Keşke (4)
Telefon sesiyle irkildi Hatice Hanım. Eşi arıyor olmalıydı. Şimdi Hasan’ın evde olup olmadığını soracak, gittiğini öğrenince de ‘Neden müsaade ettin?” diye kızacaktı. Artık ne annesini ne babasını dinliyordu Hasan. Hayatta tek değer verdiği şey motosikleti ve arkadaş gurubuydu.
“Efendim?” dedi, açar açmaz, sesi boğuk boğuktu Hatice Hanım’ın.
“Ne yaptın Hatice, evde mi oğlan?”
“Yok, bey, çıktı gitti yine...”
“Neyse... Üzülme, çok üstüne düştük bu ara, daha fazla üzerine gitmeyelim. Belki de bilmeden çok bunalttık çocuğu.”
Hatice söyleyecek bir şey bulamadı. Onaylayarak kapatmıştı telefonu. Eşi de artık umursamaz mı olmuştu yoksa Hatice’yi teselli için mi böyle söylemişti? Belki de o da bıkmıştı mücadele etmekten. Belki de dediği gibi üstüne daha fazla gittikleri takdirde daha kötü şeyler olacağını zannedip korkuyordu. Bir ihtimal de onu kendi haline bırakmanın doğru olacağına gerçekten inanıyor olmasıydı. Eşi oğullarının nasıl olsa bir gün bu gezip tozmalarından bıkıp usanacağını, arkadaşlarına ve diskolara doyacağını düşünüyor da olabilirdi.
Hatice Hanım’ın aklına da nedense hep kötü ihtimaller geliyordu. Ya motosiklet ile hız yaparken kaza yaparsa? Ya sarhoşken akla gelmedik olaylara karışırsa? Hayır, hayır, iyi şeyler düşünmeliydi. En çok üzüldüğü şey ise Hasan’ın eve geceleri hiç uğramaz oluşuydu. Sabaha doğru gelip yatıyor, akşama doğru yeniden çıkıyordu. Nereye gittiği sorulduğunda hemen sinirleniyor çocuk olmadığını ve bu yaştan sonra hesap veremeyeceğini söyleyerek tersliyor ya da ‘Takılıyoruz işte bir yerlere, öğrenip de ne yapacaksın kadın!’ diyerek geçiştiriyordu.
Birkaç kez babasına barlarda tanıştığı kızlarla geçen maceralarından bahsetmişti ama annesine anlatamıyordu. Hatice Hanım ise bilmiyor gibi davranmak zorunda kalıyordu. Bildiğini belli etse bu kez babasına da anlatmaktan vazgeçecekti, bunu eşi de kendisi de biliyordu.
Hatice Hanım motosiklet ile çekindiği fotoğrafa bakarken içini çekti:
“Keşke... Keşke ona anne gibi değil di arkadaş gibi yaklaşmayı becerebilseydim...”
Ama yapamamıştı işte. Önceleri ne kadar arkadaş gibi davranmaya çalışsa da belli bir noktadan sonra ebeveyn olduğunun bilincinde koruyucu, yasaklayıcı bir anne olup çıkıyordu yeniden. Doğru olan da buydu ona göre.