Kına GecesiKına GecesiKINA GECESİBir komşumuzun kına gecesine davet edilmiştik. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde. Yok o kadar da eski değil. Yıllar yıllar önceydi sadece. Başlangıçta iki arkadaş olarak tuttuğumuz evin, yazıktır uğraşmasın, hazır ev var diye diye beşe çıktı nüfusu. Biz beş arkadaş aynı evde kalıyoruz. Bekârız ve çalışıyoruz. Paramız pulumuz var çok şükür, kimseye muhtaç değiliz. Günlerimiz işten eve evden işe koşturmakla geçiyor. İyi anlaşıyoruz. Espri, şamata gırla. Ev neşeli. Ev işleri ve alışveriş anlaşmazlıklarını saymazsak tabi. Neyse, kına gecesine davetliyiz. Bizimkileri aldı bir telaş. Kimi en güzel kıyafetini ütülüyor, kimi saçını fönlüyor. Herkes davetin en güzeli olma çabasında. Arada bir yaparım, radikal bir karar aldım. Bana göre çok da radikal sayılmaz tabi, arkadaşlarımın değerlendirmesiydi bu. Kızların telaşı çok komik geldi bana. “Ne yani, dedim, bu kadar süslenmeyince insanı insan yerine koymuyorlar mı?” Koymuyorlarmış. Tecrübeyle sabit. Kızlar, gene ne felsefe parçalayacak diye bekliyorlar. Parçalamadım. Felsefeyi bir kenara itip, doğrudan söyledim niyetimi. Ben üstümü değişmeyeceğim dedim, eşofmanlarımla gideceğim. Benimki bir tepkiydi aslında. Her şeyin gösterişten ibaret olmaması gerektiğine, insanların olduklarından fazla görünme çabalarının ne kadar anlamsız olduğuna bir tepki. Kabul ediyorum, uç bir tepkiydi. Ama sıradan bir tepkiyle derdimi anlatamazdım. Gerçi yine anlatamadım da o başka. Ucun da ucu mu gerekiyordu ne anlatmaya? Bana neyse. Otur evinde oku kitabını. Hoca Nasreddin çözmüş, kabullenmiş Ye kürküm ye’yi. Daha ne kurcalıyorsun? Kızlar inanmadı. Bir taraftan da “Acaba?” der gibi bakıyorlar bana. “Acaba yapar mıyım, yapmaz mıyım?” Yaptım. Aynen dediğim gibi yaptım. Bugün yapar mıyım bilmem; ama o gün yaptım. Eşofmanlarımla takıldım kızların peşine, gittim kınaya. Çaldık zili, açtılar kapıyı. Kızlar utanıyor ama benden. Neredeyse, biz bunu tanımıyoruz, diyecekler. Üstüm başım dökülüyor, saç baş perişan. İçeri bir girdik, aman ya rabbim, nasıl da özenmiş, süslenmiş püslenmişler. En abiye kıyafetler içinde salım salım salınıyorlar. Nasıl bir kibirliler, nasıl bir küçük dağları ben yarattım, büyükler de babamdan kaldı havaları. Gerçi birkaç tane alçakgönüllüsü vardı ama ben çok uç bir konumda olduğumdan bana katılmaya cesaret edemeyip diğer kervana katıldı onlar da. Bana göre altı üstü bir kına gecesi. Ne vardı yani bu kadar abartmaya. Ama onların bakışları böyle demiyor tabi. Her gözde başka bir soru işareti okuyorum. Acaba kıyafetim mi yok, acaba param mı yok da alamıyorum, acaba onları mı kale almıyorum, acaba usul erkân görgü medeniyet mi bilmiyorum? Soru işaretli gözlere, yüzümde bir tebessüm, gözlerimle cevap veriyorum ben de. “Yok, bile isteye böyle yaptım.” Bilmem anladılar mı? Ben kuruldum köşeye, hiçbir şeye aldırmıyorum. Onların haline bakıp bakıp eğleniyorum. Herkes birbirine ne iltifatlar yağdırıyor. İltifat seline kapılıp gideceğiz neredeyse. Ne kadar da yakışan kıyafetlerini nerden aldın’lar kaça aldın’lar. Mmm bir de ben uğrayım oraya’lar. Arada bir de bana acımayla karışık küçümseme ifadeli gözlerle bakıyorlar ya, en çok da o komiğime gidiyor. Tamam, her bayan bulunduğu yerin en güzeli olmak ister. Ama bir adım geriye atıp dışardan bakınca gerçekten çok saçma ve komik görünmüyor mu? Yoksa ben mi büyüyemedim daha. Hem, en güzel benim, diye düşünüyorsunuz hem de diğerlerine geriye dönüşümü garantili iltifatlar yapıyorsunuz. Yatırım yapın ki kazanın hesabı. Sonra bir de, istemem yan cebime koy durumları var. Mesela, bizim kızlardan biri en yapmacık ifadesiyle soruyor: -Saçlarını mı kestirdin sen, çok yakışmış. Öteki nazlı nazlı cevap veriyor: -Ay evet yaa, kestirdim ama tam istediğim gibi