Medyaya Ahlakı Kim Öğretecek?
5 / 5 / 2008 Pazartesi tarihinde Şiari Genç tarafından eklendi, 191 kez okundu...
“Batının ahlaksızlığını nasıl aldık? Bunları bize kim öğretti, bu ahlaksızlığı bize kim dayattı ya da enjekte etti. Ahlaksızlık çeşitlerini tartışmak yerine, bu ahlaksızlıkları bize yayan gazeteler, dergiler, televizyonlar ve kitaplar aracılığı ile evlerimize kadar sokan medya üzerinde durmak gerekiyor.Çünkü “medya ahlaksız, vicdansız ve sorumsuz...” Okuyucu Puanı ;
Medyaya Ahlakı Kim Öğretecek?Batının ahlaksızlığını nasıl aldık? Bunları bize kim öğretti, bu ahlaksızlığı bize kim dayattı ya da enjekte etti. Ahlaksızlık çeşitlerini tartışmak yerine, bu ahlaksızlıkları bize yayan gazeteler, dergiler, televizyonlar ve kitaplar aracılığı ile evlerimize kadar sokan medya üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü “medya ahlaksız, vicdansız ve sorumsuz tavırlara yönelirse ne olur?” sorusu cevaplandırılması gereken bir soru olarak karşımızda duruyor. Ahlaksızlığın, matbaanın medyanın eline geçmesi ile başladığını söyleyebiliriz. Çoğunluğu sabataist oligarşinin yazarlarını barındıran bu medyanın yazarlarına bakıyoruz, hayattan, ahlaktan, felsefeden, coşku ve vatanseverlikten sınıfta kalmış, saçma sapan, salya sümük yazılar yazan ve asla bu milleti temsil edemeyen yazarlar. Medyanın, gazete ve dergilerin önemi, yumurta kapıya dayanınca daha net ortaya çıkıyor. Bu yüzden medyayı özellikle gazeteleri çıkaranların düzgün insanlar olması şart. Mesela hep anlatılan bir örnektir, Anadolu nun küçük şehirlerinden birinde 1960 lı yıllarda müftünün keçisi çalınır. O günlerde din düşmanlığı gemi azıya almış ve haber Hürriyet gazetesinin manşetinden “müftü keçi çaldı” şeklinde verilmişti. İşte size ahlak işte size vicdan. Eskiden gazeteler satıyor satıyor diye satılırdı. Şimdi ise veriyor veriyor diye satılmaya çalışılıyor. Nerdeyse tabak çanak verip gazete satmaya çalışıyorlar. Neden çünkü halk bunların yalan yanlış haber yazdıklarını fark etmeye başladı. Türkiye nin nüfusu her geçen gün artıyor ama gazete tirajları gittikçe düşüyor. Başta Milliyet gibi sözde köklü gazetelerin 20-30 bin satıldığı ama tirajını çok göstermek adına 500-600 bin basıldığı sektör içinde konuşulan başlıca konuklardan biri. İşte ahlak dışı yayınların bu tip gazeteleri getirdiği yer burasıdır. Batıdan ahlaksızlık almamak da pek mümkün değildir. Çünkü demokrasi tanımının içinde ahlak yok. Demokrasi tanımını ne kadar zorlarsanız zorlayın içinden eşitlik, özgürlük, bağımsızlık ve insan hakları dışında bir şey bulamazsınız. Bu kötü bir şey mi? Elbette evet. İçine ahlak kelimesi eklenmiş bir demokrasi kötümüdür? Hristiyan ve Yahudi ruhban sınıfının yani beleşçi din adamlarından o kadar çok çekmiş, engizisyonlarla ateşe atılmış, klise vergisi adı altında haraca bağlanmış Avrupalının, demokrasi içinden laiklik adı altında dini, sonrada ahlakı çıkarması aslında normalde karşılanabilir. Eskiden medya denince akla ahlak gelirdi. Elbette ki bizim kültürümüzün ahlak kelimesinden bahsediyoruz. Batının “ahlak” kelimesi yerine, bize dayattığı “etik” diye bir kavram var, şu etik, bu etik değil diye cümle içinde kullanır dururlar. Tercüme edilirken ise “ahlaki” diye tercüme edilir. Oysa etik “kural” demektir. Batılı ya da batıcı bir birey “şu etik değil” derken, “bu bizim kuralımıza uygun değil” demek istemektedir. Medyamızda sıkça duymaya başladığımız bu kavram hem iç hem dış siyaset konularına değinilirken sık sık kullanılır olmaya başladı. Eskiden dış siyaseti büyükelçiler, tarihçiler yazardı. 