kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Kültür ve Sanat Hikayeleri

Köprü Altı

Köprü Altı
11 / 10 / 2007  Perşembe tarihinde Tuncer Şanal tarafından eklendi, 584 kez okundu...

“-Senelerce evvel bir Galata Köprü’sü vardı.Üzerinden tramvay geçerdi.Ya altı...- * Kış... Akşamın beşi... Hava kararmış. ...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Tuncer Şanal

Tuncer Şanal







Köprü Altı


-Senelerce evvel bir Galata Köprü’sü vardı.Üzerinden tramvay geçerdi.Ya altı...-

*
Kış... Akşamın beşi... Hava kararmış.
Sabahtan beri soğuk rüzgar ile oraya buraya savrulan kar; işi azıtmış, boğucu tipi halini almıştı...
Yavaş yavaş etrafa sinen sessizlik, böyle ürkütücü bir hava ile karışarak, insanları telaşa sevkediyordu.
Köprü üstündeki yayalar, her yönden esen rüzgardan biraz olsun korunabilmek amacı ile ellerini ceplerine sokmuş, paltolarının yakalarını kaldırmış, kafalarını şemsiye veya şapkaları ile iyice saklıyarak, hızlı hızlı yürüyorlardı...
Bazıları kayıp düşüyor... Kimse kimseye yardım edemiyordu.
Rüzgarın tesiri ile sallanan köprü lambalarının cılız ışıkları , asvaltın üzerindeki karlarda gölge oyunları yapıyorlardı sanki...
Vapurların; geç kalanları çağıran düdükleri, kar ve rüzgar ile karışıyor, hangi iskeleden, hangi vapurdan geldiği belli olmuyordu...
Bu arada insafsızca ilerleyen saat, geceyi erken davet ediyor, karanlık süratle bastırıyordu.
***
Köprünün üstü böyle... Altı ise bambaşka bir dünya...
Demir direkler arasına sığınmış, sekiz on yaşlarında; beş küçük çocuk, soğuktan korunmak amacı ile, ellerine geçen her şeyi üzerlerine örtmüş, devamlı gezen polislere gözükmemek için, gün ışığından beri kim bilir kaç defa yer değiştirmiş, köprüaltı çocukları. Böyle bir havada ne yapacaklarını şaşırmışlar, titreyip duruyorlar...
Ahmet ağabeylerinin gelmesini bekleyen , mutluluğu arayan küçük gurup, bu akşam her zamankinden daha mahzun ve endişeli. Çünki hiç birisi, yağan kar nedeni ile para kazanamamıştı. Kimse ne yükünü taşıtıyor, ne de bir yardım istiyordu... Hal böyle olunca, para da yoktu... Karınlarına sabahtan beri bir lokma ekmek girmediğini birbirlerine inandırmak için bağıra bağıra konuşuyorlardı... Anasız , babasız, terkedilmiş, ailelerindeki yoksulluk nedeni ile başıboş bırakılmış, sokağa atılmış çocuklardı bunlar. Ne arayanları vardı ne de soranları. Bazıları da gurbet elden gelerek küçük yaşta kazanç peşine düşmüşlerdi. Ancak bu acımasız şehirde, umduklarını bulamamışlardı, bulamıyorlardı da bir türlü .
İçlerinde İstanbul’un yerlisi olanlar var.
Zaman zaman düşündükleri halde; bir araya gelişlerini, birbirlerini nasıl bulduklarını hatırlayamıyorlardı.
En küçükleri olan Ertuğrul; fareler yemesin diye yüksek bir yere astıkları portakal sandığının içindeki yarım ekmekle üç beş siyah zeytinin tadını ağzında hissederek, mırıldandı:
- Ah!... Ağabey gelse de birşeyler yesek. Şu anda açlığımı, üşümemden daha çok
hissediyorum.
Hepsinin düşünceleri ileri yaşlarda bol para kazanabilmek, mutlu yaşayabilmekti...
Ahmet ağabeyleri onlara, hayattaki güçlüklere karşı koyabilmeyi öğretiyordu.

***
Bu sırada bütün gün uğraşıp, çalışarak kazandığı üç beş kuruş ile, yiyecek bir şeyler alan ağabey; soğuk havaya aldırmadan hızlı hızlı yürüyor, küçüklere yiyecek götürebilmenin sıcak duygusunu derin derin tadıyordu... Düşünceleri ise hep ayni şeylerdi...
Senelerce evvel kaderin kendisine attığı yanlış bir tekme yüzünden, düştüğü bu hale hiç üzülmemiş, aldırmamıştı. Biliyordu ki kendisinden daha zor durumda olanlar vardı... Bu nedenle küçükleri toplayarak, onları korumayı hedef edinmişti... Kurduğu, bir araya getirdiği bu mutluluğu arayanlar gurubu, köprü altında bulunan büyüklü küçüklü diğer guruplara da örnek olmuştu... Bütün köprü altı çocukları tarafında seviliyor ve sayılıyordu... Polis bile zaman zaman oralarda yaşayanları görmemezlikten geliyordu.
Ağabey hata yapmamaya gayret ederdi.Her zaman doğru ve dürüsttü. Bazen bu yüzden başına olmadık şeyler de geliyordu. Ama bunları çocuklara hiç bir zaman anlatmazdı.
*
- Zaten hiç bir çocuk da yanlış yapmazdı.-
*
Ahmet ağabey bir kitapta okuduğu şu cümleleri aklından çıkartamıyordu!...
- Bayat bir parça ekmek ile, karınlarını doyurmak için günlerinin dörtte üçünü çalışmakla geçirmek mecburiyetinde olanlar, ileride, yaşayacaklardaki günlerde, neden bol yiyecek almak için paraları olmasın !...- Bu pek ala gerçekleşebilirdi, ama nasıl?
*
-Çok çalışarak.-

