kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Muson Yağmurları

19 / 6 / 2008  Perşembe tarihinde Ozan Akgül tarafından eklendi, 149 kez okundu...

“Size nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Öncellikle buranın gizemini ve insanı rahatlatan havasını teneffüs etmenizi rica ediyorum. Önünüzde duran çiçekler peony ağacını ait. Daha önce gördünüz mü? Anladım, ama ilk karşılaşınca insanın ruhu şenleniyor. Ben böyle hissetmiştim. Mönüye baktınız mı? Ben somon balığını tercih edeceğim. Rokayla harika bir...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Ozan Akgül

Ozan Akgül







Muson Yağmurları


Size nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Öncellikle buranın gizemini ve insanı rahatlatan havasını teneffüs etmenizi rica ediyorum. Önünüzde duran çiçekler peony ağacını ait. Daha önce gördünüz mü? Anladım, ama ilk karşılaşınca insanın ruhu şenleniyor. Ben böyle hissetmiştim.



Mönüye baktınız mı? Ben somon balığını tercih edeceğim. Rokayla harika bir ahenk oluşturuyor. Demek balık sevmiyorsunuz. Hemen et çeşitlerini sunsunlar size. Ben bu arada konumuza geçeğim. A tabii ki kırmızı şarap, az kalsın unutuyordum.



Mesleğimi hakkınla yapabilmek için çok uğraştım. Özgünlük kavramını kendime ilke edindim. Ama yanılmışım. Özgün olmak, bu meslekte dışlanmak anlamına geliyormuş. Evet, öyle bakmayın bana, tüm meslektaşlarım özgünlük ve tarafsızlık adına çalışırız derler, lakin bunun inandırıcılığının en alt sevilerde olduğunu siz benden dahi bilirsiniz. Yıllarınızı işinize adarsınız, topluma hizmet etmek en önemli çıkış noktasız olur, sonun da ne olur beyefendi biliyor musunuz? Peki ben cevap vereyim, birilerinin piyonu olursunuz. Sizi kullanan o kara eller mat hamlesini yapmak için bile piyonu sona saklarlar; vezirleri, atları, şahları hep geridedir, unutmayın önemli olan onların hayatta kalması, piyonlar yok olmuş çok mu önemli? Haddi mi aştıysam özür dilerim, size satranç öğretme çabasında değilim.



Bakar mısınız şu ahenge, roka nasıl da örtmüş balığın üzerini. Sanki bir moda geçidi izliyorum. Bu cümbüşe saatlerce bakabilirim, tabii karnım aç olmasa.



Size sorularımı sormadan önce birkaç şeyden söz edeceğim. Sizde mesleğinizde yılları devirmiş birisiniz. Tereciye tere satma niyetim yok, yanlış anlamayın. Bizler sadece gözlemlerimizi, insanlarla paylaşmak ve cevaplanmamış sorunların yanıtlarını bulmak için çabalarız. Bizim dünyayı kurtarma çabamız yoktur. Ama kurtaranlara destek olmakta görevimizdir. Sizler kararları alırsınız, bizlerde dünyaya duyururuz. Bazıları için bu kararlar mutluluk getirirken, bazıları da umutsuzluğun içine gömülür. Tabii ki beyefendi, size de hak vermiyor değilim. Her insanın istediğini gerçekleştiremezsiniz. Sizler en iyisini seçer ve uygularsınız. Bundan hiç kuşkum yok. Aslında kuşku denilince aklıma Descartes gelir. Şöyle der kendisi: “Kuşku duymayacağım tek bir şey vardır. Kuşku duyduğumdan kuşku duymamamdır.” Karışık mı geldi kelimeler? Kafanızı karıştırmak istemem, anladım demek ki felsefeyi sevmiyorsunuz. Özür dilerim ben yanlış anladım, Descartes’i sevmiyorsunuz. Felsefeden konu açılmışken, yine felsefenin ve psikolojinin ilgilendiği “korku”dan da bahsetmek isterim. Merakımdan soruyorum, siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Anladım… Yani yüzyılın bir modası diyorsunuz. Aslında haklısınız, korku bir moda oldu çıktı. Korkmadan yaşayan bir insan görmek nerdeyse yok gibi. Ama bu konuda yine bir alıntı yapmadan edemeyeceğim. Umberto Eco’yu bilir misiniz? Okumadınız mı? Neyse ama ismini duymuşsunuz, o da yeterli bence. Kendisi şöyle der: “İnsan zihni kendi dünyasını belirler.” Yani küçük bir çocuğun kendi hayalinde oluşturduğu canavarlardan korkması gibi, yetişkinler de kendi hayalinin ürünü olana, bunun hayal ürünü olduğunu bilseler bile inanmayı sürdürürler. Çok haklı dimi bunları zikreden kişi. Bence de öyle. Çünkü hep kendi kuruntularımız bunlar. Kim gelip zorla zihnimize korkuyu yerleştirecek, haklı değil miyim?



