyretmesini dahi fark etmedi. 20-30 adım sonra dükkandan içeri girdiğinde peşinden biri daha girdi içeri. Dükkan sahibi dört tane birayı ve sigara pakedini koyarken poşete, adama dönüp:

-"siz ne istersiniz".

Adam

-"Ben rakı tercih ederim " dedi.

-"Yalnızlığın ağırlığını en iyi o hafifletir. Ve iyi bir dosttur. Sizi asla terk etmez."

Bu sözler üzerine genç kadın başını çevirip adama baktı meraklı. Hafif uzun boylu kirli sakallı saçları omuzlarına kadar uzun ama ilk göze batan, kahve rengi gözleriydi. Bir an göz göze geldiklerinde ilk kaçan adam oldu. Bir kaç siparişten sonra borcunu sorup ödemeyi yaptıktan sonra kadının peşinden çıktı. 5-6 adım gitmişlerdi ki peş peşe, adam arkadan seslendi:

-“Atkınız…! dedi.

-Onu boynunuzda taşırsanız hüzün her zaman gözlerinizde yaşamaya devam eder."

Kadın durmuş adam bir iki adımda yanına gelmişti.

-"Tamam" dedi, kadın

-Hüznü gözlerimden anladınız.Atkıyla nasıl ilişkilendirebiliyorsunuz?"

-"Basit. Atkının sırtınıza attığınız ucunda erkek ismi var ve sanki garip bir tesadüf onu arkanıza atmışsınız. Boynunuzda ki kolyedeki harf de O.İlk çağrıştıran oya olmalı. Gözleriniz nemli ve içmek istiyorsunuz. Her ne kadar tercihinizin yanlış olduğunu düşünsem de, bira içtiğiniz de daldığınız yerden sürekli uyanmak zorunda bırakır sizi. Doya doya dalıp gidemezsiniz. Tam ağlamak gelir içinizden hurra wc ye. Aklınızdan geçenleri tam haykırmaya başlarsınız, hayalinizdekinin suratına kelimeleri bitirmenize asla izin vermez. Ve sizi hiç yalnızda bırakmaz inanın. Şundan kurtulayım dersiniz. Gidip geldiğinizde on dakika sonra tekrar musallat olur başınıza. Bir iki yudum içmeye görün."

Gülüşmeye başlamışlardı.

"Sen manyaksın ya" deyip geri döndü kadın.Az önceki dükkana girip biraları geri verdi. Bir şişe büyük rakı alıp çıktığında adam ortalıklarda görünmüyordu.

"Allah Allah" diyerek meraklı düşüncelerle yoluna devam etti.

Apartman kapısından içeri girdiğinde merdiven otomatiği yanıyordu. Asansöre yöneldi. Bir el asansör kapısını açık tutuyordu içerden. Tedirgin bir iki adım atıp başını uzattığında göz göze geldiler tekrar.

-Sizin ne işiniz var bura da " dedi sert bir tavırla.

-Neden evime gidemez miyim? "

-Burada mı oturuyorsunuz?"

-"Evet.”

Genç kadın kabinden içeri girdiğinde adam hiç sormadan altıya bastı.

-Siz beni tanıyorsunuz yani öylemi?

-Bir iki kez görmüşlüğüm var.

-Tabii ya. Ben bu simayı bir yerden hatırlıyorum diye sorup duruyordum kendi kendime.

-Doğrudur. Bir üst dairenizde oturuyorum. Üç hafta önce taşındım.

Asansör katta durduğunda kadın indi. İyi geceler dediğinde, adam:

-Benim gecem iyi. Ben atlatalı neredeyse bir yıl oluyor. Asıl size iyi geceler" Diye karşılık verdi.

Kadın gülümsedi sadece. Anahtarıyla kapıyı açarken asansörün bir üst katta durduğunu ve daire kapısının açılmasını dinledi bir süre bekleyip. Sonra oda içeri girip kapısını kapattı. Üstünü çıkartıp mutfaktan iki kadeh ve şişeyi de alarak salondaki masanın üstüne bıraktı. Sigara paketini çakmağı ve kül tablasını da alıp sandalyeye oturdu. Önündeki servis tabağına hazırladığı zeytin yağlılardan koyup bir sigara yaktı. Düşünceliydi. Aklından acaba çağırsam mı? diye geçiriyordu. Oldukça etkilenmişti açıkçası genç adamdan.

