Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 3
4 / 7 / 2008 Cuma tarihinde Bayram Kaya tarafından eklendi, 170 kez okundu...
“1- Kontrolsüz güç güç değildir, ilkesi gereği zamanla amaçtan kaymalar ve birbirine hırsla düşürülür olmalar başlayacaktır. Hedefler genel değil, çevre ile sınırlı olacaktır. Çevreyi aşamayan hareket, çevrede eğemenlik yarışına girecek. Her yolu mübah sayan bir tutum izleyecektir. 2- Bir süre sonra kazanılan fevri potansiyelle, kendilerini çevre...” Okuyucu Puanı ;
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 31- Kontrolsüz güç güç değildir, ilkesi gereği zamanla amaçtan kaymalar ve birbirine hırsla düşürülür olmalar başlayacaktır. Hedefler genel değil, çevre ile sınırlı olacaktır. Çevreyi aşamayan hareket, çevrede eğemenlik yarışına girecek. Her yolu mübah sayan bir tutum izleyecektir. 2- Bir süre sonra kazanılan fevri potansiyelle, kendilerini çevreye ihale ile ihraca, itina ile başlayacaklardır. Kendi tiranlığını ilan edeceklerdir. Nitekimde öyle olmuştur. Ama efe direnişleride kurtuluş savaşında inkarı gayrı kabil, yadsınmaz, unutulmaz bir direniştir. Yürekli, akılcı ve yiğitçe bir var oluştur. Şimdi yukarıdaki alıntı söze: “” B- ””Cumhuriyet kuruluncaya kadar, direniş veren efeler, toplumun direniş ruhu kimliğini kullanan kuvayı milliye taraflıları, Cumhuriyet döneminden sonra sanki tavır değiştirmişler, sanki geçmişte bunlar hiç olmamış gibi anlatmaları karşısında, insan olarak, düşünen olarak, tepki gösteriyorum.”” dense, ne kadar haklı olur? Bu fevrilik nasıl genellik olur, böyle birinin tarih bilinci olduğu, yani yasaları olan toplumsal hareketi, bildiği ve aydın bakışlı biri olduğu söylenebilir mi? Olaylardan olguyu görememektir bu. Olguyu es geçip, unutturup, olayı olgu yapma, yanılsama ve kastıdır. Olgu içindeki olaylar nasıl ilişkilenmiş, hangi olaylar nasıl gelişmiş, Bunu anlamak, ayrı bir çözümleyiciliktir. Ama ayrıntıya indirilimiş incelemelerimiz genelleyen, abartı yapıcı tutum olmamalıdır. Olay, deney ve girişimin kendisidir; kurtuluş savaşında. Ve olamlar özellikle Ege` de yer ve zaman özellikli tutumlardır. Bu, olumlu yada olumsuz, olay ve olam birikişleri de toplumsal hareket deney sonucu olan olgudur. İşte siz bir ""kurtuluşu sadece Mustafa Kemel`mi yaptı"" derken, bir yığın anlamazlık, bilmezden geliş toptancılığına kayarsınız. Bu fiiller ister istemez şahısta mümdemiç olur. Siz Viyana kuşatması derken kimi anar ve hatırlarsınız acaba? O hatırlanan muhteremin gücünü kim olarak bilirsiniz? Hareket kollektiftir ama savaşı kumandanın taktiği kazanır ve taktik tartışılır. Ali`nin Veli`nin sivil itaat ve itaatsizliği, yanlılığı yansızlığı, sürecin, olay, olam bazlı ayrıntısıdır malesef. İyi bir taktikle, size inanmış az bir kuvvetle dahi, işi başarırsınız. Atatürk`te bunu yapmıştır. Ali Galipler , Çerkez Ethemler, Çapan oğulları, Adapazarı Düzce , Konya 2. Anzavur vs, ayaklanma direnç ve olumsuzlukların da, dinsel temelini unutup, masum gibi görmezden gelmeyelim. Hele daha sonra Şeyh Sayit ayaklanması...