Nakşeden İzler (anı Roman 20)Nakşeden İzler (anı Roman 20)Yoksa yalnızca ismen tabelalaşmak, hiçbir anlam ifade etmez, bir saç levha olarak, hava şartlarına göre sallanmak, kişiliksizliktir. Direnç ve mukavemetini sahibinin pekiştirdiği vida ile sağlamak, güneşte solmak, rüzgârda yıpranmak, yağmurda paslanmak ve dolayısıyla, tabela olmak! Manadan yoksun, estetiği sinesinde taşımayan, cazibesi kalmayan, mahalle çocuklarının taş atma hedefi sayılan ve sadece kuşların konaklama yeri olan bir tabela. Başka bir ifadeyle; Kendine dahi faydası dokunmayan, yaşadığı hayattan yılan ve bıkan ve hatta korkan ve o nedenle de sürekli güçsüz ve zayıf kalan. Çaresizlikten şaşıran, güç bulmak için içkiye, esrara sarılan, fakat her geçen gün kaybolan, herkesin acıdığı, kınadığı, kaçmaya çalıştığı ve hatta yitip yuvarladığı bir belirsizliği taşıyan, kimlikli tabela. Ve kaybolmuş fakat bulunan, lakin okunamayan bir kimlik, ne işe yarar ve ne çare olursa, ancak o kadar faydası dokunan ilkesiz, mesnetsiz, hedefsiz ve o nedenle de belirsiz bir hayatın tabelalaştığını düşünün. Hatırlayın, değil mi günü birlik yaşadığımız bu hayatta, karşılaştığımız, şahit olduğumuz, fakat çare olmaktan uzak kaldığımız ve yinede hala bu belirsizliklere kapı araladığımız... Bulunduğumuz çevrede, katıldığımız etkinliklerde, kimlik sorunu her zaman karşımıza çıkmıyor mu, bu sorunlar, fertlerin problemi değil mi? Her insan, üzerine düşen sorumluluğun farkında olsa, keyfiyet ve mecburiyeti ayırsa, toplu olarak yaşanılan mekânlarda, saygı ve duyarlılık ön plana çıksa, egolarımız bir müddet rafa kalksa, kimliğimizden ne eksilir? İştirak edilen veya bulunulan ortama müspet ve kabul gören katkımız olsa, fedakârlık ve anlayış öncelikli olsa, daha iyi olmaz mı, bunlar yapılamaz mı, düşünen insanlar bunu başaramazlar mı? Yeter ki samimi olalım, kendimizi avutmayalım, neyi niçin yaptığımızın farkına varalım, neticesinin muhasebesini bir yapalım. Hayat devam ediyor ve o nedenle de, neslimizin geleceğini katiyen unutmayalım, elimizden geldiği kadar katkıda bulunalım, yanlışa adettir, töredir diyerek uymayalım ve uygulayana yardımcı olmayalım. Taklitten sürekli mukallit olmaktan oldukça kaçınalım, bunları uygulamak çok mu zor, başarılamaz mı, bunlara alternatif olacak pozitif yenilikler yapılamaz mı? Bunları önemsemediğimiz vakit tekâmülün, terakkinin, sosyal açılımların ne anlamı kalıyor şöyle bir samimi düşünelim. Değer yargılarımız, değişmez sandığımız, mümkün görmediğimiz, hayrete düştüğümüz onlarca örf hızlı değişim sürecinde dumura uğradı. Sormadan, ne derler acaba demeden, mali yönümüzü düşünmeden, geleneklerimizi önemsemeden, küreselleşme adına öyle bir değişim yaşanıyor ki! Ulaşım, koordinasyon ve teknolojik yenilikler sebebiyle, mıknatıs gibi adeta seni, sana bırakmadan çekiyor, direniyorsun, gücün kalmıyor, takatsiz kalıyorsun acındırıyor. Bizler yeniliklere ve değişime hazırlıklı olamadığımız veya anlamadığımız için, bir süre tepki göstersek de, netice değişmiyor, yani bir şekilde kabul ediyoruz, kullanıyoruz ve uyguluyoruz, dolayısıyla müeyyidelerimizi bu şartlara göre tespit etmek zorunda bırakılıyoruz.. O zaman demek ki, zemin ve sıhhat şartları incelenerek, sosyal dengeler gözetilerek, yöresel asabiyetler terk edilebilir. Onun yerine daha güzel, evrensel oluşumlara paralel olarak, konunun ön yargısız, bilgiyi tarafsız kuşanmış, halkı için ilim yapmış, toplumunu dışlamamışlar… Milletini iyi tanımış, milletinin tarihini özümsemiş, gelişimini sosyolojik olarak incelemiş, halkının tepkisini, kutsallarını ve dünyadaki mevcut değişimi ve bu sürece katkıda bulunan ülkelerin, gerekçelerini ülkesi adına tahlil edenler… Sathın stratejik temayüllerini, en güzel biçimiyle inceleyerek tespitler yapmak, ayrıca ve en önemlisi de, tarihin ibret derinliğinden ivme kazanarak gayret edenler… Toplanan bilgileri ve oluşan projeyi, insanı, çevreyi ve ekonomiyi bilen uzmanlar kurulunun tartışmasına açmak, adına uğraşanlar… Sempozyum, panel, açık oturum ve anketlerden oluşan, araştırma, etüt, inceleme ve çözüm üretme merkezlerinin kararlı ve tarafsız olarak denetimlerini artırmak, ayrıca bu merkezlere daha fazla yatırım yaparak, imkânlarını çoğaltmak, için çalışanlar… Bu oluşuma halkın katkısını ve katılımın takibini yaparak, reaksiyonu ve aksiyonu sükûnetle tahlil ederek, mukayese etmeyi başaranlar… Tespit edilen, halk