Hemen böyle bir davranış göstermesini yanlış anlayabilirdi. Oysa onun şu an sadece dertleşip sohbet edebileceği ve bir anda olsa aklındakilerden kurtulabileceği birine ihtiyacı vardı. Bunu ona böyle olduğuna nasıl anlatırdı ki. Daha az önce tanışmışlar ve bir iki kelimelik bir sohbet geçmişti aralarında. Oysa güvenilir birine benziyordu. Halden anlayan bir tavır sergilemişti başından beri. "yok yok" deyip vazgeçti.

Kadehi yarılamıştı ki kapı çaldı. Önce irkildi. Bir an kafasını toparlamaya çalıştı. Kim olabilir seçeneklerini ayıklamaya çalışırken, kapı deliğinden dışarı baktı. Oydu. Elinde ilginç anlaşılmayan bir şeyle kapıda bekliyordu öylece. Kapıyı açtığında genç adam içeri süzüldü elindeki paltosuyla. Hiç bir şey söylemeden salona doğru yürüyüp paltoyu kanepenin üzerine bıraktı, genç kadının şaşkın bakışları arasında. Tekrar kapının önüne gelip genç kadını çenesinden tutup yüzünü kaldırdı.

-Ağlamak için ihtiyacın olabileceğini düşündüm. O yüzden omzumu sana veriyorum bu akşamlık. İhtiyaç hissedersen başını koyup ağlayabilirsin. Seni anlayacaktır. Ve ne söylersen söyle dinleyecektir. Hiç sözünü kesmeden.

Kapıdan çıkıp hiç bir şey dinlemeden kapıyı kapatıp gitti. Genç kadın hala şaşkınlıkla olanları anlamaya çalışıyordu kapı önünde. Salona yürüyüp paltoyu incelemeye başladı. Önü iliklenmiş paltonun içi yastık battaniye türü şeylerle şişirilmiş ve insan vücudu şekli verilmişti. Başka bir yastık ortasından iple bağlanmış, yarısı yaka kısmının içinde kalacak şekilde konmuş, diğer yarısı insan başını andırıyordu. Resmen biri oturuyordu kanepenin köşesinde. Çılgınca bir davranıştı ama hoşuna gitmişti. Nasıl olacak merakıyla gidip yanına oturdu. Bir elini omzuna koyup başını yasladı. Bir kaç dakika öylece kaldığında ani bir kararla doğrulup paltoyu kucakladığı gibi kapıya yöneldi. Anahtarını alıp bir üst kata çıktı. Zile bastığında göğsü heyecanla inip kalkıyordu adeta. Adam karşısında onu seyrederken bir an ne diyeceğini düşündü.

-“Bu çok soğuk" dedi.

-Bunun biraz daha sıcağı yok mu? Ona ihtiyacım var. Soğuk olanı az önce gitti.

Genç adam elini uzatıp içeri çekti kadını, halâ boynunda olan kaşkolu çıkarıp kapının önüne bırakarak kapıyı kapadı. Ve şarkılar söylediler sabaha kadar birbirlerinin kulaklarına... Aşkın derin soluksuzluklarına dair... Bitmeyecek aşklara dair... Hayata dair......!!!




Yazanın notu..: 21/02/2007 tarihinde bu sitede yayımladığım bir öyküm… Çok eskilerden olmasına rağmen yeniden ve bazı düzenlemelerle yayımlamak istedim… Yani istedim ki gene paylaşalım…



Telif Hakkı Uyarısı Kaşkol ( Yeniden) isimli yazı, Kenan Ocak tarafından 20.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Barış Öztürk yazıyı tebrik etti...
tebrik Okan Çelik yazıyı tebrik etti...
Dürdane Koç yazıyı favori listesine aldı...
Okan Çelik yazıyı favori listesine aldı...
Güngör Demir
Güngör Demir / 23.07.2008
Evet. Bu güzeldi. "Ağlayan İstanbul`u güldürmek" hikayesindeki o aceleci tavrınız yok. Daha da sakinleşmişsiniz. Başarılı bir yazı.

Firdevs Bozkurt
Firdevs Bozkurt / 22.07.2008
UZUN YAZILARA PEK YAKLAŞAMIYORUM BU KONUDA SORUNLUYUM...KABUL EDİYORUM...AMA GERÇEKTEN AKICI VE GÜZEL BİR DİLİNİZ VAR KALEMİNİZ DAİM OLSUN DİLERİM...SAYGILAR...PAYLAŞMAK NE GÜZEL ŞEYDİR DEĞİL Mİ?

