KrizantemlerKrizantemlerBuz gibi oldu birden bire sanki bulunduğu ortam.Boğazında bir düğüm,nerden geldiğini anlayamadığı anlık bir baş ağrısına tutuldu.Sonra neden bir el hissetti ellerinin üstünde ama onlarda buz gibiydi ve anladı ki üşüyen sadece rita’nın kalbi değildi. “Maalesef” diyen söz yankılanmaya başladı kulaklarında çınlamalara ardı arkası kesilmeyen çığlıklara dönüyordu hızla .Kalkmak istedi yoktu ki bacakları hissedemedi o an.Dudaklarını araladı sesi de çıkmıyordu.Neler oluyor bile diyemiyordu içinden bildiği ve anlayabildiği tek şeyin onun için“küçük kıyamet” olduğuydu. “Hamile değilsin rita ve maalesef ki böyle bir şansın hiç olmayacak çünki yaptığım testler ve ültrason gösteriyor ki içinde büyüyen bir can değil bir tür kist ve çapı tahminimden daha büyük.Seni yarın bekliyorum biyopsi için parça alıp laboratuar incelemesinin ardından ne yapacağımıza beraber karar vermeye” tamam mı.Duymadı rita başını salladı ayağa kalktı kapıya yöneldi kapının kolunu tuttuğu anda az önce olmadığını sandığı sesinin geri geldiğini fark etti ve başı dimdik vakur bir eda ile “ya” dedi “negatifse en kötü ihtimalle ne olacak” derken bile içi buz kesti cevabını istemiyordu aslında ne olurdu cevap gelmese bu o soruyu yöneltmemiş olsa o an belki tek temennisi buydu rita’nın . “Ameliyat ile yumurtalıklarını alacağız umarım rahmini zarar vermeden kurtarabiliriz” bu duyduğu son cümlenin ardından keskin bir amonyak kokusu geldi burnuna gözlerini açtığında müşahede odasında idi.Ellerinde yine o buz gibi eller vardı.Başını camdan yana çevirdi rita ağlayamazdı ve ağlayan insan görmeye dayanamazdı.Güçlüydü o annesini kaybettiğinde 11 babasını yitirdiğinde ise 13 yaşındaydı.Hiçbir şeyi yoktu onlarda kalan yetimhanede geçti tam 5 senesi 18 yaşını doldurduğunda kız yurduna geçişini yaptılar burs kazanmıştı akıllıydı,çalışkandı ve hiç ağlamazdı.Yetimhanede ki rahibeler “ağla rita dök içinde ki zehri” derlerdi de “ne zehri ben olgunlaşıyorum içimdeki bu his beni yaşatıyor neden dışarı akıtıp aciz olmayı seçeyim” diyordu her seferinde. İtalya’nın en ünlü üniversitesinden burs kazanmıştı ve hakkını verdi kazandığı bursun tam 4 yıl birinciliklerle geçti.Herkes tanıyordu rita’yı ama rita kendisinden başka kimseyi tanımadığı bir dünya kurmuştu kendine.Dimdik yürürdü rita ne sağa ne de sola bakardı sanki ardına bakarsa tökezleyecek sanırdı onu görenler ve haklıydılar yaşadıkları yenilir yutulur cinsten değildi çünki. Keplerin havada uçuştuğu bir mezuniyetin ardından fırlatamadığı kepi ile döndüğü ranzasında bir mektup buldu.Üstünde “Miss RİTA ZEİMMER” yazıyordu.Bu onun aldığı ilk ve tek mektuptu adına şaşaladı o anda sonra yavaşça açtı.İngilizce ve usta bir dille yalın bir üslupta yazılmış teklif ve davet mektubu idi bu. “Takip ettiğimiz okul yaşamınız boyunca almış olduğunuz üstün başarı ve yetenek ödüllerine istinaden kurumumuzda staj yapmanızı talep eder saygılarımızı sunarız” Garip bir his kapladı içini çünki mektup Türkiye’den gelmişti yani annesinin vatanından.Rita nın annesi İstanbullu idi babası İtalyan.Aileler istemediği için kaçarak evlenmişlerdi sebep bu idi yetimhanelerde büyüdü rita.İstemedi ne anne tarafı ne baba tarafı.Özlem çekmiş miydi rita aile yaşantısına hasret çekmiş miydi bir sıcak kucağa,ev kurabiyesine kimse bilmedi.Evet onun yüreği kanadı ama o bu acının onu ezmesine izin vermedi. Uçağa binerken son kez baktı havaalanına oysa o asla ardına bakmazdı.İçi buruldu 23 yılını verdiği bu şehirden ayrılmak mı içini ezmişti yoksa yeni bir hayata başlayacak olmanın verdiği bilinmezlik mi anlayamadı. Uçaktan indi pasaport işlemleri yapılırken üstünde ismi yazılı tabelayı gördü genç siyah takım elbiseli biri onu bekliyordu.