Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 5
8 / 7 / 2008 Salı tarihinde Bayram Kaya tarafından eklendi, 99 kez okundu...
“Pekiyi de bu durum, neden 2 yıl sürdü. Esasen böyle kapsamlı bir savaş hazırlığı süresi hep böyle uzun mu olmakta? Kesin bir cevap zor. Ancak temel öz savunmanın yanında diğer, tamamlayıcı ve mutlak gereklerde hazır edilmeli idi. Bunlar, finansmana değin savaş silahları (mühimmat), yiyecek giyecek donanımı, yönetsel örgütleniş gibi unsurlar da, ...” Okuyucu Puanı ;
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 5Pekiyi de bu durum, neden 2 yıl sürdü. Esasen böyle kapsamlı bir savaş hazırlığı süresi hep böyle uzun mu olmakta? Kesin bir cevap zor. Ancak temel öz savunmanın yanında diğer, tamamlayıcı ve mutlak gereklerde hazır edilmeli idi. Bunlar, finansmana değin savaş silahları (mühimmat), yiyecek giyecek donanımı, yönetsel örgütleniş gibi unsurlar da, bu süreyi tayin etmektedir. Bizim öz hareket süremiz, aslında onca yoksunluk ve olanaksızlıklara rağmen, çok hızlı ve çabuktur. Gecikme, bizim, içinde bulunduğumuz durumun, nazikliğinden ötürü de, bir takım teredüde düşülmüş davranıştır. Durumun kendine özgü oluşudur ki bu gecikmeyi yapmıştır Ama hiç de gecikilimiş değildi. Aksine zamanla yarışılmıştır adeta. O günkü genel güncel konjonktürümüz göz önüne alındığında bunun nasıl başarıldığı bir harika düşündürüdür de. Türk kurtuluş hareketinde eğer varsa, tereddüte mahal yaratan hususlar şunlar olabilir. 1-Yıllardır yedi emininde iyi kötü yaşadığı, emrine amade ve matuf bulunduğu mülkü islam, peygamber ocağı ulü-l emir, Devleti Aliyesi dimdik olmasa da, görüntü ve cari olaraktan da karşısında ve başında idi. Eh şimdilik buda yeterdi, bir kesim için! 2- Bütün dünyevi ve uhrevi söylemleri, harfiyen uyguladığı, kendisi ile davranışını daima özdeşleştirdiği yapı, gözünün önünde idi. Bu yapı, emrine adeta boynunu kıldan ince ettiği yapı, otorite de, ayakta ve fetvalarını sürdüren duruşu ile, kendisinin nasıl davranıp, ne yapacağını söylüyordu! Boyun eğiş alışması; düşünsel ve davranışsal gereksinimleri için hazırda dururyordu, elde ve selamette görünüyordu. Kendisinden tutum almadan, davranamaz olduğu şeyhülislamlık; hazırda, halkın alışma ile yönlendirilir oluşunu ve alışmalarının halde sürdürmesinin berdevam oluşunu, elinde inatla tutuyordu. Bir kesim insanlarımız, bu buyrulma alışma rahatlığını sürmekteydi. Üstelik, bu buyruk; ""işgale karşı gelme"" diye, uyarısını bu güven verici yerden! düzenli telkin çağrısı olaraktan, alıyordu! Otoriteyi bir türlü sağlayamayan İstanbul Hükümeti`nin kolu, bunca “”direnme”” telkin çağrısını yaparken, kolu ile her yere, bir güzel uzanabiliyordu! Böylece, bir kısım insanımızın gönlü rahattı! Elbette bu tutumda olan, değerli, ümmetçiyapı bağımlılıklı insanlarımız, saltanat ve hilafetin kaldırılışından sonra, oluşan direnç karışı güç yapılanmasına katılacaktı. Kimi amade olarak, kimi bu yolun eğilimlisi olaraktan, malzeme olmaktan kendisini bir türlü kurtaramayacaktı . 