Dün işyerinde çok güzel bir seminer vardı.
Konusu LİDERLİK...
Ben konuşmacıyı dinlemeye her zamanki alışkanlıkla defter kalemle gitmiştim.
Güzel notlar aldım. Bu seminer benim çok hoşuma gitti doğrusu.
Konuşmacının konuya hakimiyeti, işindeki “ Liderliği ” müthişti.
Bunun için aldığım notları sizlerle paylaşmak istedim.
• Lider, pozitif yaklaşır.
• Lider, kutlamasını bilir, fark yaratır.
• Lider, risk alır. Risk aldığını gösterir. Yaşar, yaşatır.
• Lider, sezgilerine kulak verebilme yeteneği olandır.
• Lider, açık sözlü ve şeffaftır.
• Lider, samimidir.
• Lider, güven yaratmalıdır.
• Lider, eleştiriye açık “olgun boğa” olmalıdır. Eleştirilmek lideri geliştirir.
• Lider, enerjisi yüksek olandır.
• Lider, iyimserdir. çevresine iyimserlik yayar.
• Lider, ileriyi görebilmelidir.
• Lider, önce kendisini yetiştirmeli, sonra altında adam yetiştirmelidir. Liderin hayatının anlamı “altına adam yetiştirmek” olmalıdır.
• Lider, doğru insanlarla doğru işler yapar.
• Lider, altındaki insanlara özgüven kazandırmak için ödüllendirir ve takdir eder.
• Lider, “farklı insan” ı görebilmelidir. Liderin altında çeşitlilik olmalı, bu şekilde kendisini geliştirmelidir.
• Lider, karar alırken çok kişiden fikir alır.
• Lider, açık sözlüdür. Onu örnek alan pek çok kişi konuşmaya başlar. Böylece gereksiz toplantılar azalmış olur. Lider açık olursa altındakiler birbiriyle kaynaşır.
• Lider, ayırım yapmalıdır. Altındaki adamın ne beklediğini görebilmeli. Ona göre ayrıcalık göstermelidir.
• Lider, insanlar arasında seçim yapabilme kararlılığında olmalıdır.
* * *
Sonuç olarak:
-İyimser olmak,
-Kişisel ( kendisinin ve çevresinin) motivasyonu sağlamak,
-Soğuk kanlılıkla olayları kontrolu altına almak,
-Yeniliklere açık olmak, eski alışkanlıklardan kurtulmak, değişmek için “sebepler” i görebilmek,
-Hiç kullanılmamış farklı ve yeni fikirler üretebilmek,
-Geçmiş yerine gelecekten konuşmak,
-Sorun yerine çözümden konuşmak,
Liderin hayat tarzı olmalıdır.
Demişti konuşmacı
* * *
Şöyle çevreme baktığımda “Lider” göremediğimi fark ettim. Liderin hoşgörüsünden eser yoktu, en başta. Çevresine sevgiyle yaklaşan, çevresini kucaklayan yoktu. Açık sözlülük, şeffaflık fark edilmiyordu. Dün dedikleri işine gelmezse bir şekilde kıvırıp tekrar politikaya devam ediliyordu. Ekranlarda konuşurken gözlerini kırpmadan konuşması bende onun bir şeyler sakladığı veya yalan söylediği hissini uyandırıyordu, üstelik. Nasıl güvenecektim ?.
Güvenimi kazanamayan kişinin aldığı kararlar nasıl olacaktı.? Temizliğine güvendiğim lokantadan yemek yemeyi tercih ederken, daha ciddi devlet yönetimi konusunu teslim ettiğim “aşçıbaşı” nın midemi bulandırmasına engel olamıyordum.
Lider önce kendisini yetiştirmeli derken, altına adam yetiştirmeli derken kendiliğimden, Neerdeee , sorusu dudaklarımdan dökülüyordu. Bu nasıl kendini yetiştirmekti. Hoşgörüsü olmadan, sevecen olmadan, altındaki her fikri kucaklamadan nasıl lider olacaktı. Neyin lideriydi, bu ?