Kadir Bıyıklı
Kadir Bıyıklı / 22.07.2008
evet bu gecikmeden dolayı cezalısınız Kenan bey çok ustaca yazılmış bir öyküydü umarım başka öykülerinizi de okuma şansımız olur...

Okan Çelik
Okan Çelik / 22.07.2008
Abi çok güzeldi. Baştan sona merakla okudum. Diyaloglarda ki anlam olaylar böyle çok güzeldi. Tebrikler. Bu yazı favorimdir artık ;) Hoşçakal abi ilhamın eksik olmasın

Tuğba Martin
Tuğba Martin / 21.07.2008
Çok güzel,çok. Suçlusunuz,bu kadar geciktirdiğinizden ötürü.Kaleminiz daim olsun.SAYGILARIMLA...

Zamira Candan
Zamira Candan / 21.07.2008
İnanılmaz bir keyif ile okudum hatta bir an kahakahayla güldüm paltodan adama o bölüm çok güzeldi.Paylaşımınız için teşekkürler kutluyorum.

Aydan Özdemir
Aydan Özdemir / 21.07.2008
Gerçekten güzel bir hikayeydi.Tebrik ediyorum.Umarım hikayenin devamı gelir.

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 21.07.2008
sanirim bittigine üzüldüm:(( amacina ulasmis bir öyküydü bu, yani tadini, zamaninda ve kalmasi gereken yere birakip ta noktamis:)) sagolun paylastiginiz icin

Emre Kundakçı
Emre Kundakçı / 21.07.2008
Çok güzeldi. tebrikler.

Mehmetşah Yiğit
Mehmetşah Yiğit / 20.07.2008
Akıcı ve hoştu bir solukta okudum,tebrikler dostum paylaşımın için.

Yasin Şahin
Yasin Şahin / 20.07.2008
güzeldi iyi ki yayınladınız:)

Dürdane Koç
Dürdane Koç / 20.07.2008
ii ki yeniden yayınlamışsın abim.ii ki...Harikaydı gerçekten...


Ağustos
30
4 Yagmurdan Sonra Hüzün
Ahmet Ünal ÇAMAşk Hikayeleri • 12 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
30
Ağustos
30
Ağustos
29
Dudaklarında Noktalansın!
Dilan DağcıAşk Hikayeleri • 112 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Ağustos
28
Ağustos
29
Susar Yanlızlığım Şehirlerde
Kenan OcakKaralama Şiirler • 51 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Ağustos
27
Elma
Kenan OcakAşk Şiirleri • 55 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Toffff ( 4)
Kenan OcakYaşamdan Hikayeler • 47 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
21
Toffff (3)
Kenan OcakYaşamdan Hikayeler • 83 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
19
Toffff (2)
Kenan OcakYaşamdan Hikayeler • 69 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Nisan
23
Ben Mevsimdim Sen Zaman
Kenan OcakEpik Şiirler • 889 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Nisan
30
Pul Pul Pırıl Pırıl ve Senden Ayrı
Kenan OcakSevgi ve Aşk Denemeleri • 353 kez okundu. • 19 kez yorumlandı.
Aralık
1
Bu Kadar mı?
Kenan OcakSevgi ve Aşk Denemeleri • 317 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Ocak
11
Bildiğin Gibi Değil
Kenan OcakHayata Dair Denemeler • 298 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Mayıs
22
Ben Susayım / Sen Beni Dinle
Kenan OcakSevgi ve Aşk Denemeleri • 296 kez okundu. • 15 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Kaşkol ( Yeniden), Kaşkol ( Yeniden) hikayesi, Kaşkol ( Yeniden) hikaye, Kaşkol ( Yeniden) nedir?, Kaşkol ( Yeniden) hakkında bilgi, Kaşkol ( Yeniden) hikayeleri, Kenan Ocak hikayeleri, Kaşkol nedir, Kaşkol hikayesi, Kaşkol hikayeleri, Yeniden) nedir, Yeniden) hikayesi, Yeniden) hikayeleri,










Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : RC Cars | Loans | Blogs Forum | Homeowner Loans | Home Loan | Video | Arkadaş | Saat