Kuran Merkezinden Ayrılmadan İslam`ı Anlama
24 / 3 / 2008 Pazartesi tarihinde Mustafa Cilasun tarafından eklendi, 246 kez okundu...
“Sizlerle İslamiyet’te en çok tartışılan, hadis ve sünnet konusu hakkında samimi, tarafsız ve hiçbir tesir altında kalmadan sohbet etmek istiyorum belki biraz uzun olacak ama bitirmeye gayret edelim. Lütfen sözlerimi akıl süzgecinden mutlaka geçirin, çünkü dinimiz bunu emrediyor. Bir yazar herhangi bir konuda kitap yazmaya karar verdiğinde...” Okuyucu Puanı ;
Kuran Merkezinden Ayrılmadan İslam`ı AnlamaSizlerle İslamiyet’te en çok tartışılan, hadis ve sünnet konusu hakkında samimi, tarafsız ve hiçbir tesir altında kalmadan sohbet etmek istiyorum belki biraz uzun olacak ama bitirmeye gayret edelim. Lütfen sözlerimi akıl süzgecinden mutlaka geçirin, çünkü dinimiz bunu emrediyor. Bir yazar herhangi bir konuda kitap yazmaya karar verdiğinde önce hitap etmesi gerektiği gurubu ya da topluluğu seçmek zorundadır. Örneğin yazacağı konu bir bilim yazısıysa bunu hitap edeceği zümrenin eğitim seviyesine göre kelimeleri seçmek ve anlatımını onlara hitap edecek şekilde yapması gerekir. Buna dikkat etmediği takdir de, ne kitabını satabilir nede yazdığı bilgiyi aktarmak istediği kesime aktarabilir. Eğer yazar yazdığı konuyu ülkedeki tüm toplumun okumasını istiyorsa önce halkın dilini kullanmalı sade, anlaşılır, kısa ve açık anlatımla sözcüklerini yazmaya özen göstermelidir. Hiçbir yazar yazdığı bilginin zor ve anlaşılmaz olmasını istemez. İşte Yaradan da böyle yapmıştır. Bizlere gönderdiği Kitabı bizlerin anlayacağı şekilde göndermiştir. Bunun aksini düşünmek hiçbir mantığa sığmaz. Konumuzu buradan çıkışla devam ettirelim. Bunu yazarken yanlış anlaşılmaması için, sakın o zaman Peygamberimize gerek yok demek istiyor, bu zihniyet denmesin diye bunu açıklamak isterim. İşte bu konuyu açıklamak için dahi bazı hadislere ihtiyaç duyarız. Peygamberimiz zamanını düşünün, insanlar bırakın okuma yazmayı söyleneni dahi anlamaktan aciz bir topluluk. Hadislerden aldığımız bilgilere göre de insanların kafalarındaki, atalarının yaşantısı ve inançlarından vazgeçmediğini de öğrendiğimizde Peygamberimiz in dini anlatmadaki izah etmekteki zorluğu düşünün. İşte burada tabiri caizse Başöğretmenlik görevi peygamberimiz e düşmektedir. Okullarda hepimiz eğitim gördük. Herhangi bir dersi görürken öğretmenimiz hiçbir zaman kafasından bilgi vermez. Hangi dersi işliyorsak o kitabı bizlere anlatmaya çalışır, anlamadığız yerleri izah eder, ama hiçbir zaman 2x2=5 demez. Çünkü 2x2=4 olduğunu aldığı eğitimde, kitaptan öğrenmiştir. İşte Peygamberimizde söylediğim gibi bizim başöğretmenimizdir adeta. Bakın Rabbim ayetinde ne diyor; ("Allah sana Kitap’ı ve Hikmet`i indirdi. Bilmediğini öğretti " (Nisa 4/113) Burada Rabbim in peygamberimize en büyük hediyesi Kuran ı en iyi bir şekilde anlatabilmek ve dini yayabilmek için hikmeti yani bilgeliği vermiş olduğudur. Ne yazık ki bu sözü başka anlamlara çekerek bakın işte hadislerin yani Kuran dışı ilavelere Allahın izni diye gösterilmiştir. Tabiî ki en büyük yanlışta buradadır. Aynı sözü Yaradan bizlerin nasıl dua edeceğini söylediği ayetinde de geçer. Şuara Suresi 83. ayet; - Rabbim! Bana hikmetini (Bilgeliğini) ver ve beni iyilerin arasına kat. Burada dikkat ederseniz bizlerinde Rabbimden