olmadı, pek beğenmedim ben. - Aaa, olur mu, çok güzel olmuş, ben çok beğendim. -Yok yaa, olmadı. - Olmuş olmuş, valla çok güzel olmuş. Aslında kendi de beğenmiştir de, övgü devam etsin diye öyle yapıyordur. Ayakta iki perde oynayıverdiler işte. Alkışlamamak için kendimi zor tuttum. Sanki tiyatro salonundaydım. Gece böyle sürdü gitti. Kimi maharetli elceğizleriyle yaptığı muhteşem pasta böreklerden, kimi bilmem kaç kişiyi peşinde koşturduğundan, kimi kocasının ona aldığı bilmem ne marka, pahada ağır elbise ve dahi takılarından bahsetti. Bir rekabet, bir kendini ispat çabası, bir gizli gizli içten içten hafif kıskanmalar. Onu bunu çekiştirmeler, dedikodu değil, ama olanları söylüyorum’larla başlayan bal gibi dedikodu dolu cümleler. Ne siz sorun ne ben anlatayım tek tek. Kimse kimseyi dinlemiyordu, herkes sadece kendini anlatmakla meşguldü. Hepsi kendisiyle sarhoş olmuş gibiydiler. Bir ben dinliyordum, hem de herkesi. Dinliyordum da, anlayamıyordum bir türlü; bu insanlar, böyle bir ortamda neden bu kadar mutlu görünüyorlardı, ben neden, benim ne işim var bunların içinde, diye düşünüyordum. Adı kına gecesi ya, arada bir hatırlayıp, hadi oynayalım biraz, deyip deyip oynadılar. Oynamadılar da kol kıvırma, göbek atma, kalça sallama müsabakası yaptılar sanki. Onlardan çok ben yorulmuş olarak izin isteyip kalktık. Kızlar bana sinir olmuş bir vaziyette eve döndük. Bizim kız durdu durdu, duramadı. -Ay ne iğrenç olmuştu onun saçları, neydi öyle, hiç güzel kesememişler dedi. -Hah, dedim, işte ben de bundan bahsediyorum. Madem beğenmedin neden o kadar övüp durdun. -Ne yapsaydım, berbat mı olmuş deseydim? O beğenmiş kestirmiş, güzel değil desem kırılırdı. Kırmamak için yaptım ben. -İyi de sahte övgüler onu nasıl mutlu edebilir? Tamam, kırma. Ama o kadar da abartmasaydın. Bu da güzel ama eskisini ben daha çok yakıştırıyordum sana, falan deseydin. Arkadaşım tabi kendisinin haklı olduğuna çok inanmış olduğundan beni duymadı bile. Ben mi yanılıyordum acaba. Kendi yarattıkları sahte dünyada nasıl mutlu olabildiklerine anlam veremiyordum bir türlü. Yok yok, büyüyemiyordum ben galiba. İnsanlara herhangi bir konuda duymak istedikleri şeyleri değil de gerçekleri söylemenin bedeli çok ağır oluyor bazen. Birden tenhalaşıyor etrafınız. Üstelik bu yakın arkadaşlarınız bile olsa. Yine kırmadan söyleseniz ve yine onun iyiliğini düşünüyor bile olsanız. Acaba ben mi yanılıyorum? Acaba yalnız mıyım, yok mu benimle aynı düşünceyi paylaşan?
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Kına Gecesi isimli yazı, Hatice Taşdelen tarafından 12.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ersin Ünal yazıyı tebrik etti...
Hakan Tarık Osmanoğlu yazıyı tebrik etti...
Nilüfer Kurt yazıyı tebrik etti...
Kasım
19
Alışılmadık Bir Terkediş Var
• Gökçe Erözderim • Yaşamdan Hikayeler • 10 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
19
Ne Olur Bırak Beni Geride
• Gökçe Erözderim • Yaşamdan Hikayeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
19
Kasım
19
Kasım
19
Kasım
17
Güneşli Konfor Dairesi
• Hatice Taşdelen • Başkaldırı Hikayeleri • 63 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
11
Kasım
8
Bana Matematiği Sevdiren Öğretmen
• Hatice Taşdelen • Anı Hikayeler • 268 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
8
Kasım
7
İlginç Bir Evlenme Teklifi
• Hatice Taşdelen • Komik Hikayeler • 594 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Kasım
7
İlginç Bir Evlenme Teklifi
• Hatice Taşdelen • Komik Hikayeler • 594 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Kasım
11
Kasım
8
Bana Matematiği Sevdiren Öğretmen
• Hatice Taşdelen • Anı Hikayeler • 268 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Ekim
12
Eylül
28 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||