Liderin doğru insanlarla doğru işler yapması en gerekli olandı. Çevresindekilere bakınca al birini vur öbürüne, demeden duramıyordum. Nereden tutsam çürük malzeme elimde kalıyordu. Açık sözlü olamayan birinin alacağı kararlardan geleceği görebilmem mümkün değildi. Karanlıklar beni boğuyordu, adeta.
Bence lider omuzlara alınacak kişi olmalıydı. Oysa sadece omuzlara basarak, ezerek, azarlayarak lider olanlar meydanlardaydı. Bunu adı diktatörlük olmasındı, sakın ?
Sevecenlik, altındakilere değer verme, ödüllendirme, takdir etme olmadıktan sonra ne yapacaktım böyle lideri ? Altındaki çeşitliliği görüp, bu eleştirilerden kendisini geliştirme fırsatı yakalayamayan kişi, asla lider değildi benim için…
Atatürk’e hayran olmamak imkansızdı, işte. Atam, omuzlara alınan lider olmuştu. Çünkü gönüle girmiş, manevi birliği sağlamıştı. Onun maneviyatına laf söyleyenlerin, maddiyatla karıştırdıkları maneviyatlarından şüphe etmeden duramıyordum. Hele bu şekilde dindar görünerek politika yapanlardan hoşlanmam mümkün değildi. Allah inancı olmasaydı, sevgili Atatürk’üm bu vatanı kurtaramazdı.
Vatanı bu zayıf maneviyata getirenlere yazıklar olsun. Birlik ve beraberliği sağlamak yerine, beğenmeyen çekip gider şeklinde sokak ağızları lidere yakışmaz. Neye yakıştığını ben biliyorum. Sahi siz de düşünseniz bulursunuz.
Düşündüklerimi paylaştım.
Yazı Sahibi
Haluk Namdar tarafından 24.8.2007 tarihinde eklendi 1008 kez okundu.
Telif Hakkı Uyarısı
L İ D E R isimli yazı, Haluk Namdar tarafından 8/24/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Allah inancı olmasaydı, sevgili Atatürk’üm bu vatanı kurtaramazdı.
umarım atatürke Karalama Yapan Yobaz Dİndarlarımızda Bu Satırı Okumuştur en Azından Burayı... Yazı Çok Güzel Abi Yalnız Ne Kadar ÇEvreye Bakarsak Bakalım Liderlik vasfını O Büyük İnsandan Başkta Tam Anlamıyla Taşıyan Birini Bulamayızz... tebrikler....
"Kendime güvenim yok" diyen ziyaretçi okuruma cevabım:
Değerli okurum, insanın kendine güveni olması için
1.Kendini tanıması gerekiyor. Kendi kapasitesi nedir, bunu bilmesi gerekiyor.
2.Kendine güveni yıkan en büyük etken başarısızlıktır. Başarılı olmak özgüveni arttıracaktır. Başarılı olmak için bilgili olmak gerekir. Bilgi çeşitli kaynaklardan okuyarak, araştırarak, eğer öğrenciyseniz derslerinizi dikkatli çalışarak, öğrenerek kazanılacaktır.
3.Kendinle barışık olmalısın. En başta kendini sevmelisin. Kendi kendine , falanca bu işi başardıysa benim neyim eksik. Ben de başarırım, şeklinde telkinlerde bulunmalısın. Gerçekten de öyle. Bir şeyi başaranın sizden ne fazlası var ? Size Beyin'inizin olması yeter. Beyninizi gerektiği gibi kullanabilmek önemli.
4.Okuma-yazma ve konuşmayı geliştirmelisiniz. İmla kurallarına, vurgulamalara dikkat etmeli, nefesinizi iyi ayarlayarak konuşmalısınız.
5.Karşınızdakilerin gözlerinin içine bakmalısınız. Bu bakışlar hem karşınızdakine güven verir, hem de siz aldanmazsınız. Aldanmayan insan bilgisiyle o işin üstesinden gelecektir. Başarı da peşisıra gelecek ve böylece "kendine güven sepetine" bir elma(>tecrübe) daha atmış olacaksınız.
6.Başarıların sonucunda Tecrübeniz artacak ustalaşacaksınız. Usta demek zaten kendine güvenen demektir.