Konumuza dönmek istiyorum. İlk başta da dediğim gibi size konuyu nasıl açacağımı bilemiyorum. Öncellikle çalıştığım kurumun gizlilik ilkesine saygı duyduğunuz için size minnettarım. Son zamanlarda “Yeni Dünya” politikanız konuşuluyor. Çok fazla detaylı bir açıklama yapmadınız bu konuda. Yeni bir politika olduğundan zannedersem. Evet, yanılmamışım. Peki biraz yüzeysel de olsa sorularıma cevap verirseniz çok sevinirim. Hem kendi adıma, hem de meraklananlar adına. Teşekkür ederim; sizin toplum önceliğine duydunuz hassasiyeti bir kez daha anlamış oldum. Yeni Dünya plânınızın daha doğrusu politikanızın kapsamı tam olarak nedir? Hım, kapsamlı oldu demek bu sorum. O zaman şöyle sormak isterim, yeni kelimesinden de anlaşılacağı gibi eski olanı ortan kaldırmak gerekiyor, öyle değil mi? Değil demek… O zaman bir evrimden söz ediyorsunuz. Bu da mı değil? Peki siz tanımlayabilir misiniz, rica etsem. Anlıyorum… Düzenlemek… Peki bu düzenleme işlemini yaparken mutlaka zarar görenler olacaktır. Sizde haklısınız. Geneli düşünmek lazım, ufak bir zümreyi değil. Çalışmalarınıza nereden başlamak istiyorsunuz, yani kastettiğim şey şu: Yeni Dünya’nın başlangıç noktası neresi olacak? Tahmin etmiştim. Peki Doğu’yu, batılaştırma sentezi mi, yoksa Doğu’yu kendi kültürü içinde iyileştirme durumu mu? İkisi de değil demek… Yenilemek diyorsunuz, anladım.



Size bir şey önermeme izin verin. Çin tatlısını öneriyorum. Çok hafif ve lezzetli. Tamam o zaman, hemen siparişimizi verelim.



Tatlıları beklerken söyleşimize devam edebilir miyiz? Teşekkürler…



Siz, bir basın kuruluşuna verdiğiniz demeçte şöyle diyorsunuz: “Muson yağmurları, insanoğlunun kendine verdiği zarardan daha fazla zarar veriyor.” Haklısınız galiba. Biraz bu konu hakkında bahsede bilir misiniz? Çok iyi anladım sizi. Muson yağmurları yılda yüzlerce kişinin hatta fazlasının ölümüne yol açıyor. Şehirler harap oluyor, evler yıkılıyor… Peki asıl sorum şu: Muson yağmurlarıyla temizlenip yenilenen şehirler mi yoksa insanlar mı? Demek saptamamı beğenmediniz, yanlış anlaşıldıysam affedin beni.



Beğendiniz mi tatlıyı? Evet, burası harika beceriyor bu işi. Haftada en az iki gün gelip yerim. Zamanınız kısıtlı demek. Anlıyorum, zaten bende birkaç soru daha sorup bu güzel söyleşiyi üzülerek sonlandıracağım.

Bu politika sizin eseriniz mi? Tahmin etmiştim. Dünyayı kurtaracak bir çalışma bu. Peki Yeni Dünya için ne kadar daha beklememiz gerekecek. Çok uzun değil demek. Bu çalışma sürecinde şeffaflık politikası izleyecek misiniz? Haklısınız, sonucu görmek daha iyi olacaktır.



