Meksika İneği
3 / 7 / 2008 Perşembe tarihinde İlayda Sevinç tarafından eklendi, 174 kez okundu...
“Sıcak bir gün. Ben Meksika’da yaşıyorum. Babamlar çiftçi. Bir köyde yaşıyoruz. Tavuklarımız var. Ben onlara bakıyorum. Okula sadece kışın gidiyorum. Ama zaten okula gitmeyi sevmiyorum. En sevdiğim ders tarım ve hayvancılık. İtiraf edeyim, o ders olmasaydı okula gitmezdim. Çünkü tarım ve hayvancılıkta alacalı Meksika ineklerinden bahsediliyor. O ...” Okuyucu Puanı ;
Meksika İneğiSıcak bir gün. Ben Meksika’da yaşıyorum. Babamlar çiftçi. Bir köyde yaşıyoruz. Tavuklarımız var. Ben onlara bakıyorum. Okula sadece kışın gidiyorum. Ama zaten okula gitmeyi sevmiyorum. En sevdiğim ders tarım ve hayvancılık. İtiraf edeyim, o ders olmasaydı okula gitmezdim. Çünkü tarım ve hayvancılıkta alacalı Meksika ineklerinden bahsediliyor. O yaratığa bayılıyorum. İlk Meksika ineğini bir değirmende görmüştüm. Tam bir alacalıydı. O günden sonra hep alacalı Meksika ineği isterim. Biraz sonra babam beni zenginlerin gittiği bir pazara götürecek. Ben orada yetiştirdiğimiz mısırlardan satacağım. “Hadi gelin sinyoralar, hadi gelin sinyörler süt mısırı bunlar, gelin!” Akşam olmak üzere. Mutluyum. Çünkü para kazandım. Alacalı ineği almak için 400 peso kazanmam gerek. Ama daha 132 pesom var. Herkes kedi, at falan seviyor. Ben neden inek seviyorum?Çok merak ediyorum. İnşallah yarın tavuğum yumurtlar. Amin...! Sabah çok erken kalkarım. Yoksa işleri yetiştiremem. Çünkü hava çok sıcak oluyor. Tanrım inanamıyorum. Sabah gök gürültüsüyle uyandım. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Ama zaten tavuğum Alacalı yumurtlamadı. Biraz sonra yeniden uyurum. Hadi iyi geceler ya da iyi sabahlar... Ah olmaz bu kadar ya, ne biçim tavuksun sen? Bildiğim tavukların hepsi yumurtladı, fakat sen... Hala yağmur yağıyor. Meksika’da bu kadar yağmur yağmaz ama olsun. Annem bana sesleniyor. Acaba ne diyecek? Anneme isyan ettim. Yoksa beni okula gönderecekti. Ama ya, bugün sevdiğim hiçbir ders yok ki! Zaten gitmem. Bizim buradakiler, yani bütün arkadaşlarım annelerinin sözünü dinler. Ama ben... Neyse, ısrar etmez galiba. Ben de sıkıldım zaten. Tavuğum Alacalıya yumurtlama dersleri verecektim. Hadi ıkın kazım, hadi Alacalı ıkın...! Tanrım, kısır bir tavuk mu verdin bana? Yaşasın! Sonunda yumurtladı. Hem de iki tane. Tanrım üç aydan beri uğraşıyorum. Sonunda... “Anne tavuğum yumurtladı..!” “O kadar uğraştın ama, tabi yumurtlayacak.” “Evet anne” dedim. Sevincimden okula gittim. Okul bize uzak. Giderken değirmenden geçiliyor. Yani alacalı Meksika ineğini görebilirim. İnşallah, amin... Yine gördüm alacalıyı. Tanrım müthiş bir yaratık! Acaba değirmenci niye bana kötü kötü bakıyor? Aman tanrım, yoksa bu ineği kurban mı edecekler? Bizim buralarda adettir. Kendilerine göre önemli olan her durumda mutlaka birşeyler keserler. İnşallah çok acımaz. Peki değirmende ne işleri var? Şimdi ağlayacağım. Malesef okula geldim. Tadım kaçtı. Geri