kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Deneme / Kişisel Denemeler

Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 1

30 / 6 / 2008  Pazartesi tarihinde Bayram Kaya tarafından eklendi, 141 kez okundu...

“A-Bir yaygın söylemdir. Kendi mantığı içinde ama akamettir (verimsizliktir): “”İtihat ve Teraki bizi savaşa soktu da battık”” Bu, bir geçmiş olgunun, abartı ile genellenip, sonun öncesinde başlangıcında; alınması gereken rol üsleniminin tarihsel yasada, her zaman daima uygun aktörlerce oynandığının görülmeyişidir. Bu k...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Bayram Kaya

Bayram Kaya







Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 1


A-
Bir yaygın söylemdir. Kendi mantığı içinde ama akamettir (verimsizliktir): “”İtihat ve Teraki bizi savaşa soktu da battık”” Bu, bir geçmiş olgunun, abartı ile genellenip, sonun öncesinde başlangıcında; alınması gereken rol üsleniminin tarihsel yasada, her zaman daima uygun aktörlerce oynandığının görülmeyişidir. Bu kaçınılmaz sona gidişte,es kaza; savaşlar kazanılsa da,rol en iyi aktörlerce bile oynasa da, son mukadderdi. Mevcut yapı korunamazdı. Kurum ve kuralları ile yeniden yapılaşmadan da bu yapı kalıcı olamaz, dönüşmezdi de.

Bir konuyu detaylı bilmek, tarihte bir şeyi iyi bilirlik, ifade etmeyebiliyor. Tıpkı Avusturya Macaristan veliahtının öldürülüp, Birinci Dünya Savaşının çıktığı bilgisini bilmek gibi.Avusturya Macaristan Veliahtı öldürülmese de savaş zaten çıkacaktı. Tıpkı “”İttihat ve Terakki`cilerin bizi savaşa soktu”” denmesi gibi afaki. Çünkü Dünya`nın pazar olarak, eğemenlik olarak, yeniden ve yeniden paylaşımı, temel ve birincil nedendi. Vaka olarak elbet her iki olguda doğru. Süreçte olmuş durumlardır. Ama temel olmayan vesile sebeptirler, her zaman vardır. Gerek İttihatçı Hükümetin, bizi savaşa sokması, gerek veliahtın öldürülüp 1.Dünya Savaşı`nın çıkması gibi.

Ama tarih bilinci olarak, önümüzü görmek ve güven içinde geleceği planlar olmak için,tam bir körlük saplantısıdır bu anlayış. İz azdırıcı ve gerçeği saptırıcı söylemlerdir bunlar. Örneğin Kenedi de, Olef Palme de, suikastle öldürüldüğü halde savaş nedeni olmamıştır. Bütüncül bilgi sistamatiğini kavramada yetersiz ve yanlış uslamlamalarla özsel gerçeğin anlaşılması, bu tür ileri sürüşlerle, ketlenir.Araya karşı devrim denen tutucu sürecin düşünceleri monte edilir.

Değilse İttihat ve Terakki`nin bu anlamda, haklı savunulur tarafı yok. Sadece o anın okunamayan bilinemezliğine, günlük Dünya konjonkktürü ile Osmanlı somut koşullarını, yanlış kanılarla, iyi değerlendirmekten kaynaklıdır. Fevri heycanlı maceracı ve akılsızca, sonu dramatik olacak amaç güdüşlü, bir tavırdır.

Osmanlı, sadece şu birkaç neden yüzünde bile, savaşa girecekti. Ya da ihtiyari dahi olsa gir- dirilecekti. İttihat ve Terakki`nin dahli olmasa dahi, savaşa girilmeme iradesi gösterilse bile...

1-En önemlisi tekamülünü, ömrünü tamamlayan bir imparatorluk, çöküşle tarih sahnesinde kaçınılmaz ama mutlu doğumla, silinmektedir.1699 da başlayan süreçle, toıprak kaybedişleri geri alma hevesi ve paniği ile, kendince zamanı uygun algıladığı bu tür fırsatlarda, eyleme geçecek, bu çöküşe kendi katkısını koyacaktı bilmeyerek, istemeyerek. Ki İttihat ve Terakki de, bu kısırlığın hayalleri içinde idi.

2- Önceden beri, özellikle de 1800 lü yıllardan 1914 yılına kadar, Osmanlı toprakları payı mal edilecek, bir ülke olarak görülmüyormuş unutması, ve mantıksal kusuru, bu söylemlede hemen sırıtı veriyordu.Osmanlı için emperyalistlerin düşüncesi “”Terekesi payalaşılacak hasta adam”” dan öte değildi. Böyle görülüp, talan ve işgal etmenin gerekçesi, gizli paylaşım anlaşması, günün konjonktürü olan bir durumdu. Bu genel bağlamda, Osmanlı`nını siyasi coğrafya yapılanması gereği, düşmanın düşman oluş gereği, emperyal duygular ve düşenin dostu olmazlık gereği, kaçınılmazdır. Bu da, hem işgal olacağımızın, hem de savaşa zorunlu olarak gireceğimizin somut nedenidir.

3-Sanki 1821 Yunan ve diğer unsurların ulusçu ayaklanmasının, imparatorlukta kopuşların, çöküş de ve dağılma aşamasında,Osmanlı`nın hali hazırda fiilen şavaşır olmasının, süren süreçsel devamı değil gibi, görmezden geliniyor olması da, bu mantığın; hem açmazı, hem kısırlığı, hem güya bir karşı hareketi, monte etme kastıdır.

4- Osmanlı toprağı olan Irak petrollerinde ve diğer yerlerdeki enerji yataklarında, İngiliz`in, Fransız`ların Alaman`ın gözü yoktu! Buralara olan vaki talepler, yok sayılacak veya, güya olasılıkla biz, onlar buraları istiyorlar diye, ""buyurun diyecektik"" Ve güya savaşa, böyle bir vaz geçişle katılmayacaktık! vs vs. Yukarıdaki söylem bunlardan ne kadar azade, bir yanılgı ve maksat ki; az düşünme ile iler tutar pek bir yanı kalmıyor.

İşte bunlar bizim ateşte olmamızı gerekli kılan somut nesnel o günün koşullarıdır. Enver Paşa, Talat paşa vakası, vesile nedendir. Temel neden değildir. Yani Atatürk`ün tesbitlerini yapıp, kabul ettiremediği bu temel nedeni görememenin, belkide gereken önlemi zamanı içinde alamamanın acizidirler. Terakkiciler bu işi üslenmese de, detaya girmiyorum, bir biçimde yine Osmanlı olarak savaşa girecektik. Zaten itilaf devletleri boğazları savaş sonrası Rusya`ya bırakma sözünü çoktan vermişlerdi. Bu kafalara dank etmeli.

Bir başka hissi ve kısır ve maksatını aşan söylem de şu olmaktadır:

B- ””Cumhuriyet kuruluncaya kadar, camilerde hutbe veren, Allah`ı, dinini, toplumun Müslüman kimliğini kullanan, kuvayı milliye taraflıları, Cumhuriyet döneminden sonra sanki tavır değiştirmişler, sanki geçmişte bunlar hiç olmamış gibi anlatmaları karşısında insan olarak, düşünen olarak tepki gösteriyorum.””

İşte bu tutum da, süreci tam anlamayıp, karşı hareketi, sürece monte eden, genellemeci yanılgı ve diretmedir. Bir kere hiç bir din uluslaşma süreci yaratamaz. Ancak bu uğurda eğer siz bir karar almışsanız, bu aldığınız kararın yayılma ve yaygınlaşmasında, kabul ettirilmesinde, tutulacak yol araçlarından biri olabilir.

Şiirdeki, şiir boyuncaki,ironiyi görmezden gelip, eleştiri konuyu, din ve cami eksenine çekiştirip oturtulmuşluktur. Bu çalışmayı ziyan okumaktır. Kendi kendimizi paralize etmenin, uyuşturulmanın, inandırılmışlığımızla yüzleşip ürkmektir. İçerik çalışmanın işlenişinde bu konu hiç yoktu. Hiç söz konusu olmadı. Düşünmedim bile. Ama bu vesile ile da fikrimi belirteyim. Bu sığ anlama ilerde karşı devrim olacak bir yanılsamacadır!

Kurtuluş savaşı eğer rotasız ve direksiyonsuz bir süreç ise, direksiyonsuz süreci; bir araba gibi düşünürsek, tekeri, aksı, şaftı, rotilleri vs. taşıtı bir yere götürürdü ama nereye giderdi? Sonuçta uygunsuz yere, dereye giderdi. Ya da ilerde kitlenin gayesi olacak yoldan çıkardı. Hedefsiz bir sürükleniş olurdu. Direnişlerin, vatan vaazlarının,komutanların tutumlarının böyle rotasızlıkla, kontrolsuzlukla, her kafadan bir sesle, gideceği hiçbir yer yoktur. fevri ve akim kalmaya mahkumdu. Hareketin yönetimsiz işlemesi bu örgülenmede, kendiliğinden bir şeye yaramazdı. İleride bu kurucu iradenin ortaya çıkışına değinilecek.

Gazinin hareketi bir karar kılış ve yönlendirir oluştur. Rotadır. Diğer unsurlar bu hareketle, rota ile uyumlanmış görevsel yüklenimlerdir. Diğer unsur, ordu, cami, fevri direniş örgütleri ve donanımsal finans olurluklardır. Bunlar işin organizesi gereği yönetimle paylaşılan uzlaşılı tedariklerdir.