Sevgilerimle...
çok güzel bir yazıydı Haluk bey ,tebrikler..Atatürk ayrıca tüm malını mülkünü bu ülkeye bağışlamıştır..Şimdiki liderler ise maalesef ülkeye ait olanlarla ceplerini doldurmaktalar
Liderliğin sonradan kazanıldığı bir gerçek olarak kabul edilirse kaç kişi ciddi bir liderlik eğitiminden geçmiştir düşünmek gerekli..
Bende bazı liderlik seminerlerinde bulundum ve bunun ne kadar önemli olduğu her seferinde çok daha iyi anladım..
BAğrıyanık kardeşime... parayla yetiştirilen liderler SATILMIŞ demektir. SATILAN ADAMDAN LİDER OLMAZ... Hain olur...
Akbulut beyin dikkatine... Doğuştan lider olanlar, sadece fabrikatörün çocuklarından çıkar. Ona PATRON denir... Yine Türkçe olmayan cümlelere boğmuşsunuz. Anlayabildiğimm şu ki, siz beni ve sizi ayrı tutuyorsunuz. Allah'ın Kur'an-ı gönderdiği İnsan'dır ve bu makamı tek yaşayan Hz. Muhammeddir...
O, çevresindekileri İNSAN makamına davet etmektedir. Oysa hayvan makamını yaşayanlar, sadece kendilerinin dini anladıkları iddiasıyla, gönüle inmeden, kabuktan yaşayıp, hala cinsellikle, örtüyle, kadınla kafayı bozup, mide bulandırmaktadırlar. Sizin lider gördüğünüz kişiler gibilerinden bahsediyorum... Bu yazımı tekrar tekrar okuyun. Okuyamazsanız Türkçe sözlük kargoyla gönderirim... Para önemli değil... Hayrıma...
Haluk bey öncelikle bugün işyerime yaptığınız ziyaret için gerçekten çok teşekkür ederim. Yazınızı okudum. İlk bölümdeki lider sanırım toplumların zor dönemlerinde geliyor, hani derler ya 100 yılda bir gelir diye. İşte biz öyle bir lideri toplumdan uzaklaştırmak ve unutturmak yolunu tercih ederek karınlık bir yola doğru yol alıyoruz. Bu yolda bulunmamak adına bir kesime iyi bir toparlacıyı lider lazım. Ben ümidimi yitirmedim bir gün çıkacak. Yazınız için tebrikler.
Çok güzel bi konu ve güzel bir yorum...Bana göre ise günümüzde tek lider "para" .Parası olan konuşur, olmayan susturulur.Parası olan lidercikler yetiştirir ama sadece kendi emellerine hizmet edecek hizmetçi liderler.Yazık bize de çünkü bizimde bir liderimiz yok bir hizmetçi liderciğimiz var :)
Lider olunmaz; lider doğulur. Ve millet sadece lideri keşfeder. Önüne katar "liderimiz bu" der. Millet kabul etmedikten sonra lider vasfınız olsa bile "muvaffaka şenne tabaka olursunuz" der araplar ki doğrudur. Herkesin lideri farklıdır. Benim liderim bellidir tıpkı sizin liderinizin belli olduğu gibi. Değil mi? İnsanlığın lideri: nübüvvet halkasının son mührüdür O.
Güzel paylaşımınıza teşekkürler hocam. Yazıkki milletimiz köylü kafasını bir türlü bırakamamış, Atatürkü anlayamamıştır. İnanın çok kişi alttan alta ona karşı nefret duymaktadır. Bu nefretin hazin tarafı ise kendilerinin bile nedenini bilmemeleridir bence. Tabiki böyle cahil bir yapının başına bugünküler türünde liderler gelecektir. Aslına bakarsanız bunlara liderde denemez. Bunlar köpeksiz köyde değneksiz dolaşanlardır.
hayata geniş açıda bakan duruşunu bozmayan anlam katan anlamları hak ettiği yerde tutan can alıcı noktalarla katma değer oluşturan yaza kardeşimin mezkur tarife uygun yazısı.görebilene gizli yoktur öyle değilmi daha nediyeyim.