Kesişen YollarKesişen YollarDenizin dalgaları kıyıya mı vuruyordu yoksa A’nın gönlüne mi bilinmiyordu. Saat çoktan havanın karardığını söylese de A sadece sesini duymak istediği denizi seyrediyordu. A bunalmıştı. Keyfi yoktu son günlerde. Bir boşluğa düşmüş , hiçbir şey yapmak istemiyordu. Karışan olmasa görmediği denizin karşısında günlerce oturabilirdi. Denizi küçüklüğünden beri severdi. Sabahları maviliğine tutuklu kalır geceleri sesiyle sohbet ederdi. A küçüklüğünden beri bir denizi severdi birde en yakın arkadaşını. Beraber büyümüşlerdi o arkadaşıyla, artık arkadaşlıktan öte can olmuşlardı. Deniz de keyifsizdi bu gün. Arkadaşı rüzgar gelmediği için ağzını bıçak açmıyordu. A baktı denizin konuşacağı yok arkadaşına gitti. Arkadaşı uyumak üzereydi. A nın geldiğini görünce uykunun o gece haram olduğunu anladı. Biliyordu ne olursa olsun A asla uyutmazdı sabaha kadar. Güneş, gökyüzüne ben geldim diyene kadar iki arkadaş birkaç demlik çayın yanında bitmeyen bir sohbete başlarlardı. Her zaman A konuşur arkadaşı dinlerdi ama o gün A da denize inat bir türlü suskunluğunu bozmuyordu. A arkadaşının “konuşmayacaksan niye uykumdan ettin” diyen sitem dolu bakışları karşısında birkaç kelime etmesi gerektiğini hissetmişti. Arkadaşı biten çayları doldururken A ilk defa konuşuyordu o gece : “ Gönlü boş olan insanın dünyası da boş oluyor” Arkadaşı bu da nerden çıktı der gibi bakıyordu şaşkın şaşkın. Arkadaşının şaşkınlığının farkında olan A ona hiç aldırmadan devam etti. “gönlünde seni kamçılayan bir sevgi yoksa başarmak isteyeceğin bir işte yoktur. Gönlünde sevgi yoksa hayalinde yoktur. Yarınlarında umutlarında yoktur. Gönlündeki sevgi bittimi sende bitmişsindir. Sevmek güzeldir, insanın her zaman sevdiği bir şeyleri olmalı. Ama sevgiliye duyulan sevginin gönüldeki yeri başkadır. O sevginin yerini başka hiçbir sevgi tutamaz. Seni sevsin veya sevmesin, sen birini sevmiyorsan bitmişsindir. Yüreğin katışlaşır ve duygularını yitirirsin yavaş yavaş. Hiçbir acı canını acıtmaz. İnsan sevdiği kadar insandır.” A sevgi hakkında düşündüklerini sıralarken arkadaşı araya girdi. “senin duygusuzluğuna, acılara aldırmana bakılırsa, gönlünde biri yok” sorusuna evet cevabını aldığında şaşkınlıktan elindeki çayı üstüne döktü. “Nasıl olur? Her hafta başka bir kıza aşık olan, her gördüğü güzele tutuklu kalan, hayatta sevgiden başka bir şey düşünmeyen, senin gönlünde nasıl biri olmaz? Kaç yıllık arkadaşım olmasan inanırdım ama kusura bakma buna inanamam.” A gayet sakin cevap verdi. “gördüğüm her güzele aşık oluyordum daha doğrusu aşık olduğumu sanıyordum. Sorunda burada işte o kadar boş duyguların adına aşk dedim ki şimdi aşk nasıl bir şey bilmiyorum. Ve bilmediğim o aşktan artık nefret ediyorum. Aşkım kelimesini duymaktan iğreniyorum. Ben Mecnunu , Ferhat’ı, Kerem’i tanıdığımda aşka aşık olmuştum. Sırf onlar gibi bir aşk yaşayabilmek için gördüğüm her güzele tamam buna aşık olabilirim diye baktım ama öyle değilmiş işte. O duygu yürekten gelmeli senin zorlamanla olmuyor. Benim en büyük hatam yürümeden koşmaya başlamak istememdi. Bir günde kırk yıllık olmak istememdi. İmkansızı istemek kadar saçmaydı bu düşüncem. Artık biliyorum, önce gerçekten sevmeli insan sonra o sevginin gerçekliğine inanırsa aşık olabilir…” A’nın arkadaşı şaşkınlığını üstünden atamamıştı. Karşısında sanki A yoktu onun görüntüsünde bambaşka biri vardı. Bir insan bu kadar değişemezdi. Muhakkak bambaşka biriydi. İlk defa gördüğü bu adama sormak istediği çok şey vardı. En çok merak ettiği soruyu sormuştu. “peki gerçek sevgiyi nasıl anlarız. Bazen sevdiğimizi zan ediyoruz aradan yıllar geçince aslında sevmediğimizin farkına