Nasıl Anlatmalı Nasıl Öğretmeli?Nasıl Anlatmalı Nasıl Öğretmeli?Paz 30.12.2007 22:41Birbirlerinden uzak sanki hiç tanışmıyorlarmış gibi öylece bakınıyorlardı. Gecenin bir dağın en tepesine örtüğü gizem gibi içlerine akıtıyorlardı tüm kırgınlarını. Aynı dili konuştukları zamanlar, her geçen yeni bir gün ile, yeni bir yaşanan kasırgayla çoğalıyordu. Bir çocuğun farkına varmadan attığı çığlıkların, bir gün ansızın, bir anda ağzından dökülen "anne" yada "baba" demeye başlaması gibi günbe gün farklı yaşamların, farklı hayatın kahramanları olmaya başlıyorlardı.. Ve en nihayetinde de; aynı çatının altında, aynı sofrada, aynı yatakta iki yabancı gibi gündelik rollerini oynamaya başlamışlardı. Konuşmak iyi bir çözüm, yaraları iyileştirmenin en kolayı, en doğrusuydu.. Bunu yapmayı ikiside çok istiyordu ama olmuyordu, olamıyordu. Kelimelerin anlamları yerlerini değiştirmiş, zaman içinde yaşadıkları ikisinide içinde aşılmaz duvarlar örmüştü. Avuçlarından kayan huzuru bir türlü yerine koyamıyorlar, öylece bir köşeden bir filim şeridi gibi izliyorlardı, başlarına gelenleri.. Bir anda ağızdan çıkan, sarf edilen keskin dil, dönüşü / telafisi olmayan yaralara bırakmıştı ve ancak geçen yılların ardından alabilcekleri yolu bir anda kestirmeden ulaşmışlardı. Aynı ten, aynı beden, aynı sevgide- değişen hayat koşulları, değişen roller, değişen ideallere düpedüz yeniliyorlardı, işte... Ah! bir tartışmadan, başlarına gelen olaylardan birirlerini sorumlu tutmadan hareket etmeyi öğrenebilselerdi her şey ne kadar kolay olacaktı.. Kadın onu ilk tanıdığında, genç olmasına rağmen çok yorgundu.. Onu tanığında sonbahardı..Aslında kadın sonbaharı hiç sevmezdi ama onunla kışa girmek bile güzel olmuştu, sihirli bir değenekle.Sevgisini hemen en derinine aldı. Çünkü onda hep aradığı huzuru, aynı zamanda hiç kimsede yaşamadığı güveni buldu. Başını omuza yaşlayıp, hep merak ettiği güvenin nasıl bir şey olduğunu öğrenmeye çalıştı. Sevginin, birlikteliğin sarhoşluğuna bıraktı kendini. Kadının artık tek amacı vardı oda sevdiği adama kulluk etmekti... Kadın koca bir nokta ile hemen yepyeni bir hayata başladı. Başrolde sevdiği adam ve kendisi... Masal tadında bir hayat... Kadın zaman zaman, vicdanı ile hesaplaştığında soruyordu kendine "Kime nasıl bir iyilik yaptımda bu adamı buldum ben" diye . Bu mutlu tablo ile ona daha fazla kulluk edebilmek için, kadın içinde kalan ukteleri yok etmeyi , sevdiği adama sunduğu bir armağan olarak görüyordu.. Ve bir gün her masalda olduğu gibi güç zamanlar çıktı karşılarına.. Kadın hayatının, hiçte sandığı gibi güvende olmadığını günün birinde öğrendi.. Yaşamlarının son bir kaç dilimlerini güçlükle çevirdiklerini, kadını her şeyden bir haber mutlu maymun gibi kendisinin çalıp kendisinin söylediğini, mutlu birlikteliklerinin sadece öyleşmiş gibi davranılmasından ibaret olduğunu öğrendi..Hiç kızmadı sevdiği adama, ardında hiç bir şey aramadı.. Kadını mutlu etmek için yaptığını düşündü.. Adamda bu varsayımı destekledi.. Artık, onlar için yeni bir sayfa açılmıştı. Kadın kendine ant içmişti onu hiç bir şekilde yanlız bırakmayacağına, her an yanında olacağına dair. Hırsla çalışmaya, hayatlarını yeni düzene koymak için çabalamaya başladılar.. Adam benliğini bulduğundan beri güven duygusunu tanıyordu. Bu onun için yabancı bir şey değildi. Bir yaşam boyu ailesinden aldığı güveni sevdiği kadından da almak onu mutlu ediyordu. Ama hesap vermeyi ve bazen verilen yanlış kararların sonuçlarının ne denli