Levent İle Nilgünün Mutluluğu
leventin tek istediği evlenmek, güzel bir aile kurmaktı. o kadar şanssız olduğunu düşünüyordu ki. oysa ki iyi kötü bir işi vardı. evlenmiş olsa, evini geçindirecek durumdaydı.
bundan 4 sene evvel esrasını çok sevmiş fakat onunla evlenememişti. oysa ne çok sevmişti onu...
levent evlere boya badanaya gidiyordu. işini çok iyi yaptığı için ona iş veren çok oluyordu. memleketinden istanbula geldiğinde dayısının yanında kalmış, burada birkaç işte çalıştıktan sonra komşu teyzesi saniyenin evini boyadıktan sonra bu iş onun mesleği haline gelmişti.
artık kendi tuttuğu evde oturuyordu. dayısı ve yengesinin de yardımıyla ufak bir ev tutmuştu. tek sorunu yalnızlığıydı. yengesi ona birkaç kız göstermiş ancak olmamıştı. kiminde kız beğenmemiş, kiminde ise levent kızı beğenmemişti.
her seferinde "kısmet" deyip olmamıştı işte.
birkaç gün içinde büyük bir işhanının boyasına başlayacaktı. bu iş 3 ay sürer diyordu kendi kendine. bu işten alacağı parayla kendine küçük bir arsa alıp üzerine tek kat bir ev yapabilmek en büyük arzusuydu.
artık ekip çalışması yapıyordu. kendine göre bir ekip kurmuştu. hakkı bey bu yeni işinin patronuydu. işe başladıkları gün hakkı bey yanında 2 bayanla gelmişti. bunlardan biri belliki hakkı beyin arkadaşıydı. ya diğer bayan. gözü ona takılı kalmıştı. sapsarı saçları yemyeşil gözleriyle öylesine bir bakmış kafasını çevirmişti nilgün. nilgün hakkı beyin yeğeniydi.
istanbula okumak için gelmişti. bir sene sonra öğretmenlik yapacaktır.
levent, hakkı beyle yapılacak işleri konuşurken, nilgün ise etrafı geziyordu. hakkı bey o günden sonra sık sık gelmişti. ama nilgün yanında hiç gelmedi.
yaklaşık iki sene geçmişti. levent bu arada biriyle arkadaşlık kurmuş fakat ayrılmıştı.
yine yalnızdır. sıkılır olmuştur artık. memleketini de ne çok özlemiştir. hazır havalar da böyle güzelken memleketini gezmeye karar verir. 15 günlüğüne memleketi erzurum a gidecektir. gider de...
koklar güzel memleketinin havasını. "nicedir gelmiyordum" diye düşünür kendi kendine. oysa ki nasıl da özlemiş meğer.
yeğeni sacit ile oynamak ona büyük keyif veriyordu. sacit ilkokul 4 e gidiyordu. tam da okulların tatil olma zamanıydı. karnesini almaya amcası levent ile gider okula.
levent, sacit ile okula gittiğinde öğretmenini gördüğünde şok olmuştur. karşısında nilgün vardır. şaşırır, ne diyeceğini bilemez. sacitin durumunu sorar. nilgün onu ilk önceleri tanımaz fakat levent ona kendini hatırlatınca tanır onu. o da şaşırır. sohbet ederler biraz. ilk tayini buraya çıkmıştı nilgünün. levent onu gördüğüne o kadar sevinmişti ki. hayatında belki de ilk kez heyecan duymuştu. levent sanki onu kaybetmek istememezcesine nilgünle bir yerde oturmak ister. nilgünde kabul eder bunu. otururlar, konuşurlar.
nilgün konuştukça leventin daha çok şey anlatmasını istiyordu sanki. hoşuna gitmişti onunla konuşmak. belki de tanıdık bir yüzdü onu bu kadar mutlu eden. bilinmez ki..
levent ile nilgün o günden sonra birkaç kez daha görüşürler. leventin iş için istanbul dönmesi gerekiyordur. bunu nilgüne söylediğinde ise aldığı cevap onu çok mutlu etmiştir. nilgün okulların tatil olduğunu onunda istanbula gideceğini, eğer isterse birlikte gidebileceklerini söylemiştir. çok sevinmiştir.
birlikte istanbula dönerler. nilgün ailesinin yanına, levent ise işinin başına.
istanbul da da görüşmeleri devam eder. levent ile nilgün birbirlerinden çok hoşlanır olmuşlardır. bu arada levent evini değiştirmiş, daha büyük bir eve geçmiştir. aklında olan ev yapma hayali yerine bunu tercih etmişti. hem bu şekilde evleneceği kişiyle istedikleri evi alabilecekti.
levent ile nilgün yazı birlikte geçirirler. çok mutludurlar. yaz bitip de nilgünün erzuruma gideceği vakit ise levent aklından geçenleri açmıştı sevdiği kıza. nilgün hemen kabul eder leventin evlenme teklifini. birlikte çok mutludurlar.
levent kendini artık şanssız değil aksine çok şanslı hissediyordur. çünkü sevdiği kızı memleketinde bulmuştu. oraya gitmek için artık iki sebebi vardı. hem ailesi hem sevgili nilgünü.
nilgün görevinin başına gitmeden aralarında yüzük takarlar. artık ailelere her şey anlatılmış. her iki aile de bu işe çok sıcak bakmıştı. hele hakkı bey.
levent ile nilgün okullar açıldıktan sonra sömest tatili gelmeden düğün günü belirlerler. ve evlenirler. çok mutludurlar. tek sorun bir sene nilgünün yine erzurum da kalması gerektiğiydi. daha sonra nakil isteyebilecekti. ama katlanacaklardı artık.
nilgünün iki çocuğu oldu. levent ise işini artık şirket haline getirmişti.
ikisi de çok mutlu bir şekilde hayatlarına devam etmektedirler.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :