KuyrukKuyruko akşam meditasyonunu duşta yaptı. artık bırakmaya alışmıştı."ne olursa olsun, kendimi akıntıya bırakıyorum" diyordu içinden. eskiden son anda hep vazgeçer ve bilince geri dönerdi. korkardı. ne olacağını bilemezdi, çünkü meditasyon bittiğinde kendini farklı bir insanmış gibi hissettiği olurdu, hatta bazen başladığı yerden uzakta bulurdu kendini. tamamen bırakırsa ne olacağını kestiremediği için korkuyordu. o akşam ilk defa tam değişim gerçekleşti. gördüğü, dinlediği hayvanlarla da bağ kurmayı öğrenmişti uzun zamandır. ve onlar gibi hissetmeyi. ama onlar olmayı? bunu hayal bile edemezdi. bu akşam girmiş olduğu bilinç dışı yolculuk çok uzun sürüyordu, kendisi ne düşünüyor ne düşünmüyordu. nefesi azla idare ediyordu. bütün vücudu adrenalin dolmuş, ve inanılmaz bir özgürlük, ancak biraz da ürkeklik hissi yaşıyordu. bir köydeydi ama yine de ışıklar onu ürkütmüştü. ayakları yere çok hafif basıyor, bastığı yaprakların hışırtısını duyuyordu. onun yaklaştığını algılayan köpekler bas bas bağırmaya başlamışlardı. onların ne dediklerini anlıyordu. sokak köşesindeki karanlık patikaya hızla daldı. şimdi zifiri karanlıktı, ay yeni çıkmış, biraz olsun ortalığı aydınlatıyordu. en ufak ses dikkatini çekiyordu. ne olduğunu da görmeden anlıyordu. horozlar..daldaki bir kuş, bir kertenkele...sadece sesler kafasında görüntü oluşturuveriyordu. ondan sonrasını hatırlayamadı. ertesi gün beyaz çarşaflarının içerisinde çırılçıplak uyanmıştı. ama çarşaflar kırmızı kan lekesi olmuştu. vücuduna baktı, toz toprak ve derisinde bir sürü çizikler. özellikle karnında ve baldırlarında daha çok çizik vardı. ama hepsi çoktan kurumuştu. zihni öylesine berraktı ki. tuvalete gitti. diş fırçası..neden pembeydi? iyice yıkadı ve dişlerini fırçaladı. su kaynattı. çaya sıcak suyu kattı ve kumandayla televizyonu açtı. televizyon dışarıdaydı. haberlerde kayıp bir kampçı gençten bahsediliyordu. üç genç kampa çıkmış ve bir genç kamp yerinden uzaklaşmış fakat dönmemişti. kız "ona gitme demiştim.." diyere hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. arkadaşı " bir hışırtı duyduk, arkadaşımız el feneriyle peşinden gitmeye karar verdi. ben onu bir süre takip ettim, ama tek el fenerimiz vardı, ve ben...Esra`yı yalnız bırakmak istemedim. geri döndüm. onu gitmemesi için uyarmıştım halbuki. sabaha kadar onu bekledik ama gelmedi." kanalı değiştirdi. içinden "hep şok haberler. şu halkı da amma uyutuyorlar" diye geçirdi. bi sonraki de flaş haberler sunan bir kanaldı "flaş haber! çiftçinin ineğini NE ya da KİMLER parçaladı! birazdan!" zırt, reklam arası. aslında bu haber dikkatini çekmişti. kendine bir bardak çay koydu. karnı hiç aç değildi, ama çayın yanında bişey yese en azından, midesi ekşimezdi. aslında sigara da içmezdi ama canı acaip sigara çekiyordu. bakkala kadar gitti. kendine hiç bilmediği bir sigara markasından ve kurabiye almıştı. reklamlar da yeni bitmişti. hafiften ılımış çayıyla kurabiyeyi atıştırmaya koyuldu. televizyonda bir çiftçi "inekler çitlerin orda dolanırlar, ön iki bacağını bağlarız ki fazla uzaklaşamasınlar...zavallı hayvan, kimbiler neyle karşılaştı da kaçamadı." kamera hayvana yönelmişti. yerde ön bacakları bağlı yatıyordu. karnı deşilmişti. sabah sabah bu nasıl habercilikti böyle?! ama bunu ne yapmış olabilirdi ki? tilki yapamazdı. belki bir pars. ama insanlar yayıldıkça, anadolu parsının soyu da tükenmişti. bir anda başına keskin bir acı saplandı, ve karanlık bir görüntü geçti gözlerinin önünden. bir köpek saldırıyordu sanki görüntüde. yeniden...ve köpek ölüydü...yerde..iki büklüm. kimi zaman geçtiği yerler, yaşadığı olaylar en alakasız zamanlarda gözünün önüne gelirdi. "ket vurma" demişti pedagoji okumuş bir arkadaşı. "yeni şeyler öğrenirken, eskiler silinir, silineni ise o an tekrar yaşarız". ama bu teori ona inandırıcı gelmiyordu. çünkü onun bir sahneyi tekrar tekrar gördüğü olurdu. başka bir sebebi olmalıydı. odasına gitti. çarşaflarını toparlayacak ve yıkayacaktı. yastıkları kaldırdı ve onu gördü, orada öylece duruyordu: kanlı bir dana kuyruğu! dananın kuyruğu kopmuştu...ve dün gece kopmuştu. o koparmıştı.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
9
Kasım
4
Kasım
3
Temmuz
9
Haziran
18
Haziran
17
İkini Dünya Savaşı Sona Erdi
• Sıtkı Er • Başkaldırı Denemeleri • 200 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
5
Tepe 2 / Tamamlanmamış Bölümler
• Sıtkı Er • Fantazi Hikayeleri • 518 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Haritadan Kaybolmuş Bir Kasaba
• Sıtkı Er • Başkaldırı Denemeleri • 207 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
13
Nisan
30
Şubat
26
Nisan
9
Mart
21 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||