acı ödendiğini bilmiyordu.. Yaşam mücadelesinde ilk defa yanlızdı ve sevdiği kadın karşınında değişen şartlar ona çok ağır geliyordu. Sevdiği kadın ona yardımcı olmak için sürekli masrafları kıstıkça, o kendini bu durumdan sorumlu tutuyor, onun bu serzenişleri karşınında rahatlamak bir yana iyice içine kapanıyordu.Yaşadığı bu kaos bazı şeyleri net görmesine de engel oluyordu. Mesela karısının hala bir kadın, güçsüz ve güven açı biri olduğunu, unuttuğu gibi... Adam gün geçtikçe daha da inzivaya çekildi, kadın gün geçtikçe yaşadığı hayat şartları ile asabileşti.. İkisede bambaşka karakterlere, bambaşka ruh hallerine girdiler. Kadın kendini sorgulamaya başladı.. Yüzyıllık bir uykudan uyanmış gibi önce ağır sonra rutine bağlanmış bir tempo ile kaldığı yerin de gerisinden tırmalamaya başladı.. Tırmaladıkça yoruldu, zorluklar ile karşılaştıkça asabileşti, kendini ifade edemedikçe çıldırdı ve en sonunda ipin ucunu bıraktı... Adam alışık olmadığı ve yanılsımalar ile dolu hayat karşısında huzurunu, sevgisini ve en önemlisini onu mükemmel yapan mutluluğunu kaybetti, daha da içine kapandıkça kapandı. Artık bol sohpetli geceler yerini hesaplara, iki damla huzurlu dayanışmalar yerine ufak ama derin izler bırakan tartışmalara bırakmıştı.. Kadının bir şeylerin ucundan tutmak, hesabı görmek için çırpınışları, bir şeylerin hesabını sorması adamın her geçen gün iyice sinirlerini iyice bozuyordu. Kadın güçlüğe alışıkltı onu asabi yapan yaşamlarında ki keyifsizlikti. Bu sorunlar ile de pek tabii, yaşamdan keyif alınabilirdi ama adamın her şeyi silip kendi kabuğuna çekilmesi kadını iyice yanlızlığa, çözümsüzlüğe itiyordu. Eski günlerdeki biz seninle her dönem herşeyden keyif alırız konuşmalarını koca bir yalana buruk bir hayal kırıkğına dönüştürüyordu... Adam da buruktu tabii. Kendini hayatında hiç olmadığı kadar yanlız ve çaresiz hissediyordu. Güvendiği herşey teker teker yok oluyordu. Ve eşi dediği kadının nankörlük yaptığını,yaşattığı güzel günleri çabuk uttuğunu düşünüyordu. Kadının futarsızca sorduğu hesaplar karşısında şaşkına dönüyor onu tanımakda güçlük çekiyordu. Bazen girdiği kalkıştığı bu işlere pişmanlık duyuyor hatta belki onu tanıdığı güne lanetler yağdırıyordu. Sevmişti tabi ki onu, hemde çok. Ama şimdi kıyılarında sebepsiz bir yanlızlık, yıkılmışlık ve tarifi olmaz yanlışlıklar vardı.. Yıkılmışlardı.. İkisi de yıkılmıştı... Birisi yıllarca duyduğu güveni kaybetmişti, diğeri buldu sandığı güvenin aslında hiç olmadığını öğrenmişti... Bir bütün olup,hayata devam etmek bu kadar da zor olmamalıydı... Hayatın klasik gelgitleriydi bu yaşadıkları sadece... Biraz avuntu ile yüzleri nasılda gülecekti aslında..Bu şehir, bu ev, yuva oların her şeyiydi ve onlardan daha önemli hiç bir şey yoktu hayatta. Gecelerin dilsiz, kör tavrı onları sadece çıkmaza, felakete ittiğini görmek bu kadar zor olmamalıydı.. Dünde kalan gün için konuşmanın, olayları deşmenin olara yazık ettiğini, bir gün her şeyin başladığı gibi ansızın geçeğini onlara nasıl anlatmalı, nasıl öğretmeliydi?..
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 2 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 4 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Mart
2
Nasıl Anlatmalı Nasıl Öğretmeli?
• Selda Eruzun • Yaşamdan Hikayeler • 242 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
2
Nasıl Anlatmalı Nasıl Öğretmeli?
• Selda Eruzun • Yaşamdan Hikayeler • 242 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||