3- Harap, gelişmemiş yurt köşelerinin, birbiri ile iletişecek yapısı yoktu. Ve bu tür iletişme alışkanlığı da yoktu. Esasen ümmettçi yapı, bu uyuşma pasifizesini, devletin tartışılmaz oluşu uyumasını, yüzyılların içinde ruhuna işlemişti . Ne gerekti! mevcut nizam, bunların güvencede oluşun garantisi olma kanı algılamasını, bir iyiyce, bu tebaa halka, kendisini benimsetmişti! Bu umursamazlık da ortak kararın oluşmasında bir olumsuzluk çiziyordu. Bu duygu kararlı bir insansal yapının, iki yıldan daha önce ortaya çıkmasını köstekliyordu. Ümmetçi yapılanma ve şartlanma, sizin vatandaş olurluğunuza çalışmaz. Siz onlara, ulül emre teslim olaraktan, onların ilahi iradeye göre! yönetişine, ram olacaksınız. Eğer, yanlış davranırlarsa, nasılsa Tanrı bunun hesabını onlardan soracaktı! Sizin bu inanınızı, onların da benimser olduğunu; bu inananızın aynısını onlarında bilir olduğunu biliniz. Bu nedenle yönetimin yanlış yapmayacağına inanmalı idiniz o kadar. İşiniz basitti, siz tatlı bir supolipi gibi, kendinizi, suyun (düzenin) ritimli hareketine bırakırsanız yeterdi! 4- Halkın ekonomik ve moral gücü de, durumu anlayıp geliştirmeye, ve eylem gücü koyma projeksiyonuna hiç müsait değildi. Bu hal de, büyük ümit kırıklığı verebilmekte idi. 5- 1908 harekatı ile başlayan çatışma ve gelişme, Balkan Savaşı ile sürmüş, Birinci Dünya Savaşı mağlubiyeti ile dinmeyip, daha beter olmuştu. Şimdi düşman, mahalle baskısı eda ile göz önünde idi. Düşman, kapıya çıktığında ilk karşılaşacağı komşusu olmuştu. Az şey miydi bunlar ? Bir yaşamın sindirp kaldıracağı bir yük müydü? Bunların bir muhasebesi yapılmış mıydı? Ya da bu muhasebe yaptırılmış mıydı? Tüm bu sayılan nedenler, hem tevahürce tereddüde mahal oluyor, hem tez davranmasını gerekli kılacak, çevre değişmelerindeki baskı farkını, bir değişme olarak yoğundan ahaliye yaşatmıyordu. Tüm bunlar öz halk hareketinin, dip dalgası tabir edilen, halk devinmesini bir türlü istenen kararlılıkta ve çabuklukta ortaya çıkaramıyordu. Dünya sürekli ve ani değişme içinde idi. Buna uyan ve buna uygun cevapları oluşturanlar, ülke olarak var oluyordu. Ama hilafetçi yapı ile bağı kesemeyen halklar, ikinci yaşına göre, üçüncü yaşının değişmeleri olan travmasını yaşayacaktı! Ve bunu sonradan da siyasileştirecek, ülkenin başına, gizli açık bir tutumu, demokrasi içinde yobazlığı bela edip, uzun yıllar sürdürüp gelecekti. 6- Halk genel olarak işgal altında olduğunu sanmayıp, durumun geçici olduğu zannı ile; bir sesiz dinler olma anlayışıyla, tez davranamazlık yavaşlığı içinde görünüyordu..................... Bu yeniye direniş ve yeni durumu gözlemleyişin en temel, en belirgin nedeni, alışmalardır. Alışmalarda; bir durum, pozisyonunu bozmadan, bir süre kendisi ile aynı kalır. Çevrenin bu aynı görünüşünü tekrar tekrar sürdürmesi, alışmadır. Aslında daima geçici olan bu durum, ulusların hayatında, gelip geçici bir an olan bu durum, kişisel boyutta düzenlilik ve istikrar algısı olmaktadır. Bu o kişiyi, halkı, toplumu ya da canlı organizmayı, güvende hissettiren, bireye kaygı vermeyen durumdur. Bir durum alışılan tutumda sapmayan durumdur. Eğer durumda bir sapma olursa, halk, birey organizma sapmaya tepki koyan hareketi tevahüren başlatır. Bir tekrar edişteki ufacık bir sapma, bireye hemen rahatsızlık verir. Kişinin titizlenip, dikkat kesilmesine neden olan, tutumu yaratır. Tek düze pozisyon, bir sıfır durum algılayışıdır. Bu sıfır noktası, kişinin kıyaslayabilmesi için, kişilerde referens noktası oluşturmaktadır. Bu