Konuk Şair
18 / 5 / 2008 Pazar tarihinde Ersin Ünal tarafından eklendi, 188 kez okundu...
“Gece nöbetinden yeni geldiğim saatler… Cep telefonum çalıyor... Arayanın numarası var ama ismi kayıtlı değil. Hayırdır diyorum. Sabah sabah bir çıtır mı arıyor?Manita sesi beklerken hayal kırıklığına uğramıştım… Arayan, yerel radyoda program sunan dj arkadaşım İsmail… —Ne yapıyorsun?’—Uyuyacağım’ —...” Okuyucu Puanı ;
Konuk ŞairGece nöbetinden yeni geldiğim saatler… Cep telefonum çalıyor... Arayanın numarası var ama ismi kayıtlı değil. Hayırdır diyorum. Sabah sabah bir çıtır mı arıyor? Manita sesi beklerken hayal kırıklığına uğramıştım… Arayan, yerel radyoda program sunan dj arkadaşım İsmail… —Ne yapıyorsun?’ —Uyuyacağım’ —Yarın izinlisin sanırım… İsmail ile iki gün öncede konuşmuştuk. Biliyordu yarın izinli olacağımı… —Evet. Ne oldu İsmail? Hayırdır… —Şey, bizim haftada başka bir arkadaşın sunduğu Şiirlere Yolculuk adlı program var… İsmail benim şiir yazdığımı bilen üç beş arkadaşımdan biriydi. Hatta arka arkaya yerel yayın yapan gazetenin biri, bir hafta farklı farklı şiirlerimi yayınlamıştı. —Bende seni tavsiye ettim programcı arkadaşa. Yarın seni programa çağıracaklar konuk şair olarak… —Arkadaşım iyi halt ettin de neden bana sormadın? —Ya o kadar hatırım yok mu? Diye bam telinden vurmuştu... —Tamam, tamam seni kırmam, bilirsin… Dedim… O zamanlar gece vardiyalarında hangi şarkıyı istemsem, (bizim müdür kızmasın diye) bazen ismimi bile başka söyler, istek olarak seçtiğim şarkıyı tüm teşkilata; sevilen, sevilmeyen herkese armağan ederdim. Adımı söylemeden istediğim şarkıyı radyoda çaldırırdı İsmail. İsmail’e onu kırmayacağımı, programa katılacağımı söyledim. İsmail ile görüşmenin bitmesinden sonra on beş dakika geçmemişti ki; yine cep telefonum çaldı. Telefonu uykulu uykulu açtım. —İyi günler. —Bu ne ya? Sayenizde iyi gün mü kaldı kardeşim? Telefondaki ses gayet sakin ve yumuşak bir erkek sesiydi. —Efendim sizi yarın akşam ki programa çağırmak için rahatsız ettim. —Pardon. Özür dilerim. Ayıp ettim, kaba konuştum (…) filan gibi özür faslından sonra; —Kaçta geleceğim programa? —Sekizde efendim. —Kiminle görüştüm ben? —Şiirlere Yolculuk programını sunan; Sedat. —Tamam Sedat. Yarın akşam görüşmek üzere... Aldı beni bir heyecan… Uyku filan yok… Gittim şiir defterlerimden en duygulu olan şiirlerimi ayırdım. Yaklaşık 500 tane şiirim vardı. En az 500 tane de beğenmeyip çöpe atıklarım vardı. Yarın gelmiş… O gün akşama kadar kendi kendime şiirleri okuyor deneme yapıyordum. Akşam oldu, hemen taksitle aldığım, giyinmeye kıyamadığım takım elbisemi giyindim. Saat sekizde radyoya gittim… Sanki televizyonda spor programına konuk oluyorum… Şiirlere yolculuk programını sunan Sedat, kapıda beni bekliyordu. Beni de daha önce tanımıyordu. —İyi akşamlar —Buyurun kime bakmıştınız? O ara ben espriyi patlattım. —Sanırım yanlış yere geldim. Siz kimi bekliyorsunuz? Sedat kibar bir sesle; —Biz şair bir konuğumuzu bekliyoruz… —Peki, onun ben olduğumu söylesem? Sedat özür diledi, stüdyoya geçtik... Neyse kulağımıza bir kaç alet taktık, başladı program… Sedat olayın moduna girmek için; meşhur olmuş, kendi dalında çok başarılı, sevilen bir şairin CD sinden bir kaç şiir yolladı yayına. Radyo dinleyicileri telefonları kilitlediler. Arayan arayana… İstek isteyen isteyene... Sıra benim şiirlerime gelmişti… Bende ilk