varıyoruz. Gerçek sevginin en büyük ispatı nedir?” A uzun süredir elinde tuttuğu boş çay bardağını bir tarafa indirdikten sonra cevabını vermişti: “bir sevginin gerçek olup olmadığını anlamanın tek bir yolu vardır. Gerçek sevgilerde ‘çünkü’ olmaz. Ben onu seviyorum çünkü çok zengin demeyle, ben onu seviyorum çünkü çok güzel demenin hiçbir farkı yok. Birinde para pul için sevdiğimizden eleştiriliriz, diğerinde iltifat ettiğimiz için taktir alırız ama ikisinde de en büyük yalanı söylemiş oluruz. Seni seviyorum ile başlayıp çünkü ile biten bir cümle duyarsan sakın inanma. Mesela biri bana gelip seni seviyorum çünkü çok yakışıklısın yada çünkü çok iyisin veya beni sevdiğin için dese ona vereceğim tek bir cevap vardır. Ne yani yakışıklığım , iyiliğim, sevgim olmazsa sevmez misin? Onlar için seviyorsan sevme çünkü senin sevgin gerçek değil. Gerçek sevgide neden olmaz ve karşılık beklenmez. Onun için gerçek sevgilerde çünkü olmaz. Bak bu dünyada sevgisine şüphe duyulmayan tek sevgi, annenin evladına olan sevgisidir… o sevgi kadar büyük o sevgi kadar gerçek başka bir sevgi yoktur. Şimdi git herhangi bir anneye sor evladını niye seviyorsun diye. Önce şaşkınlığa düşer bir cevap veremez sonra seviyorum işte bir nedeni mi olmalı, evladım değimli der ama, asla çünkülü bir cümle kurmaz. A arkadaşının uyuduğunu cümleleri bittiğinde fark etti. Konuşmak iyi gelmişti rahatlamıştı biraz O rahatlıkta A’da uykuya dalmıştı boş gönlünün bir gün gerçek sevgiyle dolmasını umut ederek… Yemyeşil bahçede tüm güzelliği ile geziyordu, K. Bu güzel gezentiyi güneş kesmek üzereydi. Bahçenin tam tepesine dikilen güneş K’ya eve git der gibiydi. Güneşin bu emrine uyan K eve gelmişti. Önce evindeki çiçekleri suladı. Ardından güzel balıklarına yem verdi sonra en büyük dostu olan kitaplardan birine elini uzatmıştı ama çalan kapı iki dostun ellerini ayırmaya yetmişti. Diğer bir dostu gelmişti K’ının kapıyı çalmasından ve acayip gülümsemesinden yine bir haber getirdiği hemen fark ettiriyordu. Yine bir yakışıklıdan bahsedecekti K’ya. Bu güne kadar kimseye gönlünü açmamış K’ya bu seferkinin ne kadar iyi biri olduğunu anlatacaktı uzun uzun. Her zaman ki gibi “bak bir tanırsan ne kadar çok seversin” diyecekti her zaman aynı cevabı alacağını bidiği halde. Yine met edecekti , yine işinden gücünden bahis edecek ,kaşının gözünün güzelliğini anlatıp, hiç tanımadığı birini sevmesini isteyecekti K’dan. K yine dinlemeyecekti. Bu güne kadar kimseye açmadığı bu gönlünü bu tanımadığına da açmayacaktı. Arkadaşı hiç vazgeçmeyecekti her gün yeni bir isimle gelecekti bu eve Güzeller güzeli K’ya yeter artık senin yalnızlığından ben sıkıldım kabul et birini diyip hiç tanımadığı isimler sıralayacaktı. K’da isterdi birini sevmeyi, biri tarafından sevilmeyi. Açılmayan gönlünü açmayı. Bu acımasız dünya da kendini seven kendini koruyan bir güce sahip olmayı. K’da isterdi gözlerini yumduğunda hayalini görebileceği uyuduğunda rüyasında bile vazgeçmeyeceği birini. K’da isterdi göz beklerine baktığında kendini göre bileceği , yürek seslerinde ismini duya bileceği birini. K’da isterdi gerçek bir sevgiyi ama bu dünyada gerçek bir sevginin kaldığına dair bir umudu kalmamıştı. Çevresinde gördüğü geçici , yalan sevgiler gönlüne kilit vurmuştu. Kilitli gönlünü kimseye açmamıştı, açacak kimseyi görmemişti. K’nın arkadaşı yine umduğunu bulamadan gidiyordu. Yine istediği cevabı alamamıştı. K yalan bir sevgidense yalnızlığı seçmişti bir kez daha , seçilen bu yalnızlıklar sonunda bir gün gerçek bir sevgiyi seçme umuduyla…eli boş göndermişti arkadaşını. Elinde tuttuğu nüfus cüzdanını inceliyordu saatlerce küçük çocuk. Bunu ilk kez