Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 13Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 13Burada uyacağınız bir kural vardır: Evrensel savaş kurallarıdır. Bu, meşru bir oluşum ve savunmadır. Kimin neye niçin uyacağı bellisizdir. Siz gücünüzü böyle bir kaos başı bozuklukta, zamanla yarışıldığı hengamede, ancak güç ile kendinizi duyurabilirsiniz. Bundan bir şikayet varsa ortaya kona. Böyle durumlar, biz istesekte, istemesekte, kendi kuralı olan kayıplar, pahasına kurulur. Elbet bu kayıplarda keyfi olmamalıdır, sorumluları olmalıdır. Eğer ortam normal işleyen bir düzendeki tutuma, ve anarşiye müdaheleniz söz konusu ise, ve diktaörce oluyorsanız bu elbet en ayrıntısına kadar sorgulanmalıdır.Bu ikinci haldeki tutum, ne pahasına olursa olsun, yasalar içinde ve yasalar gereği demokratik olmalıdır. Adalet ve hukuk en ince dusturuna değin kullanılmalıdır. Birinci halde de, yasallıklar söz konusudur. Asla yasa dışı değildir. Ancak geçicidir ve bu günle kıyaslanması abes bir ivedilikli hukukiliktir. Tek amaç; tez sonuç alıp, tez karar ve davranışla, vatanı kurtarmak ve yeniyi kurmaktır. Normal şartların, demokrasisi ve çağdaş norumları ondan sonra gelecekti, ve nitekim geldi de. Asıl terslik, o günkü zemini ve temeli, İstiklal Savaşı`nın tüm değer üretimlerini şimdiki çatıya göre anlayıp yorumlanıp, şimdinin değerlerini, İstiklal Savaşı`na referans gösterilmesi çarpıklığıdır. Oysa İstiklal Savaşı sırasında olup biten, ne şimdiye örnek alınacaktır. Ne de şimdiki sosyal ekonomik ve telekomnikasyon olanaklar ve araştırma geliştirme fonksiyonel yapılar, o zaman vardı. Ki bunlara denk düşen değerleme yargıları o zamanda olabilsindi. Ne de şimdiki şartların, ancak ikame edilebileceği, bugünkü günde de bir İstiklal Savaşı vardır! Şimdiki yapınız, eğer mücbir bir sebeple değişmesi gerekmiyorsa, temel referansa göre, norumsal hukuksallığınız, yasama ve yürütmeniz, sorgulanmalıdır. Aslolon orjinden neşetle, ileri doğru üretiştir. Teknolojik ve özgürleşerek değişip gelişmektir. Özgürlüğün bir bilinç ve zorunluluğuna varılmış bir bilinç olduğu hatırlanmalı. İşte bunu başaramadığımızdan, hala o eski mantıkla, ikballe türbana takılı dolandık, türbanı; dirilmemek üzere sahnede elbirliği ile sildik! Bunlar otoritenin, rutin yasaları, kendi kafalarına göre uygulaybileceğini sanma gaflet, dalalet ve hatta bilememeleridir. Bir ehil olamama erk sarhoşluğudur. Ben ne istersem yaparım deme, takıntısından başka bir şey değildir. Hani yenileşmeyi, Dünya`nın gidişini yorumlayıp, konjonktürü, kendine göre akli kılarak uygulayıp dönüştüremeyen; cahilce kendini aşamayan, halka ait olan, bir alışmanın, alışmalarından vaz geçememenin, bir travması olsa idi, değerlendirilirdir. Nispeten hoş görülebilir. Ama şu anda artık eski alışmaları olan, tepki gösterecek o, nesil de ortada yoktur. Var olanlarda, hem etki yapar değildirler, hem de etkin değildirler. Öyle ise bu reaksiyon ve tezlik ne? Üstelik bu toplum ve toplumsal yapımız, o, bir takım alışma tutumları var dediğimiz halkın eseridir. Onların inşaa ettikleri otoriter ve müesses düzen ortadayken, bunca yakınma niyedir? Yapı yapının içinde çıkar, ilkem söylemiyle şunu eleştirmeliyim. Toplumun geçmişinden koparılması travması demek, karanlıklarda demlenen baykuşların, kendi içinde oldukları, içerisinde bulundukları durumu örtmeğe ihtiram saltanatıdır. Geçmiş, denen yapı, halkın gelişmesine pranga olan köhne yapıdır. Ve daima değişecek olandır. Bir şairimizin deyişi ile konuya gireyim: DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin. Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat. Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. Bir beş değil,yüz milyonlarlasın maalesef. Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup,deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak, kabahat senin, — demeye de dilim varmıyor ama — kabahatin çoğu senin, canım kardeşim! NAZIM HİKMET RAN Yapı yapının içinde çıkar. 1-Kurtuluş savaşı ile Türk Ulusu bir gecede, çağdaşlık devrimleri yapmadı. Bu, olgu, olay, gözlem ve varoluşa aykırıdır. Bu bir vehimdir. Ancak Anadolu insanı değişen yapının karşı argümanına çok çabuk inanır. Bu geçmişte yönetilmeden bihaber oluşundan ve bir dervişin “” Bir lokma bir hırka ””mutmainliği ile yönetime hiç kafa yormadan boyun eğişinin alışma kültürlü oluşundandır. Ve hala, geniş kesim aynı bir yapılanışın rahatlığı içindedir! 2-Önceden gelişen, halkı hazırlayan ön adımlar olmadan, hiç bir adım; birden atılmazdı. Bizde halkı hazırlayan adımlar hep bir çevreden gelmiştir. Halk bunun ilgilisi değildir. Sade bu konu ile ilgili anlatım ne taraftan gelmiş ise, ona bağlanıp onu sadıkane savunmuştur. 3-Hiçbir gelişme, kendinden önceki yapı içinde, uc vermeden, birden tarih sahnesine pat diyerekten çıkamaz. Neden, gelişme; daima sonuçtan öncedir. Neden olmadan, sonuç (sonradan gelişme-devrim) olamazdı. Yani Osmanlı`nın bozulan yapısında (ön neden) Atatürk gibi bir çok asker, ilmiye sınıfından kişiler, yazar ve şairler, gazeteciler vs.çıkmış ve oluşmuştu (sonuç) . Yeni cumhuriyet muazzam yapının dönüşmesinden çıkmıştı. Bunları bilmeden konuşmak, sorumlu bir bilinç ve aklın marifeti olamaz. Şimdi bunların kısa seyrini tarihimizde hatırlatayım: Bu süreç 250 yıllık bir angajmanın birikimidir. Başlangıçta Osmanlı`nın laiksi yapısı vardı. Şerri kararlar dünyevi kararlara (akli kararlara) uygun gelişiyordu. Ne zaman dünyevi işler serri yapıya uyduruldu, zamanla gerileme ve gerileyiş ortaya çıktı. Olaylar şeriata uyunca, olaylar olmamaya başladı, şeriat nesnelin nesnelitenin önüne geçti. Bu gidiş, konjonktürün gelişmesine uyamama, gerisinde kalma idi. Dünya konjonktürüne, inançsal tepki ile, yersiz bahane üreten karşı duruşlar, Memaliki Osmaniye`yi 200 sene boyunca kemirdi durdu. Bu sürdürüşte, insan emeğinin ve insan umudunun sömürülmesi, sürdürüp duruyordu. Taki 1919 yılına değin. Burada da, eğemenliğin kaynağı, yön değiştirme azmi baş gösterecekti. Osmanlının ilmiye sınıfı; bilim, teknik gelişmelere karşı ve bunların uygulanışında “”Gavur icadıdır, istemezük”” tepkisi ile, halkıda yönetimle karşı karşıya getiriyordu. Buna, yeniçeri ocağının kazan kaldırma isyanları da müdahil edildiğinde, önü alınmaz bir 200 yıllık karşı duruş oluşmuştu. Bu gerilemenin en temel bir diğer mucbir sebebidir. Bundan en çok da ilmiye sınıfı sorumludur. Çünkü “”İstemezük”” çü kamu oyunu, bu sınıf yaratıp faylayıp tetiklemektedir. Bu sınıfın devlete eğemen yapısı da, devletin bilimsel olmasını önlüyordu. Çünkü demelerine göre, ellerinde her şeye yeten bir kitap vardı! bu kitap varken başka hiç bir şeye ne hacetti! Bundan, buna uymaktan sizi kim döndürebilirdi! Sürecek
Telif Hakkı Uyarısı Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 13 isimli yazı, Bayram Kaya tarafından 05.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
18
Kasım
18
Kasım
18
Kasım
18
Kasım
17
Kasım
17
Kasım
17
Kasım
15
Kasım
12
İnanç ve Toplumsal İstem 23
• Bayram Kaya • Deneme / Karalamalar • 27 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
10
Eylül
29
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 15
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 595 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
25
Harname Eşek Mektubu 2 (akısım)
• Bayram Kaya • Didaktik Şiirler • 477 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 3
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 409 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
26
Eylül
5
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 13
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 319 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||