kişinin kıyas eğilimliliğidir. Bu sıfır noktası, halk için, yeni durumun bir öncesidir. Yeniyi bu sıfır durumla kıyas ve refere eder. Buradaki bir sapma, tehdit algısı olarak algılanır ve alışmadaki sapmanın tedirginliğini, önce refleks tepki olarak ortaya koyarr. Sonra bilinçli tepkiyi karşı koyuşunu önlem olarak belirler. Örneğin; bir orman gezisinde kuş cıvıltıları bir müddet sonra sizi, vahşi ortamda bulunur oluşunuzdan uzaklaştırarak, ortama alışmanızı sağlar. Bir sokağın gürültüsü ve kalabalığı sizi, sıradan bir alışma ile tutumlar. Bunda hiç dikkat çekecek bir şey yoktur. Bu olağan durumun rahatlığı ile, rutin eyleminizi sürdürürsünüz. Bir süre sonra, bu alışma sizde kalabalığın ve kuş sesi cıvıltılarının farkına bile varılmaması durumunu yaratır. Ancak bu ortalama sesteki, Ya da; ortalama kalabalıktaki, bir artış ya da azalma, hemen bir dikkat çekilmesi olarak kendini bireye dayatır. Alışmanın rahatlığından, rahatsızlığın alışılamaması, sindirilememesi ortaya çıkmıştır. İşte öz dalga, dip dalga hareketi budur. Halk hareketi yavaşlığının temeli budur. Bu motifi düşman iyi bildiği için, halkın rutin alışmalarındaki sapma görüntülere izin vermez. Böylece işbirlikçiyi destekler. İşbirlikçi, böyle işgal altı bir durumu bile size olağan saydırarak, halkı sukunete çağırır. Direnişin oluşmaması da, düşman yararını sağlamış olan bir kazançtır. Ne varki farkında olmadığımız kalabalığın sokakta çekilmesini, Ya da ormanın birden sesizleşmesini, hemen fark ederiz. Bir önceki sıfır referans noktasından kayış, sapıştır bu. Bir farklılaşmayı hemen algılar, sesizleşmeye ve kalabalığın yok olmasına, telaş ve kaygı gösteririz. Bunun, hiç de hayra alamet olunamayacağına yorarız. Kalabalığın birden çekilir oluşu, alışmanın normal kıldığı eksenden, bir değersel sapış olarak bizde hemen fark edilir. Artık, alışmada oluşun güvencesi yerine, fark değerin verdiği endişeyi taşırız. Sürecek
Ekim
12
Ekim
12
Ekim
12
Ekim
11
Bir Dostun Ardından(sevgili Galip`e)
• Gülhan Teke • Kişisel Denemeler • 0 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
11
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 17
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 9 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
11
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 17
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 9 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
11
Ekim
8
Birine Abartı Duyarsanız Böyle Yazılır
• Bayram Kaya • Klasik Şiirler • 34 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
8
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 16
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 24 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
29
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 15
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 95 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
25
Harname Eşek Mektubu 2 (akısım)
• Bayram Kaya • Didaktik Şiirler • 381 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Mayıs
27
Haziran
26
Temmuz
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 3
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 171 kez okundu. • 1 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||