Çocuklarımızın huzurlu bir hayatta yaşaması gerçektende önemli bir şey. Bizler günümüzde insanlık adına yararlı çalışmalar yapıyoruz. Doğa zulüm ederken, bizler canlıyı koruma çabasındayız, sizler sayesinde. Beyefendi size şunu söyleyebilirim ki meslek hayatımda yapmış olduğum en iyi söyleşilerden biriydi. Hem dünya için umutlarım arttı, hem de sizin gibi değerli birinin bunları bizlerle paylaşması beni sevindirdi. Bir yazarın lafı aklıma geliyor, ismini hatırlamıyorum, bir romanında şöyle diyor: “O köprüden geçmek istemiyorum. Her geçişimde sanki biri kendini denize bırakacakmış gibi geliyor. Sonra ben onu kurtarmak için denize atlayacağım. Kurtara bilir miyim, bilmiyorum. Ölümle de tanışabilirim. Ama suya atlamasam ömür boyu vicdan azabı çekerim.” Fakat siz, gözünüzü kırpmadan kendinizi Muson rüzgârlarıyla çalkalanan okyanusun üzerine bırakıyorsunuz. Bu bir erdem beyefendi, her insan da bulunmayan bir vasıf.



Demek peony çiçeğini beğendiniz. Uzak doğuda çok sevilir. Size bulabileceğiniz yerlerin adreslerini verebilirim. Batı çok seviyor Doğu’nun figürlerini, yemeklerini… Ben de seviyorum. Siz de mi? Harika ortak bir noktamız çıktı demek. Beyefendi, sizinle bu güzel yemek eşliğinde yaptığımız söyleşiyi unutmayacağım. Tekrardan minnetlerimi sunmak isterim.



Lütfen önden buyurun. Bakın sol taraftaki dükkânı görüyor musunuz? Bir Hintliye ait. Orada peony çiçeğini bulabilirsiniz. Rica ederim efendim. İnşallah yeniden böyle bir fırsatı yakalarım. Size politika hayatında başarılar diliyorum. Saygılarımla efendim.





Ozan AKGÜL
Haziran,08



Telif Hakkı Uyarısı Muson Yağmurları isimli yazı, Ozan Akgül tarafından 19.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik İnci Soylu yazıyı tebrik etti...
tebrik İnci Soylu yazıyı tebrik etti...
Hatice Engin
Hatice Engin / 20.06.2008
Sofra nefis donatılmış,sohbet de iyiydi.Sahi peony çiçeğini nerde bulabilirim adresi tekrar eder misiniz?


Ekim
10
Sessizlik
Mustafa ÇetinYaşamdan Hikayeler • 42 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Ekim
10
Çuval Şaşırdı!
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 39 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ekim
10
Kabirde İlk Gece (23)
Seyit UzunYaşamdan Hikayeler • 60 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
10
Beyoğlu Beyoğlu Ooof Beyoğlu (v)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 18 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
10
Kayıp Yazar Devam/ 13
Lutuf VeliYaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
16
Geri Verin!
Ozan AkgülKlasik Şiirler • 48 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Eylül
11
Gitme Vakti
Ozan AkgülAşk Hikayeleri • 223 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Unutulmayan Hazan
Ozan AkgülAşk Hikayeleri • 207 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
25
Hayata Tutunma Biçimi
Ozan AkgülAşk Hikayeleri • 183 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
11
Ruh Üşümesi
Ozan AkgülAşk Hikayeleri • 245 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
23
Pişmanım
Ozan AkgülMektup Hikayeleri • 473 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Aralık
30
Kırmızı Kutu (yeni Yıl!)
Ozan AkgülHayata Dair Denemeler • 304 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
14
Hayal Köşkü
Ozan AkgülYaşamdan Hikayeler • 295 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
27
Yağmurda Ağlayanlar
Ozan AkgülAşk Hikayeleri • 293 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Nisan
1
Korku
Ozan AkgülYaşamdan Hikayeler • 263 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Muson Yağmurları, Muson Yağmurları hikayesi, Muson Yağmurları hikaye, Muson Yağmurları nedir?, Muson Yağmurları hakkında bilgi, Muson Yağmurları hikayeleri, Ozan Akgül hikayeleri, Muson nedir, Muson hikayesi, Muson hikayeleri, Yağmurları nedir, Yağmurları hikayesi, Yağmurları hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Armut Dersen Çıkmam!

Erol Sunat
Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!

Sezer Nişancı
Elmalarla Armutlar Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Horoscopes | Unsecured Loans | Loans | Online Advertising | Remortgages | Gazlıgöl | Saat