hikmet yani bilgelik istememizi istiyor. Önceki ayet ne yazık ki hep kötüye kullanılmıştır ama bu ayeti örnek gösterdiğinizde doğru anlaşılıyor. Gelelim Kuran a, Rabbim bizlerin Kuran ı çok rahatlıkla anlayabileceğimizi birçok ayetinde bakın nasıl söylüyor. Enam suresi 38. ayet; Biz bu Kitap`ta, herhangi birşeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar, sonunda Rableri önünde hasredilirler. Yaradan açıkça Kuran da ne eksik nede fazla olduğundan bahsediyor. Fazla olmadığını da söylemesinin nedeni daha önceki bilgilerinizi unutun sizden istediğim bu kitaptadır diye açıkça söylüyor. Enam Suresi 114. Allah size Kitap`ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah`ın dışında bir hakem mi arayayım? Bu ayette Rabbim kitabı ayrıntılı kıldığını bu kitabın dışında bilgiye ihtiyacınız yok diyor. Enam Suresi 115. Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O`nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en iyi bilendir O. Burada Rabbim yine ne kadar açıkça her yönden Kuran ın tamamlandığını söylüyor. Hiç kimsenin bu ayetleri değiştiremeyeceğini belirtiyor. Bu ayetin yeri gelmişken bahsetmeliyim ki ne yazık ki bazı kesim Kuran ayetlerinin onlarcasının hükmünün kalktığını söyleyebilmektedirler. Ama Rabbim tam tersini söylüyor. Bunu da bazı hadislere dayandırarak bu işin boyutunun nerelere dayandığının göstergesidir. Araf Suresi 52 .Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o. Yine bu ayette de ne kadar açık söylemiyor mu sizce ayrıntılı diyerek. İsra Suresi 36. Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır Bu ayette Rabbim dikkatimizi çekiyor ve hakkında emin olmadığın şeylerin ardına düşme diyerek. Bizler hadislere dikkat edersek her zaman rivayet olduğuna göre diye başlar ve anlatılır. Bildiğiniz gibi rivayet kesin olmayan bilgidir. Yine burada bir konuyu izah etmem gerekecek oda Kuran a, dine ilaveler yapacak ve Kuran öğretisine ters bilgilerin dikkatle süzülüp alınmaması anlamında söylediğimi belirtmek isterim. Birkaç örnek vermekte yarar var. Rabbim fuhuş yapan kadın ya da erkeğin nasıl cezalandırılması gerektiğini Kuran da yazar. Peki birçok İslam devleti dahil olmak üzere recm olayının hala olması gerektiğini ama Kuran a geçmemiş olduğu savunulur. Aslında bunu söylemek Kuran eksik demek anlamına geldiğini bile düşünememektedirler. Rabbim Kuran da nasıl zekât verileceğini yazmasına rağmen hala paranın, kazancın 1/40, çiftçinin kazancının 1/10 unu zekât vereceksin diyerek köylünün şehirde para kazanan ticaret erbabından dört kat zekât verme gibi adaletsizliği ve Kuran ın bahsetmediği halde yılda bir kez zekâtın olduğu söylenmiştir bizlere. Hâlbuki bakın Rabbim ne diyor bu konuda. Bakara suresi 219. ayet; ." Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." Bakın Rabbim in adaletini ne diyor? Kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanından verin. Bu ayeti görenler Rabbim i anlayamamış ve yine eeeee bak ne kadar verileceğini söylemiyor diyebilmişlerdir. Rabbim bu ve buna benzer birçok ayetinde yapacağımız yardım ve sadakalardan bahsederken her şeyi bizlerin gönül rızasına bırakmıştır. Ama sonunda da sizlerin ne verdiğinizi Allah bilir diyerek bizlerin dikkatini çekmiştir. Verdiği örneklerde de bire on, bire 700 vereceğini müjdeleyip bizlerin elimizin açık olmasını sağlamıştır. Ama hiçbir yerinde yılda bir kez zekât verin dememiştir. Bunu söylemesi de mümkün değil çünkü 364 gün fakiri unutup yılda bir kez hatırlamak Kuran adaletine asla uymaz. Ama Kuran a uymayan bu hadisleri kabul etmek de bizleri doğruya değil sefalete götürecek bir toplum yaratmıştır. Rabbim bir ayetinde Kuran ile ilgili bakın dikkatimizi nasıl çekiyor ve bize kızıyor. Ankebut Suresi 51. Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır. Yaradan Kuran da aslında bizlere çok güzel ve açık kopyalar vermekte, bakın bir örnek; Zühruf Suresi 44 Gerçek şu: Bu Kuran sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız. Bakın ne diyor, bu Kitaptan sorumlusunuz. Daha nasıl açık söylenir ki? Kuran da Rabbim her şeyi açıkça anlattığı ayetlerinden belli, hem de en güzel ayrıntısına kadar. Bunlara birkaç örnek verecek olursak. Örneğin Yaradan kadın regli halinde iken cinsel ilişkiye girmeyin diyor. Oruç konusundan bahsederken iyi anlasınlar diye beyaz iplikle siyah iplik ayırt edilince örneğini veriyor. Mirasın en ince detaylarına kadar nasıl dağıtılacağını söylüyor. Aynı memeyi emmiş sütkardeşlerin evlenmesini yasaklıyor. Düşünün su bulamadığımızda nasıl abdest alınacağını söylüyor. Savaş zamanında ve korku halinde nasıl namaz kılmamız gerektiğini tarif ediyor. Eşcinsel kadın ve erkeğe verilecek cezaları bizlere bildiriyor. Bu ve buna benzer yüzlerce en ince detaylardan bahseden Rabbim her konuyu burada yazmadığını nasıl düşünebiliriz. Bakın bir ayetinde de ne diyor; Nisa Suresi 82. ayet; Kuran`ı, iyice okuyup düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah`tan başka birinin katından gelseydi, elbette ki onun içinde birçok ihtilaf bulacaklardı. Bakın ne diyor Kuran ı iyice okuyup düşünmüyorlar mı? Yaradan Kurandan bahsediyor. Zaten bu Kitaptan sorumlusunuz dememişmiydi? Bu Kitabı okuyabilmemiz ve anlayabilmemiz içinde anladığımız dilden okumalıyız, yoksa nasıl anlarız. Ama bize nasıl öğrettiler? Siz Arapçasından okuyun anlamanıza gerek yok. Allah sevap yazacaktır. Düşünün Rabbim anlayarak okuyun diyor, ama bizlere anlatılan tam tersi, doğrusu yorum sizlerin. Sizlere bir hadisten bahsedeceğim bunu dikkatle okuyalım; ;Zaten bir hadiste “Allah her yüz yılda bir müceddid (din’i zamana göre yorumlayıp yeniden insanların anlayışına sunan kişi) gönderir” buyurmaktadır. Dikkat ederseniz bu sözün anlamı da çok açık bizler Kuran ı anlayamayız yani Allah bizlere gönderdiği kitabı bizlerin anlayamayacağı şekilde göndermiş, 100 yılda birde bizlere anlatacak açıklayacak kişinin geleceğini söylemek resmen peygamber gönderir gibi anlamına geliyor, Allah korusun. İşte her tarikat şeyhide bu kişi benim demiş ne yazık ki. Gelelim Rabbim Peygamberimiz e Kuran ile ilgili nasıl ayetler göndermiş. Maide suresi 49; Sen de aralarında, Allah`ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah`ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Rabbim açıkça peygamberimize devlet başkanı olması sıfatıyla da, yönetimde özellikle sana indirdiğimle yani Kuran la hükmet diyor. Aslında devamında da çok güzel dikkatini çekiyor. Kuranın bir kısmından seni uzaklaştırmasınlar diyor. Aslında peygamberimiz uzaklaşmadı ama bizler doğrusu o kadar uzaklaştık ki Allah affetsin. Maide Suresi 67; Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Enam suresi 38. ayet; . Biz bu Kitap`ta, herhangi birşeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar, sonunda Rableri önünde hasredilirler. Doğrusu bu ayetleri nedense hiç görmezden geliyoruz. Daha nasıl söylesin ki sizce Yaradan. Bu kitapta ne bir eksik ne bir fazla diyor. Ama biz hala ne diyoruz? Yooooooooook bu kitapta her şey yoktur. Söyleyecek sözüm yok tabiî ki, Yaradan Kuran da söylediği gibi; Onların gözlerinde perde vardır göremezler, gönülleri kapalıdır hissedemezler diyor. Gayemiz bu konuyu sohbet yoluyla dile getirmişken bana çok ilginç gelen bir konuyu da sizlerin görüşüne sunmak isterim. Müslüman olmak isteyen bir İngiliz bayanı düşünün bizlere gelip ben Müslüman olmak istiyorum dediğinde ona söyleyeceğimiz konulardan biriside ismini değiştirmesi gerektiğidir. İsminin Rose yani gül olduğunu düşünün. Bu kişiye hemen bir Arap ismi koyarız her ne hikmetse. Hâlbuki o kişinin de kendi kültüründe geleneklerinde çok güzel anlamlara gelen bir isimdir bu. Ayrıca biz Müslümanlar arasında da var aynı isimde insanlar. Benim eşimin adı da gül örneğin. Rabbim Kuran da bakın ne diyor. Ben isteseydim sizleri tek ırk, tek ümmet olarak yaratırdım. Ama dünya üzerine yayıp değişik ırklara böldüm diyor. Diğer ayetlerinde de geleneklerinize göre yaşayın diye bizlere öğütler veriyor. Hatta evlilik konusu geçtiğinde de geleneklerinize göre evlenin öğüdünde bulunuyor. Peki, neden o hanımın adını değiştirme gereğini görüyoruz dersiniz kendi kültüründe geleneğinde gayet güzel bir isim olmasına rağmen, söyleyeyim. Yine hadislerde bizlere aktarılan, Arapçanın cennet lisanı olduğu ve kutsallığının bizlere aktarılmış olmasındandır tüm bu yanlışlar. Hatta âdem peygamberin Arapça konuştuğunu dahi söylemişlerdir. Bu bilgi asla Kuran da geçmez, hatta bunun olamayacağının örnekleri vardır Kuran da. İşte tüm bundandır ki yapılan yanlışlara kimse ses çıkarmamakta ve Kuran a ters düşmesine kimse umursamamaktadır. Kuran ın Arapça oluşunun sebebini bakın Rabbim ne güzel izah ediyor Kuran da; İbrahim Suresi 4 ayet; Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun. Duhan Suresi 58.ayet; Biz o Kuran`ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler. Fussilet Suresi44.ayet;Eğer biz onu başka dilde bir Kur`an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur`an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)." Bakın Rabbim ne diyor, her peygambere kendi dili ile kitap gönderdiğini sebebi de anlaşılsın diye diyor. Herkesin kendi dili ile kolaylaştırdık ki öğüt alsınlar diyor. Bizler ne yapıyoruz anlamadan oku fark etmez Allah biliyor sana sevap yazar diyoruz. Bunumu anlıyorsunuz sizler lütfen düşünün. Diğer ayette de bakın ne diyor. Eğer kendi dilinden, yani Arapça Kuran göndermeseydim okumayacaktınız, neden bizim dilimizden değil diyecektiniz diyor. İşte Rabbim bu kadar güzel ve açık anlatıyor. Ama gözlerine perde inmeyenlere tabi. Bir arkadaşımızla hadislerin Kuran a eş koşulduğunu ve Kuran hükmü gibi kabul edilmesi gerektiğini söylediklerini yazmıştım. Oda ben öyle demedim diyerek, karşılıklı cevapta şöyle demişti. (VAHY-İ GAYR-I METLUV. Yani manası RABBİMİZE, lafızları Efendimize aittir.) Bu söze lütfen dikkat edin kardeşlerim içinde olduğumuz durumu çok güzel anlatıyor. Sözleri söyleten, anlamı veren Allah bizlere bunları aktaran peygamberimiz diyor. Peki Kuran dan ne farkı var bunun. Kuran da, Cebrail aracılığıyla peygamberimize aktarılan Allahın sözleri, bizlere aktaranda peygamberimiz değil mi? Tabi tüm bunların hesabı Rabbim katındadır sözüm olamaz. Kuran dan bir ayeti hatırlatmak istiyorum önce; Maide Suresi 101 ayet; Ey iman sahipleri; size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetti. Allah Bağışlayandır, Merhametlidir. Bu ayet üzerinde biraz düşünelim. Rabbim Kuran indirilirken bir konuya dikkatimizi çekiyor ileride olacaklar için. Bakın ne diyor. Size ayetlerim indirilirken hoşunuza gitmeyen yani daha önce bildiğiniz konuların hükmünün kalktığını değiştirildiğini gördüğünüzde bu konuda sebebini sormak isterseniz şimdi sorun size açıklanır. Daha sonra sormayın çünkü onları Allah affetti, kaldırdı diyor. İşte bu ayette aslında eski inançların, hatta diğer kitaplarda gönderdiğim bazı ayetlerin değiştiğini belirtiyor. Buna küçük bir örnekle açıklamak isterim. Bakara suresi 187. ayet; Oruç gecesi kadınlarınıza cinsel yaklaşım size helal kılınmıştır. Onlar sizin için giysidir/eştir, siz de onlar için giysisiniz/eşsiniz. Allah sizin öz benliklerinize yazık etmekte olduğunuzu bilmiş, tövbelerinizi kabul edip sizi affetmiştir. Bu ayete dikkat ederseniz demek ki eskiden oruç geceleri eşlerimizle cinsel ilişkiye girmek yasak olduğu anlaşılıyor. Ne diyor Rabbim öz benliklerinize yazık etmekte olduğunuzu bilmiş, tövbelerinizi kabul edip sizi affetmiştir diyor. Buradan da daha önce kitap gönderilenlere bu konunun yasak olduğu anlaşılıyor. Buna benzer birçok örnekte vardır. Rabbim in sözlerini hatırlatmaya devam etmek istiyorum. Araf Suresi 3. Ey insanlar, Rabbinizden size indirilene uyun ve O`ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz. Bu ayetleri gördüğünüzde şu soruyu bence sormalısınız. Yaradan Kuran da devamlı söylediği sana indirdiğimi tebliğ et, onunla hükmet, bu kitaba uyun, bundan sorumlusunuz. Bu sözleri sürekli duyuyoruz. Eğer peygamberimize Kuran dışından gelen bahsettikleri bilgiler bizlere din adına gerekli, hadislerde kesin ve doğru ise niçin peygamberimiz Kuranı bize sapasağlam ulaştırdığı gibi onları ulaştırmamıştır dersiniz? Yoksa görevini gerektiği gibi yapamamış mı diyor bazıları peygamberimiz HÂŞÂ. Elbette hayır eğer o bilgiler bizlere gerekli olsaydı bizlere kesinlikle sağlıklı ulaştırırdı. Burada ne demek istedik şimdi yani tüm hadisleri, sözleri çöpe mi attık, tabiî ki hayır. Bunu yaparsak koskoca bir İslam tarihini kuma gömmüş gibi oluruz. Yaradan ın din adına Kural koyucu tek kaynağı Kuran olarak kabul ettikten sonra, Kuran ı daha iyi anlamak ve yaşamak adına o zamanın bilgilerine kesinlikle ihtiyacımız vardır. Örneğin insanların yaşayışları, aile düzeni, daha önceki inanışları, gelenekleri, kılık kıyafetleri, akraba ilişkileri. Tüm bunları bilmeden bazı ayetleri anlamak gerçekten çok zorlaşır. Örneğin eşlerinize söyleyin dışarı çıkarken üzerlerine cilbablarını alsınlar bu incitilmemeleri içindir, ayetini anlamakta zorlanırız. Neden incitiliyorlar diye soru gelir akla. İşte aldığımız bilgilerden o devirde fuhuş un çok olduğu ve kadınların çok açık giyindiğini o yüzden yine o devrin ev yapısını da öğrendiğimizde tuvalete gitmek için dahi uzun yol yürüdüğünü ve diğer kadınlardan ayrılmasını isteyen Rabbim bizleri bundan dolayı uyarmıştır. Bu ve buna benzer ayetleri başka türlü anlamakta zorluk çekeriz. Konuşmalarımızda hadis bilgilerine dikkat çekerek mutlaka Kuran süzgecinden geçirdikten sonra almamız gerektiğini söyledik önemle. Hiç Peygamberimiz in sünnetinden bahsetmedik. Evet, kardeşlerim aslında ne yazık ki günümüzde ikisini aynı anlamda kullanarak anlam karmaşası yaratmışlardır. Doğrusu hadis bizlere aktarılan söz dür bir yerde Kuran da aynıdır ama o Allahın sözleridir. Sünnet ise peygamberimiz in yaptıkları kendi davranışlarıdır. Bunu bir ayıra bilsek her şey daha iyi çözümlenecek ama çok zor görünüyor, Allah yardımcımız olsun. Örneğin Kuran da olmayan ama namaza davet şeklinin günümüze gelmesi, dini bayramların oluşması, namazın kılınış şeklinin oluşması. Gerçi bu konu mezhepler arasında çok değişik kılınmaktadır, fakat hepside doğru diyebiliriz nedeni de Kuran da Rabbim in yapılması gerekenler olan kıyam ediniz, rükû ediniz, secde ediniz emirlerinin hepsinde olmasıdır. Peygamberimiz in insanlarla ilişkileri, onlara karşı tavırları bizlere en büyük örneklerdir. Yaşantımızda çizeceğimiz yolda davranışlarımız hep peygamberimiz in yaşantısından örneklerle dolu olmalıdır. İşte bunları hiç kimsenin kabul etmemesi mümkün değildir. Kimsede inkâr edemez. Yine hadisler konusuna dönmek istiyorum deniyor ki, Allah peygamberimize bazı konularda yetki vermiş ve bazı şeyleri haramlaştıra bilmiştir. Örneğin yine hadislerde geçer deniz ürünlerinden midye, ıstakoz, ahtapot haramdır derler. Bunu da peygamberimize atfederler. Bakın yine size Kuran dan bir örnek vereceğim yorumsuz olarak. Tahrim Suresi 1. Ey Peygamber! Allah`ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden haramlaştırıyorsun? Allah Gafur’dur, Rahîm`dir.) Hadisleri incelediğinizde kendi arasında birbirinin tersi anlamlarda hadislerin çokluğunu görürsünüz. Peki, bunun hangisine inanıp iman edeceksiniz? Bir örnek vermek istiyorum. Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” El Hatib, Takyid 33 Şimdi bu hadis dururken, açık ve net, Kuran öğretisine uyarken daha ne söylenebilir ki. Yoksa böyle bir hadis yok mu diyelim dersiniz, ama var. Sizlere bazı ayetler hatırlatacağım sebebi de bu ayetleri öne sürerek, Allah ın peygamberimiz e Kuran dışından ilaveler yapabileceği yetkisini verdiğini söylemektedirler, Lütfen dikkatle okuyalım. O’na tabi olun ki hidayete eresiniz.”(A’raf, 7/158), “De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, hemen bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir”(Al-i İmran, 331)’’ Bu ve buna benzer birçok ayet var. Rabbim daha öncede yazdığım gibi peygamberimize insanlara sana indirdiğimle hükmet diye emreder. Buna benzer birçok ayette vardır ayrıca. Bu konuyu şöyle açıklamak isterim. Bizler ilkokula başlayan çocuklarımızı öğretmenine emanet ederken hep şöyle derdik öğrencinin yanında. Eti senin kemiği benim. Evet, aynen böyle derdik ama ne yazık ki şimdi bu güzel âdetimiz kalktı. Ne demek istiyorduk bu sözümüzle, evladımızı al istediğin gibi dövebilirsin mi demek istemiştik, elbette hayır. Bu sözümüzle evladımıza gözdağı vererek, öğretmenini daha iyi dinlemesini onu saymasını sağlamak içindi tüm sözlerimiz. İşte Rabbimde bizlere aynısını yapıyor, bizlerin dikkatini çekiyor ve ikaz ediyor. Peygamberinizi dinleyin onun sözleri benim ona ilettiğim sözlerdir yani kurandır diyor. Ona itaat etmezseniz bana itaat etmemiş sayarım diyor, tıpkı annenin, babanın öğretmeninin sözünü dinle yoksa karışmam diye evladına öğütlerinde olduğu gibi. Ayeti de hatırlatmakta yarar var tekrar. Nisa Suresi 105. Kuşku yok ki, biz bu Kitap`ı sana, insanlar arasında Allah`ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma. Bizlere şimdiye kadar ve hala söyledikleri sözler Kuran din adına yeterli olmadığıdır. Özet olarak şunu söylemek isterim. Hüküm olarak Kuran yeter bunu söyleyen RABBİM, ama Kuran ı daha iyi anlayabilmemiz için bize lazım olan hadis bilgileri ve sünnet dersek bu doğru. Hiçbir bilgi yabana atılmaz değerlendirilir, fakat yapılamayacak tek konu Kuran la, bize yardımcı bilgi diye sunulanların eş değer tutulmasıdır. Rehber ve kıyaslanacak tek kaynak Kuran yani Rabbim in sözleridir. Bizlere hadis diye sunulan her bilgiyi Kuran a danışmamız yani onun süzgecinden geçirmeliyiz. Örneğin bize aktarılan bir hadiste; Peygamberimiz in cehennemde çoğunluk kadınların olduğunu gördüm sözlerinden kadınların kötülüğe yatkın insan olduğunu söylemiş ve kadınlarımıza olmadık eziyetler yapmışlardır. Peygamberimiz in bunu söylemesi mümkün değildir. Her şeyden önce hesap günü gelmedi o mahşer günü geldiğinde hesaplar görülecek ve kimin nereye gideceği o zaman çıkacaktır. Rabbim ne diyor ölen insanlar için. Onlar uyku halinde gibidirler geçici olarak bir yerde bekletilmektedir. Bu ayeti herhalde görmedikleri belli. Tüm hesap hiç kimsenin şefaatinin fayda vermeyeceği gün görülecektir. İğne başı kadar hatanın olmayacağını Yaradan söylüyor. Aslında tüm bu yazdıklarıma birçok kardeşim kızacak şuna bak dinsiz bile diyecekler. Ama benim verdiğim tüm örnekler Rabbim in koruyucusu benim, dediği Kurandan. Bu sözlerimin karşısında olanların bilgileri de emin olmadıkları yollarla gelen bilgiler. Kimin doğru söylediğini hesap günü göreceğiz. Tüm yargıyı yapacak hesabı görecek Yüce Rabbim dir. Onun şefkatli kollarına kendimi bırakıyor ve tüm hatalarımdan dolayı Rabbim e sığınıyorum. Dilerim Rabbim den bana ve bu yazıyı okuyanlara Hikmetini nasip etsin. Nasip etsinde Kuran ı doğru anlayalım doğru anlatalım, doğru yaşayalım tüm çabamız bu. Rahman a emanet olunuz kardeşlerim. "Kuran nesli" olarak çalışmalarını bu yönde geliştiren kıymetli arkadaşların gayretleri için en kalbi teşekkürlerimi beyan ediyorum.
Tavsiye Et :
Ağustos
24
Bilgi/felsefe ve İlim Teorisi Hakkında
• Emre Sahin • Felsefi Makaleler • 64 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
22
Filozofların Evrenin Yaratıcısını Kanıtlayamamalarına Dair (1) ve Sorular
• Emre Sahin • Felsefi Makaleler • 118 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ağustos
2
Cumhurbaşkanı Gül Konuşuyor
• İbrahim Faik Bayav • Felsefi Makaleler • 119 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
26
Temmuz
10
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
4
Eylül
4
Mayıs
24
Nisan
13
Haziran
11
İslamiyetten Önce Arap Yarımadasında Kurulan Devletler
• Mustafa Cilasun • Tutku Denemeleri • 1818 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Nisan
4
Haziran
3 |
![]() |
|
||||||||||||||