İşte büyük ve kutsal bir hareketi, asker ya da cami bazında, veya inançlı inaçsız bazında görürsek; işin içinde çıkılmaz. Bunlar öz hareket değildir. Ama öz harekete katkındırlar. Bunlar hedefin kullanılan meşru ve gerçek yöntem ve araçlarıdır. Katkındırlar üzerine düşeni de, can siperane yapmışlardır. Unutmayalım aracın kendisi, hedefe gitmez. İşlev yolu, yol yöntemi, yöntemde amacı belirler. Yani tek başına; ne cami, ne diğer direnişler, işlev yolu ve amacı ve muzafferiyeti sağlar değildirler. Bunlar, sadece amaca ulaştıracak mevcut eldeki olanaklardır. Bunu da, gerek cami, gerek diğer örgütlenmeler yüzünün akı ile yapmışlardır. Batıcılık tıpkı doğucu hayranlık gibi bir şey üretemez ve yapamaz oluşun beceriksizliğin lak lakıdır. Buda Osmanlı çöküşü ile başlayan, her çöken imparatorluklarda görülen, çöküş hastalığıdır, kaçınılmazdır. Ve sistemi kavrayamayanların, sistemi konuşamayanların sakızıdır ki doğaldır. Büyük Atatürk, batı dememiştir, çağdaş uygarlık düzeyi ve üstü demiş,tarik, bilim ve akıl yolu demiştir. Çağdaş uygarlık, doğuda batıda; kuzey ve güneyde mevcuttur. Ama sizin ilişkin olduğunuz siyasi coğrafyaların, ilgi alanınız olması da kaçınılmazdır. Alıntı olarak; “”Bugün geçmişe bakıp, Cumhuriyetle geçmişe kesin çizgi çekmek yanlıştır...savaşa sokanlar osmanlı paşalarıydı”” deniyor. Aksini iddia eden mi var? Ama savaşa sokan paşalardı genellemesi ile toptancı olmayalım. Gazi değildi. Bunun gerekçeleri aşağıda anlatılacak. Ama bununla ne denmek istenmekte. Mevcutta bir genç Cumhuriyet varken, bunun anlamı ne olaki? Her halde kurucu iradenin askeri yansımadan daha çok yararlanmış olmasıdır! Şiirin açıklamasında Atatürk`ün de Osmanlı`nın bir genetik mirası olduğunu, açıkladım. Ama buradaki ima ve deyişinizde, Atatürk`e ne tür bir ima söz konusu anlamış değilim. Ben de, o günü ve o günün Dünya şartlarını , en iyi Gazi anlamış diyorum. Aykırı bir şey olabilir mi? Öyle olmasa idi Gazi`nin başarısı söz konusu olur muydu? Gelelim kurtuluş savaşı arife ve esnasında, gerek Çerkez Ethem, gerek Çapan oğlu, ve diğer dağa çıkan efelerle ilgili anlatılan; ölmezlik efsuni görülmezlik, kurşun işlemezlik, şerbetlilik, gece kimse görmeden düşman kellesi alan, efe lider söylemlerine. Bu ve bulut menkibeleri akademik bir dille anlatılanda, anlamlara varma, kişi bilgi genişliği ile olan bir durumdur. Çanakkale savaşında, komutanlığın (Mustafa Kemal`in) yönetimsel dehası görülmezden gelinip, güya bize yardım eden, düşmanı sarıp yok eden tinsel bulut. Bu bulutu Mustafa Kemal`in kafasına yakıştıramayan, yani Mustafa Kemal`in azim kararlılık ve ne yaptığını bilirliğin, bu süreci yönetme gücü başarısıdır. Bunu diyemeyen, maksatlının yalanıdır hurafe söylemler. Ki bu sanıyı Mustafa Kemale izafe etselerde de yalan yanlış olurdu. Gazi`yi ve mücadelesini küçümsemiş olurdular. Bir gerçek anlaşılamayınca böyle küçültülürdü. Siz Arabistan`a gitmişsiniz, bir başkası da firavun dönemine gider. Çünkü aynı gerekçe orada da var, Musa`da da var, hele elbisesini kaçırıp, kendini çıplak bırakan taşı, dövmesi unutulur mu? Mezopotamya kültünde de var. Ben hiç isim ve akım ima etmemişken böyle bir kanıya varmak, ancak, böyle bir, anlamama başarısıdır! İşte tarihin genel sürecini bilememek ve tarih bilinci (bilgisi demiyorum) oluşturamamaktır bu. Bu insanlığın “”umutsuzlukta masal (umut) üretme ortak yanıdır.”” İnsanlığın içinde biz de olduğumuz için, biz de bu söylenceleri üretmişiz. Veya etki öğrenme ile söylemişiz. Bu benim meselem değil. Yaptığına, yapılana