İlerledi kendini tanıttı genç elindeki valize uzandı rita “Türkçe biliyorum ben isterseniz Türkçe konuşabilirim zorlanıyorsanız şayet” dedi nazik bir üslup ile.Cevap vermedi genç simsiyah bir arabanın arka kapısını açtı ve eli ile reverans şeklinde binmesini rica etti.Ne güzel artık o bir birey di ve “Miss rita zeimmer” kendi ayakları üstünde duracaktı.Yol akıp giderken camdan dışarısını izlemeye daldı ne muhteşem bir güzellikti ve düşündü annesi demek babasını çok sevmişti ki ülkesini bırakıp bilmediği bir yere sevdiği adamın peşinden gidebilmişti.Büyük bir telaş yaşanıyordu girdiği kocaman her yeri kristal aynalarla kaplı binada.Kapı da çok zarif alımlı ve her halinden emin bir bayan karşıladı rita yı.Rita direkt il söze giren oldu “Türkçe biliyorum isterseniz” dedi sözü yarım kaldı biliyorum rita hanım Türkçe dahil olmak üzere İtalyanca,İngilizce,Fransızca ve almanca biliyorsunuz. “hakkımdakiler benden önce gelmiş desenize” deyip gülümsedi.Bu gülümseme yıllardır ilk tebessümü idi içinin ısındığını hissetti birden.İhtişamı kapısından belli olan bir toplantı salonuna girdiler görevli bayan “içecek ne alırsınız” dedi “sade kahve ve mümkünse su” dedi .başını olur manasında eğdi ve “az sonra yönetim kurulu üyelerimiz burada olacaklar izninizle”diyerek kapıdan çıktı.Birden müziği fark etti “bach” çalıyordu o an çok mutlu oldu “işte dedi rita sen buraya aitsin her şey bunu işaret ediyor doğru yerdesin”.Kahvesi bittiğinde kapı açıldı hemen saydı tam 8 kişi girdi odaya ellerinde dosyalarla.3 bayan 5 erkek hepsi de aslında güler yüzlüydü ama rita az da olsa ürktü.Çünki böyle bir yerde ve böyle bir toplulukla ilk defa bir arada bulunuyordu içi titredi ama o vakur halinden hiç ödün vermedi ve vermeyecekti de.Çünki onu isteyenler onlardı o da bunu iyi kullanmalıydı.Tanışma,işin içeriği,holdingin tanımı,iş faaliyet alanı falan derken tam 4 saat dinledi ve cevapladı rita.Yorulduğunu düşündüğü anda kurulun yöneticisi Ertuğrul bey ayağa kalktı rita ya doğru ilerledi eline yöneldi sanki yaşıtıymışçasına dengiymişçesine dostane ve nazik bir şekilde tokalaştı ve ekledi “size bir lojman tahsis ettik ehliyetiniz var biliyoruz fakat İstanbul trafiğini öğrenene kadar bir şoförünüz olacak ve bugünden itibaren 10 gün izinlisiniz gezin dolaşın tanıyın.10 Gün sonra burada aramızda olmanızdan şeref duyacağız.Kapıya kadar geçirdi ilk karşılayan bayana teslim etti tekrar nazikçe vedalaştılar Ertuğrul bey ile . “ismim nazlı” dedi görevli bayan “sizin asistanınız ben olacağım şimdi size vereceğim dosyalar çalıştığımız projeler ve sizin tamamlayacağınız işlerle detaylarla alakalı.10 günlük süre zarfında incele inceliği gösterirseniz sevinirim”dedi. “ Bu size tahsis edilen aracın anahtarı,bu cep telefonunuz ve bu zarf ta size ait 10 gün sonra şoförünüz sizi almaya gelecek ben size saatini önceki günden haber vereceğim” diyerek karşıladığı kapıdan uğurladı. İnanamadı arabada kendine çimdik attı farkında olmadan işte canı yandı demek hayal değil di bunlar gerçekti.Lojman dedikleri yer bir site içerisinde yetimhane nin yanında saray sayılacak kadar lüks bir ev di.Onun eviydi şoför bir isteği olup olmadığını sordu telefonunun cep rehberinde kayıtlı olduğunu izah ederek valizini kapıya bıraktı arabaya binip uzaklaştı.Elleri titreyerek açtı kapıyı sağ ayağı ile girdi öyle ya uğur getirsin di.