1930 lu yıllara bakarsak bunu net olarak görürüz. Bu elçiler medya aracılığı ile dış siyaset konusunda vatansever, ahlaklı ve dürüst yazılar yazarlardı. Bu yazılar dış siyasetimizi özetler ve yeni açılımlar sunardı. Oysa bugün dış siyaset ile ilgili yazıları İlnur Çevik diye bir mason yazıyor. İlnur Çevik in babası dünyaca ünlü bir mason olan İlhan Çevik idi. İlnur Çevik, Irak ta Kürtlerle inşaat işi yapıyor ve Yahudi asıllı George Soros destekli “Daily News” adlı bir dış siyaset gazetesi çıkarıyor. Bu gazete başta Türk dış siyasetini ve arka planda Ortadoğu siyasetini yazıyor ve sözde derin tahliller ekliyor. Şimdi bu adamın çıkardığı bu gazete ne kadar ahlaki olabilir. Kuzey Irak ile ilgili tüm yazılarına bakıyoruz, kendi inşaat şirketlerinin devamlılığı üzerine kurmuş. Ya da “Daily News” gazetesini okuyan Türk dış siyaseti hakkında ne öğrenebilir? Adam Türk dış siyasetini kendi amaç ve çıkarları uğruna kullanıyor ve bu dergi masonların gayreti ile tüm dünyada “Türk dış siyasetini belirleyen başlıca kaynak” olarak gösteriliyor ve ilgili herkese nerdeyse bedava gönderiliyor. Bu sadece dış siyaset konseptinde ele alınacak bir konu. Şimdi içerdeki medyamıza, yazarlarımıza bakalım. Bu janjanlı yazarlar lehimize ne yaptı ve neler yazdılar? Yunanistan ile Ege kıta sahanlığı hakkında ne yazdılar, Ermeni meselesi hakkında ne dediler, PKK konusunda, Kıbrıs konusunda, komşularımızla ilişkiler adına, AB kriterleri konusunda ne yaptılar? İşsizlik konusunda, insan hakları ve bağımsızlık veya ekonomi de ne yazdılar? Yazdıklarına bakıyoruz; tamamen ABD ve İsrail in menfaatleri ön planda, “Türk ordusu kuzey Irak a girmesin,” “pkk kampları bombalanmasın” gibi, “Ermeni konusu”, “301 davası” gibi ne varsa, batıcı bir ağızla kusuyorlar. Biraz ahlak, biraz vicdan ya da kendi vatandaşlarına karşı biraz sorumluluk olsa bu medya yazarlarında, bizim kültürümüzü aşağılamayı kendilerine şiar edinmezlerdi. Medyanın önemi işte burada ortaya çıkıyor. Yazar denilen güruh halkına doğruyu anlayabilecek şekilde vermek zorundadır. Oysa bakıyoruz Kurtuluş savaşı sırasında çıkan gazetelerden bile daha iptidai/ilkel/primitif bir düşünce arka planı sunmak gibi bir dışa bağımlılık acziyeti içindeler. Çünkü geçmişe, biraz yakın tarihimize bakarsak medyanın önemini çok daha iyi görürüz. Örneğin bizi Araplarla düşman etmek için bu topraklarda, Arapların bizi arkadan vurdukları yalanını yıllarca yazdılar, Lübnan ın işgali sırasında yakalanan Lübnanlı lider Nasrallah ın yerini Türk istihbaratı söyledi yalanını gazetelerinde büyük puntolarla yazarak bizi kardeş Lübnan ile düşman ettiler. Yine bizim medya diye bildiğimiz içimizdeki Amerikancı basın 1967 yılında 6 gün süren ve İsrail in sözde zaferi ile sonuçlanan tarihi “6 gün savaşlarını” bizim medyamız nerdeyse bayram diye verdi. Diyarbakır da İran uçakları durdurulup aranıyor diye yalan yazanlarda yine bu medya. Amaç bu coğrafyada yaşayan halklar ile aramıza nifak sokmak. Bunu da Amerika dan İsrail den aldığı emirlerle yapıyorlar. Yine bu medya Sibel can ın Gülben ergen in bilmem hangi medya maymununun resimlerini renkli yaşamlarını, cafcaflı hayatlarını, evlerini, arabalarını, ahlaksızlıklarını, konuşmalarını halkın gözünün içine içine günde defalarca, en işlek saatlerde sokuyor. Dünyanın her tarafında sanatçılar işgallere haksızlıklara zulümlere karşı konserler verdiler, “savaşlara hayır” dediler yüzyıllarca, İsrail i kınadılar, Amerika yı, İngiltere yi. Ama bizim bu medya seçkini sanatçı bozuntularının bir tanesi çıkıp