Kesişen HayatlarKesişen HayatlarSerin bir kış gecesiydi. Ahmet ve Mehmet isimli iki samimi arkadaş içkili ve lüks bir mekandan yeni çıkmaktaydılar.Ahmet genç,yağız birisiydi. Lisede terk etmişti okulunu. Annesi ve babası ayrıydı.Babası Necmi Bey Almanya’da önemli bir şirkette müdürlük yapmaktaydı. Annesi ise Türkiye’de işkadını olarak çalışmaktaydı. Maddi durumları ne kadar iyi olsa da Ahmet kendini hep yalnız hissetmişti.Ruhsal durumu bozulmuş hatta bir ara tedavi bile almıştı.Ama ne fayda… Daha sonra kendini sokaklara vurmuş ve yakın arkadaşı –çocukluktan beri tanıdığı-Mehmet’le birlikte o bardan bu diskoya gece mekanlarını mesken edinmişti.Bir de araba istemişti babasından ve babası ehliyet ruhsat evraklarını dert etmeden anahtarları göndermişti oğluna.Ahmet’in bir serseriye dönüştüğünün farkında dahi değillerdi.Ahmet: -Atla kardeşim.Eve atayım seni.Bu saatte otobüstü metroydu.Zor. Mehmet: -Yok yok.İstemez.Epey içtin bugün.Bana kalırsa sende araba kullanma.Ne dersin? Ahmet: -Bana bir şey olmaz.Acemi miyim ben haa? Karşılıklı bir iki tebessümden sonra ayrıldılar.Mehmet durağa doğru yürürken karanlıkta kayboldu.Ahmet ise aracına bindi ve gürültülü bir biçimde aracı çalıştırdı.”Bu yollar benim.Bu asfalt benim be.”diye düşünüyordu.Gaza köklendi.Bir anda hızlandı.Deli gibi sürmeye başladı.Yılların öfkesini çıkarıyordu sanki.Barboros Bulvar’ında ilerliyordu son sürat.Annesinin Beşiktaş’taki evine gitmeyi planlıyordu.Sinemanın önündeki durağa yaklaşık bir kilometre mesafe kala Ahmet kafasını pencereden çıkartıp bağırmaya başladı.Mantıklı hiçbir hareket yapmıyordu.Ve işte o an olanlar oldu.Ahmet direksiyon hakimiyetini kaybetti.Durakta bekleyen yedi sekiz kişilik gruba doğru savruldu araba.Oradakiler can havliyle kaçışırken Ahmet’in son gördüğü şey güzel ve genç bir kızın masum bakışlarıydı. Ahmet uyandığında serum ve tıbbi malzeme kokan bir hastane odasındaydı.Yanı başında annesi ve üniformalı bir polis durmaktaydı.Polisin kart sesini işitiyordu: -Hanımefendi.Oğlunuzun bilinci resmen açıldı.Artık ifade verebilir.Lütfen bana bir iki dakika müsaade edin.Yalnız konuşmamız lazım.O ve ben. Kadın çaresizce başını salladı.Ardından kapıyı açtı.Dışarı çıkınca da usulca geri kapattı.Şimdi içerde sadece Ahmet ve polis vardı.Bir şeyler gün ışığına çıkmalıydı.Sonuçta bir kız ölmüştü.Bir insan… Polis olay gecesi hakkında sorular sormaya başladı.Ahmet bu sorulara ‘evet,hayır’ diye kısa cevaplar veriyordu.Sonunda memur not aldığı defteri kapattı ve cebine yerleştirdi.”Dava günü mahkemede görüşürüz evlat!”dedi.Sonra odadan çıktı. Ahmet’in yüreği sıkışıyordu.Her nefes alışı bir ızdırap olmuştu.Annesi Halide Hanım odaya girdi.Oğluna yaklaştı ve sımsıkı sarıldı.İkisinin de gözlerinden alevler damlıyordu.Ve ikisi de ne yapacaklarını bilmiyorlardı.Birkaç hafta sonra Ahmet tamamen iyileşince emniyet memurlarından oluşan bir grup evlerine gelerek onu aldılar ve tutuklu yargılanmak üzere Şişli Cezaevi’ne götürdüler.Annesi ne kadar ağlasa diretse de dinleyen olmadı kadını.Halide Hanım anlamıştı.Duruşmaya kadar elinden hiçbir şey gelmezdi.Avukat tutup hazırlanmaktan başka -Davacı Mustafa Şahin.Davalı Ahmet Uyar.Duruşma numarası 3.Salon 2’ye. Annesi içeri girdiğinde Ahmet sanık koltuğunda oturmaktaydı.Zaten psikolojik durumu iyi olmayan oğlan çok yıpranmıştı.Yavaş yavaş salon doldu.Ahmet girenleri inceliyordu.Ve Özlem’in –ölen kızın- babası.Onu hemen tanıdı.Acılı bir babanın suratını nerde olsa tanırdı.Hanımını getirmemişti.Dayanamaz diye herhalde.Ama genç bir kız vardı adamın arkasında.Onu da hatırladı.Özlem’in en yakın arkadaşıydı.Ayşe.Adını gazetede okumuş, resmini de görmüştü.Kaza gecesi oradaydı. Tanık olarak gelmişti.Hakimin sesiyle duruşma başladı.Avukatlar konuştu.Fikirler beyan edildi ve jüri kararını açıkladı.Ahmet kazada sekiz de sekiz suçlu bulundu.Avukat Hikmet Bey anne Halide hanımı teselli etmeye başlamıştı bile.Oğlu dört yıla mahkum edilmişti.Fakat infazdan yaralanacağı ve 1,5 yıl ceza çekeceği kararı kadını biraz daha sakinleştirdi. Duruşmadan sonra Avukat Hikmet ve Halide Hanım sürekli görüşmeye başladılar.Şu kararı aldılar.Onu bir şekilde yurt dışına,babasına göndermek. Bu kararı uyguladılar da.Ahmet, annesinin kefaleti ödemesiyle hapisten çıkarıldı.Almanya’ya gönderildi.Dört yıl orada kaçak hayatı sürdü.Şaşırıyordu tüm olanlara.Önce kefalet sonra infaz, af ve yurt dışına yollanması.Neredeyse hiç çekmemişti cezasını.Aslında sevinmeliydi.Ama yapamıyordu.Çünkü pişmandı.O geceden beri yüreği pamuk ipliğine tutunmuş biçimde umutsuzca yaşamaktaydı.UMUTSUZCA… 2001 yılının 22 Ocak sabahı Ahmet haberleri izlemek için televizyonu açtığında önce gözlerinin ona oyun oynadığını sandı.Ama hayır.Gerçekti.Bu oydu.Mustafa Şahin.Ve söylediği cümle çok ama çok şaşırtıcıydı.”Artık yurda dönebilir ve aramızda rahatça yaşayabilir.”diyordu kendisi için.Ahmet’in aklında yankılanıyordu heceler.Kalbi sallanıyordu.Özlem geldi gözlerinin önüne.Derin bir sessizlik içinde Özlem…..
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Kesişen Hayatlar isimli yazı, Faruk Toto tarafından 15.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
İpek Gongu yazıyı tebrik etti...
Kadir Bıyıklı yazıyı tebrik etti...
Deniz Yıldırım yazıyı tebrik etti...
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 10 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Ekim
2
Ağustos
7
Ağustos
7
Ağustos
5
Ağustos
4
Temmuz
13
Temmuz
31
Ağustos
4
Temmuz
15
Temmuz
15 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||