çok beğendi dekorasyonu tam onun tarzını sergiliyordu.Her yeri gezdi ceketini bırakarak koltuğun üzerine ihtişamdan uzak sade ama bir o kadar da zevkli idi her oda.ayrıntılara özen gösterilmişti.Mutfağa yöneldi canı kahve çekti şaştı çünki erzakları bile vardı buzdolabı ve kiler de tamamdı.buzdolabının üstüne iliştirilmiş bir nota gözü takıldı. “hangi marka sevdiğinizi bilemediğimden cappuccino ve çikolata yı kendi damak zevkime göre aldım umarım seversiniz Nazlı” İşte buna bayıldı çünki hakikaten vazgeçemediği bu 2 lezzeti bildiğine göre hakkında iyi araştırma yapmış ve iyi de dost olacaklarını tahmin etti.Duş aldı çıktı bornozu ile otururken elinde kahvesi yanıbaşında ki etajerde ki uzaktan kumandayı fark etti neyi çalıştırdığını anlamadan rasgele tutarak play tuşuna dokundu,inanamıyordu çalan “bach” tı.Burası onun kaderi miydi acaba ağlamadığı gecelerin kanayan yüreğinin tesellisi miydi ödül müydü.Çalan zil ile gözlerini araladı uyuyakalmıştı anlaşılan çünki hava kararmıştı.Birden boş bulundu ne yöne gideceğini şaşırdı sonra dank etti kapının yeri oraya yönelirken bornozla olduğunu fark etti kapının ardından kim o dedi.İngilizce kendini tanıtan bir erkek olduğunu duydu. “az bekler misiniz müsait değilim 5 dakika lütfen “ dedi ve yatak odasına doğru yöneldi aceleyle üstüne bir blucin ve t-shırt geçirdi uzun kızıl saçlarını tepeye topuz yaptı.tekrar döndü kapıyı araladı “buyurun “ dedi.İçeri davet ettiği Ertuğrul bey’in söz ettiği patron du aslında şaşırdı rita.Neden bir patron toplantı esnasında değil de yeni işe alınan elemanını evinde ziyaret etsin. “resimlerinizden daha farklısınız” dedi genç adam “daha sıcak görünüyorsunuz yani öyle mimarlık ta ödüllü çizimler yapmıştan ziyade küçük bir kız çocuğu çehreniz var” Teşekkür etti rita iltifata.Güzeldi rita kızıl saçları beline kadar bukle bukle idi.Teni bir beyaz gül kadar yumuşak, bedeni bir ceylan gibi idi.Çok uzun olan boyu yüzünden hiç topuklu giyememişti ama plan yaptı ilk fırsatta alışverişe çıkınca topuklu bir ayakkabı alacaktı. “kusura bakmayın yorgunluktan uyuya kalmışım kıyafetim için özür dilerim apar topar giyindim beklemeyin diye” dedi ve ekledi “size ne ikram edebilirim. “hiçbirşey hadi üstünüzü giyin ben arabada bekliyorum yurtdışından yeni geldim yemek yiyelim az da laflarız ben beklerim acele etmeyin” Ne hoş adam” dedi iç geçirerek sonra afalladı “heyyy rita ne oluyor saçmalamaya başlama o bir patron ve sen elemansın üstelik daha işbaşı bile yapmadın” ilk defa çelişki yaşadı içinde rita yüreğine dair.kapıyı açan şoför ihtimam ile oturmasını bekledi ve kapıyı usulca kapadı.Koltuğun bir ucunda patronu bir ucunda kendisi vardı ama sanki arada dağlar aşılmaz üstüne köprüler kurulmaz nehirler varmış gibi geldi.Bir erkeğin parfüm kokusuna hiç dikkat etmemişti daha önce içine derin bir nefes çekti bir daha bir daha ve daha fazla tahammül edemedi çünki başı dönmüştü bu histen,bu hazdan.Yol boyunca hiç konuşmadı baran bey.Rita da bu sebeple lafa başlamak istemedi demek gittikleri yerde konuşacaklardı.Kumanda ile CD playır açıldı bir düğmeye basarak açtığı yerden CD ler göründü rasgele birini çekti usulca yerleştirdi yerine ve play.İşte o büyü tekrar başlamıştı ruhunun en küçük zerresine kadar dingin bir huzura gömüldü nerde olduğunu unuttu rita.Yol bitmesin istedi ama bitmişti daha kemanlar susmadan.kapısını açan şoför ceketini büyük bir ihtimamla ilikleyerek elini uzatarak inmesine yardım etti.teşekkür manasında başını eğdi ve baran bey önde o hemen ardı sıra parfümünün ve kemanların büyüsünden arınamadan restorana girdiler.Kapıda karşılandılar üstleri kibarca alındı vestiyere asıldı yer gösteren smokinli bey sandalyesini çekerken kendini prenses gibi hissetti düşecek