Mendilci
26 / 6 / 2008 Perşembe tarihinde Ecem Çevikdil tarafından eklendi, 158 kez okundu...
“Pencereden bakıyordu Mustafa her zamanki gibi. Sabahın yedisiydi ve okula giden çocukları izliyordu. Altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğuydu. Okula gitmek istiyordu diğer yaşıtları gibi ama babası izin vermiyordu ona. “Çalışmalısın” diyordu. Çaresiz boyun eğiyordu kaderine. Yüzüne inen bir tokatla silkindi Mustafa. “Ne yapıy...” Okuyucu Puanı ;
MendilciPencereden bakıyordu Mustafa her zamanki gibi. Sabahın yedisiydi ve okula giden çocukları izliyordu. Altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğuydu. Okula gitmek istiyordu diğer yaşıtları gibi ama babası izin vermiyordu ona. “Çalışmalısın” diyordu. Çaresiz boyun eğiyordu kaderine. Yüzüne inen bir tokatla silkindi Mustafa. “Ne yapıyorsun lan sen burada? Git sat mendillerini para getir eve para!” diye gürledi babası. Maraton başlıyordu yine. Apar topar çıktı evden. Kıştı, hava buz gibiydi. Ayakkabısı delik, montu yoktu. Üzerinde abisinin eskimiş bir kazağı ve yırtık bir pantolon vardı. Sabahın donduran ayazında nefesiyle ellerini ısıtmaya çalışıyordu. “Mendil alır mısın abi?” diye sordu karşıdan gelen ilk adama. Aceleci tavırların çığlığında incecik sesi duyulmadı bile. “Mendillerim var, mendilci…” diye bağırmaya başladı kocaman bacakların arasında. Kimse dinlemiyordu onu. İşe yetişmeleri gerekiyordu. Soğuktan az da olsa korunabilmek için bir telefon kulübesine attı kendini. Çok üşümüştü. Sesi bile donacaktı neredeyse soğuktan. Hasta olmamalıydı. Küçük kız kardeşi kanserdi ve onun tedavi masraflarını karşılamaları gerekiyordu. Bir abisi, üç ablası vardı. Ablaları görücü usulüyle evlendirilmiş, az bir miktar da olsa başlık parası alınmış ve küçük Yağmur’un tedavisi için kullanılmak üzere bir köşeye saklanmıştı. Abisi bir otomotiv firmasında çıraktı. Arabaları tamir ediyorlardı. Annesi de evlere temizliğe gidiyor, bir günde üç ev temizlediği bile oluyordu. Babası ise kâğıt topluyordu. Öyle günler geliyordu ki ekmek alacak paraları bile olmuyordu. Aklındaki düşünceleri çıkarıp işe çıkması gerekiyordu. Belki mendillerden kazandığı paraları biriktirip bir boya kutusu alır, ayakkabı boyacılığı yapardı. Duyuyordu çocuklardan daha çok para varmış o işte. Daha bir hırsla sarıldı işine. “Mendil alın… Abla mendil alsana… Abi mendil…” hep yarım kalıyordu cümleleri. Hayatı yarım kalmıştı. Hoş, hiç başlamamıştı onun için hayat. Akşam olmak üzereydi ve henüz on tane mendil satabilmişti. Etse etse bir lira kar ediyordu. Bu neye yeterdi ki? Dayak yiyecekti yine babasından. Eve eli boş döndüğünde babasının da gözü dönüyordu. Akşam olmuştu. Mendilleri ceplerine doldurdu, evin yolunu tuttu. “Bunlar ne be? Akşama kadar aylak aylak dolanıyorsun sokaklarda!” “Vurma baba! Canım acıyor…” Gözyaşlarıyla beraber çocukluğu eridi Mustafa’nın. Bir sene sonra Yağmur ölünce daha da çok dayak yemeye başladı. Ne yapsa yaranamıyordu babasına. Oysa babası Mustafa’ya yaranabilmek için tek bir şey bile yapmıyordu. Evlat hasretiyle annesi de yataklara düşmüştü. Abisi askerdeydi ve evin bütün sorumluluğu onun üzerindeydi. Her gün aynı şeyler tekrarlanıyordu. “Bunlar ne be? Akşama kadar aylak aylak dolanıyorsun sokaklarda!” “Vurma baba! Canım acıyor…” *** “Mendil alın… Mendilci…”
Tavsiye Et :
Barış Öztürk yazıyı tebrik etti...
Ömer Faruk Atabek yazıyı tebrik etti...
Kenan Ege yazıyı tebrik etti...
Deniz Tok yazıyı tebrik etti...
Fatma Kahraman yazıyı tebrik etti...
Meryem Özkan yazıyı tebrik etti...
Çiğdem Bekar Abilov yazıyı tebrik etti...
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
7
Eylül
6
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
2
Yetenek Sınavı Günlükleri (2 / Son)
• Ecem Çevikdil • Hayata Dair Denemeler • 43 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ağustos
31
Ağustos
30
Mayıs
25
Ağustos
2
Ağustos
31 |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||||||||