İsrail i, ABD yi kınamadı, savaş hakkında tek bir kelime etmedi. Binlerce çocuk ırak ta, Filistin de, Lübnan da, Afrika da ölürken bunlar kalkıp dansöz oynatacak kadar ahlaksızlaştılar. Bunların bir vicdanı, bir kalbi bu topraklara bir sorumlukları hiç olmadı, olmayacakta. Medya kendi seçtiği ve kendisi gibi ciğeri beş para etmez sanatçılarla kol kola girmiş ahlaksızlığı televizyon ekranından ve magazin köşelerinden halkımıza enjekte etmeye çalışıyor bu sırada milyarlar kazanıyor. Batının her hali ile bizi aşağılaması yetmezmiş gibi bizim dediğimiz sanatçısı, medyası da kültürümüzü, halkımızı aşağılıyor. Bunu yüzyıllardır yapıyorlar. Çünkü bunlar Siyonist ayetlere iman etmiş, Yahudi olmayanı insan olarak görmüyor kabul etmiyor. Örneğin çokça bilinen Discovery Channel adlı bir belgesel televizyonları ve National Geopraphic diye dünyaca ünlü bir fotoğraf dergileri vardır. Dergi mesela yaklaşık 100 yıldır yayınlanıyor. En kaliteli kuşe kağıda basılır. Bu dergi ve belgesel kanalları tıpkı Yahudi tefeci George Soros gibi nereye girse orada bir kargaşa, bir savaş çıkarır. Bu yayın organlarının çalışanları adeta bir ajan, bir casus gibi çalışır. Peki ne yapar bu dergi ve TV ? Gittiği yerlerin sözde fotoğraflarını çeker, dağlarını, ovalarını, ağaçlarını, bulutlarını çeker. Bunlarla ilgili haber yapar. Bunlar Afrika da insanlar açlıktan ölürken, iç savaşlarda birbirlerini katlederken yine dağları, ovaları, nehirleri çekip yayınladılar. Sanki orada hiçbir şey olmuyormuş gibi sanki orayı batı sömürmüyormuş gibi yazdılar, fotoğrafladılar. Yüzyıllarca Afrika lı fakir ve çıplak kadınların göğüsleri çıplak fotoğraflarını yayınladılar, onları aşağıladılar, oysa bu dergi bir tek çıplak batılı beyaz kadını çekmemiştir. Pakistan a gidiyor iç savaş kan gövdeyi götürüyor, baş sayfada yeşil gözlü bir Pakistanlı kadın ve gözlerinden söz eden bir makale. Savaş ile ilgili tek kelime yok. Etiyopya da bu derginin çektiği fotoğraflara bakıyoruz, aç çocukların ellerinde sözde Fransızın, Almanın, İtalyanın verdiği yemeğe uzanan kaşıklar, sadece fotoğraf ve görüntü veriliyor. Oysa bu kaşıklar orada ölen insanların kemiklerinden yapılmış, bunu görüyor ama yazmıyor, göstermiyor, orada ölenlerin batının bu coğrafyayı sömüren politikaları olduğunu biliyor ama söylemiyor. Sanki bu coğrafyalar siyasetsiz, insansız, kültürsüz, medeniyetsiz ve duygusuz. İşte medyayı ele geçiren batının, insana bakışı ve ahlaksızlığı bu şekilde, medyayı bir silah gibi kullanarak köle düzenini yayma girişiminin en üst düzeydeki örneğidir bu. İşte batının, medya aracılığı ile bize de, bu coğrafyaya da, bu kültüre de bakış açısı budur. Buna karşı bizim yazar diye geçinen tayfamız ne yapıyor? Bunlara göz yumuyor. Oysa yazar diye tanımlanan kişi aynı zamanda “aydın” kişidir. Aydın kelimesinin tanımı nedir, aydın “çatışma olmasın” diye çabalayan insandır. Aydın “çatışma olmasın” diye yazan, didinen kişidir. Oysa bakıyoruz bizim yazarlarımıza köşelerinde kan kusuyorlar. Bu yazarlar maalesef gençlerimizi bu tavırları ile militarist bir hale getirip akıl hastası yapıyorlar. Yazar köşesinde yüksek insanlık değerleri olan; fikir nedir, namus nedir, vicdan, ahlak nedir, sorularına cevap verecek tarzda yazılarını yönlendirmiyor ya da yönlendiremiyorsa orada büyük bir sorun var demektir. Oysa ülkede kavga etmeye hazır insanlar, gruplar var. Bunları sakinleştirecek, ortak değerlerimizi, yumuşak ve itidalli davranışları kim yazıp okunmasını sağlayacak, kim tatlı bir dil ile derdimize merhem olacak yazıları kim yazacak? Elbette