yapmıyordu. Yedi yaşını geçtik ten üç dört sendir hemen hemen her gün bakar olmuştu nüfus cüzdanına. Her harfi ezberlemişti. Her satırı anlıyordu. Ana adını, Baba adını, soy adını, doğum tarihini, bitek adında yazılı olan Ş harfini anlamıyordu. Ana adında, baba adında uzun uzun isimler yazarken adının karşısında sadece ş olmasına bir anlam veremiyordu. Neden sadece Ş vardı. Ş den sonraki harfler neden yazılmamıştı. Yoksa yazan katibin mürekkebimi bitmişti? O mürekkep neden isminde bitmişti? Adı neden Ş idi? Bu sorularla babasının yanına geldi çocuk. Babasını suçlayan gözlerle süzdükten sonra “bir arkadaşımın adı Bengü,ölümsüz demekmiş babası çok sevdiği için hiç ölmemesini istediği için Bengü koymuş. Başka bir arkadaşımın adı Çınar, çok ulu çok asil olsun diye koymuş babası. Peki benim adım niye Ş, herkes alay etsin diye mi? Benim adımı niye Ş koydun?”demişti her zaman sorduğu gibi.Yine gözlerinde ki yaşa engel olamamıştı. Babası her zaman verdiği cevabı bir kez daha vermeden önce gözlerindeki yaşları sildi küçük çocuğun. “Adını Ş koydum çünkü her kesin gönlünde olasın istedim hayatın her anında olasın istedim. Ş ne demek biliyor musun? Umut demek , güven demek,güzellik demek,özlem demek,ağıt demek, nefret demek,üzüntü demek,yalan demek,kıskançlık demek… Ş kavuşamamaktır, Ş koşmaktır, Ş bakmaktır. Kısaca Ş hayatın anlamıdır bunu şimdi anlayamasın ama bir gün göreceksin ki adın Ş olduğu için hayattaki en güzel değerin tam ortasına düşeceksin. Kendini öyle güzel bir yerde bulacaksın ki adının Ş olmasından başka bir şey istemeyeceksin… Güneş o gün farklı doğmuştu. Güneş o gün ayrı bir güzeldi ve doğdu her nesne daha bir güzeldi. Ş kafasında yine adının garipliği ile en sevdiği parkta dolanıyordu. Babasının dünkü anlattıklarından hiçbir şey anlamadığı için ona olan kırgınlığı geçmemişti… Ş’nin gözü bir banka takıldı. Onca boş bank varken Ş, bir kadınla bir adamın oturduğu banka oturmak istedi. Adam bankın bir ucunda kadın diğer ucunda oturuyordu ve hiç konuşmuyorlardı. Belli ki birbirlerini tanımıyorlardı sadece bir bankın iki ucunu paylaşıyorlardı. Ş de oturdu o banka, yüzündeki tatlılığa güvenip izin almadan. Ş , Kendi adının garipliğine takıldığından kimi görse adını sorardı. Bu bir birini tanımayan yabancılara adını sormak istedi. Ufku izleyen adamın kaşlarının çatıklığından çekindiği için diğer güzel kadına sordu adını. Uzun bir isim beklerken bankın sağ köşesinde oturan kadın sadece K demişti. Bu ismi duyan adam gülümsedi bende A dedi… Ş şaşkındı, ilk defa kendi ismine yakın birilerini bulmuştu. Sanki yıllardır beraber olmaları gerektiğini hissetmişti. Sanki birbirlerini tamamlıyorlardı. Sanki üçü bir arada olunca bir anlam kazanıyorlardı. Güneş o gün başka bir güzeldi. Üç yabancının kesişen yollarının anlamlılığını tepeden izliyordu. Tam karşısında bir bank vardı güneşin ve o bankın başında A,sonunda K , tam ortasında Ş oturuyordu. Kesişen yolların sonundaki bankta A.Ş.K. yazıyordu…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 13 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 9 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Ekim
21
Ekim
14
Ekim
14
Ekim
14
Ekim
10
Ağustos
15
Bitti (isimsiz Mektupların Son Öyküsü)
• Mehmet Acar • Mektup Hikayeleri • 655 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
13
Mektup (isimsiz Mektupların İlk Öyküsü)
• Mehmet Acar • Mektup Hikayeleri • 596 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Sana Geldim (isimsiz Mektupların İkinci Öyküsü)
• Mehmet Acar • Mektup Hikayeleri • 386 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Ekim
1 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||