Konserve Kalbim
24 / 7 / 2008 Perşembe tarihinde Seda Boztaş tarafından eklendi, 249 kez okundu...
“KONSERVE KALBİM… Gözümü açar açmaz ananemi başımda bekler buluyorum. Staja geç kalmayayım diye başımda bekliyor. O farkında olmasa da bazı günler onu seyrederim. Daha 14 yaşında babasının askerlik arkadaşıyla evlendirilmiş. Kendi çocuk yaştayken başka çocuklara analık etmesi istenmiş. Sanki o günkü korku hala gözlerinde. Bu yüzden, ha...” Okuyucu Puanı ;
Konserve KalbimKONSERVE KALBİM… Gözümü açar açmaz ananemi başımda bekler buluyorum. Staja geç kalmayayım diye başımda bekliyor. O farkında olmasa da bazı günler onu seyrederim. Daha 14 yaşında babasının askerlik arkadaşıyla evlendirilmiş. Kendi çocuk yaştayken başka çocuklara analık etmesi istenmiş. Sanki o günkü korku hala gözlerinde. Bu yüzden, hala kimseye güvenmeyişi. Bazen beni tam 60 yıl sollamış bu kadınla cinsellikten konuşuruz daha doğrusu biz konuşuruz o utanır. Siz bu yaşta bunları nerden biliyorsunuz der. Hala her şeyi kendi zamanındaki gibi zanneder. Aşk diye bir şey hiç yoktur zaten ona göre. Bizim uydurduğumuz , uydurmakla kalmayıp bizi el oğluna bağlayan gereksiz bir inat. Bilmediği eğer ona da fırsat verilseydi bu muhteşem duygunun bağımlısı olurdu. Ananeme inat ben tam bir aşk bağımlısıyımdır. Altı yaşımdan beri kesintisiz olarak aşık oluyorum. Beyaz atlının nerden geleceğini merakla bekliyorum. Yanımdan geçenlerin yüzlerine bakıyorum acaba omu diye ama yok. Bugüne kadar öyle çok aşık oldum ki sayısı belirsiz sonradan aklıma gelenler isimsiz, gereksiz.Birisi için çırpınmak acı çekmek neden bu kadar tatlı. Sürekli onu düşünmek , istediği gibi olmaya çalışmak beni öyle kılıktan kılığa soktu ki kendim olmaktan çıktım. Biliyorum bu bir hastalık , biliyorum beni yoruyor. Ama bağışıklığım var artık. Dokuz yaşında bir kızdım. Ne olmak istediğim sorulduğunda sadece öğretmenlik veya doktorluk diye cevap vermesi gerektiğini düşünen küçük bir kız.O yaşta uğraşmam gereken şeylerin çalışkan olmak, saygılı olmak, düzenli olmak, olmak , olmak , olmak… Bu böyle uzar gider . Bunlarla zaman geçirmem gerektiğini biliyorum. Ama ben başka bir oyuncak seçtim. Adı Can’dı. İlk aşklar Can, Cem ,Emre falan olur genelde . Can’ın benim pek de farkımda olduğunu söyleyemem. Fark edilecek gibi de değildim zaten. Annemin bitlerimle uğraşabilmek için kestirdiği erkek tıraşı saçımla hiç fark etmedi.Onu görünce kalbim deli gibi çarpardı. Küçücük çocukta ne aşkı dimi .Bende şimdi böyle düşünüyorum ama o zaman her şey farklıydı. Elimde olmadan eteğimin ucunu kıvırırdım. Bu beni daha çekici yapar sanırdım. Diğer tarafta işlerin pekte öyle olmadığı belliydi. Can Tülin’e aşıktı. Tabiî ki güzel, zayıf ve aptaldı. Nasıl yaptığını anlamazdım ama hep kusursuzdu. Beslenme örtüsünü milim ,milim sererdi. Örgüsü bırakın bozulmayı tek bir saç teli bile dışarı çıkmazdı. Tabi ki dersleri iyiydi ve sınıfın prensesiydi. Prensesimiz 23 nisan şenlikleri için folklor grubuna dahil olunca Can dururmu oda koştu. Tabi ki bende onun peşine.Onunla halay çekicektim bundan daha iyisimi olur. Tabi eve gelince umutlarım yerle bir oldu.Annem kıyafetler için gerekli parayı karşılayamayacağımızı söyledi. Nasıl üzüldüğümü hala hatırlıyorum . Belki gruba girememiştim ama en yakın arkadaşımın Zeynep’in yanında duruyorum bahanesiyle hep yakınlarındaydım. Zeynep kısa boyluydu ,benim gibi kısa saçları kıpkırmızı yuvarlak gözlükleri vardı. Annesiyle babası ayrı olduğu için midir bilmiyorum hep naif, sessiz bir hali vardı. İnsan da sarıp sarmalama hissi uyandırırdı. Bende elimden geldiğine içimdeki sevgiyle sarardım onu. Provalar 2 ay önce başladı. Hiçbirini kaçırmadım tabi ki. Her şeyi her oyunu biliyordum. Herkes kadar iyi oynuyordum.