Mecazi Mahremler Dünyası
Her insanın bi`mahremi varmış bu dünyada.Kapısını kendisinden başka hiç kimsenin açamadığı,yalnızlığın ve özgürlüğün yaşandığı bir mahremi varmış.Bu yüzden değerliymiş zaten.Sosyal hayata çizilen kırmızı çizgilerle özgürlüğün ve yalnızlığın hudutları belirlenirmiş ve mutluymuş insanlar orada.
Kim ne der kaygısı yokmuş.Benliğini bulurmuş insanlar,alır karşısına konuşurmuş saatlerce kendisiyle.
Mecazi bir ütopyaymış adeta.
Ve düşlerle açılırmış kapısı.Maddesel dünya onlara dar geldiğinde Gayb`a bakarken kaybolurlarmış bir anda ve maddeleri arkalarında bırakarak yeniden doğarlarmış mecazi,küçük bir çocuk suretinde.
Yolculukları kesme taşlar üstünde emeklerken başlarmış.Düşler sokağının sakinleri bulurmuş onları ve 17 yıllık yaşam serüveni tekrar sürerlermiş önlerine ve mecazi çocuklar tekrar yaşarlarmış 17 yılı,kendi mahrem dünyalarında.
Ve artık özgürmüş onlar.Çünkü gözü kapalı yaşıyorlarmışdünyayı.Hiç bir şeyi görmüyor,hiç bir şeyi duymuyorlarmış ve özlediklerini yaşıyorlarmış hep.
Ve artık mutluymuş onlar.Kesme taşlar üstünde koşarken maşuklarını bulmuşlar bi`anda.Dünyadaki gibi değilmiş burası kaygısız ve tereddütsüz yaşanırmış her şey.
Her göz yaşını bir nedeni her kanayan kalbin bir merhemi ve her aşığın bir maşuğu varmış burada.
Ve zamana duyarsızmış bu ütopya.Her satır,her sütun bir rüya kadar kısa bir ömür kadar uzun olabiliyormuş.Mecazi çocuklar yeni güne gözlerini her açtıklarında bu ütopyada yaşadıkları her şey mahremlerinde,sınırsız özgürlüğün yaşandığı muammalarında saklı kalırmış ve kaldırırlarmış kırmızı çizgileri karışırlarmış sosyal hayata.
Hiç bir şey yaşanmamış gibi.