Kurt Bakışlı Yarim Sislere Mahkum Ettin Beni!!
Kurt bakışlı yarim beni kaf dağlarına çıkardın ve sorumsuzca bırakıp çekip gittin...
Sorumsuzca değildi sislere dalıp bedenimi kaybetmeler sevdalı yar..! Dünyam bir sis dumanı gibi sarmıştı bütün herşeyi.Belki hayatımızı kuracaktık dumanların ardına.Bilirsin ben sisi çok severdim.Seni hep puslu havalarda bekledim.Güneşli havalar bize gelmiyor çok iyi bilirdim. Asice haykırmaları seni beklerken sevmiştim. Kumsallara adını yazmaktan hiç usanmamıştım. Değişmeyen herşeyleri benimsemiştim, sanki seni hatırlatıyordu değişmeyen ve hep aynı kalan anılar...Niyet etmiştim ne kadar toz pembe hayaller olmasa bile masmavi düşlerdi senin için kurduğum. Nerden bileyim birden bire beni sanki yabancı birisi yeriner koyup kükreyeceğini ve kahrolası yalnınzlığı bana vereceğini. İç geçirmeler yakışmaz asi yüreğime ama eldemi sanki uzun dertli yollar ses veriyor uzaktan uzağa yüreğime. Gitmelerin insanı değiliz fakat gitmelere mahkum sanırım bizim yüreğimiz.. Yine tek ve yine başımız dik, aslında ne kadar yaşanacak günler var ise hepsi somurtmuş bir halde gelmemizi bekliyor kurt bakışlım... Varsın beee yansın gönül acıncak halde değil bu sevdaaaa!!! Belki hayal olur düşler belki yitik, varsın kaybolsun gitsin ve bitsiin. Neşelenecek bir şeyde yok aslında mutluluk diye birşey yok. Kör olası bir karabulut var tepemizde bize gün yüzü sanırım yok! Kalmadı elimde avucumda sevdalar, hepsini aldın be kurtbakışlım...Kime sırtımızı dönsek hep bir çakallık içinde, sana verdim bütün yaşantımı ama ziyan etmesini iyi bildiğinden banamısın demedin. Alevleri bana bırak ben kor ederim onları kurtbakışlım...
Sense sevin artık sınırları , engelleri aşan adam yok!! Kapattı artık kendini açmayacak, düzelmeyecek bir devranın içine sürükleyip atıverdi...Kurt bakışlarını şimdi döndür dur sislerin içine ama unutma bu adam senden de kurt... Sevdasına hüküm vercek kadar deli bir o kadarda aşık kurt bakışlım, sanada hoşçakal bütün kayıp sevdalar gibi sana,sana hoşçakal...