İçten içe bende çıkmak istiyordum ama elimden bir şey gelmiyordu .Sonunda gösteri günü geldi çattı.Herkes kostümlerini giydi. Kırmızı,yeşil , sarı , mavi tam bir 23 nisan yani. Bende arkadaşlarımı izliyordum ki öğretmenimiz bir telaşla içeri girdi. Sevgi hastalanmış ne yapıcağız diyip duruyor.Zeynep de benim bütün oyunları bildiğimi söyleyince tabi ki sahneye çıkıyorum.Kostümde üstüme tam oluyor Allah’tan .Bende bir heyecan 2 aydır hayalini kurduğum şey sonunda gerçek oluyor.Herkes okulun büyük merdivenlerine sıralanmış bizde el ele çıkıyoruz. Ben, Can ve Tülin yan yanayız. Tülin’i görmezden geliyorum ta ki can’la konuşmaya başlayana kadar . -Benim elimi tutan mı? Yoksa diğerimi Can ? -Senin elini tutan. İşte 9 yaşında aşık olan bir kızın dramı. Daha o yaşta aşk acısı çekersen her yerde onu ararsın tabi. Aylardır kendimi paralayışım koşturmam boşa çıkmıştı. Ablamın sonradan anlattığına göre onun Cengiz kurtoğlu kasetlerini açıp yüzüstü yatağa uzanıp ağlarmışım. Filmlerde gördüklerim beni nasıl etkilemişse. O zaman için en büyük aşkımı yaşadığımı sanıyordum da ondan . Bu acı fazla sürmedi ama. Çocukluk işte aşk bile değildi. İlgi , beğeni, ne olduğuna karar veremiyorum ama acısı fazla sürmedi bunu biliyorum. Sonra onura aşık oldum.Sınıfın en çalışkan çocuğuydu hiç konuşmazdı. Aynı zamanda sınıf başkanıydı ki o zaman bile bizde bir iktidar mücadelesi vardı.Onur’da fazla sürmedi çekmek istediğim acıyı çektim ve bitti. Arada dinlenme dönemlerimde oldu ama genel olarak birini unutmak için diğerine aşık oldum. Sonra aytaç geldi sınıfımıza. Ve gelir gelmez herkesin gözdesi oldu.Kulağına kadar sarı düz saçları vardı o kadar yakışıklıydı ki ortaokul çağımızda olmamıza rağmen İngilizce öğretmenimizin ondan hoşlandığı belliydi. Bende o yaşta çok kınadım kızdım evet ama sonra anladım ki kimi , nerde , ne zaman seveceğimize beğeneceğimize biz karar veremiyoruz maalesef . Aslında aytaç bende fazla iz bırakmadı.Onun bende tek bıraktığı güven kaybı oldu hem de en yakınıma karşı. Zeynep en yakınım benim sevdiğimi bile bile onunla çıktı. Nerde kaldı aşk, nerde kaldı eros. Zeynep’in onunla çıkması bana çok koysa da hiç belli etmedim. O utancı hepimiz biliriz. Etrafınızdakiler aşık olduğunuzu ama onun sizi istemediğini bilir. Sizi avutmak için sürekli onu kötülerler.Sizin ne kadar mükemmel olduğunuzu anlatır dururlar. İnsan da kendi kendine şunu sorar ben bu kadar mükemmelsem bu çocuk neden orda. Farkında olmadan sizi daha çok aşağılarlar. Sizi de kendileri gibi düşünmeye zorlarlar. Neyse konumuza dönelim. Benim aşk maceralarım böyle uzadı gitti. Beğenmediğim ne kadar insan varsa bana aşık oldu. Tabi ki istemedim. İlk sevgilim aşık olduğum birisi olacak ya. Her aşık olduğum çocuğu kurbağa prens zannettiğim için . Kalbim kırıldı da kırıldı. İnanın sayısı az değil. Sadece şunu söyleyebilirim.19 yaşında küçücük bir şeyim ama öğrendim. Ananemden, Sercan’dan, selim’den, Zeynep’ten , ablamdan , babamdan,öğretmenimden ya da her kimse .Öğrendim ki kalbimi konserve yapamam. Onu kalıplara sokamam. Kimi isterse onu sever. Bu yüzden peşinden koşturmayacağım artık.Bir gün en hayal etmediğim insan olacak belki de kim bilir??
Tavsiye Et :
Seda Boztaş yazıyı tebrik etti...
Cuma Bozdag yazıyı tebrik etti...
Müslime Uğuz Öngeli yazıyı tebrik etti...
Gözde Acıkgöz yazıyı tebrik etti...
Gözde Acıkgöz yazıyı tebrik etti...
• Cuma Bozdag yazıyı favori listesine aldı...
Ekim
7
Sensiz Geçen Her Günü 365`e Böldüm
• Korhan Bora • Yaşamdan Hikayeler • 5 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
7
Ekim
6
Ekim
5
Ekim
5
Ağustos
4
Babamı Cami Avlusuna Bırakamam ki
• Seda Boztaş • Yaşamdan Hikayeler • 206 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Temmuz
24
Temmuz
23
Temmuz
24
Ağustos
4
Babamı Cami Avlusuna Bırakamam ki
• Seda Boztaş • Yaşamdan Hikayeler • 206 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Temmuz
23 |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||