***
Bunu çocuklara bol bol aşılıyordu...
Soğuk hava zihnini kamçılıyor, bir gün mutlu olacaklarına inanıyordu.
Dalgacıkların dubaları dövdüğü ufak geçiti aştı... Ellerindekini denize düşürmeden demirlerin arasından sıyrıldı. Küçük Ertuğrul ‘un çığlığı ile kendisini toparladı.
- İşte geldi !... Hem de elleri paketlerle dolu.
Ahmet ağabey onların bütün gün boş boş gezdiklerini, bir şeyler kazanamadıklarını bu bağırıştan anladı.
Gülerek ellerindekini bıraktı.Sonra hafif bir sesle:
- Ne yapalım çocuklar !... Her gün siz kazanıp ben yiyecek değilim ya. Bu günde
ben kazandım, siz yiyin, diyerek onları üzüntülerinden kurtarmak istedi...Ancak bu lafların yalan olduğunu, hiç bir zaman doğru dürüst kazanamadıklarını hepsi biliyorlardı.
***
Çabucak sofra kuruldu...Üç tahta portakal sandığının üzerine yayılan gazete kağtlarına, ağabeyin getirdikleri sıralandı...
Simsiyah zeytin, bembeyaz peynir, adeta dumanı tüten sıcacık ekmek, domates, yarım kangal da sucuk... Evvelden kalan bayat ekmek ve üç dört zeytin de cabası.
Portakal sandıklarının etrafına çöreklenen çocuklar, ağabeylerin bakıyorlar, bir türlü yemeğe başlamıyorlardı... Ama açlıklarını bir an evvel de gidermek istiyorlardı...
Ahmet ağabey verilen nimetler için Allah’a dua etti. İçinden ediyordu ama çocuklar ne dediğini gayet iyi biliyorlardı...
*
- Bazı şeyler söylemeden de anlaşılır.-
***
Sonra hep beraber karınlarını doyurdular.
*
Saat gece yarısını çoktan geçti... Uzaktan gelen vapur düdükleri, lapa lapa yağmaya başlayan kar, sert sert esen rüzgar, bu fakir fakat kalplerinin temizliği ile rahat rahat uyuyan küçük çocuklara hiç mi hiç tesir etmiyordu. Üzerlerine örttükleri yeterli olmayan eşyalar, sanki onları soğuktan korumak istercesine sarıp sarmalamıştı.
Hepsinin rüyaları aynı idi.
***
Gördükleri; ertesi günü nasıl iş bulup para kazanabilecekleri, görecekleri ise, yaşayacakları hayat yolunda nasıl ilerleyebilecekleri ...
Haa !... Bir de kazandıkları ile Ahmet ağabeylerine bir şeyler alabilmek...
































Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Tuncer Şanal yazıyı favori listesine aldı...
Ersin Başeğmez
Ersin Başeğmez / 11/11/2007
acılar tebrikler çok güzel anlatmışınız

Erturan Elmas
Erturan Elmas / 11/10/2007
Çok etkilendim.1970'li yıllara götürdünüz beni. 74-79 arası İstanbul'daydım çünkü. Hikaye tekniğiniz iyi. Tebrikler...

Celal Demir
Celal Demir / 11/10/2007
Üstat, Yüreğimde bir burukluk bıraktınız, Yanızı okurken, içimde acıma, isyan,ve yoksulluğun ve yokluğun tüm acısını içimde hissettim. Tebrikler c.d.


Eylül
1
Uykusuz Ünlüler
Zeynep AkıllıKültür ve Sanat Hikayeleri • 205 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
4
Karagöz İle Hacivat Oğulları
Serdar YıldırımKültür ve Sanat Hikayeleri • 561 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Ozan Öğretmen
Arif ÖdemişKültür ve Sanat Hikayeleri • 675 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Siyahların Müziği
Zeynep AkıllıKültür ve Sanat Hikayeleri • 500 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Şarlo
Zeynep AkıllıKültür ve Sanat Hikayeleri • 308 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
14
Özel Ulak
Tuncer ŞanalKlasik Şiirler • 106 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
29
Son Konuşmalar
Tuncer ŞanalKültür ve Sanat Hikayeleri • 367 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
21
Haykırış
Tuncer ŞanalKlasik Şiirler • 138 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
13
Çırpınış
Tuncer ŞanalKültür ve Sanat Hikayeleri • 435 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
5
Arkadaşlığın Böylesi
Tuncer ŞanalKültür ve Sanat Hikayeleri • 436 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
5
Sıcak
Tuncer SanalKültür ve Sanat Hikayeleri • 8872 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
16
Vicdan Azabı
Tuncer ŞanalKültür ve Sanat Hikayeleri • 589 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
11
Köprü Altı
Tuncer ŞanalKültür ve Sanat Hikayeleri • 585 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
21
Talihsiz Adam
Tuncer ŞanalKültür ve Sanat Hikayeleri • 566 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
18
Şeytana Üç Sopa
Tuncer ŞanalKültür ve Sanat Hikayeleri • 547 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Köprü Altı, Köprü Altı hikayesi, Köprü Altı hikaye, Köprü Altı nedir?, Köprü Altı hakkında bilgi, Köprü Altı hikayeleri, Tuncer Şanal hikayeleri, Köprü nedir, Köprü hikayesi, Köprü hikayeleri, Altı nedir, Altı hikayesi, Altı hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Bize Birşey Olmaz!

Erol Sunat
Hızır’ın Tuğla Ocağı

Sezer Nişancı
Cevapsız Sorular

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Car Insurance | Mortgage Calculator | Mortgages | Just Holden Commodores | Mobile Phones | Gazlıgöl | Saat