Elbet sayılan o sosyal oluşumlar olmasa, süreç de hiç yaşanamazdı. Ama sürecin yol alırlığı, gayeye uygun malzemenin amaç doğrultusunda kullanılması, bağıntısı unutulur, görmezden gelinirse; elbette böyle bir kusurlu genelleyici uslamlamaya gidilir Aksi halde, organik unsurlar denetimsizken genel amaçsız ve fevridir. Kendiliğindendir ve genel amaç doğrultusunda çalışamaz. Ancak direksiyonla, rota ile yönlenirler. Tıpkı pc deki işlemci gibi, işlemci olmayınca bilgisayar çalışmaz mı? Rahat Çalışır, ama işlemlerin ve işin ne, nasıl, hangi sıra ile, hangi zamanda ortaya çıkacağı ve amaca uygun çalışacağı hiç bir zaman mümkün olmazdı. İşlemcinin bunu yapması için de, diğer donanımlar şüphesizki kaçınılmazdır.

Cami hutbeleride genelin amacı doğrultusunda yol tutacak, işlemcinin (Mustafa Kemal hareketinin) yönlendirmesinin sonucu görev alıştır. Ve kuvva oluşumu ile, yararlı faydalı şekillenmiştir. O gün iki rotalı, iki başlı idik. Birisi Anadolu yönetimi (İşlemcisi), diğeri payitaht İstanbul yönetimi (işlemcisi-direksiyonu) padişahtır.

Sürecek



Telif Hakkı Uyarısı Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 1 isimli yazı, Bayram Kaya tarafından 30.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Burcu Şener yazıyı tebrik etti...
Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 05.07.2008
Gerçekleri dile getiriş tarzınızı kutlarım.

Emre Sahin
Emre Sahin / 30.06.2008
İttihat ve Terakki yönetime el koymasaydı da eğer bu savaşa girmiş olsaydık; bu savaşı kazanma olasılığı vardı. Yani İttihat ve Terakki savaşa soktu da battık değil; İttihat Ve Terakki yönetime el koyduda battık. Neden? Çanakkale Savaş`ına kadar Osmanlı Devleti`nde Türk kelimesi yasaktı. Sırplar, Ermeniler, denilebilirdi fakat Türk kullanılamazdı. Diğer milletler gocunmasın diye. Bu savaşla birlikte Osmanlı Ülkesi`ndeki Türklerde milliyetçilik yeni yeni oluşmaya başladı. Kadınlar; sosyal hayatta var olma çabalarına başladı ki bu çok önemlidir, ülke için. İttihat Ve Terakki olmasaydı Çanakkale Savaş`ı olurdu dediğiniz gibi ve bir seneden fazla da sürmez idi. Alman komutanların özellikle Liman Paşa`nın strateji değişikliği (Çanakkale Savaş`ı önemlidir, bu savaş Kurtuluş Savaş`ının özgüvenini sağladı.) nedeniyle bu savaş bu kadar uzun sürmüştür. Bu miliyetçilik olgusu ile yanlış yerde, yanlış zamanda yapılan stratejik hatalar ve karşı taaruzlar nedeniyle binlerce askerimiz şehit olmuştur. Ve savaşlarda ki kahramanlar eğer İttihatçi değilse kamuoyuna da yansıtılmazdı.Abdülhamit`in de eğer siyasi dengeyi sağlamak üzere toprak vereceği malumdur. Bu da çok iyi anlaşılmalı. Bütün bunlara bütüncül bakılması da lazım tabi.


Ekim
11
Şah Mat
Nail AsarkayaKişisel Denemeler • 8 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
9
Değmezmişsin!
Nesrin Göçtürk KayaKişisel Denemeler • 61 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ekim
8
Öylesine
İbrahim KesikKişisel Denemeler • 39 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
11
Ne ki Ne?
Bayram KayaKlasik Şiirler • 13 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
8
Birine Abartı Duyarsanız Böyle Yazılır
Bayram KayaKlasik Şiirler • 33 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
25
Harname Eşek Mektubu 2 (akısım)
Bayram KayaDidaktik Şiirler • 377 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Sen Şair!
Bayram KayaDidaktik Şiirler • 195 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mayıs
27
Toplum ve Halk 2
Bayram KayaHayata Dair Denemeler • 179 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
21
Toplum ve Halk 1
Bayram KayaKişisel Denemeler • 170 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
26
Atatürk’le
Bayram KayaAtatürk Şiirleri • 168 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 1, Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 1 denemesi, Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 1 deneme, Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 1 nedir?, Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 1 hakkında bilgi, Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 1 denemeleri, Bayram Kaya denemeleri, Kurtuluş nedir, Kurtuluş denemesi, Kurtuluş denemeleri, Savaşı nedir, Savaşı denemesi, Savaşı denemeleri, Öncesi nedir, Öncesi denemesi, Öncesi denemeleri, Esnası nedir, Esnası denemesi, Esnası denemeleri, Sonrası nedir, Sonrası denemesi, Sonrası denemeleri, Duruma nedir, Duruma denemesi, Duruma denemeleri, Kısa nedir, Kısa denemesi, Kısa denemeleri, Bir nedir, Bir denemesi, Bir denemeleri, Bakış nedir, Bakış denemesi, Bakış denemeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Armut Dersen Çıkmam!

Erol Sunat
Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!

Sezer Nişancı
Elmalarla Armutlar Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Credit Cards | Credit Counseling | Equity Release | Advertising | Mmorpg | Gazlıgöl | Saat