bu medya, bu gazeteler, bu insanlar yazacak. Ama bakıyoruz maalesef bunları anlatacak, yazacak nerdeyse bir tek El-aziz gazetesi kalmış. Neden? Olayları tahlil edecek tanımlayacak doğru dürüst yazarı olmayan binlerce gazete piyasada, magazin ahlaksızlıkları ve Sibel canın Gülben ergen in selülitleri ile uğraşıyor, Serdar Turgut adlı başyazar Pazar günü 400 milyona yediği Fransız yemeklerini anlatıyor köşesinde, Bekir coşkun, bir diğer başyazar, yıllarca köşesinde sözde hayvan sevgisi adı altında ölen köpeği “pako” nun hikayelerini, şiirlerini yazdı, Güneri Civaoğlu Fransız şarap kültürünü, Hıncal Uluç ve benzerleri manken hikayeleri yazdılar. Bıkmadan usanmadan yazarak üzerinden beslendikleri ülkeye ve bu aziz halka hakaret ettiler. Bizim komşularımız ile ilgili, halkımız ile ilgili, kültürümüz ile ilgili bir sorunda bu medyaya bakmak lazım; bu medya nerde duruyor? Halkımızın mı yanında, yoksa İsrail in mi? Böylece ahlaksızlığı kimin nereden aldığı ve nasıl yaymaya çalıştığı sorusunun cevabı da kısaca ortaya çıkmış olur. Yıllar önce Güneri Civaoğlu ve ekibi milliyet gazetesi adına İsrail e davet edilmiş ve İsrail in son teknoloji ile donatılmış tanklarını tanıtan bir semineri gazetesindeki köşesinde ballandıra ballandıra anlatmış, İsrail tanklarını öve öve bitirememişti. O gün, bu tankların aslında barışçıl amaçlar adına yapıldığını gülücükler dağıtarak anlatıyordu. Burada yerimiz dar, İsteyenler milliyet gazetesinin internet sitesinin arşivine girip bakabilir. Tüm bunlar göz önünde iken geriye dönüp baktığımızda Erbakan ın niçin “önce ahlak ve maneviyat” diyerek yola çıktığını bir kez daha anlıyoruz.
Tavsiye Et :
Ağustos
10
2008 Güney Osetya Savaşı
• Sezer Çalışkanoğ • Siyasi Makaleler • 120 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
8
Ağustos
1
Ağustos
1
Paraşüt Yerine Sırt Çantasına Sarılmayın
• Bahattin Gülyuva • Siyasi Makaleler • 93 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
31
Kansız Oldu! Birinci Cumhuriyeti Gömdük Netekim!
• Gürkan Adam • Siyasi Makaleler • 169 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mayıs
5
Yıl 2020 Kızım 18 Ben 47 Yaşındayım
• Şiari Genç • Toplumsal Makaleler • 209 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
5
Adım Adım Armegedon26 Temmuz 2006 Çarşamba
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 104 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
5
Mayıs
3
Amerika Can Çekişirken Asya`nın Dirilişi
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 73 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
3
Köksal Toptan Akpnin Yeni Genel Başkanı mi Oluyor???
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 92 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
1
Milli Güç Oluşturmak ve Onu Maharetle Kullanmak
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 792 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
1
Türkiyede 2007 Nin En Önemli 2 Olayı
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 553 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
21
Kirli Derin Devlet Sabataist Cunta ve Mason Localarıdır!
• Şiari Genç • Siyasi Makaleler • 495 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
1
Yeni Hedef Bilim Adamları Öldürülüyorlar mi?
• Şiari Genç • Bilimsel Makaleler • 394 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
4
İşte Aya İrini’nin Camiye Çevrilmeyişinin İbretlik Hikâyesi
• Şiari Genç • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 382 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||||||