aklı erdiremeyip “”bir dolgu malzemesi”” kullanarak, olaya işin içine, ruhsallık katarlar. Örneğin Çanakkale`de ve Kurtuluş Savaşında yeşil sarıklılar görülmesi gibi. Olay değinmelerdi bunlar. Bakın, bu örnek yeşil sarık söylencesini şiirde geçirse idim. Kuran`da Uhut savaşında da benzer olay var, onu söylüyorsunuz diyecektiniz, kanatimce. Ben Tanrı`ya inanırım. İnancım kimsenin kayra ve tekelinde değildir. Kişilerin inancına daima saygılı oldum ve olurum. Bir Tanrı inanırı olarak, insanların kendi absürtlüklerini; Tanrı`ya mal ederek hata yapmalarını, kabule şayan edilmez bulurum. Benim inandığım Tanrı`nın her şeye gücü yeter. Biz ona değil, o bize yardım eder. Onun bize değil, bizim ona ihtiyacımız var. Kimse benim dinimin baronluğuna soyunmasın. Dinimin yüceliğini, güzelliğini ve mesajını gayet iyi bilir ve konuşurum. Kişilerin tutum ve davranışlarını din gibi gösterirsek yanlış yaparız. Olayı kutsallık havasına bürür, yanılsamalarımızı olgulara katarsak, hata yapmış oluruz hata olan budur. Birinci üç bölümlük çalışmamda, Atatürk sevgisi işleyen şiirime yorum olarak gelen düşün ve mütalaları alıntı cümleleri işleyerek yapılandırdım. Toplum hafızasında nesnel koşuların oldurduğu kişilik ve kimlikler; ya az bilinirdir, ya da hiç bilinmezdirler. Bu değerlerin,basit maksatlı fısıltı söylemlerle hemen değersizleştirilir olması sorunsalını ele aldım. Hem de halkın yatkınlık hafızasındaki, sanal oluşturulmuş, masal tutumlarla, menkibelerle yuğrulu, hayali uyduruk kişilikleri, ikili kıyasla ele aldım. Sanal hayali kahramanlar; Bardakçı Baba, Zaloğlu Rüstem gibi söylencelere halk, daha çok ve daha bir inanır, ve sahiplenir olmakta. Siz ne kadar anlatırsanız anlatın, bu onlarda kanaatlarının kolay kolay, değişmez oluşların, kıyaslanarak ironileştirilişi çalışıldı şiirimde. İkinci şiir çalışmamla da Osmanlının somut koşularındaki 4- 5 maddelik çıkarsama ile, Atatürk`ü Atatürk yapan ,tutumları anlatmaya çalıştım. Sürecek
Tavsiye Et :
Ekim
12
Kötülerin Kafasına Düşsem
• Mustafa Çetin • Hayata Dair Denemeler • 21 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ekim
12
Ekim
12
Pamuk İpliğine Asıldı Hatıralar!
• M.furkan Durgun • Hayata Dair Denemeler • 22 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
12
Ekim
12
Ekim
11
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 17
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 9 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
11
Ekim
8
Birine Abartı Duyarsanız Böyle Yazılır
• Bayram Kaya • Klasik Şiirler • 34 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
8
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 16
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 24 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
29
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 15
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 95 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
25
Harname Eşek Mektubu 2 (akısım)
• Bayram Kaya • Didaktik Şiirler • 381 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Mayıs
27
Haziran
26
Temmuz
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 3
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 171 kez okundu. • 1 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||||