gibi oldu ama bunu sadece kendi biliyordu.Yemek siparişleri verildi ve ilk söze başlayan rita oldu “İstanbul büyülü bir şehir çok az, yol boyu gördüm ama bu kadarına hayran kaldıysam sanırım geri kalan kısmına büyülenebilirim.” Anneniz Türk’tü sanırım İstanbullu muydu yanlış mı okumuşum” “evet yanılmıyorsunuz dedi rita annem Türk babam İtalyan” yemekler geldi bitene kadar çıt çıkmadı.yemeğin ardında ruf a çıkmayı teklif etti baran “eğer yorgun değilseniz” diye nazikçe. “o kadar uyuklamışım ki sanırım bu gece pek uyumaya ihtiyacım olmayacak” diyerek gülümsedi rita ve baran ekledi “aslında gülümsemek daha güzel özellikle gamzelerin ile” kızardığını hissetti.Ruf un manzarası harika idi şarapları geldi kadehe doldururken bir şey ilgisini çekti rita nın parmağında ki yüzük rita nın mezun olduğu okulun üstün başarılı öğrencilerine verilen yüzüktendi çünki aynısından kendinde de vardı. “Biliyorum şaşırdın değil mi senden 2 sene önce bitirdim okulu ve babam vefat ettiğinde hemen şirketin başına omuzlarıma bu yükü yüklenmeye başladım”saati fark etmediler konuşurken.Baktılar etrafta kimse kalmadı demek çıkmalıydılar.vestiyerde paltosunu baran tuttu çok kibardı ve “acaba ben bunları hak ediyor muyum ne zaman bitecek bu rüya kesin uyuyorum”diye iç geçirdi. “gecenin sonunu bir mocco ile tamamlamaya ne dersin iyi gitmez mi sence de” bu adam içinden geçenleri okuyordu.elbette der gibi başıyla onayladı.Denize tepeden bakan sanki tüm şehir ayaklarındaymış hissi veren bir yerde indiler arabadan hava aslında ılıktı çünki ilk baharın başlangıç günleriydi İstanbul da dışarıda oturmayı teklif etti rita bu sefer baran onayladı başı ile.içtiği en güzel mocco muydu yoksa gecenin büyüsü mü böyle hissettiriyordu bilinmez ama rita bu rüyadan uyanmak istemedi.az sonra gün ışımaya başladı ve rita “ben daha önce hiç güneşin doğuşunu seyretmemiştim”dedi baran da ekledi “ben 2 senedir her sabah izliyorum yurtdışında olmak zorunda olmadığım zamanlarda burada” enteresan geldi rita ya böyle bir işadamı bu kadar ince düşünebilir miydi demek Türklerin farkı bu diye geçirdi duygusallıkları da su yüzünde yaşanıyor gizli değil. Yatağa girdiğinde saat 07:00 inanamadı o hiç alışık değildi bu saatte yatakta olmaya çünki genelde o 06:15 te kalkar koşu yapar dı.Her şeyin bir ilki var diye düşündü uyuduğunu fark etmedi bile.Acı bir haber verecekmişçesine çalan telefona uyandı başucunda ki konsolda gözleri yarı kapalı telefonu aradı “hadi kapıdayım 15 dakikan var bekliyorum ama spor giyin gel” baran beyden başkası değil di bu.acele ile perdenin arasından baktı evet aşağı da bir jipp vardı BARAN plakalı.hemen duşa girdi akşamdan kalma makyajı gözlerinden akmıştı çünki.saçlarını kuruturken bir yandanda giyiniyordu.İtalya’dan ayrılmadan bir gün önce aldığı eşofman takımlarını ve spor ayakkabılarını geçirdi kapıdan çıkarken Jean ceketini giydi.Baran arabadan indi kapısını açtı oturamadı ki çünki ön koltuk ta bir kucak dolusu krizantem vardı. “Üstüne oturmazsın sanırım “dedi gülümseyerek.Kucağına aldı rita çiçekleri bayılırdı krizantemlere sora arka koltuğa uzanıp usulca bıraktı oraya.Baran araba ya bindi ve döndü rita ya “peki şimdi benimle çıkar mısın” dondu rita anlayamadı “nasıl yani” dedi. “Hani” diyerek söze başladı baran.”bundan tam 4 sene önce okulun kütüphanesinde sana ,senin ilk senendi daha ,seni kahve içmeye davet etmiştim de benim böyle şeylere ayıracak vaktim yok demiştin.peki ne zaman olur dediğim de bir iş sahibi olduğumda belki demiştin” şimdi artık işin var rita ve ben sana o günden daha da vurgunum dedi ve yanağına rita için belki de en sıcak,en içten buse yi bıraktı.”Düşün” dedi “ben beklerim 4 senedir beklediğim gibi sabırlıyımdır sonunda sen varsan”diyerek tamamladı sözlerini.Önce kahvaltı ettiler sonra İstanbul’u gezdirdi baran ona tek tek anlatarak tarihsel yaşanmışlığıyla.Eve döndüklerinde kapıdan inmeden uzanıp kapıyı açmasını engelledi ritanın ama eline dokunmamaya ürkütmemeye çalışarak.”Bak burada olmanın benim sana duyduğum büyük bir aşk ile hiç alakası yok bunu bil bu senin tamamen çok başarılı bir mimar olmanla alakalı bir şey.Aramızda ne olacaksa ve ya olmayacaksa da sen bu şirketin bir elemanı olarak kalacak ve özel yaşamlarımız asla bu gönül işlerine karışmayacak.Kararın benim için çok önemli çünki seni yüreğimde özenle öyle işledim ki rita seni mutlu etmek için her şeyi yaparım.Düşün ve hazır olduğunda ben seni bekliyor olacağım sana saygım sonsuz” diyerek kapıyı açmasına izin verdi.Rita arka kapıya yöneldi krizantemlerini almadan asla eve giremezdi çünki bunlar onun en sevdiği çiçeklerdi.Ardına bakmadan eve girdi perdenin arasından gizlice yine baktı ve baranın daha yeni hareket ettiğini gördü.işe başlamasına 2 gün kala şoför eve bir zarf getirdi.Açtı asistanı olacağını beyan etmiş olan nazlı yazmıştı ona şirketin kurallarını tarzını ve “ekte adınıza çıkarılmış olan kredi kartı ile adresteki butiklerden zevkinize ve şirketin tarzına uygun kıyafetler almanızı alışveriş sırasında keyfini çıkarmanızı dilerim” Üstünü değişti kendi gitmeyi istedi canı azda olsa dolaşmıştı ve tabelaları okuyup takip ederse bulabileceğini düşündü.Ve düşündüğü gibi de oldu alışveriş yaptı kıyafetler aldı şık ve zarif ve en son olarak bir ayakkabı mağazasına girdi.Enfes topuklu bir ayakkabı ya ilk bakışta vuruldu bu duyguyu anımsadı aklına baran geldi gülümsedi “2 gün sonra göreceğim nasılsa “diye iç geçirdi. Büyük gün geldi çattı iş başı yaptı kendi geldi şirkete nazlı şaşırdı “çabuk uyum sağlıyorsunuz”dedi gülümseyerek odasını gösterdi kahvesini getirdi.Kocaman bir çizim masası ve harika hayal bile edemeyeceği bir odası vardı inanamıyordu halen stajyer mi yoksa baş mimar mıyım demek geldi içinden.Sonra “baran bana aşık diye mi bu kadar ayrıcalığım var “acaba dedi ama son gördüğünde arabadan inmeden önceki konuşması geldi aklına.İçi bir nebze de olsa rahatlamıştı.Nazlı geldi kapıyı usulca tıklayarak elinde kocaman bir dosya ve sunumlar ve bir CD. “Bu sizin ilk projeniz tamamen size ait 15 gün süreniz var yardım talep ettiğiniz sürece yanınızdayım” diye daha ihtiyacı olan birçok konuda bilgi verip iznini istedi.CD hakkında bir şey demedi o da gayri ihtiyari olarak PC’ ye taktı kabın içindeki yazıyı fark etti müzik başladığında “ilk gününde seni krizantemlere boğmak ve yanında olarak kutlamak isterdim ama dediğim gibi bu iş ile alakası olmayacak bir aşk.Bağışla beni başarılar temenni ederim BARAN” fonda Rimsky korsakov çalıyordu.Bütün her şeyden sıyrılıp çalışmaya başladı rita bu konu da uzmandı içinde ne fırtınalar koparsa kopsun o fırtınaların ardına gökkuşağını ekler devam ederdi yaşama.Günler geçti barandan hiç haber yoktu aramıyor ve kendi de aramak istemiyordu o vakur halinden ödün vermemek için.Ama içi içini yiyordu.Projenin sunum günü geldi İlk görüşmeye girdiği bu salonda şimdi çizdiği projenin slaytlarını izliyordu birçok göz.Detay veriyordu her slaytın yanına ek olarak ve bitti ışıklar açıldı önce Ertuğrul bey daha sonra genel koordinatör tokalaşmak üzere yanına geldiler “baran acemi olabilir ama sizi tavsiye ettiğinde onun gibi zehir bir zekaya sahip olacağınızı az da olsa tahmin ettik ama yanılmışız siz daha başarılı olacaksınız bu gidişle tebrikler” “oh dedi içinden ayakları titreyerek girdiği bu oda dan dimdik gurur ile çıktı. Aylar geçti proje üzerine projeler yağıyordu masasına çalışmak çok hoşuna gidiyordu.