yardakçısı yaklaşımları ve tahrik unsurlarını, ayrıca arşiv oluşturup değerlendirerek, ortaya çıkan projeyi mihenk nedeni saymak… Ülkenin cumhurbaşkanı, devletin başı olması nedeniyle; Bu teşekkül edilecek kurulu, o makama bağlayarak atama, görevden alma yetki ve sorumluluğunu bırakmak. Meclisin bu kurula olan ilgisi ve katkısı oy bakımından referans sayılarak; Muhtarların ve belediye başkanlarının, yatırım ve inceleme konusu projelerini özellikle seçmelerini sağlamak ve cazip projeye katılım zeminini oluşturmak ve bu konunun önemine vurgu yapmak asıldır. Sürekli düşünmek, irdelemek, muhakeme etmek ve çözüm üretmek bireyler için tabi olan hasletlerdir. Bende tabi olan ne varsa onları yapmak istiyorum, farklı bir şey değil, dolayısıyla her kez yapıyor benimde yapmam gerekiyor diyemem. Düğün hazırlıkları olanca hızıyla devam ediyordu, düzen düzmek için öz mesture ve tesettür giyim ismi ile çalışan mağazalardan ihtiyaçları aldık, mütevazı olarak elimizden ne geliyorsa karşılıklı konuşarak düzen işini anlayışla hallettik. Davetiyeleri bastırdım, çerezleri aldım, her işe ben koşturuyordum, mali yönden son derece kısıtlı bir bütçem vardı. Öyle ki, gelin konvoyu için tuttuğum taksilerin parasını ödeyecek durumda değildim, onun için gün evveli taksi durağına giderek ön anlaşmamı ve ödeme programını konuşmuştum. Hülasa eğer ben evlenirsem, evlenemeyecek hiç bir insan tanımıyorum demiştim, daha zorunu görmediğim için. Çünkü yük tamamen benim üzerimdeydi, o günlerde Cenabı Hakkın yardım ve inayetini her zaman gördüm. Düğünde yemek verilecekti, onun hazırlıkları ve malzeme alımları yapıldı, nihayet her bir hazırlık tamamlanmış, yeni çıkan sorunlar son derece hızlı biçimde çözüme kavuşturuluyordu. Düğün herhangi bir salonda değil, evimizde yapılıyordu, yemeklerde arka bahçemizde dizilen masalarda ikram ediliyordu. Bacılarım, yakın akrabalarım mutfak işlerini gayet güzel götürüyorlardı, seri olarak yemeklerini yiyenler kalkıyor, diğer misafirler oturuyorlardı. Kına gecesi dini motiflerle yapılıyordu, karşı komşumuz Ağırnaslı Ahmet amcaların evine misafirler alınmıştı. Hacı kılıç cami imamı Veli hoca ve düven önünden hastane caddesine dönüşteki solda bulunan cami imamı Mehmet Gacır hoca ile beraber ilahiler, kasideler ve sohbetlerle devam ediyordu. Bizim evde hanımlara tahsis edilmiş, orda da benzeri uygulamalar yapılıyordu, sülalemizde ve mahallemizde ilk defa böyle farklı bir düğün olgusu gelen misafirler tarafından görülüyordu. Alkol yoktu, çalgıcılar bulunmuyordu, nara atmak, güç gösterisi yapmak, bay, bayan karışık oturmak ve oynamak imkânı yoktu, oldukça sakin ve sükûnetli geçiyordu. Kınalar geldi dualarla yakıldı, sağdıç ve arkadaşlarım sağ olsunlar görevlerini ihmal etmediler, her zaman fedakârlık gösterdiler. Nisan ayının dokuzuncu gününde, düğün konvoyu hazırlıklarını tamamlamış olarak ayrılmışlardı, ben evde kalmıştım. Bacılarımdan büyük olan Hayriye ablam, gelininin koluna girerek ve babasından teslim alarak şehir turu yaptırmışlar. Nihayet konvoyun korna sesleri uzaklardan duyulunca, annem ve diğer yakınlarım karşıladılar ve gelinlerinin koluna girerek içeriye aldılar. Ben bahçenin kenarında duruyordum, pür dikkat bir vaziyette etrafı, oluşumları kolluyordum. Aynı zamanda uzaktan bakarak, orda bulunmanın heyecanını, keyifli bir şekilde deruhte ediyordum. (devamı Nakşeden izler 21)
Telif Hakkı Uyarısı Nakşeden İzler (anı Roman 20) isimli yazı, Mustafa Cilasun tarafından 14.03.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Kasım
29
Kasım
28
Kasım
27
Kasım
25
Aralık
4
Anne Kalbi Hissedişlerimiz Seninle!
• Mustafa Cilasun • Anne Şiirleri • 13 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
2
Gözyaşlarım Seni Anıyor Anne!
• Mustafa Cilasun • Anne Şiirleri • 47 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
1
Aralık
1
Ne Kalmıştı ki Artık Geriye!
• Mustafa Cilasun • Sitem Şiirleri • 14 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
28
Mayıs
24
Haziran
11
İslamiyetten Önce Arap Yarımadasında Kurulan Devletler
• Mustafa Cilasun • Tutku Denemeleri • 2203 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Nisan
13
Kasım
27
Nihat Sami Banarlı`nın Türkçe`nin Sırları Adlı Eseri
• Mustafa Cilasun • Eğitim Makaleleri • 1995 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Nisan
4 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||