döneceğim. Of yahu böyle olmaz. Eyvah öğretmen gördü mü acaba? Yok, görmemiştir. Neyse hemen tabanları yağlayayım. Babam bahçede beni elma toplarken gördü. Yine zengin pazarına gideceğim. Buranın zenginleri beni çok sever. Elmamı, mısırımı pahalıya almak isterler. Eh, cazibeme kapılıyorlar! Geldik. “Sulu ve taze, gelin buyurun sinyoralar, sinyörler...” Of be, otuz peso daha kazandım. Yani yüz altmış iki pesom oldu. Şans bu ya, yerden de beş peso daha buldum. Demek ki yirmi yaşında alacalı Meksika ineğim olabilir. Uykum var, biraz sonra yatacağım. BİRKAÇ YIL SONRA Artık onyedi yaşındayım. Mutluyum, huzurluyum. Tavuğum tanrının rahmetine kavuştu. Tam iki yıl önce bunu da not edecektim, ama zamanım kalmadı. Şimdi yazıyorum. Ne fark eder? Sonunda yazdım ya. Zaten bunamıştı, her yeri tuvalet olarak kullanıyordu. Bir adama verdik, ondan beş ay sonra da öldü. Fakat hala alacalı Meksika ineğim yok. Tamam, dört yüz pesom var, ama zaman o kadar acımasız ki, alacalının fiyatı bin pesoyu geçti. Yani yine sıkıntılıyım... Annemler yarın bir sürpriz yapacaklarmış, şey, benim doğum günüm de... Geçen doğum günümde alacalı bir kedi aldılar. Adını doğal olarak Alacalı koydum. Tanıştırmak isterdim, ama şimdi kız tavlıyor. Ne de olsa erkek... ne biçim hediye bu, bir türlü gelmedi...! Uyuyorum, iyi geceler. Saat sabahın dördü. Meraktan uyandım da. Dur bakayım zil çalıyor. Galiba hediyem geldi. Babamın durumu iyileşince annemi balayına irlanda’ya götürdü. Hediyeyi oradan, kargoyla gönderecek. Ah kedim geldi. Şu işe bak, o bile merak ediyor. Pardon ben zili unuttum. Hala çalıyor ve adamın biri “kargo geldi” diye bağırıyor. Hediyem geldi. “Evet, buyurun. Ne istiyorsunuz?” “Hediyeniz geldi. Ahıra koydum” dedi üniformalı görevli. Bahşiş verdim ve gönderdim. Heyecanla ahıra gittim. Delikli, iki metre boyunda, kırmızı bir paket. Aynı zamanda kıpırdıyor. Toparlandım. Tam açacakken inek gibi bir ses çıkardı. Fakat daha ince. Yani bu bir buzağı olabilir. Paketi açtım. Yine de inanamadım. İçinden alacalı Meksika buzağısı çıktı. Fakat büyüyünce işler değişir. Daha yürümeyi yeni öğrenmiş, küçük bir alacalı. Titredim. Bana uzun uzun baktı. Sonunda ellerimi yaladı ve sanki bana gülüyordu. Artık bir ALACALI MEKSİKA İNEĞİM var...! Mutluyum... Bir işim var. Veterinerim. Evlendim ve bir kızım var. İneğimin yavrusu var. Hayata, ineğim ve kızım için daha iyi bakıyorum. Para durumumuz iyi. Ama en önemlisi sağlık...
Tavsiye Et :
Meryem Özkan yazıyı tebrik etti...
Yusuf Albayrak yazıyı tebrik etti...
İlayda Sevinç yazıyı tebrik etti...
Eylül
25
Eylül
20
Manolya ve Papatya Çiçeğinin Kavgası
• Perizat Aktaş • Çocuk Hikayeleri • 107 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
20
Eylül
19
Eylül
14
Ekim
10
Ekim
8
Eylül
29
Eylül
25
Eylül
23
Eylül
23
Ağustos
1
Temmuz
3
On Bir Yaşında Bir Yardımsever
• İlayda Sevinç • Anı Hikayeler • 395 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Temmuz
3 |
![]() |
|
||||||||