Şantiyelerde baret’ini takıp ta kendi çizdiği projelerin hayata geçtiğini görmek daha da heyecanlandırıyordu onu.Ama hayatında eksik bir şeyler vardı konduramıyordu ama biliyordu “baran” dı eksik olan.aşık mı olmuştu yoksa sadece büyü müydü.Sonra karar verdi zaten aşk bir büyü değil miydi. Telefonu çaldığında fırladı ansızın içine dolan heyecan kalbini durdurmak üzereydi “haydi aşağıdayım,seni son gördüğüm gibi giyin gel” İnanamadı eli ayağına karıştı apar topar giyindi aynı şeyleri zaten o günden sonra özenle,itina ile kaldırmıştı o eşofmanları.Sanki bu günün geleceğini biliyormuşçasına .10 Dakika sürmedi inmesi hava aydınlanmak üzere idi baran indi kapısını usulca açtı bu sefer bir fark vardı arabanın şoför koltuğu hariç her yer krizantem dolu idi. “Kusura bakma sana oturacak yer kalmadı sanırım”diye gülümsedi son gördüğünde ki kadar nazikçe.kucağına bir öbek krizantemi aldı kapının paspasına bıraktı “biz dönene kadar seni beklesinler benden daha az bekleyecekleri kesin” dedi sitem ile karışık.Sonra ilk akşam mocco içmeye gittikleri yere gittiler gün doğdu o ana kadar hiç konuşmadılar ilk sözü baran aldı “bekliyorum daha bekleyecek miyim.Bu kaçıncı sensiz gün doğuşum biliyor musun eğer gelmeyeceksen söyle artık gün batımlarına döneyim olur mu.Çünki tahammül sınırlarını aşıyor sana olan hasretim.Uzaktan bir insan bu kadar sevilir mi deme sen bana uzak değildin hiçbir zaman sen yüreğimdeydin ve ben sağ elim hep yüreğimde bekledim burada” “evet” dedi rita hiç tereddüt etmeden ve o an hiç bir çift gözden böyle yaş geldiğini görmediğini fark etti.Koskoca baran bey ağlıyordu.Utanmıyordu çünki içine akıttığı gözyaşları ile beslediği bir ömrü severek geçirmek istediği kadın vardı karşısında ona evet diyen.Eve nasıl döndüklerini hatırlamıyorlardı nasıl bir özlemdi tenlerini birleştiren rita’nın tüm tabularını yıkan alt üst eden.1 hafta sürmedi evlenme kararı almaları şoku yaşıyordu rita hak ettim mi acaba diye düşünüyordu baranın gözlerine her bakışında. “ Hadi artık bebeğim hazır değil misin doktoru daha fazla bekletmeyelim oğlumu görmek için sabırsızlanıyorum.belki o da beni görmek istiyordur” değil mi dedi baran.Rita koşarak inerken merdivenden azarladı baran onu “hayır böyle inemezsin sen artık rita değilsin unutma sen annesiiin” kahkahalarla güldüler çünki tarifi imkansız bir aşk ve mutluluk tu bu. Öyle bir gıcırtı ile açıldı ki kapı birden gerçek yaşama döndü rita geçmişi anımsarken Yeşil önlüğü ile içeri giren anestezi uzmanı “hazır mısınız sakinleştirici ister misiniz” diye sordu.Hayır dedi rita elini tutarken baranın. “Bak ben inanıyorum her şey güzel olacak güzel haberler alacağız yapma lütfen asma o güzel yüzünü” dedi baran.Ama rita nın içinde kopan fırtınanın büyüklüğünü kim ölçebilirdi kimse rita dan başka tabii.Ayıldı doktor geldi yanına “bugün buradasın rita’cım misafirimizsin herhangi bir koplikasyona karşı gözetim altında olmalısın.güzel geçti biyopsi sonuçlar yarın sabah elimizde şimdi biraz dinlen istersen bir şey istersen düğme ye basman kafi” diyerek çıktı odadan.Baran’a dönerek elini uzattı “istersen git hayatım bak ben zaten gözetim altındaymışım merak etme dinlen sende” dedi Hiddetlendi bir an baran “o nasıl söz gözetim altındaymışsın merak etmeyeymişim.Seni benden başka kimse gözetim altında tutamaz” diye gülümsedi ve ekledi “hem ben seni bu kadar yakışıklı doktorun arasında bırakır mıyım ne çok bekledim seni ben buradayım sen kapa gözlerini ve dinlen beni değil bırak ta ben seni düşüneyim” Gözlerini açtığında ellerini tutan buz gibi bir el ve kanlı bir çift göz ile karşılaştı doğrulmak istedi ama yorgun hissetti kendini. “ben sana git dedim bak dinlemedin çok yorgun görünüyorsun”dedi şaka yapmak havayı dağıtmak için oysa anlamıştı rita her şeyi.Tam karşıya yatağın uç kısmına baktığında doktoruyla göz göze geldi “negatif değil mi ben biliyordum ya neyse şimdi ne yapacağız” dedi buz gibi bir ses tonuyla.”Hemen ameliyat öneriyorum söz ettiğimden daha iyi değilsin en azından yayılmasını önleriz” dedi “neyin” diyebildi rita sadece “kanser tüm rahmini sarmış rita o kist dediğimiz basit bir kist değilmiş ben çok üzgünüm sana istediğin yanıtı veremediğim için” dedi ve odadan çıktı. Odanın manzarasının çok güzel olduğunu fark etti bir an denizi görüyordu ve hava alabildiğine güneşli,sanki bulutlar onun için bu kadar maviydi rita seviyor diye. “Tamam fazla zaman kaybına gerek yok o zaman ne gerekiyorsa yapılsın nasılsa olmayacak mı bir an önce bitsin senle baş başa kalmayı özledim” dedi ama kendi de inanmıyordu söylediklerine.Baran “ben doktorla görüşmeye gidiyorum hemen döneceğim bekle tamam mı” dedi elini öperek çıktı odadan.Neler yaşamıştı rita ve o an annesi geldi aklına son günlerini yaşarken ne kadar sessiz o kadar acıya rağmen bir o kadar da güzel di.Bilemez di ki annesi gibi o da bu dünya dan erkenden göçüp gidecekti ama tek farkla sevdiği erkeğe bir armağan bir evlat veremeden.Hala ağlayamıyordu.Oysa boğazı düğüm düğüm dü bir kez başlasa ardı arkası kesilmeyecek bir yağmur gibi yağacak esip gürleyecekti belki de.Yapamıyordu elinden gelen bir şey değil di bu,çok acılar çekmiş ama kendine hiç yakıştıramadığını söyleyen babasının sözünü dinleyerek ağlayamıyordu rita.Uyuyakalmış denizi seyrederken gözünü kolunda hissettiği basınçla açtı hemşire tansiyonunu ölçüyordu. “Nasılsınız bu sabah” diye güler yüzlü hüzünle dolu hemşire.O an iyiyim demek gelmedi içinden “bildiğin gibi” dedi donuk bir sesle cama dönerek.Az sonra tekrar içeri doktoru geldi “her şey hazır sende hazırsan başlayabiliriz” dedi “neyin hazırı olabilirim” dedi hüzünle baran girdi içeri.Şimdi içi rahatlamıştı o yokken huzursuzluk hissediyor boşluğa düşüyordu.elini uzattı barana doğru hızlı bir hamle ile elini havada yakaladı baran “beni sen hazırla sen bırak ameliyathaneye” dedi.hayatta en zor şeyi istemişti seven bir erkekten ama sevgi o kadar büyük tü ki “tamam” dan başka bir söz söylenemezdi bu isteğin üstüne.Saat tam 12:30 du ameliyathanenin kapısında elleri kenetlendiği anda. “sen beni yaşama bağladın baran senden önce aşkı yaşamadım,senden önce hiç bu kadar sevilmedim.senden tek ricam var hayata bağlanmayı asla bırakma gün doğumlarını ben varmışçasına izle asla gün batımıyla anımsama beni seni seviyorum”derken gözlerinden inci gibi gözyaşı süzüldü ve rita anladı ki verdiği sözü anca yaşam bittiğinde unutacaktı o an babası aklına geldi “bana söz ver ölümün sana yaklaştığını anlayana kadar asla ağlamayacak o gözlerinden yaş akmayacak” Barana usulca eğilmesini işaret ederek dudaklarına bir buse kondurdu ve “bekle beni her zaman olduğu gibi” dedi sedye içeri alınırken. Yoğun bakım ünitesine çıkarılmıştı aradan 5 gün geçmesine rağmen bir değişiklik yoktu durumunda.Baran hiç ayrılmadı o camekanın önünden.Ne yedi ne içti ikazlar işe yaramadı.Bir sabah bir değişiklik var dedi makineler ötmeye başladı tüm doktorlar odaya doluştu perdeler çekildi artık o camekandan bile göremiyordu rita’sını.aradan ne kadar geçti artık