Murathan Mungan ve Ben
Koşmaktan çekiniyordum.Pazar sabahı ya ortalık sakin tam koşmaya müsait ama etraftaki erkekleri görünce koşamıyor koşar adımlarla yürüyorum. Bütün gece heyecandan uyuyamamışım ama heyecanla beklediğim an geldi derken yanlış anlamam yüzünden `o an` uzuyor.
Aylar önce gazeteden kesip yapıştırmışım haberi dolabıma:
‘’Murathan Mungan, yeni çıkan “Kadından Kentler” adlı kitabının tanıtımı çerçevesinde gerçekleştirdiği Türkiye turuna devam ediyor. Murathan Mungan, 11.05.2008 Pazar günü Amasya’ya geliyor. Murathan Mungan, 11.05.2008 Pazar günü yeni kitabı “Kadından Kentler”i Serhat Kitabevi ve Halk Eğitim Merkezi’nde kendi sesinden okuyacak.’’
Bu güzel haberi okuyup da bir yazma okuma düşkünü ben durur muyum?heyecanla bekledim bugünü.Ama ne oldu haberde aynı saat için 2 yer geçiyordu aksilik ya ben önce yanlış yere gittim kapıların kapalı olduğunu görünce koşar adımlarla afişte yazan diğer yerin , Halk Eğitim merkezi’nin yolunu tuttum. Ama o kısa yol uzuyor her adımda kalbim çarpıyordu.Bir sevgiliyle buluşur gibi...Tam köprüye yanaştım işte o zaman anladım hayal değil gerçekti.Bir kaç dakika sonra sesinden öykü dinleyip onunla konuşacaktım.
Demeyin ki Remziye ne bu heyecan;ben yazmayı öğrendiğim günden beri `yazar olmak` istiyorum.Yazar olacağım demiyorum ,iyi yazıyorum demiyorum ama bu benim sevdiğim hayalini kurduğum iç içe olmak istediğim bir alan `sanat ve edebiyat` İşte çocukluk hayallerim olduğundan bu çocuksu heyecanım...
Vesselam giriyorum Halk eğitim merkezinden içeriye.Standdan iki kitabını alıyorum biri ziyaret sebebi ‘’Kadından Kentler’’ diğeri ‘’Omayra’’
‘’Omayra, bu adı verdim sana
ve mevsimleri bütün anlamlarıyla’’
şiirini bilirsiniz…
Alıyorum kitapları oturuyorum ön sıralara.Salonda 20 kişi anca var zaten organizasyon pek duyulmamıştı ve insanlar da buralarda ilgili değiller böyle şeylerle maalesef.Hemen geliyor Murathan Mungan üstünde deri mont var , kulağında küpe. Yaşına taş çıkarıyor gülümsemesi karizması…Doğrusu ömrümde bu kadar karizma adam görmedim.Sonra söyleşi başlıyor neden 16 kent?, neden Amasya? sonra öykülerinden bahsediyor,Kendi sesiyle AMASYA’DAKİ TEYZE öyküsünü okuyor.Öylesine naif bir ses büyüleyici bir tını..Sorularımız olup olmadığını sorunca durur muyum hemen sorumu soruyorum :
-Kitabınızda 16 kent var ve 16 dan fazla kadın profili,bu kadar kadın kimliğini çıkarmak zor olmadı mı?
O da cevap veriyor:
-Hayır zor olmadı ama önemli olan etkileyici bir öykü olması,sonuçta herkesin bir öyküsü var.
İmza verme işlemi başlayınca 3. sırada bekliyorum heyecanla.yanına gidince adımı soruyor
Ben :
-Önce bir şey söylemek istiyorum, çok heyecanlıyım. Bütün gece uyuyamadım,bir aydır gelmenizi bekliyorum. Ben burada ‘sınıf öğretmenliği’ bölümünde okuyorum.Aslında kendi çapımda bir şeyler yazıyorum.Hatta küçükken sorulan ‘büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ sorularına ‘ yazar’ derdim ama nerdeee… falan dedim
O da içtenlikle:
-Daha gençsin olur tabi dedi.
Sonra ben telaşla devam ettim:
-Hani şiir okurken her şiirde kendimizi bulamayız ama ben sizin bütün şiirlerinizde kendimi buluyorum, gece nöbeti şiirinde
‘’iyi ol
sağ ol
uzak ol’’
diyen ben oluyorum.Sanki ‘Gece ve müzik’ şiirinizde kağıt kalemin başında yazan benim. ‘Yalnızlık’ şiirini okurken o yalnızlık çelişkisini yaşayan benim,yaşamasam da benim
diyorum.
O da
- Ne güzel işte kendini başkalarının yerine koyabiliyorsun dedi.
Kitabımı imzalarken düşünmeden
–Benim için özel bir şey yazar mısınız diyorum
O da
- Özel bir şey yazmam için tanışıyor olmamız gerek yoksa samimiyet olmaz değil mi?
dedi beni kırmadan,kırılmadım tabi ama sanırım kendimi ‘yazarlık hayalinde olan bir yazan’ olarak oradakilerden farklı hissettim bir an.Elbette o da haklıydı içinden gelemeyecek bir cümleyi bir yazara yazdıramazdım.Aldım imzalı kitaplarımı teşekkürlerimi sunup koyuldum yoluma…
Çok şey vardı söylemek istediğim,çoğunu söyleyemedim ne ona ne buraya..Güzel bir gündü…