Kendim 2
Haftalar sonra tekrar aynı yer ama farklı bir yerde.
Zaman…
Sonuna üç nokta konulan her cümle değerlidir benim için.
Olduğum yerin neresi olduğunu bilmiyorum.
Gerçekten burada olmak mı istiyorum?
Şuan da, bu yaşımda gerçekten yapmak yaşamak istediklerimi mi yaşıyorum.
Arada bakıyorum etrafıma, sadece izliyorum.
Seyrediyorum olanları.
Tepkisiz ve aynı zamanda zıt olan…
Ağlıyorum bazen, acı çekiyorum çoğunlukla.
Ve yaşadığımın yarısı “acaba” yarısı “keşke” oluyor.
Bazen de gerçekten iyi ve unutulmaz olan anılarım.
İyiliği de, kötülüğü de unutmadığım Acı çektiğim zamanlarda anlayabiliyorum ancak yaşadığımı.
O zaman fark ediyorum hayatı.
Bana ait olan benim.
Başkasının ürettiği, onun olan benim.
Bazen bir şarkı çalıyor ve acılarım geliyor aklıma.
Bazen bir sokak alıyor yerini.
Bazen herkesi o sanıyorum.
Ama biliyorum hiç kimsenin o olamayacağını.
Hayatla değil belki de ama kendimle çok mücadele ettim.
Dedim ya işte; “BAZEN”
İçim bazen bir çocuğun uyuyuşu kadar huzurlu ve masum oluyor.
Çoğunlukla delirecek gibi ve sabırsız.
Bazen bağırıp, çağırmak ya da susmak…
Sadece susmak…
Bazen en önde, gözde kişi olmak,
Kalabalık ortamlarda arıyorum kendimi bazen.
Bazen de sessizlikte yalnızken buluyorum.
Çabalamak ve yakın anlam taşıyan mücadeleyi veriyorum.
Her şey bir yandan oluyor.
Ortadasın ve sanki etrafındaki olanlar oklarla seni gösteriyor gibi hissediyorsun.
Okumadan kitabı bazen kapılıyoruz.
Ya da sonuna kadar okuyoruz.
Uyumak istiyorum bazen.
Bazen de sabahları sabah etmek.
Her şey ileri doğru gidiyor hep.
Geride kalıyor, mutluluğunda, üzüntünde.
İlerisini bilmiyorum ama geçmişimi adım gibi biliyorum.
Şimdi sadece düşünüyor ve seyrediyorum.
Ve son olarak tabi ki, “bazen” lerim devam ediyor.
Yapmaya çalıştığım şey, “keşke” ve “acaba” larımı azaltmak…
05 Aralık 07/çrşmb