hesaplayamıyor zaman merhumunu yitirmişti çünki doktorlar odayı teker teker boşalttı.heyecanla fırladı yerinden “ne oldu ne var söylesenize” dedi ilk defa bu kadar asabi bir ses tonu ile.O mülayim o sevecen adam gitmiş yerine bir başkası gelmişti sanki.”Yok bir şey sadece bir reaksiyon gösterdi bu iyiye işaret” dedi doktor sakinleştirmek istercesine. “Şimdi git dinlen sonra al çiçeklerini gel neydi rita’nın en sevdiği çiçek “krizantem” dedi baran haklıydı hemen gidip almalıydı çünki gözlerini açtığında onları görmeliydi.Dışarı çıktığında saatin gece yarısı olduğunu fark etti nereye gideceğini şaşırdı nerden bulabilirdi bu saatte açık çiçekçi.Hemen şoförünü aradı ardından asistanını.İstediği cevapları aldı adresleri başladı dolaşmaya.ilk çiçekçi kapalı idi tadilat dolayısıyla,ikincisinde krizantem yoktu,üçüncü yani son şansı olan çiçekçi de az da olsa solukken bile güzel olan krizantemleri buldu “ne kadar saralım” dedi çiçekçi “hepsini hepsini” dedi heyecanla.Güzelce süsledi çiçekçi krizantemleri sprey de sıktı gidene kadar yolda daha canlı kalsınlar diye.Ödemeyi yaptı şoför kapıyı açtı çiçek o kadar büyüktü ki önce kendi binmeye çalıştı ki kucağına alsın karısının biricik aşkının en sevdiği çiçekleri o an da tam yanlarından geçen kamyon hızla kapıya vurdu krizantemler kamyonun tekerleklerinin ardında sürüklendi 1-2 metre.Olamaz diyerek indi büyük bir hışım ve hayal kırıklığıyla kamyoncu ise çoktan kaçıp uzaklaşmıştı.İçinde bir şey koptu sanki ezilen krizantemleri değil de yüreğiydi o an.Saate baktı çok zaman geçmişti hastaneden ayrılalı “hemen hastaneye gidelim sen sabah ilk çiçekçiden bütün krizantemleri topla getir” dedi şoföre.Hastanenin merdivenlerini çıkarken içi tuhaf olmaya başladı,sanki midesi çekiliyordu,nabzı hızla atmaya başladı, hızlandı ama ayakları çıkamıyordu ,sanki beton bloklar bağlamışlardı bileklerine.Perdeler örtülü idi fırladı aniden kapı açıktı perdeyi hışımla açtı doktor başucunda idi ve görünen sadece o aşık olduğu vurulduğu kızıl saçlardı.Yüzüne örtüleni açtı.Doktor bakamadı yüzüne belki de acısından korktu baranın.Yanına diz çöktü elini avucuna aldı göz pınarlarındaki bir damla yaşı fark etti.Tam o yaşın olduğu yeri öptü dudakları ıslandı bu sevdiği kadının sıcaklığını hissedebileceği son andı ve anladı ki krizantemleri yitirdiğinde rita sı da onlarla gitmişti. Hastaneden çıktı en son 10 gün önce neşe ile seyrettikleri gün doğumunu söz verdiği üzere seyretmeye gitti.Gördüğü cehennemine doğan güneşti bu sabahın doğduğu güneş. NE HASTA BEKLER SABAHI NE ECEL ÖLÜYÜ SENİ BEKLEDİĞİM KADAR…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Krizantemler isimli yazı, Hülya Kar tarafından 25.12.2006 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
19
Kasım
18
Kasım
18
Kasım
18
Gaziantep Şivesiyle Seven Gızın Hakiyesi
• Nihat İlikcioğlu • Aşk Hikayeleri • 96 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
17
Temmuz
16
Haziran
6
Senin Yüzün Bana Benim Sırtım
• Hülya Kar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 144 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
2
Nisan
30
Nerdesin Yalnızlığım Nerdesin
• Hülya Kar • Hayata Dair Denemeler • 185 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
29
İnkarlardan Kurtar Aşkımızı
• Hülya Kar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 144 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
23
Ocak
31
Bir Aşk Evliliğin Başlangıcı 1.bölüm
• Hülya İlkin • Anı Hikayeler • 861 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
25
Aralık
25
Aralık
2 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||