Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 15Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 15Örneğin, yapı içinde, daha önceden, geliştirilen, uc veren ve Kurtuluş Savaşı sonrasının yapılaşmasına ilham olacak bir tutumda, latin alfabesinin kullanımını yaygınlaştırmak isteyen Abdülmecittir.Görüldüğü gibi çağdaşlaşma, batılılaşma yapının içinde ,Osmanlının ağır yenilgili savaşları sonrası süreç içinde, adım adım oluşmuştur. Yapıdan çıkıp yapıdan şekillenmiştir. Birden travma yaratacak, soğuk bardağa kaynar su koyuşun etkisi ile şok bir hareket değildir. Bu, söylemden de halkın bütünü buna mütemeyildir anlamı çıkarılmamalıdır. Ama halk da bunları hiç bilinmiyordu, yapı hazır değildi, birden ortaya çıktı demek, hiç tarih bilmemek, gelişi güzel konuşmaktır. Eğer böyle bir tarihi süreç olmasa, halkın yatkınlığı, halkın bilir ve duyar oluşu olmasa idi, bu girişim teşebbüsleri ile, ikame edici; tamamen başarısız olurdu. Halbuki durum tersine olmuştur. Atatürk devrimleri olarak bildiğimiz, bir yığın yenileşme, modernizasyon hareketleri olanlar: 1- hukuk; tanzimat döneminin, en önemli güncel icabı hal meselesidir. 2-Yine hakeza tevhidi tedrisat kanunu 2. Mahmut`un bilinen ıslahat hareketlerindendir. 3-18 yüzyılın merkantalist tutumunun bir yansıması olan yerli malı kullanımı, 3. Selim`den Cumhuriyet yasalarına, mazide kalan bir anının göndermesidir. 4-Atatürk`ün kılık kıyafet devrimi, 3. Selim ve 2. Mahmut`un daha imzasını soldurmamıştır. 5-Alfabe değişikliği Abdülmecid`in tasarılarındandır. Acaba bir “”travma”” o zaman mı başlatılmak istenmişti! Daha niceleri; 6- ölçü ve zaman birimlerinde yenileşmeler de hep Osmanlıdan beri bir türlü oturtulamayan hareketlerdi. 7- Cumhurıyet rejimi ise, Osmanlı`nın1876 ve 1908 hareketleri ile meşrutiyetle yeni REJİM ARAMA ve oturma isteyiş çabalarıdır. 23 Nisan 1920 de kurulacak bağımsız meclisin Pek çok bakımdan benzeri olan bir meclis, 1876 ve 1908 meşrutiyet ilanları ile zaten halkın bilip aşına olduğu bir sistemdi. Yani Atatürk`ün yaptığı devrimler gökte zembille inen bir durumun ikamesi değildir. Bazı zındık ve yobaz tevehhürlerin, Atatürk devrimlerini birden bire, bir günde ansızın ortaya çıkmış, halkımızın geçmişle bağını koparan travma olmuştur demesi tarihin bir tokadıdır. Acınası bir akıl tutulmasıdır. Bunlar Atatürk`ün somutladığı hallerdir. Travma öncesinde; Halkın ne kadarısı Osmanlıca biliyordu? Ne kadarı okuryazardı? Hele hele kadınlarımızın okuryazarlığı neydi! De Arapça ile vedalaşınca travma oldu? Asıl travmayı, kadınların okur yazar olup da, toplumda yükümlülük üslenip, erkeğe bağımlılığının azalması yaşatmıştır. Mecelle yerine, uygarca olan kadın erkek ilişkisinin, oturmasını kabul edemeyen, bir çok kof anlayışın kendi travmasını ve siyasi erk hırsını başka noktaya transfer edişiyle, dikkati men yaratması söz konusudur. Hiç bir şey olmadı mı? Olur mu öyle şey. Baştan beri söylediğimiz bir ilke var. İnsanların kendilerine ait alışmalardan kopmaya direnmesi ilkesi, buradada kendini elbet ele verecek. Biz bile bugün Avrupa standartlarına uymak için, eski alışma tutumlarımızdan kopmaktayız. Bu şimdi bizde ne kadar “”Travma “” yaptı ise, Atatürk devrimleride o kadar Travma yaptı! Üstelik bugün cadde sokak ve yer adlarını yabancı isim yapmak ile, bizler kendi dilimizi de unuttuk! Ne hikmetse, İstiklal Savaşını “”travma yaptı”” basitçiliği gören kafa (anlayış); eğer öyle oluyorsa! en çokta bu günkü Avrupa Travmasını! Yaratan anlayıştır (kafadır)! Toplumsal olgu travma taşımaz. Toplumsal olgu emsalleri ile rekabetçi donanım zorunlukludur. Tuplumsal ilişkisi olmayan halk üyelerinin bu bilmezliği, beceriksiz atıl siyasetçilerce kullanılıp, bu tür hareketleri yaracı ve fırsatçı reorganize edilişleridir. Aslında olan, bir gelişmedir. Gelişme insana mal oluşta, artı eksi verir. Daima artı, eksiyi kat kat katlar. Sizin eskiye ve eksiye eğiliminiz sizin kendi sorununuzdur. Koskoca bir ülkenin sorunu olamaz. Bir travma! öncesi nesile bakın, bir travma! sonrası nesle bakın. Kıyas bile kabul etmez değil mi? Ne kadar sığ ve bağnaz söylem, aklın kontrolünden çıkmış bir göz dönmesi söylem adeta. Hafızası olupta! bir toplu iğne yapamayan Osmanlı! hafızayı kayıp edişle! Elektronikte, matematikte, tıpta vs rakip tanımaz hale gelebilmekte! Böyle Travma ve hafıza kaybına eyvallah... Sizi, anlamaların sapması ile vuracak ve sömürgeleştirecek iç dış işbirlikçilerin, güdük; aciz hiçbir şey üretemeyenlerin, saflıkla ve bilerek söylediklerini, söyleye söyleye önce kendini hipnozla inadırdırmaları ve sonrada, safların aklını karıştırmalarıdır. Bunlar kendinden önceki dönemin üstünü örterler. Tabii ki özellikle Atatürk döneminin üzeriniörterler. Bu tüm yeteneksiz yönetimler için geçerlidir. Çünkü o dönemi ya okuyamayışı söz konusu, Ya da, okuduğunda, güdüklüğünü seziş ve buna layık olamayış, söz konusu. Ya da o dönemi iyi anlamıştır, çaba koymuştur. Ama, onu aşma muktedirliği gösteremez olmuştur. Sonuçta bu üst örtme işi, kendini ikame ediştir. Kendini başkalarını unutturarak ortaya koyup, kendisinin bir hiç oluşunu, sezmesidir. Tartışma kabul edilirliğini, bir kıyasla değilde, bu zeminde kıyassızlıkla, eleştirilmeden kendisini kabul ettiriş, güdü ve isteğidir. Burada kısa bir değerlendirme yapmalıyım. Görülmekteki saltanat ve hilafetin kaldırılması dışında, tüm devrimler cumhuriyet kurulmadan önce, 150-200 yıllık sürecin içinde belirmiş ihtiyacı duyulmuş, ancak mevcut yapı ve ürtim ilişkileri dayanışması ve bunların ideolojisi bunu engellemeyi çok iyi başarmışlardır. Daha önce belirtildiği gibi, müslüman ahali günah korkusu ile adeta, ticaret yapamaz olmuştu. Yeni açılan Osmanlı Bankası`ndaki hesapların %85 yerli olan hırıstiyan musevi azınlıklı tebanın ve yabancı yatırımcı tücarlarındı. Bu anlayıştaki bir direniş, böylesine küskünlük içinde dünyaya sırtını dönmüş, bir dünya görüşü, elbette köklü bir devrim olmayınca, kırılamazdı. Kalıntısı da, çıkarsal işbirliği nedeni ile ve kendisinin her başarısızlığında, halktan gizlenecek her toplumsal olaylarada, halkı oyalamak ve dikkatini gündemden uzak tutmak için, her dem travma terenesi tutturacaktı. Şu kesinlikle vurgulanmalı. Osmanlıya hayranlık duyup da, cumhuriyeti ve devrimlerini yadsıma gayreti içinde olan travmalılar! , o koskoca Osmanlı mazisine karşı çıkmaktalar! Ama bilerek değilde tam bir bilmezlik ve cahilliğin körlüğü ile, karşı oluştur bu. Az öncede dediğimiz gibi, bu devrimler daha önce uc vermiş.Girşimleri yapılmıştır. Atatürk döneminde gerçekleştirilen bu toplumsal ve sosyal (halka ait) olaylara karşı oluş, önceyede karşı oluşu zımnende olsa içerir. Mazi başarı ve başarısızlıkları ile bizimdir. Ancak var oluş gereği yapı, şu sebepten, bu sebepten, değişmesi gerekiyordu. Zaman eperyal yapıyı farklı yapıya zorunlu olarak dönüştürmekteydi. Üretim gücü üretim ilişkilerini ve ideolojiyi dönüşmeye zorlamıştı... Artık eski yapı ve yapılaşma, güzel bir anı ve zengin bir tecrübe olarak kalacaktır. Varlığımızı sürdürür olmanın değişen temeli olacaktı. Bu evrensel yasadan kimse kurtulamazdı. Osmanlı`nın benimsediği bu yenileşme ve modernleşme içinde, hilafet ve saltanat olamazdı. Çünkü, günün yönetimi; bu bizatihiliğin(kendi kendisine) karşı oluşun önündeki tek engeldi. Ve de normaldir. Bu yönetim teokrasiyi içeriyordu. Asıl kızılca kıyamet bu tutuculukta yatıyordu. Bunu açık dillemeye cesaret gösteremeyenler en pratik olan ve kıt düşünme ile kavranmayacak bir olgu olan, alfabe değişimi ile travma oldu deyişlerini her vakit söze getirip, pelesenk bağnazlığı yapılmaktadır. Sürecek
Telif Hakkı Uyarısı Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 15 isimli yazı, Bayram Kaya tarafından 29.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
18
Kasım
18
Kasım
18
Kasım
18
Kasım
17
Kasım
17
Kasım
17
Kasım
15
Kasım
12
İnanç ve Toplumsal İstem 23
• Bayram Kaya • Deneme / Karalamalar • 26 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
10
Eylül
29
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 15
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 593 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
25
Harname Eşek Mektubu 2 (akısım)
• Bayram Kaya • Didaktik Şiirler • 476 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 3
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 404 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
26
Eylül
5
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 13
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 317 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||