önce; Allah Kahretsin Beni adlı şiirimi okudum. Şiirimi bitirdiğim anda şiirim hakkında, dinleyicilerden çok güzel telefonlar gelmeye başladı. Bu gelen telefonlar beni etkilemiş olacak ki, çoktan havaya girdiğimi fark ettim... Bu arada programı sunan Sedat’a; —Bak ben buraya geleceğim diye; beş on kişiye para verip, radyoyu aratmıyorsun değil mi? Dememle Sedat gülmekten koptu. Sedat’a —Ne gülüyorsun çok mu komik? —Abi bir âlem adamsın sen ya… Olur, mu öyle şey? Şiirini çok beğendiler. Bak bir daha bir daha istekler geliyor… —Tabi tabi… Ver gazı Sedat. Ver… Beni görende, ünlü şair sanacak… Neyse müzikle beraber Beni Bulur adlı ikinci şiirimi okudum. Radyoya gelen telefonlar, ikinci şiirimde daha da çoğaldı. Arayan dinleyiciler: ‘İlimizde böyle şair olmasından gurur duyuyoruz. Yıllardır şiir yazan biri bu güne kadar neden böyle programlara çıkmıyordu?’ gibi övücü sözler söylüyordu… Sedat bu arada bana şu soruyu sordu: -Efendim her sanatçının örnek almış olduğu, onun gibi olmayı çok istediği,ünlü biri vardır. Siz kendi alanınızda, şairlikte kimi örnek alıyorsunuz? Ben gülümsedim… —Tabi ki Ahmet Selçuk İLKAN ve Cemal SAFİ hoca… Sedat ikinci bamtelini vuran cevabı verdi. —Efendim sizin kaleminizde, Ahmet Selçuk İLKAN’dan geri kalır yanı yok… Sonra Sedat ikinci sorusunu suyunu yudumladıktan sonra sordu. —Abi şiirlerinin bir çoğu, sanki şarkı sözü gibi… Hiç bestelenmiş şiiriniz var mı? Hayatım boyunca bir şiirimin şarkı olmasını istediğimden midir nedir; önce derinden bir iç çektim. Sonra Nerde… Dedim… Sedat’a önce çok teşekkür ettim bu soruyu sorduğu için. Niçin der gibi baktı Sedat gözlerimin içine... —Bak Sedat, on bir yaşımdan beri şiir yazarım. Benim tek arzum herhangi bir şiirimin şarkı olmasıdır ama bugüne kadar bu kısmet olmadı. Yazmış olduğum bir şiirimin bestelenmesini şarkı olmasını öyle çok istiyorum ki... Sedat esprili bir şekilde —Abi sanatçılardan veya bestecilerden çok paramı istedin de olmadı? Dedi, bende güldüm… —Aksine Sedat. Şiirim şarkı olsun diye besteciye para verdim fakat arabesk olacak sözleri Türk halk müziği, Türk Halk müziği olacak sözleri arabesk müziği yapmış… Sedat güldü… —Yani bir türlü sözleriniz şarkı olmadı… —Bugüne kadar, yerel sanatçıların haricinde sözlerimi besteleyen olmadı… Neyse beş on tane daha şiir okuyup programı kazasız belasız kapattık... Daha sonra duydum ki, o ay yerelde yayın yapan en iyi, en çok reyting alan program, benim konuk olduğum program olmuş… Bana İsmail daha sonra söylemişti de ne çok gururlanmıştım… Program sonunda Sedat: —Abi seni ilk kapıda gördüğümde bu heybetli adam şair değil, olsa olsa kabadayı olur diye içimden geçirdim. Senin gibi iri yarı birinin şiir yazacağını hiç tahmin edemedim… —Bak Sedat, dünyanın en acımasız insanının da, en zalim kabadayısının da duyguları vardır… —Haklısın abi… Diye gülümsemişti... Sonra birkaç radyo ve televizyon kanalından, programlarında şiir okumam veya kanalarında şiir programı sunmam için teklif almıştım. Ama kabul etmemiştim… Belki de bazı şeylerin benim kişiliğimi bozacağından korkmuşumdur...
Tavsiye Et :
Hatice Yücesoy yazıyı tebrik etti...
İsmail Kalın yazıyı tebrik etti...
Tugay Küren yazıyı tebrik etti...
Nehir Coşkun yazıyı tebrik etti...
Eylül
29
Eylül
29
Eylül
20
Eylül
1
Eylül
1
Ekim
4
Ekim
4
Ekim
1
Eylül
30
Eylül
29
Şubat
1
Aralık
5
Aralık
5
Ekim
12
Mayıs
20 |
![]() |
|
||||||||||